Fetva Meclisi
Soru
Selamunaleyküm hocam. Size bir sorum olucak. Ben Alman vatandasligini almak istiyordum (türkiyeden bir es adayi getirmek alman vatandasi oldugunda ancak benim icin bir üniversite ögrencisi olarak mümkün). Ancak bir sorun var. Basvuru yapmak icin bir belge gerekiyor. Bu belgede demokrasiye "sehadet" getirmek lazim. Dogru olduguna, tüm ilkeleri kabul ettigini vs. Yani imzani aticaksin. Bir müslümanin bu evraki imzalamasi sakincali mi hocam? ALLAH'a emanet olun. Duanizi eksik etmeyin.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Sizin baktığınız pencereden bakılacaksa ikisinde de aynı durum vardır. Siz nerede imanınıza daha güçlü sahip olacağınıza inanıyorsanız oraya göre hareket edin. Önemli olan sizin sebatınızdır. Toprak kimseyi değiştirmiyor. Değişen bizim kalbimizdir.
Selamünaleyküm.Allah'ın hükmü dışındaki bir hükmü hayat tarzı olarak benimsemeyi kabul etmek nerede olursa olsun haramdır. Almanya'da veya başka bir yerde durum değişmez. Siz böyle bir şeyi kabul etmediğiniz hâlde oradaki haklardan yararlanabilmek için imza atmış olursanız bunun zararı olmaz denmiştir. İçinizdeki imana bakın; imanınız ne diyorsa sonuç odur. Daha dikkatli inceleyecekseniz, vatandaşlığını almadan da Almanya veya bir Avrupa ülkesinde yaşamak ne kadar caizdir diye sorulabilir.
Selamünaleyküm. Hac size farz olacak kadar paranız olunca ilk fırsatta hacca gidin.
Selamünaleyküm. İlla Ümmeti Muhammed'den olmak gerekiyor. Bu kadar.
Selamünaleyküm. Mümin, yalan ve hile ile iş görmez. Almanya'ya onlarla savaşmak için kaçak girmiş olsa idiniz bu caiz olabilirdi ama siz vize alıp girdiniz oraya. O vizenizin altındaki imzanızı çiğneyemezsiniz.
Selamünaleyküm. O kazandığınızla sadaka vermeniz sizi vebalden kurtarmaz.
demokrasi konusundaki diğer fetvalar
Bu, kişinin niyetindeki ihlasa bağlı düşünülecek bir durumdur. Zira yapılan bir savaştır. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Batının Demokrasisini ‘inanır ve iman eder gibi’ destekleyenin imanını gözden geçirmesini tavsiye ederiz.. ‘Savaş hiledir’ prensibini kullanana ise söyleyecek sözümüz yoktur. Şeriat ile alakalı düşünceleri ise inşaallah dinden çıkma seviyesinde değildir. Allah’a sığınır, yardımını dileriz.
Yaşadığımız topraklarda şu anda Şeriat yoktur. Biiznillah bir gün gelecektir. Bu geleceğe gözümüzle kendi elimizi gördüğümüzden daha fazla inanıyoruz elhamdülillah. Parti ve benzeri çalışmaların ne kadar bunun için vesile olacağı ne kadar olmayacağı hususunda bir şey söyleyemem, herkes kendi niyetine göre muhasebe edilecektir. Parti kuranların ne için kurdukları ve sonra ne yaptıkları yani kalplerindeki asıl durum Allah'ın bileceği bir şeydir. Dileriz o yöntemle çalışanlar da ecir kazanmış olsunlar.
Mü'min, Allah'ın dinine aykırı olan bir işte ve anlayışta bulunmaz. Bu temel ilkemizdir. Şu veya bu diyerek de her şeyi kara listeye alıp yok sayması da beklenemez mü'minden. Zira Allah Teâlâ mü'mine takatı kadar kulluk yapmasını emretmiştir; kaldıramadığını yapmak mü'minden beklenmez. Buna göre: a- İmana aykırı olan ne varsa onu reddetmek imanın gereğidir yani imandan taviz verilmez. Bir tağut konusunu da bu şekilde anlarız, tağutun imanımızdan taviz koparmasını kabul edemeyiz. b- Yaşadığımız hayatın içinde tağutla kesiştiğimiz durumlarda da zorunlu olanlar ve keyfi olanlar diye ikiye ayırırız. Zorunlu olanları alır gerisini kabul etmeyiz. Görüldüğü gibi kesip atmak gerekmiyor. Tıpkı teslim olup erimek de gerekmediği gibi.
Bu konu ile alakalı olarak Yusuf Karadavi hoca efendinin Siyaset ve Din konusundaki kitabını okumanızı tavsiye ederim. Türkiye'deki mevcut durumla alakalı olarak sadece kanaatlerin bulunduğunu, uymanın kati bir fikir beyan etmediğini zannediyorum. Demek istediğim şudur: Bu konuda hâlâ tartışma denebilecek bir sonuç vardır. Ben şahsen kanaati muteber olabilecek biri olarak görmüyorum kendimi. Bu nedenle de 'şu doğrudur' demeyi uygun bulmuyorum. Herkes itibar ettiği âlimin peşinden gitmelidir. Ahirette mesuliyetten kurtaracak olan budur. Allah'a emanet ederim sizi.
Kalbinizin itiraz ettiği şeyi yapmayın. Kişilerin veya grupların kendi görüşlerini din gibi görmelerine destek olmak zorunda değiliz.