Fetva Meclisi
Soru
Hocam biz dört arkadaş Almanya’da yaşıyoruz, burada öğrencilere ders okutmak ve gençlik faaliyetlerini idare etmek gibi sorumluluklar üstlendik. Birkaç abimiz bizi evlerine davet ettiler. Beraber sohbet ettik ve hilafet nasıl getirilmeli, demokrasi ve oy vermenin hükmü gibi konular konuşuldu. Özellikle oy vermek hakkında çok tartıştık. Bu konuya dair videonuzu izledim lakin burada içtihadın mümkün olmadığını ve açık ve kesin yargı olduğunu söylüyorlar. Sonunda hilafeti Peygamberimiz aleyhisselam gibi getirmeye çalışacak grubun sadece Hizb-ut Tahrir olduğunu anlattılar ve katılıp katılmayacağımızı sordular. Şimdi hepimiz onların derslerine katılıyoruz ve arkadaşlarım camide gençleri de o gruba katılmak için ikna etmeye çalışıyorlar ama benim kalbim rahat değil. Özellikle oy ve demokrasiyle ilgili dedikleri kalbimi razı etmedi. Vesveseye mi kapılıyorum hocam ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Evet, bu sorun size mahsus bir sorun değildir. Kitleler bazında sahiplenilmiş bir din davasından ne yazık ki her alanda yoksunuz. Bu da gösteriyor ki Rabbimiz bizi, bulunduğumuz alanlarda tek başına bir ümmet gibi görmek istiyor. Kimse yoksa sen varsın ya! Peygamberlerin ve onların izinden gidenlerin kaderi budur. Ne mutlu size ki bu yalnızlığı dert edinmemeye hazırsınız. Kalabalıkları beklemeyin, kendinizi dik tutarak tek başına bir ümmet olmaya çalışın. Yüreğiniz dininizi ve bütün insanlığı kuşatacak çapta olsun. Yalnızlıktan yılmayın. Mahzun olmayın. Şeytanın size yapabileceği baskılardan biri budur; kimse yok diyecektir size. Melekler var ve sizin büyük yüreğiniz var Allah’ın izni ile. İmanınızı her an çalınabilecek bir mücevher gibi koruyun. Şüpheler ve tereddütler ortamına bulaşmamaya çalışın. Size yenilik ve atılım gibi gösterilebilecek ama imanınızı sarsacak ortamlardan, fikirlerden uzak durun. Haramlardan kaçının, haram şüphesinden bile uzak durun. Namaz başta olmak üzere ibadetlerinize ciddiyetle sarılın. Kur'an okuyun. Mü'min kardeşliği korumayı imanınızın gereği olarak bilin. Bulunduğunuz ortamın doğal İslam davetçisi olarak yaşayın. Kalbinizin Allah ile bağlantısını güçlü tuttuğunuz sürece de işte siz, insanlık oldunuz ümmet oldunuz tek başınıza. İlgilenmeyin gerisi ile o zaman. Allah yardımcınız olsun, yolunuz mübarek olsun.
Yaşadığımız şartların getirdiği yeni sorunlar hakkında iki ayrı sorundan söz edebiliriz. Bunların birincisi, açık bir şirk veya haram olan sonuçlara götüren sorunlardır. Bu tür sorunları aslında sorun olarak görmenin de bir gereği yoktur. Müslüman'ın tavrı açık ve nettir. Mesela faiz, ekmek, su gibi çıkmıştır önümüze. Ama bizim tavrımız bellidir. Kıyamete kadar faiz haramdır. Bu kadar. İkinci tür sorunlar, Müslümanların aralarında görüş ayrılığına neden olan, ulemanın farklı içtihatlar yaptığı konulardır. Demokratik bir eyleme iştirak etme veya demokrasiyi kullanma gibi konular böyledir. Bu durumda Müslümanlar olarak kesinlikle birbirimizi incitmeyiz. Tabi olduğumuz âlimlerin görüşüne göre hareket ederiz. Bizim izlediğimiz yolun doğru olduğunu ama diğerlerinin izlediği yolun da doğru olabileceğini, bir noktadan sonra yanıldığımızı anlarsak taassuba kaçmadan o görüşe intikal edeceğimizi bilmeliyiz. Nefislerimize uymadan, şeytanı sevindirmeden yol almanın usulü budur. Allah'a emanet olunuz.
Sorunu çözümsüzlük sınırına taşıyorsun, buna gerek yok. Her şeye rağmen genel bir istiğfar ve sürekli salih amellerle kapanır bu biiznillah. Bu şekilde düşünmeniz sağlıklı değil. Sanki affı olmaz bir günah olabilirmiş gibi kör bir noktaya taşınıyorsunuz. Tevbe ettikten sonra öyle bir günah yoktur.
- İdare edemeyeceğin belli olan bir birlikteliği dağıtman hayırlı olmuştur. Yanlışa bile bile yol veremezdin. İleride tecrüben artar ve cesaretin gelirse yeniden yaparsın. - Ailenin açık bir yasağı yoksa hayırlı ve şeffaf faaliyetlere katılmanda sakınca olmaz. Bir noktada ailen katılmanı men ederse sana farzıayın olmayan faaliyetlere katılmazsın. - Kitap okumak şart değildir. Allah Teâlâ'nın sana verdiği diğer kabiliyetleri kullanmaya bak.
Selamünaleyküm. Size dualar ederiz, Allah yardımcınız olsun. Dersleri veya kitaplarımızı tercüme etmeden önce sizin için daha yararlı olacak şekilde özetleyin, özeti tercüme edip anlatın. Evet, bu sorun oldukça derin bir sorun. İnşallah sizin de bir katkınız olur ve melekler size sadakayı cariye olacak sevaplar yazarlar. Allah işinize bereket, kalbinize ihlâs nasip etsin.
Bir kere böyle bir meselede uzman olmayanın konuşması ne kadar doğru bir iştir, önce bunu düşünmelisiniz. Sıradan bir insan beyin ameliyatı yapabilir mi? Bu da öyledir. Bu konularda söz söylemenin büyük bir vebale girmek olabileceğini unutmayınız. İkinci olarak belirttiğiniz konuda insanın durumu şudur: Allah’ın dinine karşı tez olarak demokrasiyi tercih edenin imanı tehlikededir. Bunun tartışılabilir tarafı da yoktur. Bunun ötesinde şu veya bu yorumla ya da çaresizlikten, alternatifsizlikten ötürü bir araç olarak görmenin ise aynı sonuca götüreceği söylenemez. Bu ikisi ortasında bir yere yerleşmek gerekiyor. Kendinizi bu konuya daraltılmış durumda hissetmeyiniz, rahat olun, ibadetlerinizi yapın ve yolunuza devam edin. Zira çözebileceğiniz bir konuya dalmıyorsunuz bu sözlerle, bilakis kendinizi bunaltıyorsunuz. Allah yardımcımız olsun.
demokrasi konusundaki diğer fetvalar
Hayır, asla! Yananla yanmak gerekmiyor. Gündemimizi kendi ekseninde tutmaya çalışana alet olmamız gerekmiyor. Seviyemizi kendi seviyesizliklerine düşürmeye çalışanlara muhatap olmamız gerekmiyor. Biz bir ümmetiz, içimizde her çeşit insan bulunabilir, bulunacaktır da. Dışımızdan da darbe olabilir, içimizden de. İmtihan için bulunduğumuz bu hayatta, nereden geldiğine bakmadan imtihanın gereği olan sebat ve direnci göstermek imanımızın gereğidir. Gündemimiz Kur'an ve Peygamber aleyhisselamdır. Ebedi olarak da böyle kalacaktır. Bu izledikleriniz Allah Teâlâ’nın karşımıza çıkardığı sınama araçlarıdır. Değerlerimize ne kadar bağlı olduğumuzu ve ne kadar esen yele göre sallanan yaprak olacağımızı görmek ister Allah Teâlâ. Sabredip kazanacağız, sebat edenlerden olmaktan başka çaremiz olmadığını bileceğiz. Allah’a emanet ederim sizi.
Varsayımlara cevap bulmak zordur. Bir aklın ürettiği soruya başka hangi akıl cevap verse eksik kalır. Buna dikkat ederek size şunu söyleyebilirim: Demokrasi veya başka bir sistem, sonuç şu olurdu: Orada yaşamaz ve hicret ederdi. Dönüp orayı fethederek Mekke yapardı, tevhidin dışındaki ayrıntılara da takılmazdı. İşin özeti budur.
Bu konu ile alakalı olarak Yusuf Karadavi hoca efendinin Siyaset ve Din konusundaki kitabını okumanızı tavsiye ederim. Türkiye'deki mevcut durumla alakalı olarak sadece kanaatlerin bulunduğunu, uymanın kati bir fikir beyan etmediğini zannediyorum. Demek istediğim şudur: Bu konuda hâlâ tartışma denebilecek bir sonuç vardır. Ben şahsen kanaati muteber olabilecek biri olarak görmüyorum kendimi. Bu nedenle de 'şu doğrudur' demeyi uygun bulmuyorum. Herkes itibar ettiği âlimin peşinden gitmelidir. Ahirette mesuliyetten kurtaracak olan budur. Allah'a emanet ederim sizi.
Mü'min, Allah'ın dinine aykırı olan bir işte ve anlayışta bulunmaz. Bu temel ilkemizdir. Şu veya bu diyerek de her şeyi kara listeye alıp yok sayması da beklenemez mü'minden. Zira Allah Teâlâ mü'mine takatı kadar kulluk yapmasını emretmiştir; kaldıramadığını yapmak mü'minden beklenmez. Buna göre: a- İmana aykırı olan ne varsa onu reddetmek imanın gereğidir yani imandan taviz verilmez. Bir tağut konusunu da bu şekilde anlarız, tağutun imanımızdan taviz koparmasını kabul edemeyiz. b- Yaşadığımız hayatın içinde tağutla kesiştiğimiz durumlarda da zorunlu olanlar ve keyfi olanlar diye ikiye ayırırız. Zorunlu olanları alır gerisini kabul etmeyiz. Görüldüğü gibi kesip atmak gerekmiyor. Tıpkı teslim olup erimek de gerekmediği gibi.
Yaşadığımız topraklarda şu anda Şeriat yoktur. Biiznillah bir gün gelecektir. Bu geleceğe gözümüzle kendi elimizi gördüğümüzden daha fazla inanıyoruz elhamdülillah. Parti ve benzeri çalışmaların ne kadar bunun için vesile olacağı ne kadar olmayacağı hususunda bir şey söyleyemem, herkes kendi niyetine göre muhasebe edilecektir. Parti kuranların ne için kurdukları ve sonra ne yaptıkları yani kalplerindeki asıl durum Allah'ın bileceği bir şeydir. Dileriz o yöntemle çalışanlar da ecir kazanmış olsunlar.