Fetva Meclisi
Soru
Hocam Allah Resulü demokrasiyle yönetilen bir ülkede yaşasaydı orayı nasıl İslam beldesi yapardı? Bu soru hep aklımda diye size sormak istedim. Allah razı olsun.
Cevap
Benzer fetvalar
Bu, kişinin niyetindeki ihlasa bağlı düşünülecek bir durumdur. Zira yapılan bir savaştır. Allah'a emanet olun.
Değerli kardeşim. Ben Afganistan’ı ne önceden ne de son gelişmeden sonra görmedim. Dünya basınının ve onlardan derleyen bizim basınımızın bilgileri ile orayı tanıyorum. Bir de özel olarak ilişkim bulunan oralı kardeşlerimden bilgi ediniyorum. Bu durumda da oradaki İSLAM DEVLETİ gelişmesini değerlendirme hakkım olmaz, isabetli bir kanaat kullanamam zannediyorum. Genel olarak ve şahsi görüşümü sizin için şöyle özetleyebilirim: İSLAM DEVLETİ emelimiz, o emele doğru hicret heyecanımız için Afganistan maalesef çok uzaklarda bir ihtimal gibi durmaktadır. Etnik sorunların bir numara sorun olarak canlı kaldığı bir yerde başka bir sebebe gerek kalmadan bu emel ölebilir. İnşaallah çok geçmez mü'minler olarak içimize bir serinlik rüzgârı estiren diyar olur Afganistan. Ama bu haliyle herkes yerinde otursun, evini İslamlaştırsın.
Müslüman’ın hedefi dinini yaşamaktır. Dinini nerede yaşayabiliyorsa orası onun için vatan olur. Yaşamadığı yer de ona sakıncalı yer olur. Bu mantıkla bakmaya çalışın. Allah yardımcınız olsun.
Ölen bir insan Müslüman olmasa bile insan olduğu için yakılamaz. Kanunen bir sıkıntı oluşmayacaksa annesinin yakılmamasını sağlasın. Böyle bir imkânı yoksa mesuliyeti olmaz biiznillah.
Sırf bu nedenle hata yapılmış olmaz. Bulunduğun bölümü en iyi şekilde değerlendir, imanının gereğini yapmakta gecikme, gerisi iyi olur biiznillah.
Sırf bu nedenle hata yapılmış olmaz. Bulunduğun bölümü en iyi şekilde değerlendir, imanının gereğini yapmakta gecikme, gerisi iyi olur biiznillah.
demokrasi konusundaki diğer fetvalar
Hayır, asla! Yananla yanmak gerekmiyor. Gündemimizi kendi ekseninde tutmaya çalışana alet olmamız gerekmiyor. Seviyemizi kendi seviyesizliklerine düşürmeye çalışanlara muhatap olmamız gerekmiyor. Biz bir ümmetiz, içimizde her çeşit insan bulunabilir, bulunacaktır da. Dışımızdan da darbe olabilir, içimizden de. İmtihan için bulunduğumuz bu hayatta, nereden geldiğine bakmadan imtihanın gereği olan sebat ve direnci göstermek imanımızın gereğidir. Gündemimiz Kur'an ve Peygamber aleyhisselamdır. Ebedi olarak da böyle kalacaktır. Bu izledikleriniz Allah Teâlâ’nın karşımıza çıkardığı sınama araçlarıdır. Değerlerimize ne kadar bağlı olduğumuzu ve ne kadar esen yele göre sallanan yaprak olacağımızı görmek ister Allah Teâlâ. Sabredip kazanacağız, sebat edenlerden olmaktan başka çaremiz olmadığını bileceğiz. Allah’a emanet ederim sizi.
Bir kere böyle bir meselede uzman olmayanın konuşması ne kadar doğru bir iştir, önce bunu düşünmelisiniz. Sıradan bir insan beyin ameliyatı yapabilir mi? Bu da öyledir. Bu konularda söz söylemenin büyük bir vebale girmek olabileceğini unutmayınız. İkinci olarak belirttiğiniz konuda insanın durumu şudur: Allah’ın dinine karşı tez olarak demokrasiyi tercih edenin imanı tehlikededir. Bunun tartışılabilir tarafı da yoktur. Bunun ötesinde şu veya bu yorumla ya da çaresizlikten, alternatifsizlikten ötürü bir araç olarak görmenin ise aynı sonuca götüreceği söylenemez. Bu ikisi ortasında bir yere yerleşmek gerekiyor. Kendinizi bu konuya daraltılmış durumda hissetmeyiniz, rahat olun, ibadetlerinizi yapın ve yolunuza devam edin. Zira çözebileceğiniz bir konuya dalmıyorsunuz bu sözlerle, bilakis kendinizi bunaltıyorsunuz. Allah yardımcımız olsun.
Kalbinizin itiraz ettiği şeyi yapmayın. Kişilerin veya grupların kendi görüşlerini din gibi görmelerine destek olmak zorunda değiliz.
Bu konu ile alakalı olarak Yusuf Karadavi hoca efendinin Siyaset ve Din konusundaki kitabını okumanızı tavsiye ederim. Türkiye'deki mevcut durumla alakalı olarak sadece kanaatlerin bulunduğunu, uymanın kati bir fikir beyan etmediğini zannediyorum. Demek istediğim şudur: Bu konuda hâlâ tartışma denebilecek bir sonuç vardır. Ben şahsen kanaati muteber olabilecek biri olarak görmüyorum kendimi. Bu nedenle de 'şu doğrudur' demeyi uygun bulmuyorum. Herkes itibar ettiği âlimin peşinden gitmelidir. Ahirette mesuliyetten kurtaracak olan budur. Allah'a emanet ederim sizi.
Mü'min, Allah'ın dinine aykırı olan bir işte ve anlayışta bulunmaz. Bu temel ilkemizdir. Şu veya bu diyerek de her şeyi kara listeye alıp yok sayması da beklenemez mü'minden. Zira Allah Teâlâ mü'mine takatı kadar kulluk yapmasını emretmiştir; kaldıramadığını yapmak mü'minden beklenmez. Buna göre: a- İmana aykırı olan ne varsa onu reddetmek imanın gereğidir yani imandan taviz verilmez. Bir tağut konusunu da bu şekilde anlarız, tağutun imanımızdan taviz koparmasını kabul edemeyiz. b- Yaşadığımız hayatın içinde tağutla kesiştiğimiz durumlarda da zorunlu olanlar ve keyfi olanlar diye ikiye ayırırız. Zorunlu olanları alır gerisini kabul etmeyiz. Görüldüğü gibi kesip atmak gerekmiyor. Tıpkı teslim olup erimek de gerekmediği gibi.
Yaşadığımız topraklarda şu anda Şeriat yoktur. Biiznillah bir gün gelecektir. Bu geleceğe gözümüzle kendi elimizi gördüğümüzden daha fazla inanıyoruz elhamdülillah. Parti ve benzeri çalışmaların ne kadar bunun için vesile olacağı ne kadar olmayacağı hususunda bir şey söyleyemem, herkes kendi niyetine göre muhasebe edilecektir. Parti kuranların ne için kurdukları ve sonra ne yaptıkları yani kalplerindeki asıl durum Allah'ın bileceği bir şeydir. Dileriz o yöntemle çalışanlar da ecir kazanmış olsunlar.