Fetva Meclisi
Soru
Hocam, şu an içinde bulunduğumuz ülkede oy kullanma diye bir durum söz konusu biliyorsunuz. Bu oy kullanma hususunda nasıl hareket etmeliyiz? Kullanmalı mı, yoksa çekimser mi olmalıyız? Kullanırsak tağuta mı destek vermiş oluruz?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir kere böyle bir meselede uzman olmayanın konuşması ne kadar doğru bir iştir, önce bunu düşünmelisiniz. Sıradan bir insan beyin ameliyatı yapabilir mi? Bu da öyledir. Bu konularda söz söylemenin büyük bir vebale girmek olabileceğini unutmayınız. İkinci olarak belirttiğiniz konuda insanın durumu şudur: Allah’ın dinine karşı tez olarak demokrasiyi tercih edenin imanı tehlikededir. Bunun tartışılabilir tarafı da yoktur. Bunun ötesinde şu veya bu yorumla ya da çaresizlikten, alternatifsizlikten ötürü bir araç olarak görmenin ise aynı sonuca götüreceği söylenemez. Bu ikisi ortasında bir yere yerleşmek gerekiyor. Kendinizi bu konuya daraltılmış durumda hissetmeyiniz, rahat olun, ibadetlerinizi yapın ve yolunuza devam edin. Zira çözebileceğiniz bir konuya dalmıyorsunuz bu sözlerle, bilakis kendinizi bunaltıyorsunuz. Allah yardımcımız olsun.
Eğer o kardeşler şirket de kurulmaz, işçi de olunulmaz diyorlar ve kendilerine göre çare üretiyorlarsa, içtihatlarını saygıyla karşılamak zorundayız. Nihayetinde onlar da bir içtihat yapmışlardır ve niyetleri sahih olduğu sürece mecurdurlar. Hayır sadece oy ve benzeri cemaat meselelerinde böyle düşünüyor da kendilerine ait işlerde mazeretler uyduruyorlarsa yine de onlara ilişmemiz gerekmez; herkese kendi içtihadı yeter. Ama birbirimizle asla tartışmamalı, birbirimizi incitmemeliyiz. Bunlar, bizim birbirimizin hakkına tecavüz etmemize sebep olmamalıdır. Allah için yapıyor olduktan sonra bırakalım kimin ne yaptığına Allah karar versin. Birbirimize dualar edelim.
Müslüman'ın akidesiyle bağlı olmayan bir işi olamaz. Ancak akidesi, ona her şeyi yasaklamıyor. Bir beşeri sistemi tesis veya teyit etme anlamında verilen destek elbette akide sınırları dışında bir iş olamaz. Oy vermenin de başka bir anlamı olamaz. Sonradan şekillenen konularda Müslümanlar tabii olarak farklı içtihadlara sahip olmaktadırlar. Bu konu da farklı içtihadların ortaya çıktığı konulardandır. Birbirimizi, böyle içtihad neticesi olan hususlarda tenkit etmemizin uygunluğu yoktur. İnşaallah niyetlerimizle me'cur oluruz. İçtihatlarımıza ayet hadis kalitesi vermek cahillikten başka bir şeyi yansıtmaz.
Sonradan ortaya çıkmış meselelerde Müslümanlar ictihad ederek karar verirler. Bu ictihadları da Kur'an ve sünnete göre olur ya da olmalıdır. İbn-i Teymiye veya başka birinin sözüne gerek yok, beşeri bir sistemin hakkında Müslüman'ın ne diyeceği bellidir. Ama özel şartlar veya benzeri nedenlerle Müslümanların yaptıkları ictihadları aralarında münazara konusu haline getirmeleri uygun değildir. Niyetlerimizi ve amellerimizin akıbetini Allah'a havale etmek zorundayız. Birbirimizin kadıları durumunda olamayız. Bir Müslüman'ın Allah'ın kitabı ile hükmedilmeyen bir yerde huzur içinde yaşaması, hicret etmemesi tartışılmazken öbür Müslüman'ın filan yerde oy kullanması tartışılırsa dengesizlik olur. Bunun için birbirimizi ictihadi konularda serbest görmeliyiz. Niyetlerimiz, hırs ve menfaatlerimizden arınmış olarak canlı kalabiliyorsa inşaallah bizim için kurtarıcı olur. Allah'a emanet olunuz.
Aleykümselam. Oy vermeyi mü'min olarak, imanımızla alakalı görürüz. Demokrasinin sandığına tenezzül etmemek bir tercihimiz olabilir. Oy vermek de belli bir fıkhî gerekçe ile tercihimiz olabilir. Her iki durumda da MÜMİN KİMLİĞİMİZ GEREĞİ yaptığımız bir iştir. Namazı mü'min olduğumuz için kıldığımız gibi. Bir mü'min reşid oduktan sonra kimsenin talimatı ile iş yapmaz. Hakkı hak olduğu için yerine getirir. Namazda da oy kullanmakta da. Kıyamet günü 'babamın hatırı için namaz kılmamıştım.' denemeyeceği gibi oyda da öyle bir gerekçe kullanılamaz. Bu arada babanızla da cedelleşmemeyi ilke edinmelisiniz.
Selamünaleyküm. Bu ve benzeri hususlarda kimsenin kimseyi tatmin etmesi mümkün değildir. Tatmin olmak için sizden cevap isteyen yoktur zaten. Herkes kendi görüşünün en doğrusu olduğuna inanıyor. Siz, kalbinizin tatmin olduğu tarafa dikkat edin, başkalarının kanaatlerini önemsemeniz gerekmez. Allah'ın hükümleri ile hükmetmeyen hatta o hükümleri yok sayan bir sistemi, Müslüman'ın kendisine ait görmesi elbette kabul edilemez bir hatadır. Hatta bu kabullenmede samimiyet varsa bunu imandan kayma olarak da görebiliriz. Yalnız tevil ederek yani esasen o sistemi benimsemediği hâlde, bazı tevillerle içinde bulunanlar için aynı şeyleri söylemek gayet tehlikelidir. Bundan Allah'a sığınırız. Olsa olsa bir hatadan söz edebiliriz. Bir başka husus da biz Müslümanlar olarak, vazifemizi yanlışları bulma ve ikaz etme ile sınırlandıramayız. Asıl vazifemiz bize ait olanı ihya etmektir. Bunun için herkes çalışmalıdır.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
İmamların, imamlık yapmaları karşılığında ücret almalarını nehyeden ciddi bir fetvaya rastlamadım. İmamlığın hakkını vermek ve ücret verenin kimliği ayrı bir konudur şüphesiz. Allah'a emanet olunuz
Aziz kardeşim, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizi rüyada görmek veya sizin karşılaştığınıza benzer hallerle karşılaşmak doktorların kullandığı antibiyotik ilaçlara benzer. Mikropların kırılmasına, bünyenin toparlanmasına yardım ederler ama ölçüsüz kullanıldığında da yan etkisi daha ağır olabilir. Karşılaştığınız durum, sizi daha fazla sünnete sarılmaya, daha çok Kur'an okumaya, din için daha farzla çalışmaya sevk ederse ne âlâ! Daha ileri gidip kendinizi zorlamamalısınız. Allah Teala'dan bizi nefislerimizle başbaşa bırıkmamasını dileriz. Birbirimize dualar edelim. Çok gayret edelim.
Kadının şarkı söylemesi bir kenara, şarkı söylenmesi ve Müslüman'ın şarkı dinlemesi ne kadar olabilir bir şeydir? Allah Teala, hepimizi nefislerimizin şerrinden korusun. Kadınların, erkeklerin de dinleyeceği/izleyeceği şekilde şarkı söylemesi, bu esnada bedenlerini dikkat çekecek hale getirmeleri olsa olsa kıyamet âlâmeti olabilir. Aman dikkat edelim. Allah yardımcımız olsun.
Şunu öncelikle bilmekte yarar vardır: Yatsıdan sonra uyumanın dışında uykunun sağlığa zarar vermediği tek vakit, öğle ikindi arasındaki kaylule vaktidir. Bunun dışında akşamdan önce veya yatsıdan önce uyumanın sakıncası vardır. İkindiden sonraki uyumanın keraheti de akşam namazınını vaktinin kısa olması nedeniyle namazı geciktirmeye sebep olacağı endişesindendir. İlke olarak yatsı namazını kılıp yatmaya, sabah namazına kalktıktan sonra da uyumamaya alışalım. Allah'tan yardımını dileriz.
Kumar olan her şey kumar olduğu için kesin haramdır. Kumara benzeyen, kumarı çağrıştıran, kumara yol açan da ona kaymaya neden olduğu için haramdır. Allah'a emanet olunuz
Sigorta umumiyetiyle caiz değildir. Ancak zaruret halinde sigorta yaptırılabilir. Devletin mecbur etmesi de bir tür zarurettir.