Fetva Meclisi
Soru
Hocam gerek son referandum, gerek oy hadiseleri noktasında çekincelerimiz var. Oy verme eylemi akidevi bir konu mudur yoksa siyasi bir durum mudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Yaşadığımız şartların getirdiği yeni sorunlar hakkında iki ayrı sorundan söz edebiliriz. Bunların birincisi, açık bir şirk veya haram olan sonuçlara götüren sorunlardır. Bu tür sorunları aslında sorun olarak görmenin de bir gereği yoktur. Müslüman'ın tavrı açık ve nettir. Mesela faiz, ekmek, su gibi çıkmıştır önümüze. Ama bizim tavrımız bellidir. Kıyamete kadar faiz haramdır. Bu kadar. İkinci tür sorunlar, Müslümanların aralarında görüş ayrılığına neden olan, ulemanın farklı içtihatlar yaptığı konulardır. Demokratik bir eyleme iştirak etme veya demokrasiyi kullanma gibi konular böyledir. Bu durumda Müslümanlar olarak kesinlikle birbirimizi incitmeyiz. Tabi olduğumuz âlimlerin görüşüne göre hareket ederiz. Bizim izlediğimiz yolun doğru olduğunu ama diğerlerinin izlediği yolun da doğru olabileceğini, bir noktadan sonra yanıldığımızı anlarsak taassuba kaçmadan o görüşe intikal edeceğimizi bilmeliyiz. Nefislerimize uymadan, şeytanı sevindirmeden yol almanın usulü budur. Allah'a emanet olunuz.
Sonradan ortaya çıkmış meselelerde Müslümanlar ictihad ederek karar verirler. Bu ictihadları da Kur'an ve sünnete göre olur ya da olmalıdır. İbn-i Teymiye veya başka birinin sözüne gerek yok, beşeri bir sistemin hakkında Müslüman'ın ne diyeceği bellidir. Ama özel şartlar veya benzeri nedenlerle Müslümanların yaptıkları ictihadları aralarında münazara konusu haline getirmeleri uygun değildir. Niyetlerimizi ve amellerimizin akıbetini Allah'a havale etmek zorundayız. Birbirimizin kadıları durumunda olamayız. Bir Müslüman'ın Allah'ın kitabı ile hükmedilmeyen bir yerde huzur içinde yaşaması, hicret etmemesi tartışılmazken öbür Müslüman'ın filan yerde oy kullanması tartışılırsa dengesizlik olur. Bunun için birbirimizi ictihadi konularda serbest görmeliyiz. Niyetlerimiz, hırs ve menfaatlerimizden arınmış olarak canlı kalabiliyorsa inşaallah bizim için kurtarıcı olur. Allah'a emanet olunuz.
Eğer o kardeşler şirket de kurulmaz, işçi de olunulmaz diyorlar ve kendilerine göre çare üretiyorlarsa, içtihatlarını saygıyla karşılamak zorundayız. Nihayetinde onlar da bir içtihat yapmışlardır ve niyetleri sahih olduğu sürece mecurdurlar. Hayır sadece oy ve benzeri cemaat meselelerinde böyle düşünüyor da kendilerine ait işlerde mazeretler uyduruyorlarsa yine de onlara ilişmemiz gerekmez; herkese kendi içtihadı yeter. Ama birbirimizle asla tartışmamalı, birbirimizi incitmemeliyiz. Bunlar, bizim birbirimizin hakkına tecavüz etmemize sebep olmamalıdır. Allah için yapıyor olduktan sonra bırakalım kimin ne yaptığına Allah karar versin. Birbirimize dualar edelim.
Selamünaleyküm. Bu ve benzeri hususlarda kimsenin kimseyi tatmin etmesi mümkün değildir. Tatmin olmak için sizden cevap isteyen yoktur zaten. Herkes kendi görüşünün en doğrusu olduğuna inanıyor. Siz, kalbinizin tatmin olduğu tarafa dikkat edin, başkalarının kanaatlerini önemsemeniz gerekmez. Allah'ın hükümleri ile hükmetmeyen hatta o hükümleri yok sayan bir sistemi, Müslüman'ın kendisine ait görmesi elbette kabul edilemez bir hatadır. Hatta bu kabullenmede samimiyet varsa bunu imandan kayma olarak da görebiliriz. Yalnız tevil ederek yani esasen o sistemi benimsemediği hâlde, bazı tevillerle içinde bulunanlar için aynı şeyleri söylemek gayet tehlikelidir. Bundan Allah'a sığınırız. Olsa olsa bir hatadan söz edebiliriz. Bir başka husus da biz Müslümanlar olarak, vazifemizi yanlışları bulma ve ikaz etme ile sınırlandıramayız. Asıl vazifemiz bize ait olanı ihya etmektir. Bunun için herkes çalışmalıdır.
Aleykümselam. Mevcut sistemi, Allah'ın dininin yerine konabilir gören için bu denenlerin tamamı doğrudur. O niyetle verilen oy da dinden çıkmaktır. Bunda hiçbir itiraz yoktur. Bunun aksine mevcut yapıyı, şerrinden emin olmak veya hakka giderken geçilecek bir köprü olarak görmek ise o şekilde yorumlanmamalıdır. Niyetlerin önemli tutulduğu dinimiz var; herkes niyetine göre değerlendirilecektir.
Demokrasi ve onun ürettiği sorunlar/çözümler akide ve fıkıh kitaplarımızın umumiyetle ele almadığı konulardan oluşmaktadır. Böyle bir durum da tabii olarak Müslümanların, nasıl bir tavır gösterecekleri konusunda aralarında ihtilaf etmelerine neden olmaktadır. Bu, bir ictihad meselesidir. Müslümanlar, samimi olduktan sonra birbirlerini ictihadi konularda tenkit etmemelidirler. Gaye Allah rızası ise, iyi niyetle yapılan işlerde akıbetin hayır olacağını umarız. Allah sonumuzu hayretsin.
akide konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm.Zayıf hadisleri MEVZU gibi göremeyiz. Akide ve hüküm gerektiren konularda onlarla amel etmeyiz, o kadar.
Selamünaleyküm. Türkçede “güzel, tatlı” gibi anlamlar için kullanılmaktadır bu kelime. Bu açıdan söylenmesinde akide açısından bir sakınca olmayacağını düşünüyorum. Yine de dile alıştırılmaması daha iyi olur.
İmam Azam -Allah ona rahmet etsin- bu Ümmet'in büyüklerinden ve ilimde ilklerindendir. Açtığı çığır o kadar büyüktür ki, talebelerinin sürdürdüğü ilim yolu, onlarla anılacak kadar büyük ve geniş bir yol olarak devam etmiştir. Bu bir berekettir. Fakat şunu kesin bir ölçü olarak bilelim: İmam Azam da, talebeleri de biz de hepimiz Ashabı kiramın akidesindeyiz. Başka akideden olmak insanı cennete koymaz. Aradaki duyduğumuz isimler sadece ara durakların isimleridir. İstasyonumuz ashabın istasyonudur. Allah'a emanet olasınız.
Bunun temelinde asıl tereddüt, Peygamber aleyhisselam ve elimizdeki kitap olan Kur'an'dadır. Siz yanlış bir soruyu irdeliyorsunuz. Bu irdelemenizin nedeni de hissedin veya etmeyin piyasadaki mevcut din üzerinden yürütülen felsefeli tartışmalara takılmaktır. İstiğfar edin, imanınızla alakalı bataklıklara yaklaşmayın. Allah yardımcımız olsun.
'Vela ve Bera' mü'minin mü'min ile kâfirin de kâfir ile olması anlamına anlaşılmalıdır. İki cephe var bu dünyada: Mü'minler ve kâfirler. Eğer bir mü'min kendini, kâfirlerin yanında da durabilecek anlayışta görüyorsa işte tehlike budur ve bu iman açısından sıkıntıdır. Meseleyi böyle anlayabilirsiniz.
Akide: İnanılan esaslara verilen isimdir. Şeriat: İbadet ve hayat kurallarının dine göre belirlenmesidir. Fıkıh: Dine dair bilgilerin kaynakları ile öğrenilmesidir.