Fetva Meclisi
Soru
Vela ve bera akidesini anlamayan ve uygulamayan Müslümanlar dinden çıkar mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Şöyle anlayabilirsiniz: a- Günlük sosyal ilişkilerimizde, İş yeri bağlantılarımızda, Ticaretimizde insanların dini bizi etkilemez. b- Dinimiz ve ibadetimizle alakalı bir konuda ise biz bir dünyayız, onlar başka bir dünyadır. Ne onları işimize karıştırırız ne de biz onların bir işine yakın dururuz. İman konularında da amel konularında da bu böyledir.
Ne olursunuz Müslüman bir kimseyi küfür gibi ağır bir ifadeyle itham etmeyin. Müslüman kardeşlerinizin iman muhasebesini tutmayın. Allah'tan korkun.
İmana dair bu ümmetin temel esaslarını veya onlardan birini kabul etmeyen mü'min olamaz. Biri hakkında tevil yapan yani 'o şöyledir' gibi bir yorum yapan için ise ‘imandan çıkmış' demesek de sıkıntılı biri olduğunu kabul ederiz. Diğer hususlarda doğru olmasına bir engel oluşturmaz bu durum ama biz iman esaslarından birini ezen birinden istifade etmeye mecbur hissetmemeliyiz kendimizi.
Selamünaleyküm. Her kavram gibi bunların da kullanımında sulandırma olabilir ama bu kavramlar bizim ümmetimize ait kavramlardır.
Selamünaleyküm. 'Müslüman’a küfretmek, ağırlığı açısından kâfir olmak kadar büyük bir günahtır' şeklinde anlaşılmalıdır. Dinden çıkaran bir küfürdür denmez.
Selamünaleyküm. Bu bir hayaldir, hayaller üzerinden muhakeme doğru olmaz.
akide konusundaki diğer fetvalar
Bunun temelinde asıl tereddüt, Peygamber aleyhisselam ve elimizdeki kitap olan Kur'an'dadır. Siz yanlış bir soruyu irdeliyorsunuz. Bu irdelemenizin nedeni de hissedin veya etmeyin piyasadaki mevcut din üzerinden yürütülen felsefeli tartışmalara takılmaktır. İstiğfar edin, imanınızla alakalı bataklıklara yaklaşmayın. Allah yardımcımız olsun.
İmam Azam -Allah ona rahmet etsin- bu Ümmet'in büyüklerinden ve ilimde ilklerindendir. Açtığı çığır o kadar büyüktür ki, talebelerinin sürdürdüğü ilim yolu, onlarla anılacak kadar büyük ve geniş bir yol olarak devam etmiştir. Bu bir berekettir. Fakat şunu kesin bir ölçü olarak bilelim: İmam Azam da, talebeleri de biz de hepimiz Ashabı kiramın akidesindeyiz. Başka akideden olmak insanı cennete koymaz. Aradaki duyduğumuz isimler sadece ara durakların isimleridir. İstasyonumuz ashabın istasyonudur. Allah'a emanet olasınız.
Akide: İnanılan esaslara verilen isimdir. Şeriat: İbadet ve hayat kurallarının dine göre belirlenmesidir. Fıkıh: Dine dair bilgilerin kaynakları ile öğrenilmesidir.
KURTARDI sözcüğü, Allah Teâlâ için kullanıldığı gibi kullanılırsa elbette bundan akidevi bir sorun çıkar. Öyle değil de “kurtulmasına sebep oldu” anlamında kullanılırsa bir sakınca oluşmaz biiznillah.
Elbette Müslüman bir insan için zorunlu bilgi denebilecek bilgiler vardır. Bu bilgiler yaşadığı dünya hayatının gerektirdiği zorunlu bilgiler olabileceği gibi dini için zorunlu bilgiler de olabilir. Eski ulemamız bu bilgi türüne ZARURAT-I DİNİYYE BİLGİSİ (din için zorunlu olan bilgiler) adını vermişlerdir. Bu kavrama yakın bir kavram olarak icma, avam bilgisi, mütevatir, değişmez sabiteler, bilinmemesi Müslüman için uygun olmayan meseleler olarak da anılabilir ama bu ifadelerin farklı açılımları da vardır. Bu tür zorunlu bilgilerin kaynağı naslar ve icmadır. Genel olarak Müslüman için zorunlu denebilecek bilgiyi şöyle tarif edebiliriz: “Âlim ve âlim olmayanın bilmek açısından aynı olduğu, bir özel tahsil gerekmeden öğrenilebilen tartışmasız konulardır.” Bu tarifin açılımı yapıldığında görülecektir ki, zorunlu bilgilerde: Âlimlere ait özel bilgi yoktur. İnsanlar arasında yaygın olduğu için derin bir araştırma gerektirmeyen bilgilerdir. Bu bilgiler nesilden nesile aktarılarak Müslümanlar arasında yayılmıştır. Bazı âlimlerin veya bir âlimin ortaya attığı özel bir görüş için bu kural geçerli değildir. Herkesin bildiği açık bilgilerden oluşur. Bu bilgiler zamanla değişmez, içtihat alanına girmez yani bu konularda içtihat yapılamaz, tartışılamaz. Bu bilgilerin varlığı dinin temel kurallarını oluşturduğu için akla göre olması gerekmez, akıl mantık üzerinden değerlendirilemez. Akide, ibadet ve ahlâka ait genel kurallardan oluşur. Bu konuları bilememek bilmeyen için özür kabul edilebilir. İnkâr eden için ise “dinin temellerinden birini inkâr etme” kuralı işleyebilir.
İslam’a en iyi davet İslam’ı iyi bir şekilde yaşamaktır. İslam’a iman edenlerin tek yürek gibi olmaları kadar güzel bir davet olamaz. İslam’a davetin nasıllığı konusunda bile tartışanların varlığı gibi açık bir engel olabilir mi Müslüman olacaklar için? Dinimizi yaşamalıyız, davet yaşamamız kadar öncelikli olamaz. Birinci basamağı basmadan da ikinci basamağa basamayız. Almanya’da veya başka bir yerde kural böyledir.