Fetva Meclisi
Soru
Yanlış oy vermek kıyamet fitilini ateşlemektir diye bir konuşmanız üzerinden özellikle sosyal medyada bazı radikal gruplarla tartışıyoruz. Onlar kesinlikle bu sistemde oy kullanılmaz, siyasi çalışmalarda bulunulmaz, küfür düzenidir gibi bilgiler vermekteler. Kur'an'a, sünnete, asrı saadete göre yaşamalıyız demekteler, olayın aslı nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Yaşadığımız şartların getirdiği yeni sorunlar hakkında iki ayrı sorundan söz edebiliriz. Bunların birincisi, açık bir şirk veya haram olan sonuçlara götüren sorunlardır. Bu tür sorunları aslında sorun olarak görmenin de bir gereği yoktur. Müslüman'ın tavrı açık ve nettir. Mesela faiz, ekmek, su gibi çıkmıştır önümüze. Ama bizim tavrımız bellidir. Kıyamete kadar faiz haramdır. Bu kadar. İkinci tür sorunlar, Müslümanların aralarında görüş ayrılığına neden olan, ulemanın farklı içtihatlar yaptığı konulardır. Demokratik bir eyleme iştirak etme veya demokrasiyi kullanma gibi konular böyledir. Bu durumda Müslümanlar olarak kesinlikle birbirimizi incitmeyiz. Tabi olduğumuz âlimlerin görüşüne göre hareket ederiz. Bizim izlediğimiz yolun doğru olduğunu ama diğerlerinin izlediği yolun da doğru olabileceğini, bir noktadan sonra yanıldığımızı anlarsak taassuba kaçmadan o görüşe intikal edeceğimizi bilmeliyiz. Nefislerimize uymadan, şeytanı sevindirmeden yol almanın usulü budur. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Bu ve benzeri hususlarda kimsenin kimseyi tatmin etmesi mümkün değildir. Tatmin olmak için sizden cevap isteyen yoktur zaten. Herkes kendi görüşünün en doğrusu olduğuna inanıyor. Siz, kalbinizin tatmin olduğu tarafa dikkat edin, başkalarının kanaatlerini önemsemeniz gerekmez. Allah'ın hükümleri ile hükmetmeyen hatta o hükümleri yok sayan bir sistemi, Müslüman'ın kendisine ait görmesi elbette kabul edilemez bir hatadır. Hatta bu kabullenmede samimiyet varsa bunu imandan kayma olarak da görebiliriz. Yalnız tevil ederek yani esasen o sistemi benimsemediği hâlde, bazı tevillerle içinde bulunanlar için aynı şeyleri söylemek gayet tehlikelidir. Bundan Allah'a sığınırız. Olsa olsa bir hatadan söz edebiliriz. Bir başka husus da biz Müslümanlar olarak, vazifemizi yanlışları bulma ve ikaz etme ile sınırlandıramayız. Asıl vazifemiz bize ait olanı ihya etmektir. Bunun için herkes çalışmalıdır.
Bizim bir ibadet etme yükümlülüğümüz var bir de hata işlememe yükümlülüğümüz vardır. İbadetlerimizi yapıyor da hatadan da kaçınmıyorsak bu, bir yandan kazandığımızı bir yandan da borç yaptığımızı gösterir. Borçlar kazançtan fazla olması halinde terazi cehennemi gösterecek, aksi durumda da cenneti gösterecektir. Meseleye böyle bakalım. Oyun oynamaya gelince, mağlup olan ya da şöyle yapan ödeyecek denmesi durumunda bu bir kumardır, haramdır. Aksi takdirde boş işlerden bir iş olarak sahiplerini zarara uğratan bir hata işlenmiş olur. İstiğfar gerektirir. Şunu da unutmayalım: Tarikatta olmak, hata işlememek teminatı değildir. Biz, İslam'dayız da yine hata edebiliyoruz, tarikatta olmak nasıl garanti olsun. Mühim olan hemen Allah'ın kapısına yönelmektir. Allah'a emanet olun.
Aleykümselam.Allah'ın dinine davet etmek, dinin yaşanması için gayret etmek elbette görevlerimizdendir. Ne var ki, öncelikli ve şartsız görevimiz kendimizi ateşten korumak olmalıdır. Yanarak yanmaktan kurtarmak olmaz. Bu bir hatadır. Ashabı kiramdan daha büyük hizmet ehli olmak, onlardan daha iyisini yapmak mümkün müdür? Bir zaman sonra da, başkalarının namaz kılabilmesi için namazı terk etmek, birilerinin oruç tutması için oruç tutmamak gibi bir safsata çıkabilir önümüze. Örneğimizi günümüzün Müslümanlarından alamayız. Ashabı kiram bizim örneğimizdir. Kendinizi yaşıtlarınızla kıyaslamayın. Başarıyı da rakamlarla ve görüntülerle ölçmeyin. Allah'ın rızasına ölçün ölçtüğünüzü. Peygamber aleyhisselamın Sünnet'ine uyabildiğimiz kadar, ashabı kirama benzeyebildiğimiz kadar iyi yoldayız demektir. Medyanın şirin gösterdiğine imrenirsek aldanmış olabiliriz. Doğru olan az olabilir. Az olması doğruluğunu değiştirmez. Altın azdır demir çoktur ama demir hep demirdir.
Bu ümmetin dış düşmanları kadar iç düşmanları da olacaktır. Yer yer iç düşmanlar daha yoğun da olabilecektir. Buna hazır olmamız gerekir. Sözünü ettiğiniz örnekler ne yazık ki, içimizden üremiş unsurlardır. Tartışarak, cevap yetiştirerek onları daha fazla bileylemiş olabiliriz. Hedefimiz öncelikli olarak kendi imanımızı ve safiyetimizi korumak olmalıdır. Onları düzeltmeye çalışırken kendimizi helak edersek daha kötü bir sonuca katlanırız maazallah. Tavsiyemiz kendimizi korumaktır. Onları ilim adamlarına havale etmekte yarar var.
Aleykümselam. Oy vermeyi mü'min olarak, imanımızla alakalı görürüz. Demokrasinin sandığına tenezzül etmemek bir tercihimiz olabilir. Oy vermek de belli bir fıkhî gerekçe ile tercihimiz olabilir. Her iki durumda da MÜMİN KİMLİĞİMİZ GEREĞİ yaptığımız bir iştir. Namazı mü'min olduğumuz için kıldığımız gibi. Bir mü'min reşid oduktan sonra kimsenin talimatı ile iş yapmaz. Hakkı hak olduğu için yerine getirir. Namazda da oy kullanmakta da. Kıyamet günü 'babamın hatırı için namaz kılmamıştım.' denemeyeceği gibi oyda da öyle bir gerekçe kullanılamaz. Bu arada babanızla da cedelleşmemeyi ilke edinmelisiniz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Yaptığınız iş, 1- İnsanların namaz ve benzeri ibadetlerini aksatmıyorsa, 2- Rızıklarından kısıp size vererek mağdur olmalarına sebep olmuyorsa, 3- Derslerini ve yükselmelerini engellemiyorsa, 4- Ebeveynlerine asi olmalarına neden olmuyorsa, 5- Zina ve kumar gibi haramlara alışmalarına vesile olmuyorsa, 6- Haramlardan bir harama kaymalarına neden olmuyorsa yapılmasında bir sakınca yoktur. Aksi oluyorsa kimseye sormanıza gerek yoktur; yanlışa yataklık yaptıkça helal kazanmış olmazsınız. Allah sizi ve bizi hatadan korusun.
1- Sakın bir daha namaz ve benzeri ibadetlerle kul hakkını karıştırmayın. Kul hakkından daha büyük bir hata işlemiş olursunuz. Gırtlağımıza kadar batsak bile Rabbimizin kapısından geri kalamayız. Bu bizim kanunumuzdur. Bin kişiyi öldürmüş olsanız dahi son kapınız Allah'ın kapısıdır; o kapıdan asla ayrılmayın. 2- Tevbenizi yapın ve bundan sonra çok dikkat edin. Helalleşmeniz mümkün olanlarla helalleşin. İçinizden o heyecan kaybolmasın. Gerisini de Allah'a bırakın. Kendinizi iyilerin arasında tutmaya çalışın. Umutsuz kalmayın. Allah'a emanet olun.
Üzerinde kaza namazı bulunan mü'min, o namazları gün gün şeklinde kılması gerekmez. Vakit vakit kılabilir. Ne zaman fırsat bulursa o fırsatta bir, iki, üç ve daha fazla namazı kaza edebilir. Yalnız, Akşam namazına ve öğlen namazına bir saat kala ile güneş doğduktan sonraki bir saatte kılmaması daha doğrudur. Allah'a emanet olunuz.
Tüp bebek, ilke olarak tıbbî bir tedavi yöntemidir. Sakıncalı bölümleri olabilir; bunun için tedavi olacak kişinin hangi yöntemle tedavi olacağını bilerek cevap vermemiz daha uygun olur. Allah'a emanet olunuz.
Duanın belli bir kalıbı yoktur. Hangi tarzda dua edilirse o kabul olur biiznillah. Ama duanın bir edebi muhakkak vardır. O edep de daha samimi olmamıza, kabule daha yakın olmamıza yardım eder. Bu edeplerden biri de duaya başlarken Peygamber aleyhisselam efendimize salavat getirmektir. Allah'a emanet olunuz.
Ben zengin olduğu halde yüklü bir kira vererek başkasının evinde oturan da biliyorum. Kiracı olmak zaruret içinde olmayı göstermiyor. Nitekim bir insanın evi olduğu halde zaruret içinde olması da mümkündür. Zaruret hali, ortada kalma halidir. Bu da bir miktar vicdani bir karardır. Faize kapı açacak kadar zaruret içinde olmak herkese göre değişebilir. Kendimize takvaya daha yakın olan yolları aramamız gerekiyor. Allah'a emanet olunuz.