Fetva Meclisi
Soru
Ara sıra pazar günleri ikindinin ardından cemaatin dağılmasıyla birlikte sabah namazı dahil bütün kazaları böyle kılsam olur mu? Bazen yatsı namazını kılamıyorum, yatsı namazını hangi vakitlerde kaza etsem olur?
Cevap
Benzer fetvalar
Daha önce kaza namazı olmamış biri isen önce kazaları kılarsın. Daha önce beş vakitten fazla kazaya kalmış namazın oldu ise serbestsin, kazaları da kılabilirsin, vakit namazını da.
Önemli olan namaz borcundan kurtulmaktır. İster namaz sayısı itibariyle kurtulun, isterseniz de gün sayısı itibariyle kurtulun. Vitir kazaya kalınca o da diğer namazlar gibi her vakitte kaza edilebilir ama normal vitir yatsı kılınınca kılınabilir. Onun vakti yatsı sonrasıdır.
Selamünaleyküm. Sabah namazı vaktinde ve ikindiden sonra akşama kırk dakika kalıncaya kadar kaza kılınabilir
Namazların kazasında bir arada ve aynı vaktin ardında diye bir şey yoktur. Ne zaman ve hangi namazı kaza edebilirseniz onu kâr kabul edin. Şu kadar ki, kerahet vaktinde kılmasanız daha iyi olur. Üç kerahet vakti vardır: a- Takvimde yazan güneş doğumu anından itibaren 40 dakika. b- Öğlen ezanına 40 dakika kala. c- Akşam ezanına 40 dakika kala. Bunların dışında her zaman her kaza yapılabilir. Allah kabul buyursun.
Selamünaleyküm. Dilediğiniz gibi yapabilirsiniz, sakınca yoktur.
Sabah ve ikindi namazlarının ardından nafile namaz için kerahet söz konusudur. Ancak vakit güneşin doğma vakti ise kırk dakika veya akşam namazına kırk dakika kaldı ise kaza da olsa kılmamak gerekiyor. O saatleri zikir saati olarak değerlendirmek daha doğrudur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Duanın belli bir kalıbı yoktur. Hangi tarzda dua edilirse o kabul olur biiznillah. Ama duanın bir edebi muhakkak vardır. O edep de daha samimi olmamıza, kabule daha yakın olmamıza yardım eder. Bu edeplerden biri de duaya başlarken Peygamber aleyhisselam efendimize salavat getirmektir. Allah'a emanet olunuz.
Çocuk düşmanlığı ile korunma arasında bir çizgi olduğunu söyleyerek başlamalıyız. Müslümanların doğurabildikleri kadar doğurmaları gerekmektedir. Rızık ve yetiştirme endişesini boş yere taşıyoruz. Rızık endişesi dışında bir nedenle doğumu geciktirme veya engelleme caizdir. Bu neden aileden aileye değişebilir. Mesela kadının sağlık sorunları olabilir. Ya da eşler birbirlerine cinsellik bakımından daha çok hizmet etme gibi bir amacı bir süreliğine değerlendirmek isteyebilirler. Bunlar mübah nedenlerdir. Şu kadar ki, engelleme yani korunma yöntemi de mübah bir yöntem olmalıdır. Mübah yöntemle kastımız her şeyden önce, kadının bedeninde kalıcı bir etki yapmayan ve helal bir yöntemle olan korunma olmalıdır. Allah'a emanet olunuz.
Eğer o kardeşler şirket de kurulmaz, işçi de olunulmaz diyorlar ve kendilerine göre çare üretiyorlarsa, içtihatlarını saygıyla karşılamak zorundayız. Nihayetinde onlar da bir içtihat yapmışlardır ve niyetleri sahih olduğu sürece mecurdurlar. Hayır sadece oy ve benzeri cemaat meselelerinde böyle düşünüyor da kendilerine ait işlerde mazeretler uyduruyorlarsa yine de onlara ilişmemiz gerekmez; herkese kendi içtihadı yeter. Ama birbirimizle asla tartışmamalı, birbirimizi incitmemeliyiz. Bunlar, bizim birbirimizin hakkına tecavüz etmemize sebep olmamalıdır. Allah için yapıyor olduktan sonra bırakalım kimin ne yaptığına Allah karar versin. Birbirimize dualar edelim.
Yaptığınız iş, 1- İnsanların namaz ve benzeri ibadetlerini aksatmıyorsa, 2- Rızıklarından kısıp size vererek mağdur olmalarına sebep olmuyorsa, 3- Derslerini ve yükselmelerini engellemiyorsa, 4- Ebeveynlerine asi olmalarına neden olmuyorsa, 5- Zina ve kumar gibi haramlara alışmalarına vesile olmuyorsa, 6- Haramlardan bir harama kaymalarına neden olmuyorsa yapılmasında bir sakınca yoktur. Aksi oluyorsa kimseye sormanıza gerek yoktur; yanlışa yataklık yaptıkça helal kazanmış olmazsınız. Allah sizi ve bizi hatadan korusun.
1- Sakın bir daha namaz ve benzeri ibadetlerle kul hakkını karıştırmayın. Kul hakkından daha büyük bir hata işlemiş olursunuz. Gırtlağımıza kadar batsak bile Rabbimizin kapısından geri kalamayız. Bu bizim kanunumuzdur. Bin kişiyi öldürmüş olsanız dahi son kapınız Allah'ın kapısıdır; o kapıdan asla ayrılmayın. 2- Tevbenizi yapın ve bundan sonra çok dikkat edin. Helalleşmeniz mümkün olanlarla helalleşin. İçinizden o heyecan kaybolmasın. Gerisini de Allah'a bırakın. Kendinizi iyilerin arasında tutmaya çalışın. Umutsuz kalmayın. Allah'a emanet olun.
Haramı bilmeden işleyen birinin öğrendikten sonra, işlediği haramlardan mümkün olan en net bir şekilde dönmesi gerekmektedir. Üzerinden yıllar geçmiş, dal budak salmış ve neyin haram neyin helal olduğu karışmış bir iş için ise mümkün olduğu kadar arınma isteriz. Ama haramı öğrendikten ya da istiğfar ettikten sonraki ilk dakikadan itibaren ilişkiyi kesmek esastır. Allah yardımcımız olsun.