İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Ben kaza namazlarımı sabah namazından sonra kılıyorum. Kaza hangi vakit için ise o vakitte mi yapılmalı? İkindi namazının kazasını ikindi vaktinde mi yapmalıyız yoksa onu da sabah namazından sonra yapsak olur mu?

Cevap

Namazların kazasında bir arada ve aynı vaktin ardında diye bir şey yoktur. Ne zaman ve hangi namazı kaza edebilirseniz onu kâr kabul edin. Şu kadar ki, kerahet vaktinde kılmasanız daha iyi olur. Üç kerahet vakti vardır: a- Takvimde yazan güneş doğumu anından itibaren 40 dakika. b- Öğlen ezanına 40 dakika kala. c- Akşam ezanına 40 dakika kala. Bunların dışında her zaman her kaza yapılabilir. Allah kabul buyursun.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sabah ve ikindi namazlarının ardından nafile namaz için kerahet söz konusudur. Ancak vakit güneşin doğma vakti ise kırk dakika veya akşam namazına kırk dakika kaldı ise kaza da olsa kılmamak gerekiyor. O saatleri zikir saati olarak değerlendirmek daha doğrudur.

Sabah ve ikindi namazlarının farzının arkasından kaza namazı kılınabilir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İkindi namazının vakti girdikten sonra nafile kılmada bir sıkıntı yoktur. İkindiyi kıldıktan sonra ise nafile kılmamak gerekir. Kaza kılınabilir. Akşam namazına kırk dakika kalınca ise kaza da kılınmaz. Sabah namazında ise yine nafile, farzın öncesinde ve sonrasında olmak üzere kılınmamalıdır. Sadece sabah namazının iki rekât Sünnet'i kılınır. Kerahet vakti girmemiş ise kaza kılınabilir.

Sabah ve ikindi namazı vakti girdikten sonra mı kaza kılmakta kerahet var yoksa
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Sabah namazı vaktinde ve ikindiden sonra akşama kırk dakika kalıncaya kadar kaza kılınabilir

Her gün kaza namazı kılan bir kişi sabah vakti girdikten sonra kaza kılabilir mi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İkindi namazı akşam namazı vakti girmeden bir iki dakika önce de olsa muhakkak kılınmalıdır ve asla kazaya bırakılmamalıdır. O saate kadar geciktirilmesinde kerahet vardır ama bu geciktirme namazın kazaya bırakılmasını gerektirmez.

Akşam namazına 10-20 dakika kala (yani kerahat vaktinde) henüz ikindiyi kılamamı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Üzerinde kaza namazı bulunan mü'min, o namazları gün gün şeklinde kılması gerekmez. Vakit vakit kılabilir. Ne zaman fırsat bulursa o fırsatta bir, iki, üç ve daha fazla namazı kaza edebilir. Yalnız, Akşam namazına ve öğlen namazına bir saat kala ile güneş doğduktan sonraki bir saatte kılmaması daha doğrudur. Allah'a emanet olunuz.

Ara sıra pazar günleri ikindinin ardından cemaatin dağılmasıyla birlikte sabah n
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bilerek kılınmayan namazdan sonra iki görev doğar. Biri, o ihmal veya alakasızlık için samimi bir tevbedir. Diğeri de, o namazı ilk fırsatta kaza etmektir. Ümmet'in kahir ekseriyetinin görüşü asırlardan beri budur. Sabah namazı için de durum budur. Şu kadar ki, sabah namazından sonra bir kerahet vakti vardır. O vakit çıktıktan sonra namaz kılınır. Allah'a emanet olun.

Bilerek kılınmayan geçmiş namazlar kaza edilebilir mi? Vaktinde kılınmayan sabah

dini sorular konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Böyle bir gerekçe ile de olsa krediye başvuramazsınız.

İlk kez ev kuracağım ve hiç birikimim yok, kredi çekip eşya almam caiz mi acaba?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İnsan olarak aciz ve eksiğiz. Hiç kimse mükemmel değildir. Birimizde bir alan ileride olur, diğerinde de öbür alan ileri olur. İyi bir hayat, iyi bir dindarlık ancak birbirimizin destekçisi olduğumuz zaman mümkündür. Birbirimizin tamamlayıcı parçaları gibiyiz. İstişare de bu anlamda birbirimizin fikri eksikliğini tamamlamak, göremediğini göstermek içindir. İnsanın bilmediğini öğrenmek için istişare yapması mümkündür. Bildiğini geliştirmek veya doğrulamak için de mümkündür. Arının bal toplayacağı çiçekler üzerinde dolaşmasına da benzetebilirsiniz bunu. Her istişare sonucunu kesin sonuç gibi görmek de doğru değildir. Süzmek ve en iyi görüleni almak esastır.

İstişarenin incelikleri nedir? Örneğin evlilik konusunda kiminle istişare yapılm
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslam akıl dini değildir; akıllıların dinidir. Biz, Allah’ın hükümlerini aklımızın süzgecinden geçirip puanlama yapma durumunda olamayız. Aklımızı o hükümleri daha iyi anlama ve sonuçları düşünmede kullanırız. Allah’ın hükümleri dışındaki işleri ise, aklımızın süzgecinden geçirir, uygun veya değil deriz. İslam, teslim olmanın adıdır. Tesbihat ve benzeri konulardaki rakamlar, bir ayet veya hadise dayalı olarak yapılmıyorsa, o rakamların bir bağlayıcılığı yoktur. Otuzu ile ellisi aynıdır. Eğer ayet ve hadisten birinin emri veya tavsiyesi olarak yapılıyorsa, o sayı, yapılan işin kendisi kadar önemlidir. Otuz üç dendiyse, ne otuz iki ne de otuz dört bir anlam ifade etmez. Deneni yapmak ve denenle sınırlı kalmayı benimsemek aynı anlamda ciddiyet ve teslimiyet göstergesidir. Kanunlara bağlılıkla, ilahi emirlere bağlılık arasında böyle bir fark vardır. Bazı kanunları vatandaşlar benimsemez; kanuna uymayanın düşeceği cezalı duruma düşmemek için, benimsemeden ve zevk almadan o kanuna uyar. Müslüman, Rabbinin emrine itaat ederken böyle değildir. Sadece kendisine emredilene bakar. O, emredileni içeriğini beğendiği ve faydalı gördüğü için değil, emredeni sevdiği için yapar. Bunu vergi ile zekâta uyarlayabiliriz. Vatandaşlar vergiyi, en küçük limitlerle hesap eder ve son gün ödemeye çalışırken zekâtın en asgarisini soruşturmazlar. Elbette buradaki incelik, emreden makamın niteliğinden kaynaklanmaktadır. Emreden Allah ve Resûlü olduktan sonra, emre konu olan şeyin niteliği tahlil bile edilmez. Nitekim şehadete teşvik edilen noktalarda hiçbir sahabi Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme, ‘neden öleceğini, ölmek yerine başka bir bedel ödese kabul edilip edilmeyeceğini’ sormamıştır. En soğuk ve en ürkütücü kelime olan ölüm bile Allah ve Peygamber’i isteyince sempatik olmuştur. Bazı ibadetlerdeki sayılar konusunda bilgimiz olabilir. Bu bilgimiz bizim sadece daha şevk ve heyecanla o işi yapmamızı sağlar. Bağlılık ve edamıza etkisi olmaz, olmamalıdır. En yakın örnek olarak namazların rekât sayısını inceleyebiliriz. Hiçbir namazın neden kaç rekât kılındığını bilmiyoruz. Biri iki, diğeri dört, öbürü üç rekât kılınıyor. Asırlardan beri bir Müslüman çıkıp, akşam namazının üç rekât olması, namaz ahengimi bozdu veya iki rekâtlı sabah namazı daha zevkle kılınıyor gibi bir safsataya düşmemiştir. Neden akşamın üç, sabahın iki rekât olduğu ile ilgilenen olmadı. Namaz kılmada eksiği bulunanlar bu tür hikmetleri kurcalamayı beceri zannetmişlerdir. Benzer bir durum da Kâ’be’nin tavafında vardır. Neden yedi rakamı tavafın esasıdır? Filanca yedi defa döndü de ondan, gibi söylemler, bilgi olarak doğru olsa da bizi bağlama bakımından önemli değildir. İslam, teslim olmaktır. Müslüman teslim olandır. Bu teslimiyet de gönülden ve severek olur. Rabbimizin rızası için ne yaparsak ondan lezzet almaya çalışır, portakalın kabuğunda hikmet ararken suyunu gömleğimize akıtmayız.

Namazdan sonra yapılan tesbihat, otuz üç rakamıyla sınırlı tutuluyor. Bazı yerle
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Belli bir zaman için yapılan evlilikler dinimize göre hiçbir şekilde geçerli değildir. Öyle bir evlilik olmaz. Onun adı zina olur.

23 yaşındayım. Türkiye’de yaşıyorum ama şu an dil eğitimi için yurtdışındayım. 3
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

‘A’zam’ Arapça bir kelimedir ve ‘en büyük’ anlamına gelmektedir. ‘İmam A’zam’ da ‘En büyük imam’ anlamında kullanılmıştır. Ebu Hanife rahmetullahi aleyh, asırlardan beri fıkıh ilminin en büyüklerinden kabul edilmektedir. Fıkıh ilminin kurulmasında kendisinin, gelişmesinde de talebelerinin büyük katkısı olmuştur. Onun imamlık, imamlığının da en büyüklükle taltif edilmesi, diğer mü’minleri rencide edici olmadığına göre münakaşa edilmeyi gerektirici bir durum yok demektir. Ümmete hizmet etmiş ve ömrünü dininin hizmetinde kullanmış bir insanın bütün dünya Müslümanları tarafından kıyamete kadar hayırla yâd edilmesi, iftihar edilecek bir durumdur. Nitekim diğer ilim dallarında benzer durumu olanlara aynı unvan veya benzer saygıyı yansıtan unvanlar verilmiştir. Bu ümmetin, büyüklerine saygısıdır. Allah onlardan razı olsun.

Mezhep imamlarından biri olan Ebu Hanife, "İmam A’zam" diye de anılmaktadır. Bun
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İleri düzeyde bir görüşmede sorulunca cevap verilmesinde sakınca olmaz ama bu seviyesi düşük bir soru olur.

Evlilik düşünülen ya da evlilik için görüşülen erkeğe, saçın şeklini söylemek ca

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.