Fetva Meclisi
Soru
İstişarenin incelikleri nedir? Örneğin evlilik konusunda kiminle istişare yapılmalı ya da başka herhangi bir konuda istişare nasıl olmalı? Birden çok kişiyle istişare yaparsak ve onun sonucuna göre hareket edersek doğruyu bulmuş olur muyuz Allah’ın izniyle?
Cevap
Benzer fetvalar
İSTİHARE önemli Sünnet'lerden biridir. Şu şekilde yapılır ve uygulanır. a- İstihare, farz ve haram olmayan işler için yapılır. Yani bir işin yapılması ne farz ne de haram diye hükmü yoksa, mübah bir iş ise onu yapıp yapmamak konusunda istihare yapılır. Mesela, kendisine hac farz olan bir Müslüman, hacca gideyim mi diye istihare yapamaz. Ya da dükkanını bankaya kiraya vermek için istihare yapamaz. Evleneceği bir erkeğin veya bayanın uygun olup olmadığını tespit için istihare yapabilir ve bu Sünnet'tir. b- İstihare'nin Sünnet'lerden bir Sünnet olması şu demektir: İstihareyi yapan Müslüman Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimize uymasından dolayı ecir kazanır. Ayrıca da yapacağı işin kendisi için hayırlı olup olmadığı konusunda kalbine manevi bir işaret gelmiş olacağından huzurlu bir iş yapar. c- Önce, yapılması düşünülen işle ilgili maddi araştırma yapılır. İstişare özellikle uygulanır. İstişare, bir işi o işin ehli ile görüşmek, fikirlerini öğrenmektir. Mesela evlenecek olan birinin İSTİŞARE etmesi, evlenilmesi düşünülen kişiyi tanıyanlarla görüşmesi, onunla ilgili elde ettiği bilgilerle kendisini ölçmesi ve yaşı, düşüncesi olgun olanlarla fikir alışverişinde bulunmasıdır. d- Maddi hazırlık bittikten sonra istihareye geçilebilir. Bunun için de şöyle bir uygulama yapılır. Abdest alınıp iki rekât namaz kılınır. Mümkünse bu namaz, zihnin rahat edeceği yatma öncesi olsa daha iyi olur. Namazdan sonra dua yapılır. Bu duanın hadislerde geçen orijinal şekli olsa mükemmel olur. Onu bulamayan ise, 'Allah'ım ben filan işi yapmak istiyorum. Bu benim için hayırlı ise kalbime onu yerleştir. Değilse beni ondan uzak tut.' şeklinde dua eder. Mümkünse başka bildiği duaları da ekler. Bundan sonra yapılacak bir şey yoktur. İki üç gün bekler. Aradan geçen üç günden sonra, o yapmayı istediği iş, onun kalbinde daha sempatik hale gelmiş ise istiharenin sonucu olumludur. Aksi olmuşsa yani, o işten soğumuş ise sonuç olumsuz demektir. Hiçbir sonuca ulaşamamış ise, aynı şekilde istihare iki üç kere daha tekrarlanabilir. e- İstihareyi herkes kendisi yapar. Özel bir istihareci kiralamak Sünnet'te yoktur. f- İstihare için rüya görmek de yoktur. Rüya gerekli değildir. Eğer gördüğü bir rüya, kalbinin ona ısınmasına veya soğumasına neden olmuşsa o rüya o zaman istiharenin sonucu olmuş demektir.
Selamünaleyküm. İstihare konusunu abartmayın. Önce insan olarak yapabileceğiniz yüzeysel araştırmaları yapın. Yüzde yüz, kalbiniz rahat ediyorsa ya da yoğunluk olarak rahat edeceğini anlıyorsanız istihare sürecine geçebilirsiniz. İstihare de yatmakla alakalı değildir. İki rekat namaz kılıp dua edersiniz. Üç gün içinde kalbinizin meylettiği taraf, istiharenin sonucudur. Buna göre hareket edin.
İstihare gönle aşk ateşi düştükten sonra yapılmaz. Kişi evlenmeyi düşündüğü kimseyle ilgili tereddütleri olduğunda istihare yapılır. Size hayırsız olduğu söylense ne yapacaksınız, vazgeçecek misiniz? Gerçekçi olun. Ailenizden gizli iş yapmayın; beraber hareket edin. Onların onurunu zedeleyecek işlerden uzak durun. Evlilik kararı yalnızca duygusallığın gölgesinde verilmez.
İstişare, kişinin başkalarının düşüncesini alması demektir. Önemli sünnetlerden biridir. İstişare etmek, emir almak değildir. Helal olan bir konuda yapılan istişareye uymak veya uymamak istişare edenin işidir.
Selamünaleyküm. İstihareden önce gerekli istişare ve araştırma bitirilmelidir. İstihare en son nokta olmalıdır. kimsenin başkası adına istihare etmesinin anlamı yoktur. Karşı taraf sizinle evlenmeyi uygun bulup düşünüyorsa onun istiharesinin sonucu olumlu demektir zaten.
İstihare önemli bir sünnettir. Herkesin kendi istiharesini yapması doğru olandır. İstiharenin rüya görmekle ilgisi yoktur. Önemli olan istihareden sonraki dönemde kişinin kalbine gelen ilhamdır; daha olumlu düşünüyorsa istihare için olumlu, soğuk bakmaya başladı ise istiharesi için olumsuz diyebiliriz. Evlilik için de diğer işler için de kural budur. Allah'a emanet olun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Namazların kazasında bir arada ve aynı vaktin ardında diye bir şey yoktur. Ne zaman ve hangi namazı kaza edebilirseniz onu kâr kabul edin. Şu kadar ki, kerahet vaktinde kılmasanız daha iyi olur. Üç kerahet vakti vardır: a- Takvimde yazan güneş doğumu anından itibaren 40 dakika. b- Öğlen ezanına 40 dakika kala. c- Akşam ezanına 40 dakika kala. Bunların dışında her zaman her kaza yapılabilir. Allah kabul buyursun.
Böyle bir gerekçe ile de olsa krediye başvuramazsınız.
Belli bir zaman için yapılan evlilikler dinimize göre hiçbir şekilde geçerli değildir. Öyle bir evlilik olmaz. Onun adı zina olur.
İslam akıl dini değildir; akıllıların dinidir. Biz, Allah’ın hükümlerini aklımızın süzgecinden geçirip puanlama yapma durumunda olamayız. Aklımızı o hükümleri daha iyi anlama ve sonuçları düşünmede kullanırız. Allah’ın hükümleri dışındaki işleri ise, aklımızın süzgecinden geçirir, uygun veya değil deriz. İslam, teslim olmanın adıdır. Tesbihat ve benzeri konulardaki rakamlar, bir ayet veya hadise dayalı olarak yapılmıyorsa, o rakamların bir bağlayıcılığı yoktur. Otuzu ile ellisi aynıdır. Eğer ayet ve hadisten birinin emri veya tavsiyesi olarak yapılıyorsa, o sayı, yapılan işin kendisi kadar önemlidir. Otuz üç dendiyse, ne otuz iki ne de otuz dört bir anlam ifade etmez. Deneni yapmak ve denenle sınırlı kalmayı benimsemek aynı anlamda ciddiyet ve teslimiyet göstergesidir. Kanunlara bağlılıkla, ilahi emirlere bağlılık arasında böyle bir fark vardır. Bazı kanunları vatandaşlar benimsemez; kanuna uymayanın düşeceği cezalı duruma düşmemek için, benimsemeden ve zevk almadan o kanuna uyar. Müslüman, Rabbinin emrine itaat ederken böyle değildir. Sadece kendisine emredilene bakar. O, emredileni içeriğini beğendiği ve faydalı gördüğü için değil, emredeni sevdiği için yapar. Bunu vergi ile zekâta uyarlayabiliriz. Vatandaşlar vergiyi, en küçük limitlerle hesap eder ve son gün ödemeye çalışırken zekâtın en asgarisini soruşturmazlar. Elbette buradaki incelik, emreden makamın niteliğinden kaynaklanmaktadır. Emreden Allah ve Resûlü olduktan sonra, emre konu olan şeyin niteliği tahlil bile edilmez. Nitekim şehadete teşvik edilen noktalarda hiçbir sahabi Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme, ‘neden öleceğini, ölmek yerine başka bir bedel ödese kabul edilip edilmeyeceğini’ sormamıştır. En soğuk ve en ürkütücü kelime olan ölüm bile Allah ve Peygamber’i isteyince sempatik olmuştur. Bazı ibadetlerdeki sayılar konusunda bilgimiz olabilir. Bu bilgimiz bizim sadece daha şevk ve heyecanla o işi yapmamızı sağlar. Bağlılık ve edamıza etkisi olmaz, olmamalıdır. En yakın örnek olarak namazların rekât sayısını inceleyebiliriz. Hiçbir namazın neden kaç rekât kılındığını bilmiyoruz. Biri iki, diğeri dört, öbürü üç rekât kılınıyor. Asırlardan beri bir Müslüman çıkıp, akşam namazının üç rekât olması, namaz ahengimi bozdu veya iki rekâtlı sabah namazı daha zevkle kılınıyor gibi bir safsataya düşmemiştir. Neden akşamın üç, sabahın iki rekât olduğu ile ilgilenen olmadı. Namaz kılmada eksiği bulunanlar bu tür hikmetleri kurcalamayı beceri zannetmişlerdir. Benzer bir durum da Kâ’be’nin tavafında vardır. Neden yedi rakamı tavafın esasıdır? Filanca yedi defa döndü de ondan, gibi söylemler, bilgi olarak doğru olsa da bizi bağlama bakımından önemli değildir. İslam, teslim olmaktır. Müslüman teslim olandır. Bu teslimiyet de gönülden ve severek olur. Rabbimizin rızası için ne yaparsak ondan lezzet almaya çalışır, portakalın kabuğunda hikmet ararken suyunu gömleğimize akıtmayız.
İleri düzeyde bir görüşmede sorulunca cevap verilmesinde sakınca olmaz ama bu seviyesi düşük bir soru olur.
‘A’zam’ Arapça bir kelimedir ve ‘en büyük’ anlamına gelmektedir. ‘İmam A’zam’ da ‘En büyük imam’ anlamında kullanılmıştır. Ebu Hanife rahmetullahi aleyh, asırlardan beri fıkıh ilminin en büyüklerinden kabul edilmektedir. Fıkıh ilminin kurulmasında kendisinin, gelişmesinde de talebelerinin büyük katkısı olmuştur. Onun imamlık, imamlığının da en büyüklükle taltif edilmesi, diğer mü’minleri rencide edici olmadığına göre münakaşa edilmeyi gerektirici bir durum yok demektir. Ümmete hizmet etmiş ve ömrünü dininin hizmetinde kullanmış bir insanın bütün dünya Müslümanları tarafından kıyamete kadar hayırla yâd edilmesi, iftihar edilecek bir durumdur. Nitekim diğer ilim dallarında benzer durumu olanlara aynı unvan veya benzer saygıyı yansıtan unvanlar verilmiştir. Bu ümmetin, büyüklerine saygısıdır. Allah onlardan razı olsun.