Fetva Meclisi
Soru
Değerli hocam ben çok kul hakkı yedim. Çoğunu hatırlamıyorum bile, hatırladıklarımla da helalleşmedim. Benim marketim var hocam, terazide yeri geliyor 1 kg yerine 960 gr. oluyor, tamam 1 kg deyip veriyorum, yeri geliyor bunun tersi oluyor, fazla bile verdiğim oluyor. Bir ürünün satış değeri 3 liraysa ben 5 lira diyordum. Ama şimdi dikkat ediyorum. O kadar pişmanım ki, bu yüzden tevbe edemiyorum. Çünkü Allah her günahı bağışlıyor ama kul hakkını bağışlamıyor. Tevbe edip namaza başlamayı o kadar çok istiyorum ama içimden bir ses diyor ki sen ne kadar tevbe edersen et, çok kul hakkı yedin, cehennemdeki yerin hazır, ibadetlerin kabul olmaz, diyor. Ben bu kul hakkını nasıl öderim hocam? Hadi hatırladıklarımla helalleştim ya burada olmayanlar, unuttuklarım nasıl olacak, bunun bir çözümü var mı hocam?
Cevap
Benzer fetvalar
Net olarak hakkına girdiğinizi hatırladıklarınız varsa onlarla bir yolunu bulup helalleşin. Genel olarak listede bulunup da ayrıntısını hatırlamadıklarınız için de dua edin, onlar ve sizin için istiğfar edin. Allah yardımcımız olsun. Dua etmeye devam edin.
Ne mutlu size kardeşim, bu bir nimettir kıymetini bilin. Hata etmek kul olmamızın sonucudur. Hata ederiz, hatamız kıyameti koparmaz ama hiçbir şey olmamış gibi devam etmek pek ağır olur. Hata ettikten sonra yıllarca kendini ezen, Allah'tan utanan, mağfiret kapısından umudunu kesmeyen ve bu tavrını amelleri ile ispat eden ne mutlu bir kuldur, ne mutlu! Bu hâlinizi koruyun. Tevbe ettiniz, tevbenizi suyunuz havanız gibi bilin. O tevbeyi can simidi olarak yanı başınızda tutun. Sonra da Allah'a ve rahmetine beslediğiniz umudunuz canlı kalsın. O zaman korkmayın. Bilin ki, umudumuz olan rahmet o rahmetin rüyaları ile uyuyun, onu güneş gibi görüp ışığında yürümeye çalışanların olacaktır. Size dualar ederim, ben de sizden dua beklerim. Geçmişiniz sizi kavursun dursun ama Rabbimizin rahmetinin sizi serinleteceğini hiç unutmayın. Yeter ki koruyun o heyecanı. Kandil gecesi simit yediği için cennetlik olduğunu zannedenlerden olmadıkça korkmayın.
İnsanız, hepimizin kusurları ve kara listeleri olabilir. Allah Teâlâ yardımcımız olsun. Birbirimize dua edelim. Tevbe etmek tertemiz olmaktır. Eğer tevbe gerçekten ve şartlarına uygun olarak yapıldı ise kul, tertemiz oldu demektir. Günahından tevbe eden hiç günah işlememiş gibidir. Tevbe ile ilgili bu kuralı koyan Allah’tır. O, hiç günah işlememiş gibi gördüğünü söyledikten sonra bizim kullar olarak geçmişi irdelememiz ikinci bir günah çeşidi olur. Siz şu anda bu durumdasınız. Şöyle düşünün: Tevbe ettiğiniz hâlde Allah Teâlâ’nın tevbenizi kabul etmediğini mi biliyorsunuz? Hayır. O zaman neyi irdeliyorsunuz? Bu, size şeytanın ikinci tuzağıdır. Sizi güya geçmişin hataları ile meşgul ederek ikinci bir hata üzerinden eskitiyor sizi. Siz tevbenizi bozmamaya bakın. Yeni hata işlemeyin. İbadetlerinizi yapın. Bundan sonra geçmişinizde dağları devirmek gibi bir günah da olsa siz Allah’a güvenin ve yolunuza devam edin. Evet, sizi şeytan ikinci bir tuzakta oyalıyor. Bırakın onu ve işinize bakın. Allah yardımcınız olsun.
Seni tebrik ederim. Ahirete intikal etmeden ahlak tarafına, helal vadisine yönelmişsin. Mübarek olsun. Şimdi şunu yap: Tevbeni canın bil. Öl, öl, öl ama tevbenden vaz geçme. Şeytanın seni aldatmasına karşı dikkat et. Senin üzerinde maddi hakkı bulunanlara haklarını verebiliyorsan ne güzel. Veremiyorsan da bir yolla onlara ulaştırabilirsin. Mesela mağazaya hissettirmeden o miktarda bir mal bırakabilirsin. Bir yolla ulaştırman yeterli, muhakkak söylemen gerekmez. Dikkat et kendine ve ilerlemeye bak. Hatan kadar güzelliğin olsun şimdi. Daha da fazla olsun. Allah'a emanet olasın.
Selamünaleyküm. Allah o gün yardımcımız olsun; karşılaşalım veya karşılaşmayalım, durum ağırdır. O kişiyle karşılaşsan o ağır, onu yaratan ile karşılaşsan o daha ağır. Kul hakkını düzeltip ahirete gitmekten başka çaremiz yoktur.Evet, orada da helalleşmek mümkündür ama bu bizim ibadetlerimizden öbürüne verilmek yoluyla olacaktır. Allah Teâlâ bir yolla onu râzı edebilir ama böyle bir garanti yoktur, umuttur o sadece. Karşımızdakinin zararı telafi edilebiliyorsa açıklamaya gerek olmayabilir. Allah yardımcımız olsun.
Mü’min olarak dünya hayatımızı cenneti kazanmak için yaşıyoruz. Rabbimiz de bizi dünyada güzel işler yapmak için, imtihan olmamız için yaratmıştır. Cenneti istememizi, isterken de Firdevs cennetini istememizi vurgulamıştır. Bir yarış yerindeyiz âdeta, kulluk yarışı. Farzları yapar, haramlardan kaçınırız ve nafileler ile yarıştaki yerimizi belirleriz. Böyle bir kulluk sınav yerindeyken hatalarımız karşısında Rabbimize sığınır tövbe ederiz ama kul hakkı olunca orada da helallik devreye girer, girmeli. Tövbe ederiz hatamızdan dolayı ama maddi veya manevi birisine zarar verildiyse tövbenin yanında helallik alırız ki ahirete kalmasın. Bu helallik durumu ahirete kalmamalı. Ahirette herkes kendi derdine düşecek, bir “subhanallah” daha fazla söyleseydim diye derdimiz olacak amellerimiz için. Zerre kadar yaptığımız iyilik veya kötülük hesabı yapılacakken kul hakkını ahirete bırakmak tehlikeli olacaktır. Kul hakkına girilen kişi ahirette bizi affeder mi bilemeyiz. Bildiğimiz şey; hakkına girilen kişi ile helallik ahirette önce yaptığımız sevaplarımızı ona vermek, eğer yeterli gelmezse onun günahlarını yüklenmek olarak olacak maazallah. Bu sebeple dünyada ne yaparsak yapalım helallik alarak bu dünyadan ayrılalım. Helallik alamadan karşı taraf öldüyse maddi ise hak; mümkün ise ailesine bu maddiyatı teslim etmeli, onun adına sadakalar vermeli. Manevi bir hak ise onun adına dua etmek, istiğfar etmek, sadakalar vermek de yapılabilir. Rabbim o çetin gücün azabından bizi korusun, kul hakkı olmadan Rabbimizin huzuruna gitmek için mücadele edelim. Rabbim yardımcımız olsun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Yaptığınız iş, 1- İnsanların namaz ve benzeri ibadetlerini aksatmıyorsa, 2- Rızıklarından kısıp size vererek mağdur olmalarına sebep olmuyorsa, 3- Derslerini ve yükselmelerini engellemiyorsa, 4- Ebeveynlerine asi olmalarına neden olmuyorsa, 5- Zina ve kumar gibi haramlara alışmalarına vesile olmuyorsa, 6- Haramlardan bir harama kaymalarına neden olmuyorsa yapılmasında bir sakınca yoktur. Aksi oluyorsa kimseye sormanıza gerek yoktur; yanlışa yataklık yaptıkça helal kazanmış olmazsınız. Allah sizi ve bizi hatadan korusun.
Tüp bebek, ilke olarak tıbbî bir tedavi yöntemidir. Sakıncalı bölümleri olabilir; bunun için tedavi olacak kişinin hangi yöntemle tedavi olacağını bilerek cevap vermemiz daha uygun olur. Allah'a emanet olunuz.
Eğer o kardeşler şirket de kurulmaz, işçi de olunulmaz diyorlar ve kendilerine göre çare üretiyorlarsa, içtihatlarını saygıyla karşılamak zorundayız. Nihayetinde onlar da bir içtihat yapmışlardır ve niyetleri sahih olduğu sürece mecurdurlar. Hayır sadece oy ve benzeri cemaat meselelerinde böyle düşünüyor da kendilerine ait işlerde mazeretler uyduruyorlarsa yine de onlara ilişmemiz gerekmez; herkese kendi içtihadı yeter. Ama birbirimizle asla tartışmamalı, birbirimizi incitmemeliyiz. Bunlar, bizim birbirimizin hakkına tecavüz etmemize sebep olmamalıdır. Allah için yapıyor olduktan sonra bırakalım kimin ne yaptığına Allah karar versin. Birbirimize dualar edelim.
Ben zengin olduğu halde yüklü bir kira vererek başkasının evinde oturan da biliyorum. Kiracı olmak zaruret içinde olmayı göstermiyor. Nitekim bir insanın evi olduğu halde zaruret içinde olması da mümkündür. Zaruret hali, ortada kalma halidir. Bu da bir miktar vicdani bir karardır. Faize kapı açacak kadar zaruret içinde olmak herkese göre değişebilir. Kendimize takvaya daha yakın olan yolları aramamız gerekiyor. Allah'a emanet olunuz.
Üzerinde kaza namazı bulunan mü'min, o namazları gün gün şeklinde kılması gerekmez. Vakit vakit kılabilir. Ne zaman fırsat bulursa o fırsatta bir, iki, üç ve daha fazla namazı kaza edebilir. Yalnız, Akşam namazına ve öğlen namazına bir saat kala ile güneş doğduktan sonraki bir saatte kılmaması daha doğrudur. Allah'a emanet olunuz.
1- Başta Buharî olmak üzere pek çok hadis kitabında Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin 'kadın eline tutmadığı' özellikle vurgulanmaktadır. Bir de bu vurgulama be'at gibi el tutmayı gerektiren bir durum anlatılırken zikredilmektedir. Yani, bekâr olması halinde evlenilmesi caiz olacak bir kadının eline tutmanın haram olduğuna dair fetva hadislere dayanmaktadır. Bunun ötesine gidip beşeri nitelikli dayanaklara tevessül etmek doğru değildir. 2- Müslüman, haramlardan birini inkâr etmedikçe, o haramı işlediği için dinden çıkmaz. Dosyasına yazılan bir günah işlemiş olur. Bu da onun adına bir vebal olarak yazılır. Kadının eline tutmayı da böyle değerlendirmek gerekmektedir. 3- Özürler, haramlardaki yasaklılığı, özür oranı kadar kaldırır. Bu Şeriat'ın genel kurallarından biridir. Siyasi birinin veya başka bir Müslüman'ın kadının eline tutması ne kadar özür sınırlarındadır veya değildir; buna onu yapanın imanı ve kalbi karar verir. Allah'a emanet olunuz.