Fetva Meclisi
Soru
Bazı arkadaşlarımız kendi aralarında kahvehane oyunlarından oynuyorlar. Masada yedikleri ve içtikleri şeyleri rastgele ödüyorlar. Yani sadece 'zevk için' oynadıklarını söylüyorlar. Bu arkadaşlarımızın hepsi beş vakit namaz kılıyor. Tarikat ehli olan bile var aralarında. Bu kardeşlerimizin oyunlarının ve yaptıkları ibadetlerin şeriatımıza göre hükmü nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
O'na itaat edelim diye yarattı. Bizim O'na ihtiyacımız olduğu için yarattı. Hoşumuza giden zevkleri de O verdi. Zorlanacağımız işleri de O emretti. Böylece kim samimi bir şekilde yaratıcısına vefa gösterecek kim de O'na nankörlük edecek bunu görmek istedi. Böylece hiç kimsenin mazeret hakkı kalmayacak ve herkes kendi işlediği amellerle cenneti ya da cehennemi hak edecek. Yaptıklarımız bizlerin şahidi olacak. Allah bunları biliyor ama bizim de mazeret etme hakkımızı kaldırıyor ve bu noktada hiç kimseyi zorlamıyor, kilitlemiyor. Her insan kendi özgür iradesiyle doğruyu ya da yanlışı tercih ediyor. İmanın hakikati de burada ortaya çıkıyor. Haramlardan kaçmak ve emredilen ibadetleri yapmak kendine zor gelen insanlar iman etmemekle çözüm bulacağını zannediyor. Gerçekten düşünen insanlar ise meseleyi idrak ediyor ve imanın tadını alıyor. Allah doğrudan ayırmasın.
Eğer o kardeşler şirket de kurulmaz, işçi de olunulmaz diyorlar ve kendilerine göre çare üretiyorlarsa, içtihatlarını saygıyla karşılamak zorundayız. Nihayetinde onlar da bir içtihat yapmışlardır ve niyetleri sahih olduğu sürece mecurdurlar. Hayır sadece oy ve benzeri cemaat meselelerinde böyle düşünüyor da kendilerine ait işlerde mazeretler uyduruyorlarsa yine de onlara ilişmemiz gerekmez; herkese kendi içtihadı yeter. Ama birbirimizle asla tartışmamalı, birbirimizi incitmemeliyiz. Bunlar, bizim birbirimizin hakkına tecavüz etmemize sebep olmamalıdır. Allah için yapıyor olduktan sonra bırakalım kimin ne yaptığına Allah karar versin. Birbirimize dualar edelim.
Allah'ın bize farz kıldığı ibadetleri nasıl ve ne kadar emretti ise eksiksiz yapmaya mecburuz. Bunun haricindeki nafile ibadetlerden yapabildiğimiz kadarını yaparız. Bu bir fazilet yarışıdır. Bin yapan olur beş yapan olur. Hepimiz farklı işlerle de olsa nafile yoğunluğuna sahip olmak isteriz ama kabiliyetlerimiz, fırsatlarımız aynı olmayabilir. Size verilen tarikat görevine de böyle bakın. Neticede onu o şekilde yapmayı emreden bir ayet yoktur. Size en güzel hedef gösterilmiştir, yapabildiğiniz kadarını yapın gerisini zihin karışıklığına sebep yapmayın. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Bahsettiklerinize şeyhleri bile dese ikna edemeyebilir onları. Siz de boşuna vakit harcamayın, Mü'minlerle aranızda gerginlik nedeni oluşturmayın. Kendinizi Allah'ın rızasını kazanmaya adayın. Herkesin yaptığının hesabını vereceği gün uzak değildir.
Selamünaleyküm. Kalbinizin rahat etmediği yerde bulunmayın. Anlaşılıyor ki tarikat size göre değil. Onu tenkit de etmeyin, içinde de bulunmayın. Kim oradan istifade edebiliyorsa etsin. Siz kendinizi başka yollarla eğitmeye verin. Bilhassa ilmihal okuyun, okunan bir yere katılın. Allah yardımcınız olsun. Kalbinizi huzur doldursun.
Bir isteme ve istekte samimi olma meselesidir bu. Herkes cennet ister ama bedeli olmayan bir cennet isterler. Ashab-ı Kiram bedeli olan cenneti istedikleri için o bedel, her ne ise onu ödediler. Yani önce zihinlerde bir istediğini bilme hali oluştu. Belki de onlar ağır bir cahiliye dönemi yaşadıkları için bu ödemeyi anında yaptılar. Biz ezanla müziğin karıştığı bir hayatın içinden geldiğimizden bizim böyle bir ödeme yapmamız zor olabiliyor. Onların bir gün içinde yaptıkları biz bir ömre yaymak zorunda kalabiliyoruz. Sabrederek ve yılmayarak bir ömür bu mücadeleyi yapmaya becerebildiğimizde ise onların yaptığı kendi çapımızda yapmış oluruz biiznillah. Bunun gerçekleşmesi için: Uzun soluklu bir eğitim ve dönüşüm programı yapmak zorundayız. Gerekiyorsa her gün bir harf öğrenerek bir ömür eğitime devam edebilirsek istekte samimiliğimizi ispat etmiş oluruz. Çevre çok önemlidir. Onlar iman ettikleri gün hicret ettiler; sevdiklerinden ve şehirlerinden hicret ettiler. Aynı şey bizim için de geçerlidir. Gerekiyorsa bir sokak öteye ama yerimizden ve zevklerimizden ayrılmaya razı olup hicret edebilmeliyiz. Bizim gibi düşünen bir çevre bulmalıyız, yoksa bulana kadar aramaya devam etmeliyiz. Sayıya, şekle takılmadan "ana gaye Allah’ın rızasıdır" diyerek yola devam edeceğiz. Kaç kişi olduğumuz değil ihlasta ne durumda olduğumuz önemli görülmelidir. İbadet takviyesi olmadan süreklilik sağlayamayız. Farzlardan eksiğimiz olmamalıdır. Nafileleri de yapabildiğimiz kadarı ile önemsemeliyiz. Haramlardan kaçınmayı nefes almak gibi göreceğiz. "Bir haram bir hayat bitirebilir" mantığı ile yol alacağız. Çok ve yoğun dua ile isteğimizde samimiyetimizi ispat etmeye çalışacağız. Allah yardımcımız olsun, işimizi kolay etsin.
boş vakit konusundaki diğer fetvalar
Çalışma saatinizde, iş yerinizle ilgili olmayan işleri yapmanız doğru değildir. İş sahipleri müsamaha ettikten sonra sorun olmaz.
- Namazı ebediyyen bırakmamaya kararlı ol. - Seni boşlukta tutan, yanlışa sevk eden şeyleri terk etmeye azimli ol. - Birden yapma yerine adım adım yapma planı kur. - Sosyallikten kopma yerine sosyal alan ve arkadaşlarını birer birer değiştirmeyi dene. - Namazın yanında hususi dua et. - Ve Kur'an okumayı muhakkak öğren, oku. - Kitap oku ve bir ders halkasına katılmayı dene.
Bunu bir veya iki kere söylemekle anlayıp düzeleceğini zannetmemelisiniz. Bu bir bağımlılık ise uzun süre sabırla mücadele etmeniz gerekecektir. a- Sabır sizin yegâne silahınız olacak, unutmayın. b- Bir bayan olarak sözleriniz, siteminizden çok bayanlığınızla onun vazgeçemeyeceği biri olmaya çalışın. c- Oyunları tenkit yerine ona yeni şeyler üretin ki vaktini onlarla doldursun.
Herkes için farklı cevaplar gereken bir konudur bu. Öncelikle ve herkes için ortak payda ise boş vakit ve hedefsizliktir. İbadet eksikliği, göz kirliliğine dikkat etmemek ise başka bir konudur.
Siz bir işten kaytarma göstermediğiniz sürece neden size haram olsun maaşınız? Size gösterilen yerde beklersiniz, bir yıl bile orada işsiz dursanız size maaşınız helal olur.
Güzel kardeşim, Bir insanın hayatı için hangi dakika “ölüm için uygun dakika” değildir? Buna ne cevap vereceğiz? Mecburen diyeceğiz ki her dakika ölüm dakikasıdır. Hayat bunun aksini söylememize izin vermiyor. Peki, ölmeden geçirdiğimiz dakikalara ne isim verelim? Kelepir dakikalar mı desek? Hayır, doğru olmaz bu cevap. Doğrusu nedir peki? Her dakikayı ölüm dakikası bileceğiz ama hayatı helal sınırları içinde yaşamayı sürdüreceğiz. Hayat budur. Ölümle düğün aynı binada gerçekleşir. Toprağı ölülerle diriler paylaşır; biri altta diğeri üstte durur. Vakti kullanırken, ibadet ederken, insanlarla ilişkileri sürdürürken mantığınız bu olsun. İmanınızı sağlam tutun. Haramlardan uzak durun. Farzları kısmayın. İnsanlıktan geri kalmayın. Serbestsiniz. Yaşayın. Allah yardımcınız olsun.