Fetva Meclisi
Soru
Hocam neden yaşlılar için özel fıkıh konuşuluyor?
Cevap
Benzer fetvalar
Müslüman’ın evinde hizmetçi olmaz diye bir şey iddia edilemez. Bu durum bir zorunluluk bile olabilir. Gösterişten uzak, israfsız bir hizmetçi istihdamı için bir sakınca olmaz. • Erkeğin veya kadının müzmin bir hastalık gibi bir sebeple görevini yerine getirememesi, • Engelli bir çocuğun veya aile büyüğünün evde olması, • Annenin de dışarıda zorunlu bir işte bulunması gibi nedenlerle eve hizmetçi alınması mecburilik arz edebilir. Dinen bunda bir sakınca olmaz. Hizmetçi bulundurulmasında ekonomik boyut dışında özellikle dikkat edilmesi gereken durumlar şunlardır: a. Eve bir erkeğin hizmetçi olarak alınması kadın açısından mümkün değil durumdadır. Zira evin kadını, evde onunla yalnız kalamaz. Bir bayan tutulmalıdır. b. Bayan tutulunca da erkek için bu bir sorundur. Erkek dikkat edecek, giriş saatleri ve görev alanları erkekle pozisyon kesişmesini engelleyecek şekilde olmalıdır. Yoksa eve alınan hizmetçi çok geçmeden evi sallayabilir maazallah. c. Hizmetçi olacak için, yaşlı ve Müslüman olmasını tercih etmelidirler. Çocukların kötü örnek görmeleri riskine karşı hassasiyet gerekir. Şartsız kabul edilen biri olmamalıdır. Ahlâk, kıyafet, kullanılan dile varıncaya kadar pek çok eleme unsuru bulunmalıdır. d. Hizmetçinin sosyal hakları konusunda gevşek davranılması, mağduriyetinin sömürülmesi gibi zulümler evin bereketini giderebilir.
Meseleyi şöyle derleyebiliriz: Yaşadığımız toplumda yakın zamana kadar yeni evliliklerin büyük bir bölümü çocuğun babasının evinde ikinci bir odada özel hayatını yaşaması şeklinde gerçekleşiyordu. Özellikle de köy hayatında bu bir kabullenilmiş teamüldü. Ekonomik imkânlar, sosyal yapının ağırlığı da bu uygulamayı destekliyordu denebilir. Yeni dönemde ise gençler bu tür evlilikleri yürütemez oldular. Çocukları üzerinde otorite sıkıntısı çekeceğini zanneden aileler ise bu geleneği sürdürmekte yarar görmeye devam ediyorlar. Bu uygulama asla dinimizin emri değildir. Ashab-ı Kiram içinde evlenen gençler örneklerinden bize intikal edenlerde evlenene yeni bir ev açıldığını görüyoruz. Gerçi bütün sahabî istatistiği denebilecek bir bilgiye sahip değiliz ama dinimizin “evlenen baba evinde ev kurar” tarzında bir emri olsa idi elimizde evlenince yeni bir ev kurmuş sahabî bilgisi asla bulunmazdı. Dolayısıyla ailelerin “evimizde ikinci bir ev kuracağız” şeklindeki baskıları dine dayandırılamaz. Evet, ortada böyle bir evliliğin yani çocuğun babası ile aynı evi kullandığı bir tarzın yasaklayıcısı emir de yoktur. Evladın baba ve annesinin hizmetini görmesi bu mesele ile bağlantılı değildir. Her şeyden önce anne babanın hizmeti, ihtiyaçlarının karşılanması çocuğun vazifesidir ve bu vazife bir ev ile sınırlı değildir hayat devam ettikçe anne babaya karşı sorumluluk devam edecektir. Evlenen çocuğun başka bir ev ortamında yaşıyor olması vazifede ihmal nedeni olamaz. Başta Hanefi fukahası olmak üzere fakihler evlenecek kadının tuvaleti, banyosu, mutfağı ve yatak odası müstakil bir ev istemesi, eşinin kardeşleri hatta anne babası ile dahi bir arada durmamayı istemesi açısından meseleye baktıklarında kadının bunları isteme hakkı olduğunu söylemişlerdir. Fakihlerin beyanının özeti şudur: Kadın evlenirken müstakil bir ev ve müstakil bir hayat ister. Ev üstüne ev yapılmaz atasözü ile özetlenebilecek talep yani gencin babasının evinde evlenmesi uygulaması belirttiğimiz “kadının müstakil ev isteme hakkı” prensibine ters düşmektedir. Gelin olacak kadının eşinden ve doğurduklarından başkası ile bir arada durmamış olmasını sağlayacak müstakil ortamı oluşturabilecek örneğin dubleks ev gibi ya da geline dilediği gibi rahat ortam sağlayacak geniş ev alternatifleri kabul edilebilir, edilmelidir. Eğer kadının mahremiyeti korunamıyorsa kadın bu konuda tartışmaya mahal kalmayacak şekilde haklıdır. Aile dünyamız ne yazık ki böyle riskler üzerine kurulamayacak kadar zor zamanlardan geçmektedir. Olağanüstü veya geçici bir durum söz konusu değilse müstakil ev yönünde tercih yapılmalıdır. Bilhassa bunun sanki dinimizin emri imiş gibi öne çıkarılması gayet yanlış bir iddiadır.
Anneniz yaşlılık ve sağlık durumundan dolayı bir desteğe ihtiyaç duyuyorsa, bu durumda onun ihtiyaçlarını karşılamak sizin bir evlat olarak en temel görevlerinizdendir. Annenize bakmanız ve ihtiyaçlarını karşılamanız dinen önceliklidir. Eğer anneniz yalnız kalacak ve mağdur olacaksa, onunla ilgilenmeniz vacip olur. Eşinizin, ayrı bir yaşam alanı istemesi ve aynı binada yaşamayı tercih etmemesi bir tercih meselesidir. Bu tercih, dini bir zorunluluk olmamakla birlikte, onun kişisel rahatlığı ve evliliğinizin huzuru açısından dikkate alınmalıdır. Aynı binada yaşama konusundaki endişeleri, sınırların bulanıklaşabileceği ya da kendi özel alanını koruyamama hissiyle ilgili olabilir. Bu, çözülmesi mümkün bir meseledir. Eşinizin de rahat edebileceği bir düzen kurmak, evliliğinizin huzuru için gereklidir. Aynı apartmanda yaşamak istememesi, onun annelik gibi ağır bir sorumluluğa hazır olmadığı ya da kendi düzenini korumak istediği anlamına gelebilir. Bu durumda hem annenizin hem de eş adayınızın ihtiyaçlarını gözeterek bir denge kurmanız gereklidir. Bu sorunu çözmeden de kervan yolda düzülür mantığıyla evlenmenizi tavsiye etmem.
Selamünaleyküm. Belli bir gelgitten sonra sizin becerebileceğiniz bir işin muhakkak olduğunu göreceksiniz. Siz de o işi yaparsınız ama size söylenen, evini ihmal etmeme sözünde haksız değiller. Dengeli olmak gerekiyor.
Selamünaleyküm. İyi bir hocadan Kur'an dersi almanız farzdır. Annenizin bunu ve iyi bir ilmihal dersi görmenizi engellemesi hakkı değildir. Onu incitmeden bu görevinizi yerine getirmelisiniz. Babanız için sadece dua edin; onun doğurduğu bir çocuğu olarak ona akıl vermeniz, nasihat etmeniz kabul edeceği bir şey olmayabilir. Kaş yaparken göz çıkarmış olursunuz. Dayınız için de benzer şeyler geçerlidir. Çok dua edin.
Selamünaleyküm. Bu genelleme yerine herkes kendi durumuna göre hareket etmelidir. Çünkü iki taraftan da bakılında doğru sonuçlar görülebilir. Siz kendi durumunuza bakın; imanınızı koruyabiliyorsanız orada kalın. Mü'min kimliğiniz zedeleniyorsa orada durmanız sizin için sakıncalı olmuştur, daha iyi yer bulabiliyorsanız gideceksiniz.
ekonomi konusundaki diğer fetvalar
Piyasayı daraltacak şekilde yoğun bir alım olması durumunda ihtikâr dediğimiz hata ortaya çıkacağı için, Alınan gıda veya eşya israf olacak ve telef edilecek ihtimali varsa israf haram olduğu için, Ekonomik planlamanın ötesinde bir nefis oburluğu üzerinden alınıyorsa nefsin şımartılması söz konusu olduğu için öyle bir alışveriş caiz olmaz. En azından kerih görülür. Bunun haricinde ev ihtiyacını satın alırken “şu kadar zamana yetecek” bir planlama emri yoktur. Bu bir nebze yöresel örfe göre de belirlenebilir. Köy hayatı yaşayanlar belli gıdaları çuvalla alırlar, şehirde yaşayanlar ise aynı gıdayı kilo ile alırlar. Bunun dinen bir engeli veya teşviki yoktur.
Fıkıh açısından devletin fiyat sabitlemesi yaptığı şeyler dışında tüccarın sattığı malda kâr haddi sınırlaması yoktur. Aldatma, yalan ve hile söz konusu olmadıkça bir insan elindeki mala uygun gördüğü kâr marjını koyabilir. Elbette insanların dara düşmemesini düşünmek ve merhametli olmak uygun olandır ama bu durumda sadece müşteriyi düşünmek de yeterli değildir, esnafın da düşünüldüğü bir itidal oluşturulabilir.