Fetva Meclisi
Soru
Değerli hocamız, size şunu sormak isterim: Maddi imkânlarımız fena değil. Evimize bir hizmetçi almamız israf sayılır mı, eşim çok çekiniyor öyle zengin gösterişi yaparız zannediyor. Sonunda sizin sözünüze uymaya karar verdik, ne derseniz onu yapacağız. Allah sizden razı olsun.
Cevap
Benzer fetvalar
Eşinizin neden isteğinizi karşılamadığını bilemeyiz ama şunu biliriz: Eşinizin ekonomik imkânları var veya yok siz o evin hanımısınız ve hanımlığın gerektirdiğini içinizden geldiği kadarı ile yapmak durumundasınız. Kadın evindeki görevlerinden geri durdukça başına yeni sıkıntılar açar. Eve hizmetçi gelmesinin dinen sakıncası olmaz. Gelmelidir de. Fakat sizin eşinizle böyle bir pazarlığa girerken sadece “para var ben de zengin kadın rolünde olayım” türünden bir arzu ile bunu yapıyorsanız ailenizin saadetine zarar veriyorsunuz demektir. Bu istek sizi altından kalkamayacağınız farklılıklara götürebilir. Siz hanımlığınızı en iyi şekilde yapmaya çalışın. Tıkandığınız noktalar için size hizmetçi tutsun eşiniz. Nefis bir kere azdırıldı mı artık onu dizginlemek zor olabilir. Dikkat ediniz.
Müslüman olarak evimizde temizlik veya başka bir ihtiyaç için hizmetli bulundurmamızın bir sakıncası yoktur. Ortada bir israf, gereksizlik, başkalarını taklit gibi bir sakınca yoksa çalıştırılabilir. Şu hususlara da dikkat edilmesini tavsiye ederiz: - İnsanlık ve Müslümanlık inceliklerimizi yıpratan bir çalıştırma olmamalıdır. Hizmetlinin insanlık onuru en ince ayrıntılarına kadar korunmalıdır. Asla hor görülmemeli, fakirliği veya muhtaçlığı ona hissettirilmemelidir. - Ücret olarak ne sözleşilmiş ise o gününde muhakkak verilmelidir. Ücretlendirmede de makul olandan azı teklif bile edilmemelidir. Bilhassa kişinin muhtaçlığı ve çaresizliği sömürülür ise bu kabul edilemez bir durum olur. - Hizmetlinin evde yenen yemekten yemesi sağlanmalı, ikinci sınıf bir yemek yemesi istenmemelidir. - Evdeki mahremiyet ölçülerinden hiçbir şekilde taviz verilmemelidir. - Affedilebilir hatalarını affetmek daha Müslümanca bir davranış olur. - Hizmetliye dua edilmeli dua etmesi beklenmelidir yani duasına önem verilmelidir. - Gönül alma olarak düşünülebilecek hediyeler ve benzeri iyilikler unutulmamalıdır.
Selamünaleyküm. Şurası iyi veya burası kötü, şu zaman iyi bu zaman kötüdür dememiz doğru olmaz. Çalışan için her yer iyi, her zaman iyidir. Bize düşen, kabiliyetlerimizi iyi tespit edip çalışabilmektir. En önemlisi ihlastır. İhlas olunca Allah Teâlâ yardım ediyor. Size öncelikle tavsiyem budur; ihlâsla yola çıkın, sakın kendinizi basit görmeyin. Her mü'min, cennete adaydır. Cennete aday olmak kadar 'iyi' olmanın belgesi olan bir şey olabilir mi? Eğer evli iseniz, muhakkak eşinizin razı olacağı çalışmalar yapmalısınız. Evli değilseniz durum daha rahat demektir. Buna göre de şöyle bir çalışma yapabilirsiniz: 1- Sürekli kitap okuyun. Bir kitap okuma programınız bulunsun. Kitap okumamak, eldekini tüketmek ve yenilenmemektir. Yenilenmeyen ise zamanla hikaye anlatmaya mecbur olur. Ümmetimizin dertlerini anlatan, çözümler öneren ve aşırılığı olmayan kitaplar okuyun. Farklı hatipleri dinleyin, size en yakın tarzı tespit edince ona yoğunlaşın. Bu hususta sosyaldoku.com sitesindeki HOCA dersini izlemenizi tavsiye ederim. 2- Dine hizmette hiçbir zaman uç konularla ilgilenmeyin. Milyonda bir kişiye lazım olacak konular yerine umumu alakadar eden ana meselelerle ilgilenin. 3- İHL'lerde bayan ve erkek her hocaya bu dönemde çok ihtiyaç vardır. İffetinizi ve vakarınızı koruyabileceğiniz bir bayan bölümünde ders vermenizi zaruri görürüm. Kur'an kurslarında iş becermek sabır ve tecrübe ister. 4- Hizmet ediyor olmak asla sizin özel ibadetlerinizi gevşetmemelidir. Namazınız, Kur'an tilavetiniz, virdiniz, sılayırahiminiz gevşemesin. Bu çalışmalara dayanarak bekâr iseniz evliliğinizi de geciktirmeyin. 5- İstişare en güçlü kaynağınızdır; itimat ettiklerinizle istişareler yapın. Bize tekrar yazarsanız, muayyen bir konuyu yazın ki, istişare daha bereketli olsun. Size dualar ederiz, dinini dert edinmiş mücahide hanım!
Selamünaleyküm. Belli bir gelgitten sonra sizin becerebileceğiniz bir işin muhakkak olduğunu göreceksiniz. Siz de o işi yaparsınız ama size söylenen, evini ihmal etmeme sözünde haksız değiller. Dengeli olmak gerekiyor.
Elbette bizi Allah’a isyan noktasında tutacak bir misafirliği veya esasen güzel/iyi olmayan bir işi benimseyemeyiz. Misafire ikram da Allah’ın rızasını kazanmak içindir. Tavrınızda hatalı değilsiniz. Ancak iki şeye dikkat edin: a- Bunu aile içindeki olumsuz ilişkilerin intikamı olarak yapmış olmayın. b- Buna rağmen anne babanızla düşmanlık üretebilecek bir noktaya gelmeyin/getirmeyin. Böyle bir denge kurabilirseniz iyi yaparsınız. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Şurası iyi veya burası kötü, şu zaman iyi bu zaman kötüdür dememiz doğru olmaz. Çalışan için her yer iyi, her zaman iyidir. Bize düşen, kabiliyetlerimizi iyi tespit edip çalışabilmektir. En önemlisi ihlastır. İhlas olunca Allah Teâlâ yardım ediyor. Size öncelikle tavsiyem budur; ihlâsla yola çıkın, sakın kendinizi basit görmeyin. Her mü'min, cennete adaydır. Cennete aday olmak kadar 'iyi' olmanın belgesi olan bir şey olabilir mi? Eğer evli iseniz, muhakkak eşinizin razı olacağı çalışmalar yapmalısınız. Evli değilseniz durum daha rahat demektir. Buna göre de şöyle bir çalışma yapabilirsiniz: 1- Sürekli kitap okuyun. Bir kitap okuma programınız bulunsun. Kitap okumamak, eldekini tüketmek ve yenilenmemektir. Yenilenmeyen ise zamanla hikaye anlatmaya mecbur olur. Ümmetimizin dertlerini anlatan, çözümler öneren ve aşırılığı olmayan kitaplar okuyun. Farklı hatipleri dinleyin, size en yakın tarzı tespit edince ona yoğunlaşın. Bu hususta sosyaldoku.com sitesindeki HOCA dersini izlemenizi tavsiye ederim. 2- Dine hizmette hiçbir zaman uç konularla ilgilenmeyin. Milyonda bir kişiye lazım olacak konular yerine umumu alakadar eden ana meselelerle ilgilenin. 3- İHL'lerde bayan ve erkek her hocaya bu dönemde çok ihtiyaç vardır. İffetinizi ve vakarınızı koruyabileceğiniz bir bayan bölümünde ders vermenizi zaruri görürüm. Kur'an kurslarında iş becermek sabır ve tecrübe ister. 4- Hizmet ediyor olmak asla sizin özel ibadetlerinizi gevşetmemelidir. Namazınız, Kur'an tilavetiniz, virdiniz, sılayırahiminiz gevşemesin. Bu çalışmalara dayanarak bekâr iseniz evliliğinizi de geciktirmeyin. 5- İstişare en güçlü kaynağınızdır; itimat ettiklerinizle istişareler yapın. Bize tekrar yazarsanız, muayyen bir konuyu yazın ki, istişare daha bereketli olsun. Size dualar ederiz, dinini dert edinmiş mücahide hanım!
ahlak konusundaki diğer fetvalar
Allah’a iman açısından insanlar iman edenler ve iman etmeyenler olarak ikiye ayrılırlar. Münafıklar aslında iman etmedikleri hâlde toplum içindeki sosyal ve ekonomik çıkarları gereği iman etmiş gibi görünen kimselerdir. Böylece asıl kimliklerinin iman etmeyenler olduğu anlaşılmış olur. Zira iman kalpte yerleşmiş olmalıdır ki iman edilmiş olsun. Bunlar ise Müslümanlar ile beraberken Müslümanlık gösterirler ama öyle değildirler. Bu yüzden de kıyamet günü cehennemde kâfirlerden de beter bir durumda olacaklardır. Bu bir nevi şahsiyetsizlik ve hastalıktır. Böylelerinin karakterleri, eylemleri Kur'an’ımızın ısrarla öne çıkardığı hastalıklardır. Bunlara benzeyen ama esasında Müslüman olanlar da, bir hastalık olarak münafıklıktan uzak durulması için ikaz edilmişlerdir. Münafıklarda en belirgin karakteristik özellikler şunlardır: • Kalpleri sorunludur yani iç dünyalarında İslam’ı kabul etmiş değildirler. • Düzeltiyoruz adı altında bozarlar. • Kendilerini akıllı görüp başkalarını aptal gören aptallardırlar. • Hilekârdırlar. • Sözlerinde durmazlar. • Mü'minlerin aleyhine olacak şekilde kâfirlerle bağlantıda olurlar. • Mü'minlerin başına gelen sıkıntılara sevinirler. • Zor günlerde meydanda olmazlar. • Allah’ın Kur'an’ına göre yaşamayı kabul etmezler, bunu da açıkça söylemezler. • Çok renklidirler, yalakadırlar. • Sapık fikirlere pek meraklıdırlar. • Aykırılıktan çok hoşlanırlar. • Dış düşmana hizmette sakınca görmezler.
Bu çağın önümüze getirdiği elektronik oyunların hayatımızda ciddi bir yer işgal ettiği açıkça görülmektedir. Küçük bebeklerden aile reisi insanlara kadar bir hastalık boyutunda toplumu etkisi altına alan salgına dönmüştür ne yazık ki. Uzun zaman geçmeden eşler arasında ayrılma nedenlerinde ilk sıralara bile taşınabilir diye endişelerimiz yok değildir. Bu tür oyunlar için söylenecek ilk söz mübah olmasıdır. Mübah, farz değil haram değil demektir. Yani serbest bir konudur. Bu temel kuraldan sonra ayrıntılara göre bu oyunların hükmü de değişebilir: • Zarar ve fesat kavramı devreye girdiğinde bu oyunlar için sakınca da devreye girer. Söz konusu “zarar”, ekonomik, dini, ahlâki veya sağlıkla ilgili olabilir. Hangisi olursa olsun zarar veren giderilir. Kural böyledir. • Bu konuda karar verileceği zaman genel duruma bakılır. Mesela genel olarak sakıncasız ama bir iki kişinin oynamasında bir sakınca var diye, umumi bir yasak olmaz. Aynı şekilde, genelde zararlı ama bir iki genç o oyunları yararlı işlerde değerlendiriyor diye de müspet bir karar verilemez. Karar yoğunluğa göre verilir. • Söz konusu oyunlar akidemiz açısından zarar veriyorsa mesela kâfirlerin sempatik olmalarını sağlıyorsa, onların dinlerinin veya sistemlerinin reklamını yapıyorsa, haramlardan bir haramı göz önüne çıkarıyorsa; ahlâk erimesine neden oluyorsa; avret teşhiri, kadın erkek avreti hassasiyetini yıpratmaya neden oluyorsa; öğrencilerin derslerini, iş sahiplerinin işlerini etkiliyorsa; sağlık açısından sakıncalar oluşturuyorsa, insanların akıllarını donduruyorsa; mal israfı nedeni oluyorsa; aile düzeni açısından risk oluşturuyorsa… Bu oyunların oynanmasına haram bile diyebiliriz. Bunun dışında genel hüküm mübah olmalarıdır.
Evet, böyle bir hadis vardır. Müslüman lanet etmeyen insandır. İnsana da hayvana da lanet etmemek gerekir. Lanet tuttuğunda bundan lanet eden de zarar görebilir. Lanet edilmiş bir hayvanın daha sonra etinin yenmesinin yasaklanması gibi bir durum da yoktur. Mesele Müslüman’ın ahlâkı ve titizliği açısından önemli bir meseledir.
Bizim için sahabi sözü çok önemlidir. Dinimizi onların aktarması ile öğreniyoruz. Temelden sahabi sözünü yok kabul ettiğimizde dinimizi temelden reddetmiş oluruz maazallah. Sahabiden bize taşınan sözlerin kullanıldığı alana bakarak ne yapacağımızı kararlaştırabiliriz. Eğer söz konusu nakil iman ile alakalı ise muhakkak senedini bakarız yani âlimler baktılar demek istiyorum. Senedi hadis ölçülerine göre güçlü olmayan bir söz sahabi sözü de olsa o söz itikada delil olmaz. Sahabi sözü, ahlâk, öğüt gibi konularda ise âlimler itikad konularındaki kadar yoğun sened arayışı göstermemişlerdir. Aynı şeyi Peygamber aleyhisselama nisbet edilen hadisler için de uygulamışlardır; hadis itikad ile alakalı ise ona isnad kriterlerini yoğun olarak uygulamışlar, zühd, ahlâk ve faziletle ilgilisi o oranda uygulamamışlardır. Ashab-ı Kiramdan hüküm ihtiva eden sözleri nakleden kitapların en meşhurlarından olarak şunları kaydedebiliriz: - Musannaf, Abdürrezzak San’ani, - Musannef, İbni Ebi Şeybe, - Sünen, ed-Darimi, - Sünen, Said bin Mensur, - Tahavi, Şerhu Meani el-Asar, Ashab-ı Kiramın zühd, ahlâk ve benzeri konularda bilgilerini aktaran kitaplardan en meşhurları olarak da şunları zikredebiliriz: - Zühd, Abdullah bin Mübarek, - Zühd, İbnu Hanbel, - Hilyetülevliya, Ebu Nuaym, - Sıfatussafve, İbnulcevzi.
Bir mü'min ihlasla iş yapıyorsa onda şu özellikler öne çıkar/çıkmalıdır: 1- Riya korkusunu bir kenara atmaz, riya olabilir endişesini sürekli taşır. 2- Kendisini Allah için yapması gereken işlerde yetersiz görür. Ne yaparsa yapsın, o yaptığı ne kadar büyük olursa olsun, ona göre Allah için yapılması gereken daha büyük ve daha iyi olur. 3- Yaptığı iyi ve güzel işleri mümkün olduğu kadar gizler, kendi reklamını kendisi yapmaz, başkalarının yapmasından da hoşlanmaz. 4- Onun yaptığı işleri insanların görmesi veya görmemesi, övmeleri veya yermeleri onu etkilemez. 5- İnsanların ve çevrenin fesadı, kötüye gitmesi onu etkilemez. O hak bildiği, gerekli gördüğü işleri yapmaya devam eder. 6- Kur'an’dan öğrendiği, ashabtan bildiği işleri yapmak onun yaşam tarzıdır. İbadette ve ahlakta yeniliklere kapalıdır.
Bu ifadeden kişinin kullanımına göre farklı anlamlar çıkabilir. Biz genellikle iman ve ibadet konuları dışında en temel değerlerimiz olarak; -Allah’a, kendimize ve insanlara karşı doğruluğu, -Emin olmayı, -İffeti, -Kanaati, -Ahlâkı, -Olgunluk ve yumuşaklığı, -Hayâyı, -Mürüvvet ve şahsiyeti, -Nasihat alır, nasihat verir olmayı, -Şükür sahibi olmayı anlarız.