İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Dini içerikli konuşmalar yapılırken değerler diye bir kavram kullanılıyor. Müslüman olarak bizim değerlerimiz nelerdir?

Cevap

Bu ifadeden kişinin kullanımına göre farklı anlamlar çıkabilir. Biz genellikle iman ve ibadet konuları dışında en temel değerlerimiz olarak; -Allah’a, kendimize ve insanlara karşı doğruluğu, -Emin olmayı, -İffeti, -Kanaati, -Ahlâkı, -Olgunluk ve yumuşaklığı, -Hayâyı, -Mürüvvet ve şahsiyeti, -Nasihat alır, nasihat verir olmayı, -Şükür sahibi olmayı anlarız.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İnsanlıkta bütün insanlarla aynıyız. İnsan olmanın getirdiği haklar ve meziyetler herkes için aynıdır. Hiçbir insanı Müslüman olmadığı için insanlık dışı göremeyiz. Böyle bir uygulama dinden gibi gösterilemez. Bu birinci hakikattir. İkinci hakikat ise şudur: İslam üstündür. İslam'ın üstünde bir değer düşünülemez. Müslüman da İslam şerefi taşıdığı sürece din olarak bütün diğer din veya din gibi sanılan düşüncelerin sahiplerinin üstündedir. Bu üstünlük farklı insan olmakta değil, insanlığın hakkını en iyi veren bir dine tabi olmaktadır. Bu iki hakikatin ortalamasını şu şekilde bulabiliriz: Müslümanlık farkı insanlığın üstüne konmuş manevi ağırlıklı bir farktır. Müslüman olmayanlar, İslam'a karşı bir kabalık ve had bilmezlikte bulunmadıkları sürece sadece Müslüman olmadıkları için Müslümanların hedef tahtasında değildirler. Böyle bir anlayış yoktur. İnsanlıkta aynıyız, dünyamız aynıdır. Ahirette ise herkesin yeri bellidir; müminler cennete kâfirler cehenneme!

İnsani değer sıralamamız nasıl olmalıdır? Biz Müslümanız, Müslüman kardeşlerimiz
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Her kavram gibi bunların da kullanımında sulandırma olabilir ama bu kavramlar bizim ümmetimize ait kavramlardır.

Evliya, Veli, Allah dostu gibi kavramlar yanlıştır diyenler var, doğru mudur?Tar
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. İnsanların onurları değerlidir. Mü'minin onuru ise bambaşka değerlidir. Bu bir eziyettir, muhakkak hesabını sorar Allah!

Bir kızı Allah’ın emri ile isteyip ertesi sabah ortada bir şey yokken kaçıp gitm
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şöyle bir anlayış doğru değildir: ‘Evlenenin ibadet değeri artar.’ Bu doğru olmaz. ‘Evlenen biri, imanı ve ameli açısından bekâr birine göre daha güvende olabilir’ denirse buna itiraz etmeyiz. Evliliğin kendisi bir ibadettir zaten. Şunu da bilmeliyiz ki, bir farklılık getiren ne varsa beraberinde bir risk de getiriyor demektir. Evliliğe bu açıdan bakmalıyız.

Evli birinin namazı, ibadetleri daha mı değerlidir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dini hükümlerimizin iki boyutta ele alınması mümkündür: Birincisi, herkesçe bilinebilecek gayet açık hükümler, Allah'ın birliği, melekler, Kur'an ve benzeri konular herkesin bilebileceği ya da İslam'ın yaygın olduğu bir ortamda herkesin bilmesi doğal olan bilgilerdir. İkincisi ise, belli bir okumuşluğu ve tecrübeyi gerektiren bilgiler vardır. Derin fıkhî konular, Kur'an kıraatine ait derin ilimler, hadis bilgisi gibi konular da bu bölüme dahildir. Müslüman'ın birinci bölüme ait bilgileri bilmemesi mazeret olamaz; o tür konulardaki sözleri fasıklığı, küfre düşmeyi doğurabilir. İkinci bölüme ait konularda ise kasıt aranır. Kasıt ve laubalilik olmadıkça inşaallah küfre düşülmez. Söz ve eylemlerimizde niyetlerimiz çok önemlidir. Mesela: Mushafın yere atılması ile yere düşürülmesi aynı şeyler değildir. Netice olarak Müslüman, Allah'a, Resulü'ne, kitabına ait şeyleri konuşurken gayet dikkatli olmalıdır. Dinimize ait şeyler şaka konusu yapılmamalıdır. İki evlilik gibi konular ağızlarda sakız yapılacak şeyler görülmemelidir. Belki ilk sözümüz bizi dinden çıkarmaz ama ağız bir kere gevşedikten sonra ondan ne çıkacağı da belli olmaz. Tedbirli ve edepli olmalıyız. Allah'a emanet olunuz.

Kişiyi hangi sözler ve düşünceler imandan çıkarır? Cahillikten kaynaklı söz ve d
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Tam bir fitne zamanında yaşıyoruz. İmanın fitneye kapılma ihtimali yüksek olan bir zamandır bu zaman. Buna göre de bir mü'min olarak ilk ve öncelikli vazifemiz, imanımızı korumak olmaktır. Başkaları ile ilgilenirken biz eriyor olabiliriz. İmanımızı, salih amellerimizi, mü'min çevremizi, cihat heyecanımızı, ahiret endişemizi eskitmeden korumakla başlayan bir görevimiz vardır. Bu bölümü teminat altına almalıyız. İkinci olarak da şunu bileceğiz: Biz kuluz. İnsanlar da bizim gibi kuldurlar. Kalplerimiz Allah Teâlâ'nın elindedir. Hidayet etmek onun işidir. Biz ses çıkarırız, yol alırız; neticeyi Allah Teâlâ verir. Sanki her sözümüz bir kişiyi hidayete erdirecek gibi bir beklenti içinde olamayız. Görevimizi iyi belirleyelim. Bizim görevimiz hidayete erdirmek değil hidayete davet etmektir. Bunu becerebilirsek gerisini Allah Teâlâ kolaylaştırır. Üçüncü olarak da şunu bileceğiz: İnsanlar sözlerden çok örneklerden etkilenirler. Biz iman iddiası olan mü'minler olarak iyi mü'min olma gayretinde olacağız. 'Bütün dünya fesada boğulsa ben tek başıma son iyi mü'min örneği olarak kalacağım' şuuru bize hakim olmalıdır. Başarı burada gizlidir. Anlatan, anlattığını kendi üzerinde örneklendiremeyen mü'min başarılı olamaz. Resmi görevli, memur mantıklı hocalık başarısızlık bir numaralı örneğidir. Bir başka temel husus da şudur: İnsanların kul olmaları ile alakalı derdi olanlar insanlarla mal ilişkisine girmeyecekler. Mal alıp verme ile sürdürülen ilişkilerin üzerine imani etki geliştirmek zordur. Ve özellikle Allah Teâlâ'nın bizi başarılı kılması için samimi dualar yapmaya mecburuz. Duamız kadarız biz, duamız! Rabbim muvaffak kılsın.

Çevremde İslamiyet’ten uzak, inancı olan fakat Allah'a karşı hiçbir görevini yer

ahlak konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bizim için sahabi sözü çok önemlidir. Dinimizi onların aktarması ile öğreniyoruz. Temelden sahabi sözünü yok kabul ettiğimizde dinimizi temelden reddetmiş oluruz maazallah. Sahabiden bize taşınan sözlerin kullanıldığı alana bakarak ne yapacağımızı kararlaştırabiliriz. Eğer söz konusu nakil iman ile alakalı ise muhakkak senedini bakarız yani âlimler baktılar demek istiyorum. Senedi hadis ölçülerine göre güçlü olmayan bir söz sahabi sözü de olsa o söz itikada delil olmaz. Sahabi sözü, ahlâk, öğüt gibi konularda ise âlimler itikad konularındaki kadar yoğun sened arayışı göstermemişlerdir. Aynı şeyi Peygamber aleyhisselama nisbet edilen hadisler için de uygulamışlardır; hadis itikad ile alakalı ise ona isnad kriterlerini yoğun olarak uygulamışlar, zühd, ahlâk ve faziletle ilgilisi o oranda uygulamamışlardır. Ashab-ı Kiramdan hüküm ihtiva eden sözleri nakleden kitapların en meşhurlarından olarak şunları kaydedebiliriz: - Musannaf, Abdürrezzak San’ani, - Musannef, İbni Ebi Şeybe, - Sünen, ed-Darimi, - Sünen, Said bin Mensur, - Tahavi, Şerhu Meani el-Asar, Ashab-ı Kiramın zühd, ahlâk ve benzeri konularda bilgilerini aktaran kitaplardan en meşhurları olarak da şunları zikredebiliriz: - Zühd, Abdullah bin Mübarek, - Zühd, İbnu Hanbel, - Hilyetülevliya, Ebu Nuaym, - Sıfatussafve, İbnulcevzi.

Ashab-ı Kiram üzerine çok garip haberler aktarılıyor. Öyle şeyler ki insanın ina
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evet, böyle bir hadis vardır. Müslüman lanet etmeyen insandır. İnsana da hayvana da lanet etmemek gerekir. Lanet tuttuğunda bundan lanet eden de zarar görebilir. Lanet edilmiş bir hayvanın daha sonra etinin yenmesinin yasaklanması gibi bir durum da yoktur. Mesele Müslüman’ın ahlâkı ve titizliği açısından önemli bir meseledir.

Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin hayvanlara lanet edilmesini ya
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müslüman’ın evinde hizmetçi olmaz diye bir şey iddia edilemez. Bu durum bir zorunluluk bile olabilir. Gösterişten uzak, israfsız bir hizmetçi istihdamı için bir sakınca olmaz. • Erkeğin veya kadının müzmin bir hastalık gibi bir sebeple görevini yerine getirememesi, • Engelli bir çocuğun veya aile büyüğünün evde olması, • Annenin de dışarıda zorunlu bir işte bulunması gibi nedenlerle eve hizmetçi alınması mecburilik arz edebilir. Dinen bunda bir sakınca olmaz. Hizmetçi bulundurulmasında ekonomik boyut dışında özellikle dikkat edilmesi gereken durumlar şunlardır: a. Eve bir erkeğin hizmetçi olarak alınması kadın açısından mümkün değil durumdadır. Zira evin kadını, evde onunla yalnız kalamaz. Bir bayan tutulmalıdır. b. Bayan tutulunca da erkek için bu bir sorundur. Erkek dikkat edecek, giriş saatleri ve görev alanları erkekle pozisyon kesişmesini engelleyecek şekilde olmalıdır. Yoksa eve alınan hizmetçi çok geçmeden evi sallayabilir maazallah. c. Hizmetçi olacak için, yaşlı ve Müslüman olmasını tercih etmelidirler. Çocukların kötü örnek görmeleri riskine karşı hassasiyet gerekir. Şartsız kabul edilen biri olmamalıdır. Ahlâk, kıyafet, kullanılan dile varıncaya kadar pek çok eleme unsuru bulunmalıdır. d. Hizmetçinin sosyal hakları konusunda gevşek davranılması, mağduriyetinin sömürülmesi gibi zulümler evin bereketini giderebilir.

Değerli hocamız, size şunu sormak isterim: Maddi imkânlarımız fena değil. Evimiz
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah’a iman açısından insanlar iman edenler ve iman etmeyenler olarak ikiye ayrılırlar. Münafıklar aslında iman etmedikleri hâlde toplum içindeki sosyal ve ekonomik çıkarları gereği iman etmiş gibi görünen kimselerdir. Böylece asıl kimliklerinin iman etmeyenler olduğu anlaşılmış olur. Zira iman kalpte yerleşmiş olmalıdır ki iman edilmiş olsun. Bunlar ise Müslümanlar ile beraberken Müslümanlık gösterirler ama öyle değildirler. Bu yüzden de kıyamet günü cehennemde kâfirlerden de beter bir durumda olacaklardır. Bu bir nevi şahsiyetsizlik ve hastalıktır. Böylelerinin karakterleri, eylemleri Kur'an’ımızın ısrarla öne çıkardığı hastalıklardır. Bunlara benzeyen ama esasında Müslüman olanlar da, bir hastalık olarak münafıklıktan uzak durulması için ikaz edilmişlerdir. Münafıklarda en belirgin karakteristik özellikler şunlardır: • Kalpleri sorunludur yani iç dünyalarında İslam’ı kabul etmiş değildirler. • Düzeltiyoruz adı altında bozarlar. • Kendilerini akıllı görüp başkalarını aptal gören aptallardırlar. • Hilekârdırlar. • Sözlerinde durmazlar. • Mü'minlerin aleyhine olacak şekilde kâfirlerle bağlantıda olurlar. • Mü'minlerin başına gelen sıkıntılara sevinirler. • Zor günlerde meydanda olmazlar. • Allah’ın Kur'an’ına göre yaşamayı kabul etmezler, bunu da açıkça söylemezler. • Çok renklidirler, yalakadırlar. • Sapık fikirlere pek meraklıdırlar. • Aykırılıktan çok hoşlanırlar. • Dış düşmana hizmette sakınca görmezler.

Selamünaleyküm hocam. Münafıklık bir din adı mıdır? Özellikleri nelerdir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu çağın önümüze getirdiği elektronik oyunların hayatımızda ciddi bir yer işgal ettiği açıkça görülmektedir. Küçük bebeklerden aile reisi insanlara kadar bir hastalık boyutunda toplumu etkisi altına alan salgına dönmüştür ne yazık ki. Uzun zaman geçmeden eşler arasında ayrılma nedenlerinde ilk sıralara bile taşınabilir diye endişelerimiz yok değildir. Bu tür oyunlar için söylenecek ilk söz mübah olmasıdır. Mübah, farz değil haram değil demektir. Yani serbest bir konudur. Bu temel kuraldan sonra ayrıntılara göre bu oyunların hükmü de değişebilir: • Zarar ve fesat kavramı devreye girdiğinde bu oyunlar için sakınca da devreye girer. Söz konusu “zarar”, ekonomik, dini, ahlâki veya sağlıkla ilgili olabilir. Hangisi olursa olsun zarar veren giderilir. Kural böyledir. • Bu konuda karar verileceği zaman genel duruma bakılır. Mesela genel olarak sakıncasız ama bir iki kişinin oynamasında bir sakınca var diye, umumi bir yasak olmaz. Aynı şekilde, genelde zararlı ama bir iki genç o oyunları yararlı işlerde değerlendiriyor diye de müspet bir karar verilemez. Karar yoğunluğa göre verilir. • Söz konusu oyunlar akidemiz açısından zarar veriyorsa mesela kâfirlerin sempatik olmalarını sağlıyorsa, onların dinlerinin veya sistemlerinin reklamını yapıyorsa, haramlardan bir haramı göz önüne çıkarıyorsa; ahlâk erimesine neden oluyorsa; avret teşhiri, kadın erkek avreti hassasiyetini yıpratmaya neden oluyorsa; öğrencilerin derslerini, iş sahiplerinin işlerini etkiliyorsa; sağlık açısından sakıncalar oluşturuyorsa, insanların akıllarını donduruyorsa; mal israfı nedeni oluyorsa; aile düzeni açısından risk oluşturuyorsa… Bu oyunların oynanmasına haram bile diyebiliriz. Bunun dışında genel hüküm mübah olmalarıdır.

Hocam, ailelere ELEKTRONİK DİJİTAL OYUNLAR üzerine bir seminer vereceğim. Bu fır
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

O kadar çok vardır ki! Peygamber aleyhisselam efendimizin vefatı en baştaki alamet değil midir? Dinde, siyasette, hayatın içinde ve özellikle de aile içinde kıyamet zili çalan o kadar konu vardır ki, Allah Teâlâ görmeyi ve ibret almayı hepimize kolay kılsın. • İşlerin ehli olmayana yaptırılması, • Değer ölçülerinin alt üst olması, • İnsanlar arasında güven unsurunun erimesi, ahlâkın yok gibi kabul edilmesi, • Seri ve yoğun ölümler, ölümlerin önemsizleşmesi, • Ardı arkası kesilmeyen çeşit çeşit fitnelerin çoğalması, • Haram malın helal gibi çoğalması, • Yüksek yapılar etrafında şehirlerin kurulması, • Tabii afetlerin sıklaşması, • Bütün insanlığın önünde devletlere varıncaya kadar her yerde zalimlerin çoğalması… gibi işaretler, alametler gözümüzün önündedir de kim görür, kim ibret alır, o daha sonra belli olacak.

Kıyamet alametlerinden günümüzde görülebilecekler var mıdır? Ben bir Müslüman ol

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.