Fetva Meclisi
Soru
Kişiyi hangi sözler ve düşünceler imandan çıkarır? Cahillikten kaynaklı söz ve düşünceler küfre düşürür mü?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu tür senaryolarla vakit geçirmeyelim. Daha yoğun ve daha acil pratik meselelerimiz vardır. Ancak insanların, cehaletten kaynaklanan idraklerini değiştirmenin zaman alacağını bilmeliyiz. Mümkün olduğu kadar tevil edilebilecek sözleri tevil edelim. Çünkü mesela bu kişinin durumunda namaz, imanı; kullandığı sözler de küfrü temsil ediyor. Ama bilememe durumunu yok sayamayız. Tatlı sözlerle, uzun bir zamanda da olsa ikna olmasını bekleyeceğiz. Allah yardımcımız ola.
Biz insanlar olarak Allah'a iman ederiz veya birileri etmez. Allah’a iman ettiğimize göre imanımızı da Allah kabul eder veya etmez. Bizim gibi bir insanın imanımızı kabul etme ya da reddetme hakkı yoktur. Âlimlerin “iman şöyle olur, şunu yapan imana aykırı düşmüş olur” gibi beyanları bize yol göstermiş olur. Başkalarının imanları ile oynamak, yok kabul etmek ateşle oynamaktır. Allah Teâlâ hepimize akıl fikir versin. Kâfirler dururken mümin olduğunu söyleyenlerle uğraşmak akıl işi değildir diye düşünürüz. Herkesin önceliği kendi imanı olmalıdır. İmanın içini salih amellerle doldurmak da ikincil hedefi olmalıdır. İmanla yaşayıp ölmek Allah'a iman etmiş bütün nesillerin en büyük emelidir. Başkalarını dinden atmak, imanlarını şöyle veya böyle yok kabul etmek Müslümanca değildir, akıllıca da değildir. Eğer iman hususunda bildiğimiz hakikatlere ters bir durum görürsek onu söyleriz, ikaz ederiz ama şahıslar üzerinden kimseyi “sen şöylesin” şeklinde mahkeme kararı gibi kararlarla itham etmeyiz, edemeyiz.
Selamünaleyküm. Çok açık bilinebilecek durumlar vardır, herkesin derin bilemeyeceği durumlar vardır. Meselâ meleklerin varlığı inkâr etmekle meleklerden birinin inkârı aynı değildir. Buna göre de hüküm farklı olur. Herhalükârda tevbe ile durum biiznillah düzelir.
Önce, o sözlerin gerçekten dinden çıkma anlamına gelmesi konusunda kesin bilgi sahibi olmalıyız. Zanla din kuralı konamaz. Eğer kullanılan sözlerin dinden çıkardığını o kişi bilmiyorsa, o kişinin kastı yok, hatanın ağırlığını bilse tevbe edecekti diye umarız. Namaz kılmasını da kesin dine dönüş olarak görürüz. Çünkü o sözün muhtevası onun inatla sürdürdüğü bir tavrı değildir.
Öncelikle günümüzdeki tekfirin bir hastalık çeşidi olduğunu hatırlatmak isterim. Bu hastalıktan uzak bir şekilde normal şartlar içerisinde bu konuyla ilgili şu bilgileri aktarmak yerinde olur. Tekfir, çok ağır bir meseledir. Peygamber Efendimiz aleyhisselam, "Kim birine ‘kâfir’ der de o kişi gerçekten kâfir değilse, bu söz ona geri döner." buyurmuştur (Buhârî, Edeb, 73; Müslim, İman, 111). Eğer kişinin küfre girdiği kesin olarak bilinmiyorsa Allah'a havale etmek en güvenli yoldur. Bir kişi açıkça Müslüman olduğunu söylüyorsa ve İslamî esasları kabul ediyorsa onun zahiren Müslüman olduğu genel kuralımızdır. Kişi, söylediği veya yaptığı şeyin küfür olduğunu bilmiyorsa mazur görülebilir. Kişi söylediği şeyin farklı bir anlam taşıdığını düşünüyorsa tekfir edilmez. Kişi, baskı veya tehdit altında söylemişse tekfir edilmez. Özetle, bir kimse zahiren Müslüman ise küfre düşürücü bir söz veya iş yaptığında hemen tekfir edilmez. Öncelikle niyeti, cehaleti, kastı incelenir. Eğer kişi hatasını fark eder ve tevbe ederse Müslüman olarak kabul edilmeye devam edilir.
Bir insan “ben Kur'an’a iman ediyorum” dediği zaman onun üzerinde şu sonuçlar genel çizgileri ile okunur/okunmalıdır: Allah’ın hidayet ettiği ve bu hidayet üzere yaşayan bir insan profili vardır ortada. Kur'an’ın emirleri o kişinin üzerinde elinden geldiği kadarı ile izlenebilir, yasakları ise o kişiden uzaktır. Dengeli ve kâmil olma yolunda yürüyen bir mü'min vardır. (Bunun örneği de sahabilerdir yani bu olmuştur, olabilirliği kesindir.) Onun yaşadığı toplumun Kur'an’ın gölgesinde yaşaması için gayret ediyordur. Böyle insanlardan oluşan o toplum insanlığın saadeti için çalışan bir toplumdur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Teravih namazının hatimle kılınması teravihin sünnetlerinden biri değildir. Kur'an ve namazın buluştuğu yerde ortaya çıkacak muhteşem bir sevap okyanusundan yararlanmak için teravih hatimle kılınsın istenmektedir. Ama bu iyi bir hafızın, Kur'an okuma âdâbına riayet ederek yapabileceği bir iştir. Zorlamaya gerek yoktur. Zira ibadetler ihlas ve riayet ister. Sözünü ettiğiniz uygulamanın namaza zarar vermeyeceğini umuyorum. Allah Teala, amellerimizi kabul etsin.
Hıra veya başka bir mağaraya çıkmak gerekmez. Ama evlerimizi veya iş yerlerimizi çıkılıp ruhumuzu geliştirecek hıralar yapmak gerekir.
Bu ümmetten hata ve unutma ile oluşan suçlar kaldırılmıştır. Bilmiyor olmak da bir orana kadar özürdür. Mümin, bilmediği bir şeyi öğrendiğinde üç şeyden birini yapması gerekir: Birincisi: Yapmadığı güzel bir işi yapması gerektiğini öğrendiğinde onu yapmaya başlar. Mesela namazı kılmayı bilmiyordu ise öğrenir öğrenmez kılmaya başlar. Farz olan namazların da kılmadıklarından kazalarını yapar. Böylece zararın en kısa yolundan dönmüş olur. İkincisi: Yanlış bir işi yaptığını öğrenirse hemen o işi terk eder. Sonra da samimi bir şekilde Allah'a tevbe eder. Bir daha da ona dönmeyince o işle ilgisi kesilmiş olur; kurtulur. Üçüncüsü: Kul hakkına giren bir hatayı yapıyordu ise, doğruyu öğrenir öğrenmez hak sahibi ile helalleşir. Böylece o hatadan da kurtulmuş olur. Allah Teala, kulları için dönüş kapılarını sürekli açık tutmaktadır. Mesele bizim samimi olup olmamamızda kilitlenmektedir. Allah'a emanet olunuz.
Tirmizî'nin rivayet ettiği bir hadiste Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin, karnının üstüne yatıp uyuyan birini gördüğünde ona: 'Bu yatışı Allah sevmez.' dediği rivayet edilmiştir. (Edeb,21/2768). Bu nedenle, yüzüstü yatmanın sünnete aykırı olduğu kaydedilmiştir. Bu yasağın erkek veya kadın için olduğuna dair bir ayrıntı da yoktur. Dolayısıyla yasak umumidir. Sünnete dikkat ederek uyumak gerekir. Allah Teala rızasına uygun yaşamaya bizi muvaffak kılsın.
Kıyafette yasak bir renk, renk olarak yoktur. Ancak, başka milletlere ait sembolleri yansıtan renkler ve şekiller sakıncalıdır. Hadisi şeriflerdeki renklerle ilgili uyarıların başka nedenleri vardır; hadislerin şerhlerini muhakkak okumalısınız. Allah yardımcımız olsun.
Kadının, göbekle diz kapağı arası kadına karşı da avrettir. Herhalükârda tıbbî gerekçeler dışında gösterilmesi haramdır. Temizliğin tıbbî bir neden sayılması ne kadar mümkündür bilemiyorum. Bu ancak, o bölgeye ait temizliğini yapması bir nedenle gerçekleşemeyecek kimseler için caiz olabilir.