Fetva Meclisi
Soru
Ben Müslüman olarak Kur'an kitabımdır diyorum. İçinde binlerce âyet var, yüzlerce de hüküm var. Ben özet olarak Kur'an üzerindeki imanımla neyi ispat etmem gerekir, ayrıntılara girmeden birkaç cümle ile sonuç böyle olmalıdır nelerde deriz? Veya demeliyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Bizim imanımız şu şekildedir: 1- Yeryüzünde iki kitle vardır. Biri Allah'a ve peygambere, imanın diğer esaslarına iman ederek MÜ'MİN olanlar. Diğeri de bir nedenle iman etmeyerek diğer kitleyi oluşturanlar. 2- Bu iki kitle birbirinden ayrıdırlar. Ancak bu ayrılık imanda ve yaşam tarzındadır. Mü'min olanla olmayan aynı dünyada, aynı ortamda aynı sosyal zeminde yaşarlar. İman farkı düşmanlığı gerektirmez. Aynı hayat standartlarını aynı devletin çatısı altında yaşayabilirler. Mü'min olmayanlar, mü'min olanlara karşı bir kin ve savaş içinde olmadıkları sürece onlara karşı bir kötü niyet beslememiz gerekmez, caiz de olmaz. 3- Cihadımız yani dinimizi savunmamız, dinimizi yok sayan ve kaldırmaya çalışanlara karşıdır. 4- İman etmeyerek ikinci cepheyi oluşturanlara karşı sosyal gerçekler nedeniyle sessiz kalmamız kötülük yapmama, iyi geçinme düzeyindedir. Peygamberimi ve kitabımı sevmeyene gönlümde yer açamam. Hakkına hukukuna dikkat ederim, hakkımı ezdirmem o kadar. Allah'a emanet olunuz.
İmanı kökleştiren bir insan Kur'an öğrendiğinde onunla amel eder. İman köklü değilse onu okur ama okuduğu ile amel edemez. Bu nedenle iman her şeyden önce olmalıdır. O iman da güçlü olmalıdır, sürekli takviye edilmelidir.
Dini hükümlerimizin iki boyutta ele alınması mümkündür: Birincisi, herkesçe bilinebilecek gayet açık hükümler, Allah'ın birliği, melekler, Kur'an ve benzeri konular herkesin bilebileceği ya da İslam'ın yaygın olduğu bir ortamda herkesin bilmesi doğal olan bilgilerdir. İkincisi ise, belli bir okumuşluğu ve tecrübeyi gerektiren bilgiler vardır. Derin fıkhî konular, Kur'an kıraatine ait derin ilimler, hadis bilgisi gibi konular da bu bölüme dahildir. Müslüman'ın birinci bölüme ait bilgileri bilmemesi mazeret olamaz; o tür konulardaki sözleri fasıklığı, küfre düşmeyi doğurabilir. İkinci bölüme ait konularda ise kasıt aranır. Kasıt ve laubalilik olmadıkça inşaallah küfre düşülmez. Söz ve eylemlerimizde niyetlerimiz çok önemlidir. Mesela: Mushafın yere atılması ile yere düşürülmesi aynı şeyler değildir. Netice olarak Müslüman, Allah'a, Resulü'ne, kitabına ait şeyleri konuşurken gayet dikkatli olmalıdır. Dinimize ait şeyler şaka konusu yapılmamalıdır. İki evlilik gibi konular ağızlarda sakız yapılacak şeyler görülmemelidir. Belki ilk sözümüz bizi dinden çıkarmaz ama ağız bir kere gevşedikten sonra ondan ne çıkacağı da belli olmaz. Tedbirli ve edepli olmalıyız. Allah'a emanet olunuz.
Allah yardımcınız olsun. Size ilk ve en önemli uyarımız şudur: Asla onunla tartışmayın. Hiçbir şey yokmuş gibi davranın. Aile içine bu konuları sokmayın. O sokmaya çalışırsa engelleyin. Asla ve asla tartışmayın. Olmayacaksa da sizin elinizle şeytan onun dininden eder. Kur’an’dan açık bir hükmü, ayeti veya sureyi inkâr ederse o zaman dinden çıkmış muamelesi yapın. O zamana kadar ateş çemberinin etrafında dönüp durmaktadır. Sizin onunla tartışmanız da eteğinin tutuşmasını sağlayacaktır. Çok dikkat edin.
İnsan olarak herkesle bağımız vardır. O bağımız devam etmelidir. Akraba olması veya olmaması sonraki konudur. Bizim kitabımıza inanmayan biri Müslüman değildir. Müslüman olmadığına göre sizin ona kâfire davranır gibi davranmanız gerekir. Öğüt verin, tartışmayın. Sabredin, şımartmayın.
Peygamberler de bununla karşılaştı. İnsanların bir veya iki nasihatle akıllanacaklarını nasıl düşünürüz? Bu bir. İkincisi de şudur: Bizim vazifemiz hak bildiğimizi izah etmektir, kalpler Allah’ın elindedir. Kimsenin hidayetinden sorumlu değiliz biz, vazifemizi yaparız gerisini de dinin sahibine bırakırız. Öyle her tepkinin önünde eriyecek olsak varlığımızı tüketiriz bilmeden. Bu açıdan tekrar düşünmeye çalışın.
ayet konusundaki diğer fetvalar
Cinlerle alakalı olarak şu noktaların altını çizebiliriz: Cinler gayba ait bir konuyu teşkil eder. Bu da onlar hakkında âyet ve hadislerde bildirilen dışında bir şey bilemeyeceğimizi gösterir. Cinlerle ilgi bilgi bulunan âyet ve hadislerden şu ayrıntıları toplayabiliriz: Ateşten yaratılmışlardır. Güzel veya çirkin farklı şekillerde bulunabilirler. Onların da aklı vardır. Yiyip içerler, uyurlar ve evlenirler. Onların da iyileri ve kötüleri vardır. Onların içinden çıkan şeytanlar ise sadece kötülük için vardırlar. Cinlerle ilgili ayetler bulunduğu için onların varlığını kabul etmemek âyetleri kabul etmemek olur. Var olduklarına şüphe yoktur. Onların da insanlar gibi mükellef olduklarına yani iyi olup iyi işler yapmak zorunda olduklarına da şüphe yoktur. Cinler bütün farklılıklarına rağmen Allah’ın bilmelerini murat ettiği dışında hiçbir şekilde gaybı bilmeleri mümkün değildir. Cinlerden yardım alarak gayba ait konuları öğrendiklerini zanneden veya iddia edenler bunu bilerek söylüyor ve yapıyorlarsa Kur'an’ımızın en temel ayetlerini inkâr etmiş olurlar. Cinden yardım alma iddiası insanı oyalamak ve akidesine zarar verebilecek bir yola sokmak olur. Cinleri yaratıldıkları şekilde görme iddiasının aslı yoktur. Bu sadece peygamberler için mümkündür. Bazı sahabilerin cinlerden birini görmesine dair bilgiler ise Peygamber aleyhisselam dönemine ve onun yönlendirmesine dair ayrıntılardır, genel bir boşluk değildir. Cinler cinlerle evlenir, insan da insan cinsi ile evlenir ama insanla cinlerden birinin evliliği diye bir şey yoktur. Böyle bir iddia ateş toprağın birleşimi gibi bir iddia olur. Cinlerin insan bedenine fiili olarak girip etkilemesi şeklinde bir anlayış da isabetli değildir. Evet, insana zarar verirler ama bu bildiğimiz bir yere girip çıkma şeklinde anlaşılmamalıdır.
Mukaddesatımızı ticaretimize alet etmemiz asla uygun değildir. Kaldı ki böyle bir işte saygı ve tazim sınırları dışında bir iş yapılmış olacaktır. Pasta ve benzeri tüketilecek gıda üzerine âyet yazılmasını en azından mekruh görürüz. Bazı fakihler ise haram olacağı kanaatine varmışlardır. Hiç değilse bir bereketsizliktir bu. Sadece şifa maksadı ile gıda üzerine şifa âyetleri yazılıp hastaya yedirilmesi bazı âlimlerce caiz görülmüştür.
Allah’ın âyetleri (özellikle de Arapça metin ile yazıldığında) gerekli saygının gösterilemeyeceği bir yere yazılamaz. Tişört veya benzeri bir kıyafette âyet yazılması ise gerekli saygının gösterilemeyeceği bir zemini gösterir. Bu sebeple giysi üzerine âyet yazılmasını caiz görmeyiz.
Haram işlenen bir yerde “hakaret kastı ile” Kur'an okumak dinden çıkaran bir günah olabilir. Bunun haricinde “dinden çıkarma/küfre düşme” sözünü kullanmayız ama günah olacağından şüphe yoktur.
Kafanızın karışmadığı işleri bitirdikten sonra bu konuya girse idiniz karışıklık olmazdı. Bu asrın imtihanlarından biri, herkesin her şeyle ilgilenirken asıl kulluğunu ihmal etmesidir. Siz cennete girecek ameller yapmaya bakın lütfen.
Elbette, sağ el ile olması daha faziletlidir denebilir ama sol elle tesbih saymayı men eden bir âyet veya hadis yoktur.