Fetva Meclisi
Soru
Ben pastacıyım. Ürettiğim bazı yiyeceklerin üzerine yazı yazıyorum. Ürettiğimiz pasta veya benzeri yiyeceklere âyet yazsak günah olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah ismi bizim imanımızın özüdür. Pastanın üzerine yazılması (Arapça harflerle veya Türkçe harflerle olması fark etmez) asla uygun bir iş değildir. En üst noktadaki mukaddesatımızı böyle şeylere alet edemeyiz. Pastanın üzerine lafza-ı celali yazmak bir dindarlık değildir. Basit bir taklit ve benzeşmektir. Bu benzeşmeye de dini değerleri alet etmek hatadır.
Allah’ın âyetleri (özellikle de Arapça metin ile yazıldığında) gerekli saygının gösterilemeyeceği bir yere yazılamaz. Tişört veya benzeri bir kıyafette âyet yazılması ise gerekli saygının gösterilemeyeceği bir zemini gösterir. Bu sebeple giysi üzerine âyet yazılmasını caiz görmeyiz.
Günah değil de kefaret yazılır. Bu kefareti de yerine getirmezseniz günah yazılır. https://fetvameclisi.com/arama?s=yemin%20keffareti
Bütün Müslümanlar her durumda ve her yerde Kur'an’a saygı ve tazim ile yükümlüdürler. İyi niyetle bile olsa Kur'an’a, Kur'an’dan bir âyete saygıyı zedeleyecek bir iş yapamazlar. Pasta yenmek için yapılan bir şeydir. Pastanın kendisini yapıp yemek caiz olsa bile üzerinde bir âyet yazılı olması veya Mushaf’a benzetilmesi abes bir iş olur. İnsanların düğünlerde ve toplantılarda kimi zaman alkolle beraber kutlama yapmak için kullandıkları bir yöntem ile Kur'an sevdirmek isabetsiz bir görüş olur.
Hayır. Yemek tarifiyle meşgul olma, farklı yemekler üretmek için uğraşmak kötü çığır açmak değildir. Bilhassa hanımlar bunu yapmalıdırlar da. Ancak yemek için ömür tüketmek, mutfağı ibadethane durumuna getirmek tehlikelidir. Kısacası ölçüsü kaçan şey tehlikelidir. Siz, bu şuuru da verecek bir yol izliyorsanız iyi bir iş yapıyorsunuz demektir. Allah yardımcınız olsun.
Üzerinde âyet/hadis veya dinimizin mukaddesatına dair bilgi bulunan kâğıt ve benzeri şeylerin ambalaj malzemesi, sofra sergisi olarak kullanılması, çöp gibi değerlendirilmesi, ayakla basılacak yere bırakılması caiz olmaz. Kendi mukaddesatımıza başkalarından önce bizim saygılı olmamız gerekir. Bu saygısızlığı yapmamalı, yapılmasına engel olmalıyız. Bunun yapılması en azından edep dışı olmaktır. Yapış tarzına göre haram da olabilir maazallah dinden çıkaran bir tutum da olabilir.
ayet konusundaki diğer fetvalar
Cinlerle alakalı olarak şu noktaların altını çizebiliriz: Cinler gayba ait bir konuyu teşkil eder. Bu da onlar hakkında âyet ve hadislerde bildirilen dışında bir şey bilemeyeceğimizi gösterir. Cinlerle ilgi bilgi bulunan âyet ve hadislerden şu ayrıntıları toplayabiliriz: Ateşten yaratılmışlardır. Güzel veya çirkin farklı şekillerde bulunabilirler. Onların da aklı vardır. Yiyip içerler, uyurlar ve evlenirler. Onların da iyileri ve kötüleri vardır. Onların içinden çıkan şeytanlar ise sadece kötülük için vardırlar. Cinlerle ilgili ayetler bulunduğu için onların varlığını kabul etmemek âyetleri kabul etmemek olur. Var olduklarına şüphe yoktur. Onların da insanlar gibi mükellef olduklarına yani iyi olup iyi işler yapmak zorunda olduklarına da şüphe yoktur. Cinler bütün farklılıklarına rağmen Allah’ın bilmelerini murat ettiği dışında hiçbir şekilde gaybı bilmeleri mümkün değildir. Cinlerden yardım alarak gayba ait konuları öğrendiklerini zanneden veya iddia edenler bunu bilerek söylüyor ve yapıyorlarsa Kur'an’ımızın en temel ayetlerini inkâr etmiş olurlar. Cinden yardım alma iddiası insanı oyalamak ve akidesine zarar verebilecek bir yola sokmak olur. Cinleri yaratıldıkları şekilde görme iddiasının aslı yoktur. Bu sadece peygamberler için mümkündür. Bazı sahabilerin cinlerden birini görmesine dair bilgiler ise Peygamber aleyhisselam dönemine ve onun yönlendirmesine dair ayrıntılardır, genel bir boşluk değildir. Cinler cinlerle evlenir, insan da insan cinsi ile evlenir ama insanla cinlerden birinin evliliği diye bir şey yoktur. Böyle bir iddia ateş toprağın birleşimi gibi bir iddia olur. Cinlerin insan bedenine fiili olarak girip etkilemesi şeklinde bir anlayış da isabetli değildir. Evet, insana zarar verirler ama bu bildiğimiz bir yere girip çıkma şeklinde anlaşılmamalıdır.
Bir insan “ben Kur'an’a iman ediyorum” dediği zaman onun üzerinde şu sonuçlar genel çizgileri ile okunur/okunmalıdır: Allah’ın hidayet ettiği ve bu hidayet üzere yaşayan bir insan profili vardır ortada. Kur'an’ın emirleri o kişinin üzerinde elinden geldiği kadarı ile izlenebilir, yasakları ise o kişiden uzaktır. Dengeli ve kâmil olma yolunda yürüyen bir mü'min vardır. (Bunun örneği de sahabilerdir yani bu olmuştur, olabilirliği kesindir.) Onun yaşadığı toplumun Kur'an’ın gölgesinde yaşaması için gayret ediyordur. Böyle insanlardan oluşan o toplum insanlığın saadeti için çalışan bir toplumdur.
Elbette, sağ el ile olması daha faziletlidir denebilir ama sol elle tesbih saymayı men eden bir âyet veya hadis yoktur.
İnsanoğlu, “hata” ve “Kur'an” sözcüklerini bir araya getiremez!
Haram işlenen bir yerde “hakaret kastı ile” Kur'an okumak dinden çıkaran bir günah olabilir. Bunun haricinde “dinden çıkarma/küfre düşme” sözünü kullanmayız ama günah olacağından şüphe yoktur.