Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben diyeti bozmayacağım diye yemin ettim ancak diyetimi bozmak zorunda kaldım. Ayrıca yeme bozukluğum olduğu için bu durumu yönetmekte zaten zorlanıyorum. Şimdi yemini bozduğum için günah yazılır mı? Bu durumda ne yapmam gerekiyor? Lütfen beni aydınlatır mısınız?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir yemin keffareti yeterlidir. Yemin şirk değil günahtır.
Baliğ olmadan önce yapılan yeminlerin tutul(a)mamasından dolayı kefaret gerekmez. https://fetvameclisi.com/fetva/cocukken-edilen-yalan-yeminlerin-kefareti-var-midir
Âlimlerin önemli bir bölümü yeminini hata ile bozan kimseye kefaret gerekmeyeceğini söylemişlerdir. Unutmak da hata cinsindendir. Hanefi uleması ise hata ile de olsa yeminini bozan için kefaret gerekir kanaatindedir. Takva açısından bakıldığında kefaret daha evla gibi durmaktadır.
İstimnaya ruhsat sebebi olmamalıdır senin bu sorgulaman. Ona asla dönme! Her ne zaman o hataya düşersen o zaman yemin keffareti yaparsın.
Selamünaleyküm. Bir kefaret ödeyin, gerisi için de istiğfar edin.
Her bozulan yemin kefareti için ayrı ödenmesi gerekir. Hatırlamamanız geçerli bir mazeret değildir. Bilmiyorsanız kendinizce galibi zannınızı (yüksek ihtimal) esas alarak kefaret cezası belirleyin.
diyet konusundaki diğer fetvalar
Allah Teâlâ size ve oğlunuza afiyet versin, sabır versin. Bunun adını kaza ile insana zarar verme olarak koyabiliriz. İnsana zarar vermenin de bir diyeti vardır. Bu diyeti almak ise zarar görenin hakkıdır. Bunu affedebilir ama almasında da hiçbir sakınca yoktur. Son zamanlarda ateşli silahların bu kadar sorumsuzca kullanılmasına karşı bir tedbir olarak bu tür kazalarda muhakkak diyet ve benzeri müeyyideleri kullanmak, müsamaha göstermemek gerekir diye düşünürüz. Kaza ile öldürme durumu olduğunda buna takdir edilen cezaya yani kaza ile insan öldürmeye takdir edilen cezaya DİYET deriz. Diyet bugünkü rakamlarla 4250 (dört kilo iki yüz elli gram) gram altındır. Kaza öldürme ile değil de sakat bırakma ile sonuçlanırsa bunun cezasına da ERŞ adı verilir. Erş söz konusu olduğunda da durum şöyledir: İnsan bedeninde tek olan organlardan (mesela burun) birine zarar verilip kullanılamaz duruma getirildiğinde bunun erşi diyetin tamamıdır. Yani 4250 gram altındır. (Dil, cinsel organ, idrar yolu… gibi organlar tek olduğu için hükmü böyledir.) Bedende iki adet olan organlardan (göz, kulak… gibi) ikisi de giderildiğinde tam diyet, biri giderildiğinde diyetin yarısı verilir. Omurga gibi yürümeyi, idrarı ve benzeri organları, işlemleri gerçekleştirmeyi sağlayan organa zarar verildiğinde ise tam diyet alınır. Akıl gibi pek çok fonksiyonu aynı anda etkileyen organın kaybolması da tam diyettir. Tam diyet gerektiren organlardan birden çoğu aynı anda zarar görüp işlevsiz hale gelmesi durumunda diyet de zarar gören organ sayısı kadar çoğaltılabilir. Mesela omurgayı bir organ cinsel organı da bir organ kabul ettiğimizde ikisi de o kazada zarar gördü ve işlevsiz duruma geldi ise diyet iki kere alınacak demektir.
Dinimizin kuralları bellidir. Hiç kimse bu kurallara ilave veya eksiltme getiremez. Dinimize ait en temel kurallardan biri de; Rahatsızlık veren, Cana veya mala zarar veren, İsraf olan bir şeyin caiz olmayacağıdır. Bu temel kurallara ilave olarak Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin; Çıplak silahla toplumun içinde bulunmayı, Şaka ile de olsa Müslüman’a silah doğrultmayı yasakladığını biliyoruz. Bu nedenle havai fişek ve benzeri silah mantıklı/ateşli eğlence sistemlerinin Müslüman toplumda yasak olması gerekmektedir. Batıda oluşan her şeyi taklit eden kör anlayıştan uzak kalınmalıdır. Şu da bilinmelidir ki: Bu tür eğlence sistemlerini kullananlar ölüme sebep olduklarında ölenin diyetini ödemek ve iki ay aralıksız oruç keffareti tutmak zorundadırlar. Sakatlanmaya neden olmaları durumunda da sakatlananın ERŞİNİ öderler.
Size özellikle “Ramazan günü tahkir maksadı ile oruç yemek için” liste almaya gelen birine devlet hastanesinde değilseniz cevap vermemelisiniz. Bile bile şerre alet edilmek istenmektesiniz o durumda. Bunun haricinde insanların hasta olup olmadığını, özürlü olup olmadığını hatta Müslüman olup olmadığını bilemeyeceğiniz için sizin mesleğinizin Ramazan gününde icrasında biiznillah sıkıntı olmaz.
İbadette asıl olan yüzde yüz Allah için niyet edilerek yapılmasıdır. Bunun yanında ibadet yönü ile alakalı niyet basit bir seviyeye inmedikçe ibadet niyetine başka maksatlar da karışabilir. Bu karışma ibadeti kaldırmaz biiznillah. Hacca gidenin ibadet niyeti yanında ticari maksatlar gütmesinde sakınca bulunmamıştır. Şehveti kırmak için oruç tutmakta sakınca yoktur. Zayıflamak için de durum böyledir. Yeter ki ibadet niyeti diğerinden daha önemsiz gibi tutulmasın.