Fetva Meclisi
Soru
Havai fişek ve benzeri ateşli eğlence sistemlerini kullanmak günah sayılabilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Dinimizin insana ait hiçbir şeyi dinin ilgi alanında tutmadığını bilmemiz gerekir. Buna göre de dinin karışmadığı bir alan gibi ne tüy ne sakal hiçbir şey yoktur. İnsan vücudundaki kıl, tüy, bıyık ve sakal dinin kurallarına dâhil konulardandır. Böyle geniş bir perspektifle bakmaya çalışınca şu özeti yapabiliriz: İnsanın bedenindeki tüyleri (saç, sakal, bıyık, kıl vs.) temiz ve bakımlı tutması, sağlığı ile ilgili bir konu olarak görüp ilgilenmesi İslam edebi ile alakalı kabul edilmiştir. Aynı zamanda da fıtratın korunması çizgileri içerisinde kalmaktadır. Baştaki saçın tıraşı konusunda hac ibadeti ile alakalı olarak sıfıra vurulması konusunda teşvik vardır. Bu hükmün dışında erkeğin saçı ile alakalı hüküm tek şekilli bir hüküm değildir. Bu da şu demektir: Kâfirlere ait bir sembolü taklit etmek, sağlıkla alakalı bir sorun oluşturmamak, ibadete (mesela gusle veya abdeste) engel bir durum oluşturmamak kaydıyla erkek saçını dilediği gibi bırakabilir. Sıfıra vurdurur, uzatır, düzeltir. Bu konuda birilerine benzememeye itina göstermek önemlidir. Kadınların saçları ile alakalı ise durum farklıdır. Kadının saçı onun ziyneti kabul edilmiştir. Kadın saçını kısaltabilir ama erkek gibi kökten kestiremez. Erkeklere benzemesi ve yabancı kültürleri taklit etmesi inceliğine dikkat edecektir. Erkeğin saçının (çocuklar da dâhil olmak üzere) bir bölümünün alınıp gerisinin bırakılması veya saç üzerinden şekiller yapılarak (mesela başın ortası sıfıra vurdurulup gerisi saçlı olacak) bir düzen yapılması da hadislerle yasaklanmıştır. Saça saç monte edilmesi de yasaktır. Tıbben gerekli bir tedavi dışında böyle bir uygulama caiz görülmez. Kaşlar başta olmak üzere yüzdeki kılların yolunması ile alakalı da şu kural vardır: Özellikle kaşların yaratılış şeklini değiştirip yeni bir tip oluşturacak uygulamalar caiz değildir. Göz kapaklarına temas eden, görmeyi engelleyen veya normal kaş yapısının dışına taşan kaşlara müdahale edilebilir. Bayanların yüzlerindeki tüyleri bir yolla almaları caizdir. Saç veya sakalın boyanması meselesinde ise genel olarak sakınca olmadığı söylenebilir. Özellikle siyah boya ile boyanması hususunda ise bazı âlimlerin en azından kerih gördüklerini bilmeliyiz. Bıyıklara müdahale edilmelidir. Tamamen salınmış bir bıyık şekli sünnete aykırı görülmüştür. Kısaltmak ile hafif bıyıklı olma arasında örfe ve çevre şartlarına itibar edilebilir. Sakalın kesilmesi konusunda hafi hüküm tahrimen mekruh olacağıdır. Bu da caiz olmamak anlamına gelir. Genel hüküm ise haram olmasıdır. Şu kadar ki, bu konudaki haram ifadesi bir zina ve alkol konusundaki haram ifadesi gibi değildir. Yaşanan toplumun şartlarını aşamamak gibi bir gerekçenin sakalsız olmaya ruhsat olabileceğini söyleyenlerin inşaallah yanılmamış olacağını umarız. Ama hedef Müslüman erkeğin sakallı olmasıdır. Sakala da kesinlikle bakım yapılmalıdır. Bedendeki diğer tüylerin (göğüslerde, bacaklarda, kollarda…) alınması konusunda haram düzeyinde bir yasak yoktur. Konu sağlıkla alakalı görülmelidir. Zaten sorunlu alınması gerekenler (koltuk altları ve etek tüyleri) alınacaktır. Gerisinde de sağlık kurallarına dikkat edilmelidir. Bedendeki tüylerin tamamına müdahale herhangi bir yöntemle yapılabilir. Yeter ki kullanılan yöntem insan sağlığı açısından uzun vadede bile olsa zararlı olmasın.
Selamünaleyküm.1- Çocuk baliğ oluncaya kadar anne baba, gerekli eğitimi ve örnekliği sağlamışsa, buluğ çağından sonra sorumluluktan kurtulabilir. Elbette bir mü'min, bütün insanlığı ihtiva edecek bir açıdan bakar meselelere, bu ayrı bir konudur.2- Kulak deldirmek fıtratı değiştirmek değildir. Kadının süslenmesi açısından yapıldığında caiz bir eylemdir. 3- Allah'ın Şeriat'ına göre yaşanılmayan ortamlardaki mü'minler, orada bulunmalarını hangi amaca dayanarak orada yaşadıklarına bağlı olarak mesul olurlar veya olmazlar. O durumdan razı olarak yaşayanların, Allah'ın Şeriat'ını gereksiz görmek gibi bir inançları varsa bu iman dışında kalmaktır. Gerekli görüp ihmalden ötürü orada kalıyorlarsa haram işlemektedirler. O durumu ıslah gibi bir gaye taşıyorlarsa ecir sahibidirler.4- Gusül, akıntı olarak sadece meniden gerekir. Meni de bellidir; kalındır ve tabaka oluşturur. 5- Memurun, her şeyden önce çalışılması caiz olan bir işte olması gerekir. Haram bir işte mesela bankada çalışıyorsa kazancı haramdır. Bunun haricinde, o memuru yöneten makamların koyduğu kurallara uyuluyor olması yeterlidir. 6- Alay etmek, insanın onurunu incitmekten ötürü yasaktır; incinme olmayınca da 'alay' oluşmaz.7- Yöresel şiveyi taklit, fitneye neden olmuyorsa caiz olabilir.
Belli kurallar çerçevesi korunarak skeç ve tiyatro dine hizmette kullanılabilir. Bu kullanım ve sınırları korumayı oluşturulması zor bir nokta olarak gören bazı muasır âlimler bu tür çalışmalara temelden yasak gözü ile bakmışlardır. Aşağıdaki inceliklere dikkat edebilirseniz çalışma yapmanızda sakınca olmaz: Kaş yaparken göz çıkarmayacaksınız. Bu şu demektir: Yaptığınız çalışma izleyenlerin gözünde batılı veya bir kâfiri sempatik duruma getirmeyecek. İbadetleri ve asıl görevleri ihmale neden olmayacaksınız. Allah’ın dini ve dinin mukaddes gördüklerini hafif düşürmeyeceksiniz. Skeç gereği de olsa mukaddesat zarar görmeyecek. Yalan ve benzeri haramlar şirinleştirilmeyecek. Gayba ait konular, peygamberler, sahabiler kişiselleştirilmeyecek. Bu çizgileri koruyabilirseniz yapın, hayırlı olsun.
- Zararlı haşereleri öldürmekte sakınca yoktur. - Öldürürken iki şeye dikkat etmek gerekmektedir. Biri ateşle yakarak öldürmek yasaktır. İkincisi de eziyet ederek öldürmek yoktur. - Elektrikle itlaf etmek bir yakma çeşidi ise o şekilde itlaf caiz olmaz. Bu husustaki kararı o cihazı kullanan bizzat görerek verebilir veya üretici firmaya sorulabilir, sonuç YAKMA ise kullanılmamalıdır. Yakma değil de başka bir sonuç ise kullanılmasında sakınca olmaz.
Öncelikli olarak şunu tespit edelim: Müslüman sakalını temiz ve bakımlı tutmalıdır. Onun sakalı üzerinden kâfirlerin veya kalbinde sıkıntı bulunanların dine hakaretine neden olmamalıdır. İkinci olarak da kural şudur: Bilerek ve kastederek dinin temel umdelerinden biri ile eğlenen, alay eden dinden çıkar. Dileriz sizin gördükleriniz bilmeden, kastetmeden yapmış olsunlar.
Mü'minin mukaddes bildiği değerleri bu tür basit konulara alet etmesi ateşle oynamaktır. Tam anlamıyla ateşle oynamak! Bunu söyleyenin ve orada duyanın istiğfar etmesi gerekir. Bu sözleri söylemenin dinden çıkmak anlamında küfür olduğunu ise söyleyenin niyeti, söyleme tarzı gibi durumlara bakarak kararlaştırabiliriz. Yine de küfür değilse bile ateşle oynamaktır, diye bilinmelidir. Âyetlerin müzikle ilgili durumlarda kullanılması da bundan aşağı değildir. Yapılması, dinlenmesi, destek olunması, icrasına sessiz kalınması istiğfar gerektirir.
diyet konusundaki diğer fetvalar
Allah Teâlâ size ve oğlunuza afiyet versin, sabır versin. Bunun adını kaza ile insana zarar verme olarak koyabiliriz. İnsana zarar vermenin de bir diyeti vardır. Bu diyeti almak ise zarar görenin hakkıdır. Bunu affedebilir ama almasında da hiçbir sakınca yoktur. Son zamanlarda ateşli silahların bu kadar sorumsuzca kullanılmasına karşı bir tedbir olarak bu tür kazalarda muhakkak diyet ve benzeri müeyyideleri kullanmak, müsamaha göstermemek gerekir diye düşünürüz. Kaza ile öldürme durumu olduğunda buna takdir edilen cezaya yani kaza ile insan öldürmeye takdir edilen cezaya DİYET deriz. Diyet bugünkü rakamlarla 4250 (dört kilo iki yüz elli gram) gram altındır. Kaza öldürme ile değil de sakat bırakma ile sonuçlanırsa bunun cezasına da ERŞ adı verilir. Erş söz konusu olduğunda da durum şöyledir: İnsan bedeninde tek olan organlardan (mesela burun) birine zarar verilip kullanılamaz duruma getirildiğinde bunun erşi diyetin tamamıdır. Yani 4250 gram altındır. (Dil, cinsel organ, idrar yolu… gibi organlar tek olduğu için hükmü böyledir.) Bedende iki adet olan organlardan (göz, kulak… gibi) ikisi de giderildiğinde tam diyet, biri giderildiğinde diyetin yarısı verilir. Omurga gibi yürümeyi, idrarı ve benzeri organları, işlemleri gerçekleştirmeyi sağlayan organa zarar verildiğinde ise tam diyet alınır. Akıl gibi pek çok fonksiyonu aynı anda etkileyen organın kaybolması da tam diyettir. Tam diyet gerektiren organlardan birden çoğu aynı anda zarar görüp işlevsiz hale gelmesi durumunda diyet de zarar gören organ sayısı kadar çoğaltılabilir. Mesela omurgayı bir organ cinsel organı da bir organ kabul ettiğimizde ikisi de o kazada zarar gördü ve işlevsiz duruma geldi ise diyet iki kere alınacak demektir.
Size özellikle “Ramazan günü tahkir maksadı ile oruç yemek için” liste almaya gelen birine devlet hastanesinde değilseniz cevap vermemelisiniz. Bile bile şerre alet edilmek istenmektesiniz o durumda. Bunun haricinde insanların hasta olup olmadığını, özürlü olup olmadığını hatta Müslüman olup olmadığını bilemeyeceğiniz için sizin mesleğinizin Ramazan gününde icrasında biiznillah sıkıntı olmaz.
İbadette asıl olan yüzde yüz Allah için niyet edilerek yapılmasıdır. Bunun yanında ibadet yönü ile alakalı niyet basit bir seviyeye inmedikçe ibadet niyetine başka maksatlar da karışabilir. Bu karışma ibadeti kaldırmaz biiznillah. Hacca gidenin ibadet niyeti yanında ticari maksatlar gütmesinde sakınca bulunmamıştır. Şehveti kırmak için oruç tutmakta sakınca yoktur. Zayıflamak için de durum böyledir. Yeter ki ibadet niyeti diğerinden daha önemsiz gibi tutulmasın.
Günah değil de kefaret yazılır. Bu kefareti de yerine getirmezseniz günah yazılır. https://fetvameclisi.com/arama?s=yemin%20keffareti