Fetva Meclisi
Soru
Halı sahada maç yaparken arkadaşın birisi esprisine, ‘ya hak’ diyerek topa vurdu, gülüştük ama sonra bunun yanlış olduğunu anladım. O şakayı yapan iki arkadaşı uyardım tevbe için, diğer gülenleri de uyarmak gerekir mi? Küfre sebep olur mu bu hareket? Yine bir bilgisayar oyununda güçlenen karaktere, -haşa- ilah olmuş, Allah olmuş gibi konuşmalar geçiyor, bu durum küfre sebep olur mu? Ayrıca, ayetlerin jaz ve disko müziklerinde kullanılmasının günahı nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Bahsettiğiniz husus günümüzde sadece bizim meselemiz asla değil; bunu önce kendimize hatırlatmamız gerekiyor. Ağzımızdan çıkan kelimelerle ilk insandan son insana kadar herkes mücadele edecek. Konuştuklarımız düşüncelerimizin yansıması olduğu için kendimizi eğiterek güzel düşünen, güzel konuşan insan olmamız için uğraşacağız. Şaka meselesine gelince; şaka haram ve yasak değildir hatta hayat şaka gerektiren bir yerdir. Günlük yorgunluklarımızda bize enerji verir âdeta. Hem Efendimiz aleyhisselam da Ashab-ı Kiram da şakalaştılar ama bu konuda mü’min olarak dengeli olmamız gerekmekte. Bu dengeyi kurabilmek için birkaç hususu şöyle hatırlatmak isterim: - İnsan onurunu rencide edecek bir içerik, bir tarzda olmamalı, - Dinimizin hassas meselelerini konu ederek zarara sebebiyet vermemeli, - Gıybet, dedikodu, nemime, yalan vb. kul hakkını teşkil edecek sonuç vermemeli. Bu şartlara dikkat ederek şaka kültürümüzü yeniden gözden geçirebiliriz. Bu şartların varlığını bilmek otomatik uygulamak anlamına gelmemekte şüphesiz. İnsanız, hata yapabiliriz. Bu hususları bilmek kadar uygulayabileceğimiz bir ortamın da varlığına ihtiyaç duyarız. Bulunduğumuz ortamlar bizi âdeta içine almakta. Bu sebeple dinimizi bir bütün yaşamak için bu tür hatalara düşebilecek ortamlardan da uzak durmaya, o ortamlarda bulunurken kontrollü davranmaya özen göstermemiz gerekir. Toplumda yaşıyoruz, birbirimizden etkileniyoruz. Bu etkilenme bazen de olaylar karşısında kendimize puan vermeyi beraberinde getirmekte. Karakterler, olaylar, tepkiler herkese göre farklılık göstermekte. Bizim en büyük tehlikemiz de bu farklılıkları değerlendiren, anlamaya çalışan hatta ders çıkartan değil KENDİMİZ İLE KIYASLAMAK olmakta. Çünkü bu kıyasın ardından bir kınama gelir çoğu zaman. Kınama da alaycı bir tavra ve tepkiye dönüşebilmekte. Böyle olmaktan Allah’a sığınmamız gerekir. İnsanız, her şey bizim için. Bugün olan yarın bizim de başımıza gelebilir. Böyle olmamak için; - Sürekli kendimizi geliştirmeliyiz, - Allah’a sığınarak bir hayat yaşamalıyız, - Acizliğimizi unutmamalıyız, - “Herkes kendisine baksın” dercesine topluma puan verme çabasında olmayarak yaşamalıyız bir kere cennet fırsatı için verilen hayatımızı. Son olarak büyüklerimizin mücadele ettikleri alanlardan biri olan malayani-bizi ilgilendirmeyen işlerden de uzak durmak gerektiğini de unutmamamız gerekir. Her hâlde bizi bizden daha iyi tanıyan, daha çok düşünen, daha çok seven bir Rabbimizin olduğu bilerek, buna iman ederek yaşamak çok büyük bir nimet… Rabbim yardımcımız olsun. Dualar eder dualar beklerim.
Selamünaleyküm. İki kuralı bir kenara yazalım: 1- Öyle Rahîm, öyle Ğafûr bir Rabbimiz var ki, O'nun rahmeti sayesinde hata denizlerinde boğulmadan yüzüp duruyoruz. 2- Şeriat'ımız hata ve unutmayı özür kabul etmektedir. Mü'min, hata ettiğinde Rabbi onu hatasından dolayı muahaza etmez. Yeter ki kulun hatası dalgınlıktan, bilememesi normal olan bir işten dolayı olmuş olsun. Ancak ilim erbabının idrak edebileceği meselelerden dolayı sıradan bir Müslüman, yanlış konuştu diye kınanamaz, ikaz edilir, doğrusu öğretilir. İtiraz etmez, doğruya yönelirse sorun biter. Allah'a iman, meleklerin varlığı gibi çok açık ve sıradan konularda ise ancak yıllarca dinden söz edilmemiş uzak kalmış diyarların insanları için bir özür olabilir. Haramlara karşı kullanrılan sözler için de bu temel ilkeler geçerlidir. Bir de dinimizle alakalı bir husus olarak, bu tür hataların ortaya çıkmasına karşı hepimizin tebliğ ve emribilmaruf ve nehyianilmünker gibi görevlerine dikkat etmesi gerektiğini de hatırlamakta yarar vardır.
İnsanla alay ederek eğlenmek yüzüne karşı veya arkasından haramdır. Bazı âlimler bunu kebair günahlardan saymıştır. Kesinlikle gönlünü alarak helalliğini alın. Ahirette ibadetlerinizle hesaplaşacaksınız. İnsanla alay edilmez ne yüzüne karşı ne gıyabında. Gıyabında olan yüzüne karşı olandan daha tehlikelidir. Zira devreye bir de gıybet girmiştir. Dinimizin insan hakları (!) diye bir felsefesi yoktur ama insanı böyle mükerrem tutan muhteşem güzelliği vardır.
Elfaz-ı küfür, söyleyeni dinden çıkarıp kâfir yapan sözler demektir. Allah’a, Peygamber aleyhisselama sövmek, Kur'an ve mukaddesatla alay etmek, dine ait bir şeyi inkâr etmek gibi sözler dinden çıkarır. Kastetmeden ve dil sürçmesi gibi durumlar için ise istiğfar edilmelidir. Müslüman dilini kullanmayı bilen insandır. Diline, kulağına hatta gözüne sahip olamamak bir Müslüman için eğitimsizlik, çevre kötülüğü, yetişme hataları gibi nedenlere dayanabilir. Neden nerede ise oradan başlanmalı ve riskten kurtulmalıdır Müslüman. Öyle veya böyle tövbesi olmayan bir günah yoktur. Ağzından bu tür ağır sözlerden biri çıkan hemen tövbe etmeli ve kelimeyi şehadet getirerek imanını yenilemelidir. Diğerleri için de tövbe ve istiğfar etmelidir.
Kıymetli kardeşim, olanlar gerçekten üzücü şeyler. Keşke yapmaları gerekeni yapsalardı, hiç olmazsa verilen sözleri tutsalardı. İnna lillahi inna ileyhi raciun. Bununla beraber geçmişte kalmış bir günahtan dolayı artık sen de çok gerilme. Affet. Allah'tan bağışlanma dile. Kendi hayatına olan olumsuz müdahaleleri olabildiğince azalt. İnsanlarla iyi geçin. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.
Bu ifadede bir miktar karıştırma bulunuyor. Çalgı ile ibadeti hafif görmekten, önemsemiyor olmaktan ve benzeri ibadetin aleyhine denebilecek bir bakış ve inanış tarzından ötürü onu yapmak küfürdür. Küfür demek için daha dikkatli bir çizgide yürümek gerekiyor. Esas olan müzikten külliyen uzak kalmak olmalıdır. Bu becerilemiyorsa ibadet ve mukaddesata zarar verecek bir müzikli ortam oluşturmamak esas olmalıdır. Buna göre bir çizgi çizmelisiniz.