Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben bir konu hakkında yapmamak adına sinirle yemin etmiştim. Unutarak yeminimi bozdum. Unutarak yapmış olsam da bunun kefareti var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. O ilk keffaret yeterli ama kötü dediğiniz işi yemin etmeseniz de yapmayın!
Baliğ olmadan önce yapılan yeminlerin tutul(a)mamasından dolayı kefaret gerekmez. https://fetvameclisi.com/fetva/cocukken-edilen-yalan-yeminlerin-kefareti-var-midir
Aleykümselam. Bir kere keffaret vermeniz yemin açısında yeterlidir. Yanlışı tekrarlamamayı da iyi düşünmelisiniz
Aleykümselam, Böyle geçmişte olanı yanlış hatırladığından dolayı kasıtsız yanlışlıkla yemin durumunda keffaret gerekmez.
Günah değil de kefaret yazılır. Bu kefareti de yerine getirmezseniz günah yazılır. https://fetvameclisi.com/arama?s=yemin%20keffareti
Selamünaleyküm. Bir yemin keffareti yeterlidir. Yemin şirk değil günahtır.
hanefi konusundaki diğer fetvalar
a- Namaz mü'minin en büyük ibadetidir. Dinimiz namazımız kadar canlı demektir. Namazımızı olduğu gibi beşeri müdahalelerden arınmış olarak eda etmeliyiz. b- Yaptığınızı söylediğiniz şeyleri Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin yaptığı işler olduğu kesindir. Dolayısıyla yanlış yapmıyorsunuz. Onları yapmadan kılınmış bir namaz da Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin sünneti üzere kılınmış bir namazdır biiznillah. Ortada çelişki yoktur. Peygamber aleyhisselamın çok yönlü uygulamalarının bize aktarılmasıdır gördüklerimiz. c- Size namaz kılmayı öğrendiğiniz ilmihal yeterlidir. Mesela Hanefi mezhebi üzere kıldığınız namazı daha sonra bu belirttiğiniz örneklerle renklendirerek “daha fazla sünnete tabi olmak” gibi görülse de yaptığınız bu durum, ibadetler üzerinden farklılık zevki almaya götürebilir bizi. Niyetiniz elbette Allah'ın bileceği bir iştir ama siz ibadetleri bu tür renklendirmelerden koruyun.
Hanefi mezhebi ulemasının kadın için tavsiyesi biraz daha az eğilmek şeklindedir. Diğer ulema ise erkek ve kadın arasında fark olmadığı şeklinde kaydetmişlerdir. Yalnız bunun namazın sıhhati açısından olumsuz bir etkisi yoktur.
Hindistan’ın yetiştirdiği büyük ilim adamlarından biridir. Hicri 1114 yılında doğmuş, 1176 yılında da vefat etmiştir. Özellikle Sünnet ilimleri konusunda büyük gayretler içinde olmuştur. HÜCCETULLAHİLBALİĞA isimli eseri pek meşhur ve değerlidir. Hanefi mezhebi üzerine yetişmiş olmakla beraber son dönemlerinde meselelere daha selef mantığı üzerinden baktığı söylenmektedir. Bizim kanaatimiz ise şöyledir: Hanefilerin içinde selefi zihniyetle bulunmuş bir âlimdir. Kitaplarından istifade edilmelidir ancak konuları itibariyle ağır kitaplar bırakmıştır. Allah rahmet etsin.
Şafii ulemasına ve ulemanın büyük bir bölümüne göre kurban kesmek, müekked bir sünnettir. Hanefi mezhebinde ise vaciptir.
Bu nedenle bir mezhep değiştirme arayışına gerek yoktur. Bizim mezhebimizde de zaten direkt haram değil mekruhtur. Kademeli olarak kendinizi eğitmeye çalışın. Böylece nefsinin istekleri peşinde olan bir mümin düzeyinden kurtulmuş olursunuz biiznillah.
Hanefi mezhebine göre KAZA ORUCU için niyet imsak vaktine kadar yapılmalıdır. İmsak vaktine kadar niyet yapılmazsa oruca başlanmış olmaz. Bu sadece kaza orucu için böyledir. Diğer oruçlar için ise (imsaktan sonra bir şey yenilip içilmedi ise) öğle yakınına kadar niyet yapılabilir. Oruç tutmak maksadı ile sahur yemeği hazırlanması ve bu sebeple sofraya oturulması bir niyettir. Sözlü olarak niyet yapılmamış olsa da “neden sofraya oturdun bu saatte?” şeklindeki bir soruya: “yarın oruç tutmak için” diyecekse o bir niyet hâlidir. Sözlü niyet yapmamasının zararı olmaz.