Fetva Meclisi
Soru
Hocam kadınların rükûda sırtlarının erkekler gibi dümdüz olması şart mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Kadının namazı ile erkeğin namazı arasında fark yoktur. Sadece eğilme ve oturmada kadının yapısına karşı kolaylık olacak bir esneme vardır. Her iki şekilde de kılınmasında sakınca olmaz.
Namazlarda el bağlama şekli konusunda Hanefi fıkhına göre yaşayan mü'minler için sözünü ettiğiniz erkek/kadın farkı vardır. Diğer ulema böyle bir farka özellikle temas etmemiştirler. Namazın geneli içinde bu ayrıntı namazın sıhhatini etkileyecek bir ayrıntı değildir. Allah Teâlâ ibadetlerimizi kabul buyursun.
Kur'an’da, Hadislerde, bu ümmetin imamlarının fıkhında bu dedikleriniz yoktur.
Kadınların kendi aralarında namaz kılarken birinin imam olmasında sakınca yoktur. İmamlık yapmaya ehliyetli biri imam olabilir ve namaz kılabilirsiniz. Hanefi mezhebinde böyle bir imamlık tavsiye edilmemiş, kerih görülmüştür ama namazın sıhhatine engeli yoktur. Orada mü'minler arasındaki beraberliği teyit etmek, namaz heyecanını canlı tutmak için beraber kılmanızda sakınca olmaz.
Esasen kadınla erkeğin namazı aynıdır. Sadece kadının fıtratı gereği ortaya çıkabilecek bazı farklılıklardan söz edilebilir. Rukûde kadının erkeğe göre daha az eğilmesi, tahiyyata otururken daha rahat oturmasını örnek olarak verebiliriz.
Aleykümselam.Fukaha arasında bu hususta iki görüş vardır. Birinci görüşe göre kadının, yapısına uygun bazı farklılıklar vardır ki, bunu siz zikrettiniz. İkinci görüşe göre de erkekle kadın namazda aynıdır. Her iki görüşün de istinat ettiği delilleri vardır. Biri ile amel edilmesinde sakınca yoktur.
hanefi konusundaki diğer fetvalar
a- Namaz mü'minin en büyük ibadetidir. Dinimiz namazımız kadar canlı demektir. Namazımızı olduğu gibi beşeri müdahalelerden arınmış olarak eda etmeliyiz. b- Yaptığınızı söylediğiniz şeyleri Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin yaptığı işler olduğu kesindir. Dolayısıyla yanlış yapmıyorsunuz. Onları yapmadan kılınmış bir namaz da Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin sünneti üzere kılınmış bir namazdır biiznillah. Ortada çelişki yoktur. Peygamber aleyhisselamın çok yönlü uygulamalarının bize aktarılmasıdır gördüklerimiz. c- Size namaz kılmayı öğrendiğiniz ilmihal yeterlidir. Mesela Hanefi mezhebi üzere kıldığınız namazı daha sonra bu belirttiğiniz örneklerle renklendirerek “daha fazla sünnete tabi olmak” gibi görülse de yaptığınız bu durum, ibadetler üzerinden farklılık zevki almaya götürebilir bizi. Niyetiniz elbette Allah'ın bileceği bir iştir ama siz ibadetleri bu tür renklendirmelerden koruyun.
Âlimlerin önemli bir bölümü yeminini hata ile bozan kimseye kefaret gerekmeyeceğini söylemişlerdir. Unutmak da hata cinsindendir. Hanefi uleması ise hata ile de olsa yeminini bozan için kefaret gerekir kanaatindedir. Takva açısından bakıldığında kefaret daha evla gibi durmaktadır.
Bu nedenle bir mezhep değiştirme arayışına gerek yoktur. Bizim mezhebimizde de zaten direkt haram değil mekruhtur. Kademeli olarak kendinizi eğitmeye çalışın. Böylece nefsinin istekleri peşinde olan bir mümin düzeyinden kurtulmuş olursunuz biiznillah.
Hanefi mezhebine göre KAZA ORUCU için niyet imsak vaktine kadar yapılmalıdır. İmsak vaktine kadar niyet yapılmazsa oruca başlanmış olmaz. Bu sadece kaza orucu için böyledir. Diğer oruçlar için ise (imsaktan sonra bir şey yenilip içilmedi ise) öğle yakınına kadar niyet yapılabilir. Oruç tutmak maksadı ile sahur yemeği hazırlanması ve bu sebeple sofraya oturulması bir niyettir. Sözlü olarak niyet yapılmamış olsa da “neden sofraya oturdun bu saatte?” şeklindeki bir soruya: “yarın oruç tutmak için” diyecekse o bir niyet hâlidir. Sözlü niyet yapmamasının zararı olmaz.
Hanefi veya Şafii olmak farklılık oluşturmaz. Kaza namazlarınızı acilen bitirmeye bakın. Namazların öncesi ve sonrasındaki sünnet namazları da kaçırmayın. Özellikle de sabah namazının sünnetini hiç kaçırmayın. Allah Teâlâ kabul buyursun.
Hindistan’ın yetiştirdiği büyük ilim adamlarından biridir. Hicri 1114 yılında doğmuş, 1176 yılında da vefat etmiştir. Özellikle Sünnet ilimleri konusunda büyük gayretler içinde olmuştur. HÜCCETULLAHİLBALİĞA isimli eseri pek meşhur ve değerlidir. Hanefi mezhebi üzerine yetişmiş olmakla beraber son dönemlerinde meselelere daha selef mantığı üzerinden baktığı söylenmektedir. Bizim kanaatimiz ise şöyledir: Hanefilerin içinde selefi zihniyetle bulunmuş bir âlimdir. Kitaplarından istifade edilmelidir ancak konuları itibariyle ağır kitaplar bırakmıştır. Allah rahmet etsin.