Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben Şafii idim ama Hanefi oldum. Önceden sünnet yerine kaza kılıyordum ama şimdi Hanefi olduğum için sünnet kılmam lazım mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Böyle bir ayrıntıya girmeniz gerekmez. Kazalarınızı kılın. Sünnetleri de kılmaya çalışın. Diğer hayırlı işleri de yapmaya çalışın. Bu kadar keskin çizgiler üzerinde olmanız gerekmez. Allah Teâlâ yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Evet, üzerinde kaza namazı olan birinin nafile namazların yerine kaza namazlarını kılmasının gerektiği Şafii mezhebinin kavlidir. Bunu, borcu olanın önce borcunu ödemesi şeklinde anlayabilirsiniz.
Farzları ihmal etmeyin, ihmal gibi bir durum olursa hemen kaza edin. Sünnetleri de yavaş yavaş yerine oturtmaya çalışın. Mesela sabah namazının sünnetini hemen yerine oturtun. Sonra öğlenin ilk sünnetini... gibi bir plan yapın. Meraklanmayın, düzelir bu biiznillah. Mezhebi de dert etmeyin, yaşadığınız yerde hangi âlimler yaşıyorsa onların mezhebi gibi yaşamaya bakın. Allah yardımcınız olsun.
Hanefi mezhebi üzere iseniz sabah namazının farzından sonra sünnet kılmamalısınız. Diğer mezheplerden biri üzere iseniz farzdan sonra sabahın sünnetini kılabilirsiniz.
Selamünaleyküm. Kaza etme imkânınız bulunmadığından ötürü böyle bir tercih yapılabilir. Aksi takdirde Hanefi mezhebine göre kılıp başka bir mezhebe göre değerlendirmek makul olmaz.
Selamünaleyküm. Kaza olarak niyet edilen namaz Sünnet namaz yerine geçmez.
hanefi konusundaki diğer fetvalar
Hanefi mezhebine göre KAZA ORUCU için niyet imsak vaktine kadar yapılmalıdır. İmsak vaktine kadar niyet yapılmazsa oruca başlanmış olmaz. Bu sadece kaza orucu için böyledir. Diğer oruçlar için ise (imsaktan sonra bir şey yenilip içilmedi ise) öğle yakınına kadar niyet yapılabilir. Oruç tutmak maksadı ile sahur yemeği hazırlanması ve bu sebeple sofraya oturulması bir niyettir. Sözlü olarak niyet yapılmamış olsa da “neden sofraya oturdun bu saatte?” şeklindeki bir soruya: “yarın oruç tutmak için” diyecekse o bir niyet hâlidir. Sözlü niyet yapmamasının zararı olmaz.
Bu nedenle bir mezhep değiştirme arayışına gerek yoktur. Bizim mezhebimizde de zaten direkt haram değil mekruhtur. Kademeli olarak kendinizi eğitmeye çalışın. Böylece nefsinin istekleri peşinde olan bir mümin düzeyinden kurtulmuş olursunuz biiznillah.
Bütün Müslümanlar, selefin izini sürmek zorundadırlar. Aksi takdirde Müslümanlık iddiada kalır sadece. Bugünkü selefi yakıştırması ise daha çok dışımızdaki güçlerin dayattığı bir durumdur. Her Hanefi Müslüman tabii bir selefidir. Diğer ayrıntılara girmeyiniz.
Hanefi mezhebi ulemasının kadın için tavsiyesi biraz daha az eğilmek şeklindedir. Diğer ulema ise erkek ve kadın arasında fark olmadığı şeklinde kaydetmişlerdir. Yalnız bunun namazın sıhhati açısından olumsuz bir etkisi yoktur.
Hanefi mezhebi ile amel eden bu topraklarda cari olan uygulama şöyledir: Kazası olan sünnet namaz kılamaz diye bir kural yoktur. Özellikle sabah namazının sünneti, öğlenin sünnetleri ve akşam namazından sonraki sünnet için 'bu sünnetler terk edilmemeli, kazası olan da bunları kılmalı' denmiştir. Diğer sünnetler için ise onların yerine kazaya niyet edilebilir deriz. Böyle bir dengeleme yapabilirsiniz. Allah Teâlâ kolay etsin.
a- Namaz mü'minin en büyük ibadetidir. Dinimiz namazımız kadar canlı demektir. Namazımızı olduğu gibi beşeri müdahalelerden arınmış olarak eda etmeliyiz. b- Yaptığınızı söylediğiniz şeyleri Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin yaptığı işler olduğu kesindir. Dolayısıyla yanlış yapmıyorsunuz. Onları yapmadan kılınmış bir namaz da Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin sünneti üzere kılınmış bir namazdır biiznillah. Ortada çelişki yoktur. Peygamber aleyhisselamın çok yönlü uygulamalarının bize aktarılmasıdır gördüklerimiz. c- Size namaz kılmayı öğrendiğiniz ilmihal yeterlidir. Mesela Hanefi mezhebi üzere kıldığınız namazı daha sonra bu belirttiğiniz örneklerle renklendirerek “daha fazla sünnete tabi olmak” gibi görülse de yaptığınız bu durum, ibadetler üzerinden farklılık zevki almaya götürebilir bizi. Niyetiniz elbette Allah'ın bileceği bir iştir ama siz ibadetleri bu tür renklendirmelerden koruyun.