Fetva Meclisi
Soru
Hocam uzun süredir kafamı karıştıran bir sorum var: Ben kaza namaz borçları olan biriyim, Allah affetsin.Elimden geldiği kadarıyla kaza namazlarını kılmaya çalışıyorum.Bazı yerlerde kaza namaz borcu olanların sünnetleri kılma yerine kaza namazlarını kılmaları daha evladır,deniyor.En son Namaz Kitabı’nın 119. sayfasında ise kaza namaz borcu olanların vaktin sünnetleri yerine kaza namazlarına niyet edilirse hem sünnet sevabı,hemde kaza namazı borcu tamamlanıyor diye okumuştum.Ben ve benim gibilere ışık tutması bakımından kaza namaz borcu olanlar sünnetleri kılmalı mı? Kılmalı ise nasıl kılmalı,niyeti,önceliği açısından.Mesela Öğle namazının ilk sünneti yerine kılamadığım en son öğlen namazının farzına diye mi niyet edeceğiz,o vaktin farzını kılmadan kaza namazı nasıl olacak bilmiyorum.Lütfen bu konu da yardımcı olursanız sevinirim.Allah razı olsun.
Cevap
Benzer fetvalar
Rabbimiz ibadetlerinizi kabul buyursun. Bahsettiğiniz böyle bir görüş olmuş olsa da bu yaygın değildir. Namazlarımızda çift niyet olmaz. Ya kazaya ya da nafileye diyerek niyet edilmelidir. Kaza namazı kılarken o vaktin farzı için örneğin “üzerime kaza kalan son sabah namazı” diyerek bir namazı kaza edebilirsiniz. Kaza namazı olan sünnet namaz kılamaz diye bir kaide yoktur. Özellikle sabah namazının sünneti, öğlenin sünnetleri ve akşam namazından sonraki sünneti için “bu sünnetler terk edilmemeli, kazası olan da bunları kılmalı” denmiştir. Diğer sünnetler için ise onların yerine kazaya niyet edilebilir deriz. Böyle bir dengeleme yapabilirsiniz. Allah kabul etsin.
Niyet ibadetin ruhudur. Aynı rekât sayısı ve aynı vakitte olsa da "sünnet" diye niyet edersen, o namaz sünnet olur. "Kaza" diye niyet edersen, o namaz geçmişteki farzın kazası olur. Yani şeklen aynı olsa da niyet ibadetin yönünü belirler. Bu yüzden "her türlü sünnet yerine geçer" gibi düşünmek doğru değildir. Kaza borcun varsa kaza kılmaya niyet et. Böylece farz borcunu ödersin. Kaza borcun yoksa o zaman sünnet niyetiyle kılarsın, sevabını sünnet olarak alırsın. Resûlullah Efendimiz’in kıldığı namazlar vaktin sünnetidir, kaza değildir. Biz onun izinden giderken, önce üzerimizdeki farz borcunu temizler, sonra sünnetle süsleriz.
Kaza namazlarınızı tamamlayana kadar bu şekilde yapmanızda sakınca olmaz Allah'ın izniyle.
Selamünaleyküm. Yaptığınız hatalı bir iş değildir. Öyle de yapabilirsiniz ama Sünnet namazları terk etmeyi uzun süre adet edinmeniz bir bereketsizlik getirebilir. Bir yıl da zihninizi rahatlatacak şekilde namaz kılın. Allah kabul etsin.
Selamünaleyküm. Sünnet'i terk etmeyi basit görmemek ve ilk fırsatta asıl raya dönmek kaydıyla böyle yapsanız bir sakıncası olmaz ama şunu bilmelisiniz ki, asıl olan bu değildir.
Selamünaleyküm. Bu şekilde yapmanızda kazaları bitirme açısından bir sakınca yoktur. Dikkat edin, bu durum sizi namazların sünnetlerini yok saymaya götürmesin. Bir takvim tutun, o takvime göre ne kadar kazanız kaldığını bilin. Daha rahat edersiniz. Allah amelinizi makbul kılsın. Size dualar ederiz.
hanefi konusundaki diğer fetvalar
Bütün Müslümanlar, selefin izini sürmek zorundadırlar. Aksi takdirde Müslümanlık iddiada kalır sadece. Bugünkü selefi yakıştırması ise daha çok dışımızdaki güçlerin dayattığı bir durumdur. Her Hanefi Müslüman tabii bir selefidir. Diğer ayrıntılara girmeyiniz.
Hanefi veya Şafii olmak farklılık oluşturmaz. Kaza namazlarınızı acilen bitirmeye bakın. Namazların öncesi ve sonrasındaki sünnet namazları da kaçırmayın. Özellikle de sabah namazının sünnetini hiç kaçırmayın. Allah Teâlâ kabul buyursun.
Hanefi mezhebine göre KAZA ORUCU için niyet imsak vaktine kadar yapılmalıdır. İmsak vaktine kadar niyet yapılmazsa oruca başlanmış olmaz. Bu sadece kaza orucu için böyledir. Diğer oruçlar için ise (imsaktan sonra bir şey yenilip içilmedi ise) öğle yakınına kadar niyet yapılabilir. Oruç tutmak maksadı ile sahur yemeği hazırlanması ve bu sebeple sofraya oturulması bir niyettir. Sözlü olarak niyet yapılmamış olsa da “neden sofraya oturdun bu saatte?” şeklindeki bir soruya: “yarın oruç tutmak için” diyecekse o bir niyet hâlidir. Sözlü niyet yapmamasının zararı olmaz.
Bu nedenle bir mezhep değiştirme arayışına gerek yoktur. Bizim mezhebimizde de zaten direkt haram değil mekruhtur. Kademeli olarak kendinizi eğitmeye çalışın. Böylece nefsinin istekleri peşinde olan bir mümin düzeyinden kurtulmuş olursunuz biiznillah.
Hanefi mezhebi ulemasının kadın için tavsiyesi biraz daha az eğilmek şeklindedir. Diğer ulema ise erkek ve kadın arasında fark olmadığı şeklinde kaydetmişlerdir. Yalnız bunun namazın sıhhati açısından olumsuz bir etkisi yoktur.
a- Namaz mü'minin en büyük ibadetidir. Dinimiz namazımız kadar canlı demektir. Namazımızı olduğu gibi beşeri müdahalelerden arınmış olarak eda etmeliyiz. b- Yaptığınızı söylediğiniz şeyleri Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin yaptığı işler olduğu kesindir. Dolayısıyla yanlış yapmıyorsunuz. Onları yapmadan kılınmış bir namaz da Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin sünneti üzere kılınmış bir namazdır biiznillah. Ortada çelişki yoktur. Peygamber aleyhisselamın çok yönlü uygulamalarının bize aktarılmasıdır gördüklerimiz. c- Size namaz kılmayı öğrendiğiniz ilmihal yeterlidir. Mesela Hanefi mezhebi üzere kıldığınız namazı daha sonra bu belirttiğiniz örneklerle renklendirerek “daha fazla sünnete tabi olmak” gibi görülse de yaptığınız bu durum, ibadetler üzerinden farklılık zevki almaya götürebilir bizi. Niyetiniz elbette Allah'ın bileceği bir iştir ama siz ibadetleri bu tür renklendirmelerden koruyun.