Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim kaza namazı borcum var, sünnet namazlar yerine kazaya kalan farzları kılmak doğru olur mu? Birkaç ay böyle yaptım fakat Hanefi mezhebine göre bunun uygun olmadığı söylendi. Ancak Osman Ünlü Hoca gibi bazıları bunun uygun olduğunu belirtiyor. Vaktin farzını kılmadan, sünnet namazlar yerine geçmiş kaza namazlarına niyet edilebilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
İkindi ve yatsının ilk sünnetleri kılınmasa da onların yerine kaza namazı kılınsa bundan bir sakınca oluşmaz. “Böyle yapması gerekir” şeklinde anlaşılırsa o yanlıştır.
Niyet ibadetin ruhudur. Aynı rekât sayısı ve aynı vakitte olsa da "sünnet" diye niyet edersen, o namaz sünnet olur. "Kaza" diye niyet edersen, o namaz geçmişteki farzın kazası olur. Yani şeklen aynı olsa da niyet ibadetin yönünü belirler. Bu yüzden "her türlü sünnet yerine geçer" gibi düşünmek doğru değildir. Kaza borcun varsa kaza kılmaya niyet et. Böylece farz borcunu ödersin. Kaza borcun yoksa o zaman sünnet niyetiyle kılarsın, sevabını sünnet olarak alırsın. Resûlullah Efendimiz’in kıldığı namazlar vaktin sünnetidir, kaza değildir. Biz onun izinden giderken, önce üzerimizdeki farz borcunu temizler, sonra sünnetle süsleriz.
Hanefi mezhebi ile amel eden bu topraklarda cari olan uygulama şöyledir: Kazası olan sünnet namaz kılamaz diye bir kural yoktur. Özellikle sabah namazının sünneti, öğlenin sünnetleri ve akşam namazından sonraki sünnet için 'bu sünnetler terk edilmemeli, kazası olan da bunları kılmalı' denmiştir. Diğer sünnetler için ise onların yerine kazaya niyet edilebilir deriz. Böyle bir dengeleme yapabilirsiniz. Allah Teâlâ kolay etsin.
İlk alışma sürecinde olan kimse sadece (sabah namazının sünneti hariç) farz ve vacibi kılarak yetinebilir. Ama bu durumu bir geçiş dönemi olarak zihnine kodlamalıdır. Sünnet namazları (o günün kazaya kalan sabah namazı hariç) kaza edilmezler.
Namaz, her Müslüman’ın buluğ çağıyla birlikte kılması farz olan bir ibadettir. Bu sekiz yıl buluğ çağı sonrasına denk geliyorsa tüm farz ve vitir namazlarının kaza edilmesi gerekir, sünnet namazların ise kazası yoktur. Hanefi mezhebi ile amel eden uygulamada kaza namazlarını kılarken esas olan sünnetleri de ihmal etmemektir. Ancak kaza namazlarının gecikmesinden korkan biri için sünnetlerin yerine kaza kılmasında herhangi bir vebal yoktur. Bir mü’min olarak ise sünnetleri ihmal üzere bir hayat yaşamamak gerek, bu sebeple bu durumu süreklilik hâline getirmemekte fayda olacaktır. Sünnet namazların kılınmasıyla ilgili linkler üzerinde incelemede bulunabilirsiniz: https://fetvameclisi.com/fetva/onceligimiz-kaza-mi-yoksa-sunnet-namazlari-mi https://fetvameclisi.com/fetva/sunnet-namazlari-kilmayan-farz-namazlari-bosuna-mi-kiliyordur
Selamünaleyküm. Yaptığınız hatalı bir iş değildir. Öyle de yapabilirsiniz ama Sünnet namazları terk etmeyi uzun süre adet edinmeniz bir bereketsizlik getirebilir. Bir yıl da zihninizi rahatlatacak şekilde namaz kılın. Allah kabul etsin.
hanefi konusundaki diğer fetvalar
Unuttuğunuzdan dolayı yapmıyorsanız sorun olmaz; kazası da yoktur. Ama doğru olan unutmamak için önce teşrik tekbiri sonra tesbihat yapılır. https://fetvameclisi.com/fetva/tesrik-tekbirlerinin-kazasi-var-midir
Necaseti temizlemek bulunduğu yerden atmak/gidermek anlamına gelir. Eğer bunu bir kere ile yapabilirseniz bir kere yıkamanız yeterlidir. Elbisenin üzerinden su akıtmanızla, necasetin de temizlendiğini biliyorsanız yine elbiseniz temizlenmiş olur. Ama necasetin temizlendiğini anlayamıyorsanız üç kere yıkamanız ve her defasında sıkmanız (şartıyla) yeterlidir. Bu üç kere yıkamanın neticesinde eliniz de yıkadığınız elbise de temiz olur. Bu ölçüyü tüm necaset bulaşmış elbise temizliği için kullanabilirsiniz.
Her ikisini de yapmanız mümkündür ama uçakta koltukta oturarak namaz kılabilirsiniz. Uçak indiğinde namaz vakti geçecek ise koltukta otururken kılın.
Böyle bir ayrıntıya girmeniz gerekmez. Kazalarınızı kılın. Sünnetleri de kılmaya çalışın. Diğer hayırlı işleri de yapmaya çalışın. Bu kadar keskin çizgiler üzerinde olmanız gerekmez. Allah Teâlâ yardımcınız olsun.
Şafii ulemasına ve ulemanın büyük bir bölümüne göre kurban kesmek, müekked bir sünnettir. Hanefi mezhebinde ise vaciptir.
Hindistan’ın yetiştirdiği büyük ilim adamlarından biridir. Hicri 1114 yılında doğmuş, 1176 yılında da vefat etmiştir. Özellikle Sünnet ilimleri konusunda büyük gayretler içinde olmuştur. HÜCCETULLAHİLBALİĞA isimli eseri pek meşhur ve değerlidir. Hanefi mezhebi üzerine yetişmiş olmakla beraber son dönemlerinde meselelere daha selef mantığı üzerinden baktığı söylenmektedir. Bizim kanaatimiz ise şöyledir: Hanefilerin içinde selefi zihniyetle bulunmuş bir âlimdir. Kitaplarından istifade edilmelidir ancak konuları itibariyle ağır kitaplar bırakmıştır. Allah rahmet etsin.