Fetva Meclisi
Soru
Hocam, yaklaşık sekiz yıl boyunca namaz kılmadım. Bu süre zarfındaki namazları kaza etmem gerekiyor mu? Eğer kaza etmem gerekiyorsa sünnet namazlar yerine bu kaza namazlarını kılsam uygun olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Ergenliğe girdikten sonra kılmadığınız namazları tevbenizin bir belgesi olarak kaza etmelisiniz. https://fetvameclisi.com/fetva/onceligimiz-kaza-mi-yoksa-sunnet-namazlari-mi
Niyet ibadetin ruhudur. Aynı rekât sayısı ve aynı vakitte olsa da "sünnet" diye niyet edersen, o namaz sünnet olur. "Kaza" diye niyet edersen, o namaz geçmişteki farzın kazası olur. Yani şeklen aynı olsa da niyet ibadetin yönünü belirler. Bu yüzden "her türlü sünnet yerine geçer" gibi düşünmek doğru değildir. Kaza borcun varsa kaza kılmaya niyet et. Böylece farz borcunu ödersin. Kaza borcun yoksa o zaman sünnet niyetiyle kılarsın, sevabını sünnet olarak alırsın. Resûlullah Efendimiz’in kıldığı namazlar vaktin sünnetidir, kaza değildir. Biz onun izinden giderken, önce üzerimizdeki farz borcunu temizler, sonra sünnetle süsleriz.
Selamünaleyküm. Bu şekilde yapmanızda kazaları bitirme açısından bir sakınca yoktur. Dikkat edin, bu durum sizi namazların sünnetlerini yok saymaya götürmesin. Bir takvim tutun, o takvime göre ne kadar kazanız kaldığını bilin. Daha rahat edersiniz. Allah amelinizi makbul kılsın. Size dualar ederiz.
Rabbimiz ibadetlerinizi kabul buyursun. Bahsettiğiniz böyle bir görüş olmuş olsa da bu yaygın değildir. Namazlarımızda çift niyet olmaz. Ya kazaya ya da nafileye diyerek niyet edilmelidir. Kaza namazı kılarken o vaktin farzı için örneğin “üzerime kaza kalan son sabah namazı” diyerek bir namazı kaza edebilirsiniz. Kaza namazı olan sünnet namaz kılamaz diye bir kaide yoktur. Özellikle sabah namazının sünneti, öğlenin sünnetleri ve akşam namazından sonraki sünneti için “bu sünnetler terk edilmemeli, kazası olan da bunları kılmalı” denmiştir. Diğer sünnetler için ise onların yerine kazaya niyet edilebilir deriz. Böyle bir dengeleme yapabilirsiniz. Allah kabul etsin.
Esas olan kaza namazlarını da kılmak ve sünnetleri ihmal etmemektir. Kazaların çok gecikmesinden korktuğunuz için sünnetlerin yerine kaza kılsanız vebale girmezsiniz. Bunu süreklileştirmeyin ki sünnetleri ihmal üzere kendinizi geliştirmiş olmayın. Allah yardımcınız olsun.
Hanefi mezhebi ile amel eden bu topraklarda cari olan uygulama şöyledir: Kazası olan sünnet namaz kılamaz diye bir kural yoktur. Özellikle sabah namazının sünneti, öğlenin sünnetleri ve akşam namazından sonraki sünnet için 'bu sünnetler terk edilmemeli, kazası olan da bunları kılmalı' denmiştir. Diğer sünnetler için ise onların yerine kazaya niyet edilebilir deriz. Böyle bir dengeleme yapabilirsiniz. Allah Teâlâ kolay etsin.
kaza konusundaki diğer fetvalar
Bir kazanın tazminatını karşı taraf adına sigorta şirketinin ödemesi; bizim o sigortayı, bize ödenecek bir tazminat olarak almamıza engel değildir. Kaza sonucu ortaya çıkan zarar-ziyanı kaza yapanın adına sigorta şirketi ödüyor diye biz bunu iptal ettirmeyiz. Aracın gördüğü zarar ödettirilebilir, sigortadan alınabilir.
Yüreğinden dökülen kelimeler, kalbinin Allah’a yönelişini gösteriyor. Üzülmen, utanman, kendine kızman imanın diri olduğunun işaretidir. Senin bu halin bir kayıp değil, tam aksine bir kazanım başlangıcıdır. Bak, önemli bir şeyi netleştirelim: Namazı bilerek terk eden ayrı bir günahtır. Ama elinde olmadığı halde uyanamayıp kaçıran ve ardından kaza edip üzülerek tevbe eden bir mümin, ihmalkâr sayılır. Allah böyle bir kulunu reddetmez. Düzenini Allah’a göre kurmazsan, Allah düzenini seni uyaracak şekilde bozar. Unutma, fani işler için uyanan kalp, ebedi işler için de uyanabilir. Aynı derdi taşıyan bir kardeşinle “sabah grubu” kur. Biri diğerini her sabah arar/mesaj atar/uyandırır. İslam’ın kızı, seccadesiyle evlenen kızdır. Sabah ezanıyla doğrulan, kalbiyle Allah’ı uyandıran, geceleri ağlayarak yastığına değil, secdeye sarılan kızdır. Sen o kıza dönüşüyorsun. Bu mesajın da bunun işaretidir. Sakın üzülme. Sakın kendini kaybedilmiş gibi hissetme. Allah seni sabah namazına çekecek çünkü sen kalben çağırdın. “Allah’ım! Bu kulunu sabah ezanı vaktinde kapına çek. Geceden niyetini sağlamlaştır, sabahından sevabını artır, namazını kalbinin nuru eyle. Ve onu sabah namazını kaçıranlardan değil, sabah namazıyla dirilenlerden eyle.”
Bir namazın geçerli (sahih) olması için tadil-i erkân farz değil, vaciptir. Vaciplere dikkat etmemek, namazın sevabını azaltır, iadesini değil. Bu sebeple senin hızlı kıldığın o namazlar, geçerlidir. Tadil-i erkâna dikkat etmediğin için istiğfar etmen yeterlidir. Vesvese değildir, öğrenmen gereken bilgiymiş. Ama artık “iade etmen gerekir” düşüncesi, vesveseye dönmesin. Güzel kardeşim, sen namazını kıldın, tevbeni ettin, şimdi sabit olma vaktidir. Namaz gibi, hayatın da kıymetlidir. İnşallah, ilimle kulluğa yürüyen güzel bir Müslüman olacaksın.
Yaptığınız günah veya yanlış değildir. Daha doğru olan vardır. O da önce ellerin salınması sonra rükûya gidilmesidir. Namazı kazayı da gerektirmez.
Normal şartlarda tırnak yemek kerih/hoş karşılanmayan rahatsız edici çirkin bir iştir. Gerekiyorsa psikolojik tedavi görerek de olsa ondan kurtulmak gerekir. Oruçlu bir durumda ise çok az da olsa tırnağı koparıp onu oruçlu iken ağzına koyup yutanın orucu bozulur. O günü kaza eder.
Böyle bir özür yoktur. Oruca niyet edin. Gün ortasında dayanamayacak durumda olursanız bozabilir ve sonrasında kaza edersiniz.