Fetva Meclisi
Soru
Hocam, trafik kazası yaptım ve %100 oranında kusursuz olduğum tespit edildi. Sigorta şirketi, aracım için değer kaybı ödemesi yapmak istiyor. Bu durumda söz konusu ödemeyi almak dinen sakıncalı mıdır, almam gerekir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Evet, prensip olarak kaza yapan zararı tazmin eder deriz ama bunun istisnaları da olabilir. Mesela: -Köprü çökmesi, fırtınada direk devrilmesi üzerine çarpma gibi olağan üstü ve insan eylemi ile olmayan bir nedenle oluşan kazada, -Zarar görenin yüzde yaz hatası ile ortaya çıkan durumlarda kaza yapan zarar ödemeyebilir.
Trafik kazası sonucu tazminat alınması caiz midir? Trafik kazaları neticesinde ölüm, sakatlanma, yaralanma veya maddi zarar meydana gelebilmektedir. İslam’da, bunlara sebep olan suçlular için düzenlenmiş müeyyideler (diyet/tazminat, keffaret vb.) bulunmaktadır. Buna göre kazada mağdur olan kişi, suçlu olan taraftan trafik kaza raporunda belirtilen hata oranında tazminat talebinde bulunabilir. Söz konusu tazminat, suçlunun sigortasından karşılanabileceği gibi mahkeme yoluyla da talep edilebilir. Dolayısıyla sigortanın ödeyeceği veya mahkemenin hükmettiği miktar diyet yerine geçer.
Selamünaleyküm. Bir usulsüzlük yoksa işlemde alabilirsiniz.
Selamünaleyküm. Trafik sizi haklı buluyorsa zararınızı karşı taraftan almanız hakkınızdır.
Selamünaleyküm.Kazaya sebep olanın, kazazedeye tazminat diyeceğimiz bir bedel ödemesi Allah'ın Şeriat'ında bir haktır. Bu hususta onlarla masaya oturup aldığınız para size helaldir. Geçmiş olsun.
Aleykümselam.Bunu şu şekilde değerlendirin: Borcunuzu bir süre daha geciktirmek mi 'emanete hiyanet' mi? Biri diğerinden aşağı kalmaz. İkinci kişilerden izin isteyerek bunu yapabilirsen yap.
kaza konusundaki diğer fetvalar
Yüreğinden dökülen kelimeler, kalbinin Allah’a yönelişini gösteriyor. Üzülmen, utanman, kendine kızman imanın diri olduğunun işaretidir. Senin bu halin bir kayıp değil, tam aksine bir kazanım başlangıcıdır. Bak, önemli bir şeyi netleştirelim: Namazı bilerek terk eden ayrı bir günahtır. Ama elinde olmadığı halde uyanamayıp kaçıran ve ardından kaza edip üzülerek tevbe eden bir mümin, ihmalkâr sayılır. Allah böyle bir kulunu reddetmez. Düzenini Allah’a göre kurmazsan, Allah düzenini seni uyaracak şekilde bozar. Unutma, fani işler için uyanan kalp, ebedi işler için de uyanabilir. Aynı derdi taşıyan bir kardeşinle “sabah grubu” kur. Biri diğerini her sabah arar/mesaj atar/uyandırır. İslam’ın kızı, seccadesiyle evlenen kızdır. Sabah ezanıyla doğrulan, kalbiyle Allah’ı uyandıran, geceleri ağlayarak yastığına değil, secdeye sarılan kızdır. Sen o kıza dönüşüyorsun. Bu mesajın da bunun işaretidir. Sakın üzülme. Sakın kendini kaybedilmiş gibi hissetme. Allah seni sabah namazına çekecek çünkü sen kalben çağırdın. “Allah’ım! Bu kulunu sabah ezanı vaktinde kapına çek. Geceden niyetini sağlamlaştır, sabahından sevabını artır, namazını kalbinin nuru eyle. Ve onu sabah namazını kaçıranlardan değil, sabah namazıyla dirilenlerden eyle.”
Bir namazın geçerli (sahih) olması için tadil-i erkân farz değil, vaciptir. Vaciplere dikkat etmemek, namazın sevabını azaltır, iadesini değil. Bu sebeple senin hızlı kıldığın o namazlar, geçerlidir. Tadil-i erkâna dikkat etmediğin için istiğfar etmen yeterlidir. Vesvese değildir, öğrenmen gereken bilgiymiş. Ama artık “iade etmen gerekir” düşüncesi, vesveseye dönmesin. Güzel kardeşim, sen namazını kıldın, tevbeni ettin, şimdi sabit olma vaktidir. Namaz gibi, hayatın da kıymetlidir. İnşallah, ilimle kulluğa yürüyen güzel bir Müslüman olacaksın.
Namaz, her Müslüman’ın buluğ çağıyla birlikte kılması farz olan bir ibadettir. Bu sekiz yıl buluğ çağı sonrasına denk geliyorsa tüm farz ve vitir namazlarının kaza edilmesi gerekir, sünnet namazların ise kazası yoktur. Hanefi mezhebi ile amel eden uygulamada kaza namazlarını kılarken esas olan sünnetleri de ihmal etmemektir. Ancak kaza namazlarının gecikmesinden korkan biri için sünnetlerin yerine kaza kılmasında herhangi bir vebal yoktur. Bir mü’min olarak ise sünnetleri ihmal üzere bir hayat yaşamamak gerek, bu sebeple bu durumu süreklilik hâline getirmemekte fayda olacaktır. Sünnet namazların kılınmasıyla ilgili linkler üzerinde incelemede bulunabilirsiniz: https://fetvameclisi.com/fetva/onceligimiz-kaza-mi-yoksa-sunnet-namazlari-mi https://fetvameclisi.com/fetva/sunnet-namazlari-kilmayan-farz-namazlari-bosuna-mi-kiliyordur
Yaptığınız günah veya yanlış değildir. Daha doğru olan vardır. O da önce ellerin salınması sonra rükûya gidilmesidir. Namazı kazayı da gerektirmez.
Normal şartlarda tırnak yemek kerih/hoş karşılanmayan rahatsız edici çirkin bir iştir. Gerekiyorsa psikolojik tedavi görerek de olsa ondan kurtulmak gerekir. Oruçlu bir durumda ise çok az da olsa tırnağı koparıp onu oruçlu iken ağzına koyup yutanın orucu bozulur. O günü kaza eder.
Böyle bir özür yoktur. Oruca niyet edin. Gün ortasında dayanamayacak durumda olursanız bozabilir ve sonrasında kaza edersiniz.