Fetva Meclisi
Soru
Hocam ablam ameliyat oldu, hastanede ona ben bakıyorum ve dayanamıyorum orucu devam ettirmeye. Orucumu bozabilir miyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Ameliyatlı birinin dayanamaması özürdür. Özürle bozulan oruç sadece o günü kaza etmeyi gerektirir, kefaret gerekmez.
Oruca niyet edin. Hastanede işleminiz yapılırken orucunuzu bozacak iş yapılırsa o günü kaza edersiniz. Geçmiş olsun.
Geçmiş olsun. Ağızdan gelen balgam kanlı da olsa orucu bozmaz.
Geçmiş olsun. Çok ağrınızın olduğu günlerde orucu bozabilirsiniz. Sonra da tutamadığınız gün kadar kaza orucu tutarsınız. Yine de oruç konusunu doktorunuzla görüşseniz daha iyi olur.
Selamünaleyküm. Aynı orucu tekrar tutmanız yeterlidir.
Tedavi umudu olmayan yani iyileşmesi muhtemel olmayan hastalık sahipleri özürlüdürler. Zaten sizin kullandığınız yöntemin de oruca direkt bir zararı yoktur. Kullanabilir ve orucunuzu tutabilirsiniz. Geçmiş olsun.
kaza konusundaki diğer fetvalar
Normal şartlarda tırnak yemek kerih/hoş karşılanmayan rahatsız edici çirkin bir iştir. Gerekiyorsa psikolojik tedavi görerek de olsa ondan kurtulmak gerekir. Oruçlu bir durumda ise çok az da olsa tırnağı koparıp onu oruçlu iken ağzına koyup yutanın orucu bozulur. O günü kaza eder.
Eşiniz haklıdır. Kazaları kılmak teheccüd kılmaktan önemlidir. Kazaları bitirmeye bakınız. Teheccüdü de inşaallah kazalardan sonra kılarsınız. Allah Teâlâ muininiz olsun.
Trafik kazası veya benzeri bir kazada ölen için ödenen diyet/tazminat, adı her ne ise onun geride bıraktığı malı gibidir; diğer malını varisleri nasıl bölüştülerse o tazminatı da öyle bölüşürler.
Yaptığınız günah veya yanlış değildir. Daha doğru olan vardır. O da önce ellerin salınması sonra rükûya gidilmesidir. Namazı kazayı da gerektirmez.
Bir namazın geçerli (sahih) olması için tadil-i erkân farz değil, vaciptir. Vaciplere dikkat etmemek, namazın sevabını azaltır, iadesini değil. Bu sebeple senin hızlı kıldığın o namazlar, geçerlidir. Tadil-i erkâna dikkat etmediğin için istiğfar etmen yeterlidir. Vesvese değildir, öğrenmen gereken bilgiymiş. Ama artık “iade etmen gerekir” düşüncesi, vesveseye dönmesin. Güzel kardeşim, sen namazını kıldın, tevbeni ettin, şimdi sabit olma vaktidir. Namaz gibi, hayatın da kıymetlidir. İnşallah, ilimle kulluğa yürüyen güzel bir Müslüman olacaksın.
Yüreğinden dökülen kelimeler, kalbinin Allah’a yönelişini gösteriyor. Üzülmen, utanman, kendine kızman imanın diri olduğunun işaretidir. Senin bu halin bir kayıp değil, tam aksine bir kazanım başlangıcıdır. Bak, önemli bir şeyi netleştirelim: Namazı bilerek terk eden ayrı bir günahtır. Ama elinde olmadığı halde uyanamayıp kaçıran ve ardından kaza edip üzülerek tevbe eden bir mümin, ihmalkâr sayılır. Allah böyle bir kulunu reddetmez. Düzenini Allah’a göre kurmazsan, Allah düzenini seni uyaracak şekilde bozar. Unutma, fani işler için uyanan kalp, ebedi işler için de uyanabilir. Aynı derdi taşıyan bir kardeşinle “sabah grubu” kur. Biri diğerini her sabah arar/mesaj atar/uyandırır. İslam’ın kızı, seccadesiyle evlenen kızdır. Sabah ezanıyla doğrulan, kalbiyle Allah’ı uyandıran, geceleri ağlayarak yastığına değil, secdeye sarılan kızdır. Sen o kıza dönüşüyorsun. Bu mesajın da bunun işaretidir. Sakın üzülme. Sakın kendini kaybedilmiş gibi hissetme. Allah seni sabah namazına çekecek çünkü sen kalben çağırdın. “Allah’ım! Bu kulunu sabah ezanı vaktinde kapına çek. Geceden niyetini sağlamlaştır, sabahından sevabını artır, namazını kalbinin nuru eyle. Ve onu sabah namazını kaçıranlardan değil, sabah namazıyla dirilenlerden eyle.”