Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben otuz iki yaşındayım ve namaza yeni başladım. Vakit namazlarında sünnetlerin yerine kaza namazı kılabilir miyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Ergenliğe girdikten sonra kılmadığınız namazları tevbenizin bir belgesi olarak kaza etmelisiniz. https://fetvameclisi.com/fetva/onceligimiz-kaza-mi-yoksa-sunnet-namazlari-mi
Aleykümselam. Sünnetleri kılmayıp onların yerine kazaya niyet ettiğinizi söylemek istiyorsanız yaptığınız yöntem ile kazaları kılmış oldunuz. Allah kabul buyursun. Böyle yapmasa idiniz de kazaları ayrıca kılsa idiniz daha iyi olurdu denmek istenmiştir size.
Namaz, her Müslüman’ın buluğ çağıyla birlikte kılması farz olan bir ibadettir. Bu sekiz yıl buluğ çağı sonrasına denk geliyorsa tüm farz ve vitir namazlarının kaza edilmesi gerekir, sünnet namazların ise kazası yoktur. Hanefi mezhebi ile amel eden uygulamada kaza namazlarını kılarken esas olan sünnetleri de ihmal etmemektir. Ancak kaza namazlarının gecikmesinden korkan biri için sünnetlerin yerine kaza kılmasında herhangi bir vebal yoktur. Bir mü’min olarak ise sünnetleri ihmal üzere bir hayat yaşamamak gerek, bu sebeple bu durumu süreklilik hâline getirmemekte fayda olacaktır. Sünnet namazların kılınmasıyla ilgili linkler üzerinde incelemede bulunabilirsiniz: https://fetvameclisi.com/fetva/onceligimiz-kaza-mi-yoksa-sunnet-namazlari-mi https://fetvameclisi.com/fetva/sunnet-namazlari-kilmayan-farz-namazlari-bosuna-mi-kiliyordur
Bir namazın kazası kılınırken indirim yapılabilecek bir bölümü olmaz. Sünnet olan namazlar zaten kaza edilmiyor ama namazın içindeki sünnetlerden kısıtlama yapmak doğru olmaz. Daha çok namaz değil, makbul namaz kılmak hedef olmalıdır. Allah'a emanet olun.
Böyle yapmanız gerekmiyor. Ama yapmanızdan da bir sakınca doğmuyor. Sadece nafile namazlardaki ecirden mahrum oluyorsunuz. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Kaza olarak niyet edilen namaz Sünnet namaz yerine geçmez.
ibadet konusundaki diğer fetvalar
Bizim kanaatimize göre kurbanın fiyatının önceden belli olması gerekmektedir.
Kurban ibadetinin edasında vekâlet verildiği zaman vakit açısından vekilin bulunduğu yerdeki vakte itibar edilir. Vekilin bulunduğu yerde kurban kesme vakti gelmiş ise kurban kesmesi durumunda kurban sahihtir.
Böyle bir sıkıntı olmasa bile ibadetleri bırakarak kendinize yazık etmişsiniz. Hemen namaz başta olmak üzere ibadete dönün. Dünya sizi bir kere yörüngesine alırsa bir daha kurtulamazsınız, aman dikkat edin. Özel sıkıntınızı da muhakkak bir psikologla görüşün. Geçici bir durum olduğunu zannederiz.
Elbette ibadetleri meşru bir neden olmadan bozmak yanlıştır. İbadet ciddiyetimiz açısından bir hatadır bu. Eğer öyle bir bozma oldu ise o oruç yeniden tutulur. İkinci bir güne gerek yoktur.
Kızım, itirazım var sana. İtirazımın gerekçelerini de sayayım: Elhamdülillah, imanın var. Allah’ı, Peygamber aleyhisselamı, onun ümmetini… biliyorsun. Hâlinin iyi olmadığını itiraf edecek bilincin var, hatanı itiraf ediyorsun. Daha güzelinde olman gerektiğini anlıyorsun. Kötüyü övmeyen, beğenmeyen bir anlayışın var. İbadetlerden tamamen kopmadın. Namaz gibi bir ibadeti yapabiliyorsun. Sabah namazı kılabilmiş bir mü'minsin. Allah’ın rahmetini ve mağfiretini hatandan daha büyük ve kurtarıcı görüyorsun… Bunlar basit şeyler mi sence? Bu yapabildiklerinin şükrünü yapman gerekmez mi? Hayır, bunlar çok değerli ama şeytan seni, içinde bulunduğun kaosta boğmak istiyor ve beceriyor. Ayağa kalkabileceğin hâlde kalmaman için seni nefessiz bırakıyor. Kendine gel. Mü'min olmanın azametini düşün. Beğendiğin ve imrendiğin mü'minlerin otomatik olarak iyilerden mi olduklarını zannediyorsun? Herkesin şeytanla öyle veya böyle bir boğuşması vardır. Ona teslim olanlar eriyip gidiyor, onunla ölesiye boğuşanlar sonunda kazanıyor. Gerçek budur. sen böyle düşünmekle kendi bataklığını derinleştiriyorsun. Silkin ve kurtul biiznillah.
Kendisine kurban vacip olan bir mü'min kurbanını evinin bahçesinde kendisi keser, bir mezbahanede kestirir, köyünde keser/kestirir… Bunların hiçbirinde sakınca yoktur. Kurbanını ülkesindeki muhtaçlara ulaştırmak üzere bir vakfa devreder, bunda da hiçbir sakınca yoktur. Yurt dışında bir yere gönderir, kurban açısından bunda da bir sakınca yoktur. Bu seçenekler arasında herkes tercihini kendi şartları ve gözlemleri doğrultusunda yapabilir. Yurt dışında fiyat açısından menfaat olması, muhtaçların oralarda daha yoğun olması gibi etkenler kabul edilebilir. Kurban muhakkak yurt dışındaki kardeşlerimize gönderilmelidir şeklindeki bir anlayış ise doğru değildir hatta yerinde de değildir. Kurban ibadetine sadece yardım konusu gözüyle bakamayız. Bu bir ibadettir. Bir nevi yıllık vergi gibi anlaşılması mübarek bir sünneti zaman içinde eritebilir. Bu bir ibadettir, evlerimizde bu ibadetin yılda bir de olsa izi görülmelidir. Bunu aile bireylerimiz açısından bir eğitim konusu olarak da görmemiz gerekir. Evet, yurt dışına gönderilmesi için acil ve mücbir sebepler oluşabilir ama aynı sebepler ülkemizde de olabilir. Zamanı ve ortamı kollayarak bu konuda karar verilmelidir.