Fetva Meclisi
Soru
Hocam, vaktin sünnetleri yerine borcum olan kaza namazlarını kılıyorum. Borcum bitene kadar böyle yapacağım, caiz midir? Ayriyeten de kaza kılıyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Kaza borçlarınızı bitirmek için gayret edin. Namazlara bitişik olan nafileleri de ihmal etmeyin. Allah Teâlâ rızasına muvafık yaşamaya hepimizi müyesser kılsın.
Aleykümselam. Sünnet namazları terk etmek namaza bir zarar vermez, ecir kaybınız olur, onu da inşallah telafi edersiniz.
Esas olan kaza namazlarını da kılmak ve sünnetleri ihmal etmemektir. Kazaların çok gecikmesinden korktuğunuz için sünnetlerin yerine kaza kılsanız vebale girmezsiniz. Bunu süreklileştirmeyin ki sünnetleri ihmal üzere kendinizi geliştirmiş olmayın. Allah yardımcınız olsun.
Hanefi mezhebi ile amel eden bu topraklarda cari olan uygulama şöyledir: Kazası olan sünnet namaz kılamaz diye bir kural yoktur. Özellikle sabah namazının sünneti, öğlenin sünnetleri ve akşam namazından sonraki sünnet için 'bu sünnetler terk edilmemeli, kazası olan da bunları kılmalı' denmiştir. Diğer sünnetler için ise onların yerine kazaya niyet edilebilir deriz. Böyle bir dengeleme yapabilirsiniz. Allah Teâlâ kolay etsin.
1- Geçmişte kazaya kalan namazlarınız için samimi bir tevbe edip kılmaya karar verin, Rabbinize söz verin. 2- Kendinize bir kaza namazı kılma takvimi yapın. Mesela 'her filan gün şu kadar kılacağım' deyin. 3- Bu programa sadık kalın. Ve yolunuza devam edin, hiçbir şeyi değiştirmeyin. Allah'a itimat edin.
Kaza namazlarınızı tamamlayana kadar bu şekilde yapmanızda sakınca olmaz Allah'ın izniyle.
caiz konusundaki diğer fetvalar
Devletin bu tür uygulamalarının adı sigorta olarak anılsa da bir nevi vergi durumundadır. Devlet adeta şu kadar vergi ödeyene yardım ederim yoksa yardım etmem demektedir. Normal sigorta gibi anlaşılmaması gerektiğini düşünüyorum. Yapılabilir kanaatindeyim. Allah'a emanet olun.
Tüp bebek, farklı yollarla icra edilebilen tıbbî bir gelişmenin adıdır. Erkek veya kadının üzerinde icra edilecek bu ameliyede ilke olarak bir sakınca yoktur. Ancak, doktorlar açısından da sakıncalı bulunan durumlar söz konusu olabileceğinden endişe ile karşılanmaktadır. Şöyle diyebiliriz: Nikâhlı erkek ve kadının menisi dışında dışarıdan bir katkı olmamak sadece, sorunlu meniyi veya rahmi tıbbî tedaviye muhatap tutarak yapılması şartı ile ilke olarak tüp bebek caiz bir uygulamadır. Ama hangi uygulamanın yapılacağını bilerek cevap vermek daha doğru olur. Allah sabırlar versin.
Çek ve senet kırdırma, günü gelmeden önce tahsil edebilmek için üzerinde yazandan daha düşük bir miktara çeki veya senedi bozdurmaktır. Bu tam bir faizdir. Çünkü çek ve senet bir para ise onu kendi cinsinden bir şeyle farklı bir fiyata satmış gibi olunur. Bin liralık bir çeki veya senedi gününden iki ay önce verip üzerinde yazan oranda para almak ise buna benzememektedir. Bunun benzediği şey, borç para alıp o paranın oranı kadar bir senet imzalamak gibidir. Netice olarak şunu bilmemiz gerekir: Para, kâğıt üzerinde herhangi bir meta araya girmeden yani ticaret yapılmadan işlem gördüğü sürece fıkıh açısından şu kadar veya bu kadar muhakkak bir sıkıntı vardır. Çok dikkatli olmak zorundayız. Allah'a emanet olun.
Bir çocukta üç kişinin spermi birleşemez. Tüp bebek, erkekle onun nikâhlı eşinin dışında birinin karışması halinde caiz olmaktan çıkar. Kesinlikle uzak durun. Allah Teala hepimizi mağfiret buyursun.
Necaseti dile değdirmek caiz olmaz. Cinsel organda idrar veya meni varken dile değmesi kerihtir. Bunun dışında nikâhlı iki eş arasında yasak yoktur. Yeter ki bilhassa bu sözünü ettiğiniz hususta zorlama olmasın. Allah'a emanet olun.
Kadının veya erkeğin cinsellik yapısını kökten değiştirmeyen geçici tedbirlerin alınması caizdir. Ancak, tıbbî bir özürden kaynaklanmaması halinde, kadının galiz avretinin erkek veya kadın bir doktorun önünde açılması caiz değildir. Bu ayrıntıya dikkat edelim. Allah'a emanet olunuz.