Fetva Meclisi
Soru
Bir arkadaşım ticaret yapıyor ve elinde genelde çek ve senet oluyor. Acaba bu çek ve senetlerin peşin paraya çevrilmesi doğru mu? Mesela 1 milyarlık bir çek, peşin 1 milyarla takas yapılabilir mi? Galiba buna çek ve senet kırdırma da diyorlar. Ama dediğim gibi miktar aynı ama tarihi birkaç ay sonra böyle bir farklılık var. Yani tarihi 3 ay sonra olan bir çeki tutup ben arkadaşıma veriyorum daha sonra da o da bana nakit para veriyor, miktar aynı.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bu soruda mantık kopuklukları var. Bir bankanın çek üzerinde normal şartlarda hiçbir müdahalesi olamaz. Banka çek kullanımında aracıdır. Müşterinin parası varsa öder, yoksa yazar. Aşağıda bahsi geçen işlem tamamen bir çek kırma, bankacılık diliyle reeskont etme, negatif faiz yani piyasada bilinen ismi ile faktöringdir. Mevduat bankalarının da yapabildiği bu tür işlemler kesinlikle bir faizli işlem olup, caiz değildir.
Arkadaşınız, sizden borç aldığı paranın karşılığı olarak size bin lira faiz vermektedir. Bankalar da bu şekilde para veriyorlar. Bunun helal olması için yapılacak olan şudur: O deriyi siz bir esnaf gibi satın alın ve arkadaşınıza satın. Ancak bu şekilde pürüzsüz bir iş yapmış olursunuz. Allah'a emanet olun.
İki şık üzerinden düşünelim bunu: a-Buğdayı bugün veriyoruz. Ödemeyi seneye yapacağı için beş bin lira fark koyuyoruz üzerine. Bunda bir sakınca yoktur. Bu bir taksitli satış işlemidir. Peşin şu taksitle şu demek gibidir. b-Buğdayı veriyoruz. Parayı seneye alacağız ama kaç para alacağımızı seneye oluşacak buğday borsasına göre belirleyeceğiz. Bu caiz değildir. Malın fiyatı belirlenmeden yani ücret meçhul bırakılarak satılmıştır. Böyle bir ticaret caiz olmaz.
Selamünaleyküm. Zekât için şu ölçülere dikkat edebilirsiniz: - Kendinize bir zekât günü belirleyin. Mesela bu gün, on Ramazan olabilir. Her sene o günü zekât için aşağıdaki hesabı yapma günü olarak belirleyin. - O hesap gününüzde elinizde seksen bir gram altın veya onun değerinde bir mal varsa siz zekât mükellefisiniz. Daha az ise o sana mükellef değilsiniz. - Elinizde nakit, çek-senet, alacaklar, satılık mal (maliyetleri üzerinden hesaplanacak) ne kadarsa onları toplayın. Bu toplam sizin sermayeniz olacak. - Alacaklardan geri dönmesi zayıf alacakları erteleyebilirsiniz. (Onların payını geri döndüklerinde yaparsınız.) - Varsa borçlarınızı, tahakkuk etmiş faturalarınızı toplayın; elinizdekilerin toplamından düşün. - Geriye kalan mal sizin zekat için muhatap olduğunuz maldır. Onun yüzde iki buçuğunu zekât olarak verirsiniz. - Zekât verirken kişiye veriyorsanız zekât açıklaması yapmanız gerekmez. Kuruma veriyorsanız, zekât açıklaması yapıp onları vebalden kurtarmanız gerekir. - Somali veya bir benzeri yere sizin zekâtınızı götürecek kurumun fıkhî hassasiyeti varsa rahatlıkla gönderebilirsiniz. Allah'a emanet olun.
Allah Teâlâ işinize bereket, kalbinize huzur versin. Şöyle yapın: Kendinize bir zekât günü belirleyin. Bugün kameri aylardan birinin günü olsun. Mesela Ramazan ayının dokuzu gibi. Her sene o gün geldiğinde; a- Kasanızdaki, bankadaki, cebinizdeki nakitleri, altınları (altın tek başına olduğunda kendi gramı üzerinden hesaplanır, burada değerini para olarak ilave edebilirsiniz.), elinizdeki çekleri (günü ne olursa olsun) toplayın, b- Dükkanınızda satılmak üzere bekleyen yedek parçaları fatura değeri üzerinden hesaplayın, c- a ve b kalemlerini birleştirin. Bu birleşim sizin zekât hesabı yapılacak olan mal varlığınızdır. d- SATMAK İÇİN BEKLETTİĞİNİZ arsa veya gayrimenkuller varsa onların da piyasa değerini c kalemine ilave edersiniz. İkinci olarak da; a- Önünüze gelmiş ödenecek faturalar, kesilmiş çekler, bir yolla ortaya çıkmış borçlar varsa bunları hesaplayın. b- Bu hesabı bir önceki toplamdan düşün. Geriye kalan değer yani elinizde borçlar düştükten sonraki net kalan 81 gram altın veya onun piyasa değeri kadar ediyorsa sizin bu sene zekât vermeniz gerekir. Daha aşağı düştü ise zekât vermeniz gerekmez. Zekât vermeniz gerekiyorsa eldeki net kalanın yüzde iki buçuğunu vereceksiniz. Onu hemen vermeniz gerekir ama elde nakit sıkıntısı varsa birkaç gün ertelemenizde sakınca olmaz. Allah yardımcınız olsun. Anlaşılmayan bir nokta varsa tekrar yazabilirsiniz.
Selamünaleyküm. Zekât için şu ölçülere dikkat edebilirsiniz: - Kendinize bir zekât günü belirleyin. Mesela bu gün, on Ramazan olabilir. Her sene o günü zekât için aşağıdaki hesabı yapma günü olarak belirleyin. - O hesap gününüzde elinizde seksen bir gram altın veya onun değerinde bir mal varsa siz zekât mükellefisiniz. Daha az ise o sene mükellef değilsiniz. - Elinizde nakit, çek-senet, alacaklar, satılık mal (maliyetleri üzerinden hesaplanacak) ne kadarsa onları toplayın. Bu toplam sizin sermayeniz olacak. - Alacaklardan geri dönmesi zayıf alacakları erteleyebilirsiniz. (Onların payını geri döndüklerinde yaparsınız.) - Varsa borçlarınızı, tahakkuk etmiş faturalarınızı toplayın; elinizdekilerin toplamından düşün. - Geriye kalan mal sizin zikat için muhatap olduğunuz maldır. Onun yüzde iki buçuğunu zekât olarak verirsiniz. - Zekât verirken kişiye veriyorsanız zekât açıklaması yapmanız gerekmez. Kuruma veriyorsanız, zekât açıklaması yapıp onları vebalden kurtarmanız gerekir. - Somali veya bir benzeri yere sizin zekâtınızı götürecek kurumun fıkhî hassasiyeti varsa rahatlıkla gönderebilirsiniz. Allah'a emanet olun.
caiz konusundaki diğer fetvalar
Devletin bu tür uygulamalarının adı sigorta olarak anılsa da bir nevi vergi durumundadır. Devlet adeta şu kadar vergi ödeyene yardım ederim yoksa yardım etmem demektedir. Normal sigorta gibi anlaşılmaması gerektiğini düşünüyorum. Yapılabilir kanaatindeyim. Allah'a emanet olun.
Bir çocukta üç kişinin spermi birleşemez. Tüp bebek, erkekle onun nikâhlı eşinin dışında birinin karışması halinde caiz olmaktan çıkar. Kesinlikle uzak durun. Allah Teala hepimizi mağfiret buyursun.
Böyle yapmanız gerekmiyor. Ama yapmanızdan da bir sakınca doğmuyor. Sadece nafile namazlardaki ecirden mahrum oluyorsunuz. Allah'a emanet olun.
Tüp bebek, farklı yollarla icra edilebilen tıbbî bir gelişmenin adıdır. Erkek veya kadının üzerinde icra edilecek bu ameliyede ilke olarak bir sakınca yoktur. Ancak, doktorlar açısından da sakıncalı bulunan durumlar söz konusu olabileceğinden endişe ile karşılanmaktadır. Şöyle diyebiliriz: Nikâhlı erkek ve kadının menisi dışında dışarıdan bir katkı olmamak sadece, sorunlu meniyi veya rahmi tıbbî tedaviye muhatap tutarak yapılması şartı ile ilke olarak tüp bebek caiz bir uygulamadır. Ama hangi uygulamanın yapılacağını bilerek cevap vermek daha doğru olur. Allah sabırlar versin.
Necaseti dile değdirmek caiz olmaz. Cinsel organda idrar veya meni varken dile değmesi kerihtir. Bunun dışında nikâhlı iki eş arasında yasak yoktur. Yeter ki bilhassa bu sözünü ettiğiniz hususta zorlama olmasın. Allah'a emanet olun.
Kadının veya erkeğin cinsellik yapısını kökten değiştirmeyen geçici tedbirlerin alınması caizdir. Ancak, tıbbî bir özürden kaynaklanmaması halinde, kadının galiz avretinin erkek veya kadın bir doktorun önünde açılması caiz değildir. Bu ayrıntıya dikkat edelim. Allah'a emanet olunuz.