Fetva Meclisi
Soru
Hocam namaza başlayalı iki sene oldu. Bu süreden önceki namazların kazalarını kılmam gerekiyor. Bu konuda okuduğum bir kitapta yazar, daha çok kaza namazı kılmak için (yalnızca kaza namazlarında) son oturuşta ettehiyatü duasından sonra selam verilmesini öneriyor, bu şekilde yapmak doğru mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Esas olan kaza namazlarını da kılmak ve sünnetleri ihmal etmemektir. Kazaların çok gecikmesinden korktuğunuz için sünnetlerin yerine kaza kılsanız vebale girmezsiniz. Bunu süreklileştirmeyin ki sünnetleri ihmal üzere kendinizi geliştirmiş olmayın. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Kaza olarak niyet edilen namaz Sünnet namaz yerine geçmez.
Aleykümselam. Kaza namazları için ezan da ikamet de eda anındaki gibi namazın kabul olmasını etkileyecek durumda değildir. Yapılırsa sevabı daha fazla olur.
Selamünaleyküm. Namazınız kabul olur ama o vakitlerde namaz kılmak da kerahet vardır. Kerahet de, hoş olmamak, daha iyisi varken onu yapmak demektir.
Selamünaleyküm. Bu şekilde yapmanızda kazaları bitirme açısından bir sakınca yoktur. Dikkat edin, bu durum sizi namazların sünnetlerini yok saymaya götürmesin. Bir takvim tutun, o takvime göre ne kadar kazanız kaldığını bilin. Daha rahat edersiniz. Allah amelinizi makbul kılsın. Size dualar ederiz.
Selamünaleyküm. Kaza borçlarınızı bitirmek için gayret edin. Namazlara bitişik olan nafileleri de ihmal etmeyin. Allah Teâlâ rızasına muvafık yaşamaya hepimizi müyesser kılsın.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Kesinlikle namaz kılmadığınız için Müslüman olmadığınız, dolayısıyla namaza başlayınca Müslüman olduğunuz sözü doğru olamaz. Doğru olan, sizin buluğ çağından itibaren namaz borcunuz olduğudur. Bu da on beş yaşı ortalama bir yaş kabul edersek on sekiz senelik namaz demektir. Yapacağınız iş şudur: a- Büyük bir tevbe ile Rabbinizin kapısına kapanmak ki, hamdolsun buna muvaffak olmuşsunuz. b- Üzerinizdeki kaza namazlarını sayı olarak tespit etmek. Mesela: 18*365 sabah namazı, 18*365 öğlen namazı gibi. c- Böylece kaç namazın üzerinizde borç olduğunu bilmiş olacaksınız. Onları kaza etmeye azmedeceksiniz. Ondan sonra da mesela yatmadan önce ya da tatil günlerinizde veya benzeri bir takvimle onları tüketmeye karar vereceksiniz. d- Siz bu kararı samimi bir şekilde verdikten ve tatbike başladıktan sonra biiznillah yol açılmıştır. O borçlarınız bitmeden ölmüş olsanız bile takvimi işlettiğiniz sürece bir sakınca yoktur. Allah tevbenizi, ihlasınızı kabul buyursun. Bize de dua edin.
Korunması gereken bir hakkı korumamak, ondan yararlanmaya bir tür izin vermektir. Bu nedenle, şifrelenmemiş bir internet hattını kullanmanın kul hakkı doğurmayacağını düşünüyorum. Ama mü'min, izzeti nefsine dikkat etmelidir. Allah'a emanet olun.
Düğünlerdeki maksat duyurmaktır. Yani şu erkekle bu kadının beraberlikleri nikâh üzeredir, onlardan doğan çocuklar da nikâhlı iki insanın çocuklarıdır. Bu bilinsin diye düğün yapılır. Bu bilgiyi temin edecek hangi sistem varsa o İslamîdir, güzeldir. Şu kadar var ki, kaş yaparken göz çıkarmamak için düğünlerde şu hususlara dikkat edilmelidir: 1- Düğünler, zengin ve fakir ayırmadan mümkün olacak en kalabalık çevrenin davet edildiği bir düğün olmalıdır. 2- Düğünlerde erkeklerle kadınlar asla bir arada bulunmamalıdırlar. Perde ve saire ile ayrılmış tek bir salon değil de ayrı ayrı mekânlarda bulunmalıdırlar. 3- Alkol ve müzik gibi haramlar düğünlerde bulunmamalıdır. 4- Bir kör taklit uğruna abartılı masraflar yapılmamalıdır. 5- Yemek vermek Sünnet'tendir. Herkes kendi takatına uygun bir yemek ikram etmelidir. Etli bir yemek olması daha uygun olur. 6- Erkek bayanların arasına, bayan erkeklerin arasına girerek fotoğraf çektirme gibi bahanelerle teşhircilik yapılmamalıdır. 7- Gelinlik, çiçek ve benzeri batı taklitçiliğine kaçılmamalıdır. 8- Düğünlerde cuma vaazı gibi vaazların yapılması gerekmez. Önemli olan tebrikleşmek ve ilan etmiş olmaktır. Dinlenmeyecek bir Kur'an tilaveti bile gereksizdir.
Sizin ve bizim gibilerin bir mezhep seçmesi veya beğenmesi diye bir şey yoktur. İlim erbabı kimselerin mezhebi olur. Biz, kendilerinden din öğrendiğimiz ulemanın peşinden gideriz. Onlar hangi mezhepten ise biz de o mezhepten sayılırız. Eğer siz mesela Siirt’ten İstanbul’a taşındı iseniz, Şafii ulemanın bulunduğu bir yerden Hanefi ulemanın bulunduğu bir yere intikal etmiş olursunuz ki, bulunduğunuz yerde Hanefi ulemasından yararlanmak daha kolay olur. Siz de Hanefi gibi hareket edersiniz. Bunun hiçbir sakıncası olmaz. Ama manavdan meyve seçer gibi, ulemanın fetvalarından fetva seçmek pek makul değildir. Allah, rızası yolunda olmaya bizi muvaffak kılsın.
Tarım ürününün zekâtı için bir yıl beklemek gerekmiyor. Mahsul elde edilince zekât da gerekir. İki türlü hesap yapılacaktır. Birincisi: Hiçbir masraf yapmadan elde ettiğimiz ürün; bu üründen 1/10 oranında zekât verilir. İkincisi de az da olsa, gübreleme, sulama, işçi çalıştırma gibi masraf yaptığımız ürün; bu üründen ise 1/20 oranında zekât veririz. Allah kabul etsin.
Mekke'de veya Medine'de kalma süreniz on beş günü buluyorsa namazları tam kılarsınız. Aksi takdirde seferi kılarsınız. Elbette, tam kılan bir imama uyduğunuzda ise onun kıldığı gibi kılacaksınız. Halkın anladığı ve abarttığı mezhep hiçbir yerde geçerli değildir. Geçerli olan İslam'dır. Fukahanın fıkhı olan mezhep ise orada da geçerlidir. Boş ve zararlı sözleri konuşmamak en iyisidir. Allah'a emanet olun.