Fetva Meclisi
Soru
Hocam son bir iki haftadır çok fazla ölen insan olduğunu görüyorum, gerek tanıdık gerek yabancı. Ayrıca hastanede çalışmaya başladım. Aklıma sürekli ölümle ilgili şeyler geliyor, ölümden korkma, ölecekmiş hissi, acaba ölüm nerede ve ne zaman gelecek gibi… Sizce bu psikolojik bir durum mu yoksa ibadetsiz olduğum için mi? Kişi öleceğini hisseder mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Sevdiğini kaybetmenin darbesidir bu durum. Birkaç ayda geçmesi gerekir. Geçmezse muhakkak bir psikologla görüşün. Dinen bir tehlike yoktur ortada.
Kıymetli kardeşim, sizdeki bu korku düzeyi normal seviyenin üstünde görünüyor. Bu yüzden bunu kendi başınıza yenme noktasında eksik kalabilirsiniz. Öyleyse siz de bunu bir psikolog ile halletmeye çalışın. Daha sağlıklı ve daha kalıcı bir çözüm olabilmesi adına. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Allah Teâlâ size afiyet versin. Bazı insanlar “dar canlı” denecek bir durumda oluyorlar. Şeytan da onları sorunu abartarak daha da dar canlı duruma getiriyor. Muhakkak bir psikoloğa gidin. Tavsiyelerine de uyun. Allah size afiyet versin.
Bu bahsettiğin durum pek çok insanın karşılaştığı bir durumdur. Kiminde kısa sürer kiminde uzun sürer ama neredeyse herkeste olur. Bir nevi hasta olup halsiz düşmek gibi kabul et. Takılıp kalırsan seni bitirir. Hiçbir şey yokmuş gibi devam etmek zorundasın. Yapabildiğin kadarını yap, gerisini de toparlayınca yaparsın. Gereksiz yere takılıp kalma bu soruna. Allah yardımcın olsun.
Muhakkak doktora gitmelisiniz. Bu durum doktorluk bir durumdur.
Bu büyük oranda psikolog işidir, gitmenizi tavsiye ederiz. Onun tedavisinden sonra tekrar yazabilirsiniz.
ibadet konusundaki diğer fetvalar
Kurban ibadetinin edasında vekâlet verildiği zaman vakit açısından vekilin bulunduğu yerdeki vakte itibar edilir. Vekilin bulunduğu yerde kurban kesme vakti gelmiş ise kurban kesmesi durumunda kurban sahihtir.
Bizim kanaatimize göre kurbanın fiyatının önceden belli olması gerekmektedir.
Elbette ibadetleri meşru bir neden olmadan bozmak yanlıştır. İbadet ciddiyetimiz açısından bir hatadır bu. Eğer öyle bir bozma oldu ise o oruç yeniden tutulur. İkinci bir güne gerek yoktur.
Kendisine kurban vacip olan bir mü'min kurbanını evinin bahçesinde kendisi keser, bir mezbahanede kestirir, köyünde keser/kestirir… Bunların hiçbirinde sakınca yoktur. Kurbanını ülkesindeki muhtaçlara ulaştırmak üzere bir vakfa devreder, bunda da hiçbir sakınca yoktur. Yurt dışında bir yere gönderir, kurban açısından bunda da bir sakınca yoktur. Bu seçenekler arasında herkes tercihini kendi şartları ve gözlemleri doğrultusunda yapabilir. Yurt dışında fiyat açısından menfaat olması, muhtaçların oralarda daha yoğun olması gibi etkenler kabul edilebilir. Kurban muhakkak yurt dışındaki kardeşlerimize gönderilmelidir şeklindeki bir anlayış ise doğru değildir hatta yerinde de değildir. Kurban ibadetine sadece yardım konusu gözüyle bakamayız. Bu bir ibadettir. Bir nevi yıllık vergi gibi anlaşılması mübarek bir sünneti zaman içinde eritebilir. Bu bir ibadettir, evlerimizde bu ibadetin yılda bir de olsa izi görülmelidir. Bunu aile bireylerimiz açısından bir eğitim konusu olarak da görmemiz gerekir. Evet, yurt dışına gönderilmesi için acil ve mücbir sebepler oluşabilir ama aynı sebepler ülkemizde de olabilir. Zamanı ve ortamı kollayarak bu konuda karar verilmelidir.
Böyle bir söz espri maksatlı olarak bile söylenemez. Mürşidimiz Peygamber aleyhisselam efendimizdir. Elbette bir âlimin veya salih kimsenin yönlendirmesi her mü'min için faydalıdır ama "kabul olmaz" sözü abartıdır ve kasıttır. Sünnete uygun, bir ilmihal kitabından yararlanarak yaptığınız işler için bunu kimse söyleyemez.
Esas olan kaza namazlarını da kılmak ve sünnetleri ihmal etmemektir. Kazaların çok gecikmesinden korktuğunuz için sünnetlerin yerine kaza kılsanız vebale girmezsiniz. Bunu süreklileştirmeyin ki sünnetleri ihmal üzere kendinizi geliştirmiş olmayın. Allah yardımcınız olsun.