Fetva Meclisi
Soru
Hocam Kur'an’da çelişki olmadığına inanıyorum ama mesela bir yerde zina edenler sadece başka zina edenlerle evlenebilir, bir başka yerde ise zina edenler tevbe ettikten sonra normal evlenebilirler diye geçiyor. Bu bir çelişki oluşturmuyor mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Tevbe edilmiş bütün günahlar, tevbede samimiyet devam ettikçe silinmiş demektir. Silinmiş şeylerle de ilgilenmeyin.
Dipdiri bir tevbe etmen ve o tevbeyi ölünceye kadar koruman yeterlidir. İbadetlerini yap ve Allah’a yakın olmaya bak. Bugün için senin yapacağın budur. Allah seni muhafaza buyursun.
Tevbe etmeniz yeterlidir; tekrar Kur'an'ı silmenize gerek yoktur.
Selamünaleyküm. Buradaki kasıt fiili zinadır.
Mesele tevbenin nasıl olduğu meselesidir. Gerçek ve samimi bir tevbe (kendini aldatmak için söylenmiş sözler değil) günah sahibini günahsız duruma getirebilir. Eğer tevbe samimi ise kul temizlenmiş demektir. Öyle biri ile de evlenmekte sakınca yoktur.
Öyle bir hüküm yoktur, evlenebilir. Yalnız tevbe etmiş olması gerekir. Tevbe edip günahından kurtulduktan sonra evlenebilir.
ayet konusundaki diğer fetvalar
Haram işlenen bir yerde “hakaret kastı ile” Kur'an okumak dinden çıkaran bir günah olabilir. Bunun haricinde “dinden çıkarma/küfre düşme” sözünü kullanmayız ama günah olacağından şüphe yoktur.
Bir insan “ben Kur'an’a iman ediyorum” dediği zaman onun üzerinde şu sonuçlar genel çizgileri ile okunur/okunmalıdır: Allah’ın hidayet ettiği ve bu hidayet üzere yaşayan bir insan profili vardır ortada. Kur'an’ın emirleri o kişinin üzerinde elinden geldiği kadarı ile izlenebilir, yasakları ise o kişiden uzaktır. Dengeli ve kâmil olma yolunda yürüyen bir mü'min vardır. (Bunun örneği de sahabilerdir yani bu olmuştur, olabilirliği kesindir.) Onun yaşadığı toplumun Kur'an’ın gölgesinde yaşaması için gayret ediyordur. Böyle insanlardan oluşan o toplum insanlığın saadeti için çalışan bir toplumdur.
Cinlerle alakalı olarak şu noktaların altını çizebiliriz: Cinler gayba ait bir konuyu teşkil eder. Bu da onlar hakkında âyet ve hadislerde bildirilen dışında bir şey bilemeyeceğimizi gösterir. Cinlerle ilgi bilgi bulunan âyet ve hadislerden şu ayrıntıları toplayabiliriz: Ateşten yaratılmışlardır. Güzel veya çirkin farklı şekillerde bulunabilirler. Onların da aklı vardır. Yiyip içerler, uyurlar ve evlenirler. Onların da iyileri ve kötüleri vardır. Onların içinden çıkan şeytanlar ise sadece kötülük için vardırlar. Cinlerle ilgili ayetler bulunduğu için onların varlığını kabul etmemek âyetleri kabul etmemek olur. Var olduklarına şüphe yoktur. Onların da insanlar gibi mükellef olduklarına yani iyi olup iyi işler yapmak zorunda olduklarına da şüphe yoktur. Cinler bütün farklılıklarına rağmen Allah’ın bilmelerini murat ettiği dışında hiçbir şekilde gaybı bilmeleri mümkün değildir. Cinlerden yardım alarak gayba ait konuları öğrendiklerini zanneden veya iddia edenler bunu bilerek söylüyor ve yapıyorlarsa Kur'an’ımızın en temel ayetlerini inkâr etmiş olurlar. Cinden yardım alma iddiası insanı oyalamak ve akidesine zarar verebilecek bir yola sokmak olur. Cinleri yaratıldıkları şekilde görme iddiasının aslı yoktur. Bu sadece peygamberler için mümkündür. Bazı sahabilerin cinlerden birini görmesine dair bilgiler ise Peygamber aleyhisselam dönemine ve onun yönlendirmesine dair ayrıntılardır, genel bir boşluk değildir. Cinler cinlerle evlenir, insan da insan cinsi ile evlenir ama insanla cinlerden birinin evliliği diye bir şey yoktur. Böyle bir iddia ateş toprağın birleşimi gibi bir iddia olur. Cinlerin insan bedenine fiili olarak girip etkilemesi şeklinde bir anlayış da isabetli değildir. Evet, insana zarar verirler ama bu bildiğimiz bir yere girip çıkma şeklinde anlaşılmamalıdır.
Mukaddesatımızı ticaretimize alet etmemiz asla uygun değildir. Kaldı ki böyle bir işte saygı ve tazim sınırları dışında bir iş yapılmış olacaktır. Pasta ve benzeri tüketilecek gıda üzerine âyet yazılmasını en azından mekruh görürüz. Bazı fakihler ise haram olacağı kanaatine varmışlardır. Hiç değilse bir bereketsizliktir bu. Sadece şifa maksadı ile gıda üzerine şifa âyetleri yazılıp hastaya yedirilmesi bazı âlimlerce caiz görülmüştür.
Allah’ın âyetleri (özellikle de Arapça metin ile yazıldığında) gerekli saygının gösterilemeyeceği bir yere yazılamaz. Tişört veya benzeri bir kıyafette âyet yazılması ise gerekli saygının gösterilemeyeceği bir zemini gösterir. Bu sebeple giysi üzerine âyet yazılmasını caiz görmeyiz.
Gereksiz bir takıntı ile kendini yormuşsun. Hayatını yaşa, kulluğunu yerine getir. Kader sana yazılanı getirip önüne koyacak. Sen önce evlenmeyi belirleme ile takıntı yaptın şimdi de geçmiş yanlışın üzerine ikinci bir takıntı yapıyorsun. İkisi de hatadır. İşine bak, önüne bak, kader seni bulur.