Fetva Meclisi
Soru
Doğurmuş kadınlara ve yeni doğan bebeklere ilk 40 gün cinlerin musallat olduğu ve bu yüzden eşlerinin yanlarında kalmaları söyleniyor. Dinen böyle bir şey var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Lohusanın ilk sütünün bebeğe verilmemesi gerektiği şeklindeki anlayış, dinî bir dayanağa sahip olmadığı gibi tıbbi bilgilerle de uyuşmamaktadır. Lohusanın kırk gün boyunca evden çıkmaması veya lohusaların bir araya gelmemeleri gerektiği şeklindeki inanışlar da tamamen hurafe olup dinî bir dayanağı bulunmamaktadır.
Böyle bir şeyin dini dayanağı yoktur. Bebek de annesi de sağlıkla ilgili bir sorun olmadıkça çıkabilirler.
Çok geçmiş olsun. Allah Teâlâ eşinize de size de afiyetler ihsan etsin. Eşinizin kanaması ile alakalı durum ise şöyledir: - Eğer düşen cenin 4 aylıktan (120 günlükten) küçük ise gelen kanama istihazedir (özür kanı), nifas değildir. Kadın eski hayız takvimini hatırlıyorsa bu dönem de eski hayız takvimine rastlıyorsa gelen kanamayı hayız sayar. - 120 günlükten büyük ise yani organları oluşmaya başlamış ise gelen kanama nifastır. Nifas hükümünü göre amel edilir. Allah’a emanet olunuz.
Tıbbî veya benzeri bir neden olmadan ana rahmine düşen çocuğu aldırmak büyük bir vebaldir. 'Dininiz' size asla böyle bir imkân tanımıyor. Üç çocuk fazla değildir. Dört çocuk bile çok değildir. Sakın böyle bir işe bulaşmayın. İyi düşünün öyle karar verin.
Dinen bir insanın çocuğu olmayacağını bile bile evlenmesinde hiçbir sakınca yoktur. Sonrasında pişman olup bir insanın huzurunu kaçırmaya karşı önceden çok iyi düşünmesi gerekir.
Lohusalık, doğum veya düşük yapan ya da kürtaj olan bir kadının belli bir süre gördüğü kanamadır. Bu durumdaki kadına da lohusa denir. Her kadın için farklı lohusalık süreleri olabilir. Bu, kadınların fiziki bünyelerine, kalıtım ve çevre şartlarına göre değişir. Lohusalık süresinin alt sınırı yoktur. Üst sınır ise Hanefî mezhebine göre kırk; Şâfiî mezhebine göre altmış gündür. Bu üst sınırlar geçtikten sonra görülen kan, lohusalık değil, özür kanıdır. Ayrıca lohusalık günlerindeki kanama bir süre kesilip sonra devam ederse, kanamanın kesildiği günler de lohusalık hâlinden sayılır. (Aliyyü’l-Kârî, Fethu bâbi’l-‘inâye, 1/148; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 1/294) Kadınlar âdet ve lohusalık hâllerinde cinsel ilişkide bulunamayacağı gibi bu dönemlerindeki kadınla cinsel ilişki kurmak da haramdır. Ayrıca âdet ve lohusa olan kadınlar namaz kılamaz, oruç tutamaz (Buhârî, Hayız, 6 [304]; Müslim, Hayız, 67-69 [335]) ve Kâbe’yi tavaf edemezler. (Buhârî, Hayız, 1, 7 [294, 305]; Müslim, Hac, 111, 119-120 [1211]) Kadınlar âdet ve lohusalık hâllerinde kılamadıkları namazları daha sonra kaza etmezler, ancak tutamadıkları oruçları kaza ederler. (Müslim, Hayız, 67-69 [335]) Kırk gün dolmadan lohusalık kanaması kesilen kadın, boy abdesti alır ve ibadetlerini yapmaya başlar.