İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Lohusalık süresi ne kadardır? Bu sürede yapılamayan ibadetlerin durumu nedir?

Cevap

Lohusalık, doğum veya düşük yapan ya da kürtaj olan bir kadının belli bir süre gördüğü kanamadır. Bu durumdaki kadına da lohusa denir. Her kadın için farklı lohusalık süreleri olabilir. Bu, kadınların fiziki bünyelerine, kalıtım ve çevre şartlarına göre değişir. Lohusalık süresinin alt sınırı yoktur. Üst sınır ise Hanefî mezhebine göre kırk; Şâfiî mezhebine göre altmış gündür. Bu üst sınırlar geçtikten sonra görülen kan, lohusalık değil, özür kanıdır. Ayrıca lohusalık günlerindeki kanama bir süre kesilip sonra devam ederse, kanamanın kesildiği günler de lohusalık hâlinden sayılır. (Aliyyü’l-Kârî, Fethu bâbi’l-‘inâye, 1/148; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 1/294) Kadınlar âdet ve lohusalık hâllerinde cinsel ilişkide bulunamayacağı gibi bu dönemlerindeki kadınla cinsel ilişki kurmak da haramdır. Ayrıca âdet ve lohusa olan kadınlar namaz kılamaz, oruç tutamaz (Buhârî, Hayız, 6 [304]; Müslim, Hayız, 67-69 [335]) ve Kâbe’yi tavaf edemezler. (Buhârî, Hayız, 1, 7 [294, 305]; Müslim, Hac, 111, 119-120 [1211]) Kadınlar âdet ve lohusalık hâllerinde kılamadıkları namazları daha sonra kaza etmezler, ancak tutamadıkları oruçları kaza ederler. (Müslim, Hayız, 67-69 [335]) Kırk gün dolmadan lohusalık kanaması kesilen kadın, boy abdesti alır ve ibadetlerini yapmaya başlar.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Âdet veya lohusalık hâlindeki kadınlar için bazı özel hükümler vardır. Bu dönemlerinde bulunan kadınlar; a) Cinsel ilişkide bulunamazlar. Bu konuda Kur’ân-ı Kerîm’de “Sana kadınların âdet dönemi hakkında soru soruyorlar. De ki: O sıkıntılı bir hâldir. Bu sebeple âdet günlerinde kadınlardan ayrı durun, temizlenmedikçe onlarla cinsel ilişkide bulunmayın…” (el-Bakara, 2/222) buyrulmaktadır. Dolayısıyla kadınlar âdet ve lohusalık hâllerinde cinsel ilişkide bulunamayacağı gibi bu dönemlerindeki kadınla cinsel ilişki kurmak da haramdır. b) Namaz kılamaz ve oruç tutamazlar. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.s.), bu durumdaki kadınların oruç tutmayacaklarını ve namaz kılmayacaklarını bildirmiştir. (Buhârî, Hayız, 6 [304]) Âdet ve lohusalık hâlindeki kadınların, Hz. Peygamber (s.a.s.) döneminde namaz kılmadıkları ve oruç tutmadıkları konusunda sahabenin ittifakı vardır. Bu konuda müçtehitler de görüş birliği içindedir. Bu hâllerde kılınmayan namazlar daha sonra kaza edilmez, tutulmayan Ramazan oruçları ise kaza edilir. Hz. Âişe, âdet hâlinde kılınamayan namazların kaza edilip edilemeyeceğini soran bir kadına “Resûlullah zamanında âdet döneminden sonra bize oruçları kaza etmemiz emredilir, namazları kaza etmemiz ise emredilmezdi.” (Müslim, Hayız, 67-69 [335]; bk. Buhârî, Hayız, 20 [321]) cevabını vermiştir. c) Kâbe’yi tavaf edemezler. Hz. Peygamber (s.a.s.), âdet hâli sebebi ile hac yapamayacağından endişe ederek ağlayan Hz. Âişe’ye “Kâbe’yi tavaf etmek dışında, haccedenlerin yaptığı her şeyi yap.” (Buhârî, Hayız, 1 [294]) buyurmuştur. d) Gerekmedikçe cami ve mescitlere giremezler. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/13; Mevvâk, et-Tâc, 1/552; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 1/279) e) Âdet ve lohusalık hâlindeki kadınların Kur’ân-ı Kerîm’e dokunmaları ve onu okumaları konusunda ise İslâm bilginleri farklı görüşler ortaya koymuşlardır.

Kadınların âdet veya lohusalık hâllerinde yapamayacakları şeyler nelerdir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Lohusalığın müddeti en fazla kırk gündür. Kırk günü geçen kanamada bakılır; eğer Hanım'ın sair vakitlerde hayız takvimi düzenli ise bu kırk günden sonraki kanama da bu takvimdeki hayız günlerine denk geliyorsa (kırk günden sonra gelen bu kanama) hayız sayılır. Bu ise nadir rastlanan bir durumdur. Umumen takvim karışıklığı sebebiyle gelen kan istihaze sayılır. İstihaze halindeki iken kadın için her vakit abdest alma dışında bir farklılık yoktur yani kan bitince özür de biter, abdestle ibadetlerine devam eder. Özürlü durumda tıbben sakıncası yoksa eşi ile ilişkisinde sakınca yoktur.

Lohusalıkta 41, 42. günlerde ya da devam eden günlerde ara ara kanamalar gelirse
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İlk doğumunuz ise ve kanamanız beyaz akıntı ya da tam bir kuruluk ile bitti ise gusül abdesti aldıktan sonra normal yaşantınıza dönebilirsiniz. Ancak ilk doğumunuz değilse ve önceki doğumunuzun lohusalık süresi 34 günden fazla ise 34. gün gusül abdesti aldıktan sonra önceki lohusalık süresi doluncaya kadar eşinizle cinsel ilişkiden uzak durmanız gerekmektedir. Mesela önceki lohusalık süreniz 40 gün ise şimdiki lohusalık süreniz 34 gün olmasına rağmen gusül abdesti alıp ibadetlerinize başlamanız ancak 6 gün daha eşinizle cinsel ilişkiden uzak durmanız gerekmektedir. Eşler arasında cinsel münasebette iki şey haramdır; 1- Kadının adet günlerinde cinsel ilişki. 2- Tersten, makattan ilişki. Bu iki durum dışında eşler arasındaki cinsel ilişkide haram kabul edilen bir sınırlama yoktur. Elbette kadın ve erkeğin karşılıklı anlaşarak, seviyesizlikten kaçınarak ilişkilerini korumaları gerekmektedir.

Hocam, affınıza sığınarak bir şey sormak istiyorum. Ben doğum yaptım ve lohusa k
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Lohusalık, lohusalık kanı bitinceye kadardır. Kan bitmezse KIRK GÜN sondur. Kırkıncı gün bitince kan bitti kabul edilir. Ondan sonra kanama olursa özür durumuna geçilir. Bundan sonra gusülle beraber cima da serbesttir.

Selamünaleyküm. Lohusalık süresi kaç gündür? 40 gün denilen süre nas mıdır?Bayan
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Âdet ve lohusalık hâlindeki bir kadının namaz kılması ve oruç tutması haramdır. Bu durumdaki kadının namazı ve orucu sahih olmaz. Fakihler bu konuda görüş birliği içindedirler. (Şâfiî, el-Ümm, 1/76-77; Sahnûn, el-Müdevvene, 1/151; Haddâd, el-Cevhera, 1/30; İbn Hazm, el-Muhallâ, 1/380; Merğînânî, el-Hidâye, 1/33-34; İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/223-224; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/371; Şevkânî, es-Seylü’l-cerrâr, 92) Âdet süresince terk edilen namazların kazâ edilmeyeceği, oruçların ise temizlendikten sonra tutulacağı hususlarında da bütün mezheplerin görüş birliği vardır. (İbnü’l-Münzir, el-İcmâ‘, 47-48; Nevevî, Şerhu Müslim, 4/26; San‘ânî, Sübülü’s-selâm, 1/105; Cezîrî, el-Mezâhibü’l-erbe‘a, 1/123) Söz konusu icmânın dayanağı Hz. Peygamber'in (s.a.s.) hadisleri ve sahabe uygulamasıdır. Nitekim Hz. Âişe bu konuda kendisine sorulan bir soru üzerine; Resûlullah döneminde âdet gördüklerinde tutmadıkları oruçları kaza etmekle emrolunduklarını, kılmadıkları namazları ise kaza etmekle yükümlü tutulmadıklarını söylemiştir. (Buhârî, Hayız, 20 [321]; Müslim, Hayız, 69 [335])

Kadınlar âdet ve lohusalık hâllerinde oruç tutabilirler mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Düşük yapan bir kadının oruç tutup tutamayacağı konusundaki hüküm, düşüğün lohusalık sebebi sayılıp sayılmaması ile ilgilidir. Hanefî ve Hanbelîlere göre; el, ayak veya parmak gibi uzuvları belirmiş cenin düşüren kadından gelen kan, lohusalık kanıdır; bu kadın da lohusadır. El ve ayak gibi uzuvlar belirmeden meydana gelmiş düşükten sonra görülen kan ise istihâza (özür) kanıdır. (bk. Merğînânî, el-Hidâye, 1/35; İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/253) Hanefî ve Hanbelîlerin verdiği bu hükmün, rahimden gelip düşen/dışarıya çıkan maddenin cenin mi yoksa başka bir şey mi olduğunun ancak el-ayak gibi uzuvların belirmesiyle anlaşılabildiği zamanlarda verilmiş olduğu dikkate alınmalıdır. (bk. Kâsânî, Bedâ’i, 1/43) Bu konu ile ilgili olarak âlimler kendi dönemlerindeki tıbbi bilgilerden hareketle farklı içtihatlarda bulunmuşlardır. Bu sebeple günümüzdeki tıbbi veriler dikkate alınmalıdır. Bu itibarla düşenin cenin olduğu tıbben tespit edildiğinde düşükten sonra görülen kan da lohusalık kabul edilmelidir. Nitekim Şâfiî ve Mâlikîlere göre de her durumdaki düşük lohusalık sebebidir. (Remlî, Nihâyetü’l-muhtâc, 1/211-212; Desûkî, Hâşiye, 1/174-175) Sonuç olarak organları belli olsun ya da olmasın düşenin, cenin olduğu biliniyorsa söz konusu kadın, lohusalık hükümlerine tâbi olup oruç tutamaz.

Düşük yapan bir kadın oruç tutabilir mi?

KADINLARA ÖZGÜ HALLER konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hamile bir kadının gördüğü kanama âdet değil, istihâze kanıdır. İstihâze kanı, vücudun herhangi bir yerinden akan kan hükmündedir. Bu kanın akmasıyla yalnız abdest bozulur, gusül gerekmez. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/29-30) Hamile iken gelen kanamanın süreklilik arz etmesi hâlinde özür hükümleri geçerli olur. Bu durumdaki hamile bir kadın her namaz vaktinin girmesi ile yeni bir abdest alır; başka bir sebeple bozulmadıkça bu abdest o vakit çıkıncaya kadar geçerli olur. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/29) Mâlikî mezhebine göre ise özür sahibinin abdesti, vaktin girmesi veya çıkması ile değil, özrün dışında abdesti bozan bir şeyin meydana gelmesi ile bozulur. (İbn Rüşd, Bidâyetü'l-müctehid, 1/40-41; Desûkî, Hâşiye, 1/116) Dolayısıyla bir kimsede bulunan özür hâlinin, kişiyi ileri derecede sıkıntıya sokması ve abdest almada ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakması durumunda Mâlikî mezhebinin bu görüşü ile amel edilebilir.

Hamile bir kadından gelen kanın hükmü nedir? Bu esnada ibadet yapılabilir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hanefî ve Hanbelîlere göre; el, ayak veya parmak gibi uzuvları belirmiş olan bir bebek düşüren kadından gelen kan, lohusalık kanıdır. El ve ayak gibi uzuvları belirmeden meydana gelmiş düşükten sonra görülen kan, istihâze (özür) kanıdır. (bk. Merğînânî, el-Hidâye, 1/35; İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/253) Şâfiî ve Mâlikîlere göre ise her durumdaki düşük, lohusalık sebebidir. (Remlî, Nihâyetü’l-muhtâc, 1/323; Desûkî, Hâşiye, 1/174) Mezheplerin verdiği bu hükümlerin, rahimden çıkan şeyin cenin olup olmadığı ancak el-ayak gibi uzuvların belirmesiyle anlaşılabildiği zamanlarda verilmiş olduğu dikkate alınmalıdır. (bk. Kâsânî, Bedâ’i, 1/43) Günümüzde ise hangi aşamada olursa olsun düşen şeyin cenin olup olmadığı tespit edilebildiği için buna göre davranmak uygun olacaktır. Bu itibarla organları belli olsun ya da olmasın düşenin cenin olduğu bilindiği durumlarda düşükten sonra görülen kan da lohusalık kabul edilmelidir.

Düşük yapan bir kadından gelen kanın hükmü nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Düzenli âdeti olan bir kadının âdet dönemi öncesinde gördüğü lekelenmeler âdet hükmünde kabul edilir ve o andan itibaren âdet günü sona erene kadar âdetli sayılır. Dolayısıyla lekelenmelerin olduğu günlerde de namaz kılınmaz ve oruç tutulmaz. Ancak on gün geçtiği hâlde kanama devam ediyorsa mutat olan âdetten sonraki kanamalar âdet değil özür kanıdır. Kanaması on günden fazla devam eden bir kadın, “özür sahibi” kimselerin yaptığı şekilde abdest alır ve namazını kılar. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/30) Fıkıh kaynaklarında yer alan genel hüküm bu olmakla birlikte, âdet döneminden önce görülen lekelenmelerin âdet öncesi hormonal değişikliklerden kaynaklandığı bilinir ve doktor kararıyla bunların âdet kanaması olmadığı tespit edilirse, âdet günleri sabit olan kadınların bu günlerinden önce ve sonra görecekleri lekeler, özür kanaması sayılır.

Âdet döneminden önce başlayan lekelenmenin hükmü nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bazı fıkıh kaynaklarında âdet, lohusalık ve cünüplük hâlinde gusletmeden saç ve tırnakları kesmenin, koltuk altı ve kasık temizliğinin tenzihen mekruh olduğu değerlendirilmesi yapılmıştır. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 5/358) Ancak bu konuda sağlam bir delil bulunmamaktadır. Nitekim diğer bazı fıkıh kaynaklarında ise yapılan bu değerlendirmenin uygun olmadığı ifade edilmiştir. (Büceyrimî, Tuhfe, 1/256; Dimyâtî, Hâşiye, 1/77-85) Bu sebeple âdet, lohusalık ve cünüp hâlinde olanların gusletmeden saç ve tırnaklarını kesmesinde, koltuk altı ve kasık temizliği yapmasında bir sakınca yoktur.

Âdet döneminde, lohusalıkta yahut cünüpken genel vücut temizliği yapmakta bir sa
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Uzmanlardan alınan bilgiye göre, döllenmiş yumurtanın rahim içine değil de fallop tüpüne yerleşmesi durumunda oluşan dış gebelikte, zamanla tüpte gelişen embriyo, bölgedeki damarlardan birinin veya birkaçının yırtılmasına ve kanamaya neden olabilir. Rahim içinden olmayıp damar yırtılmasından kaynaklandığı için dış gebelik esnasında görülen kanama istihâze (özür) sayılır. Özür hâli, kanamanın bir namaz vakti boyunca kesilmeden devam etmesi ve her namaz vaktinde en az bir defa tekrarlaması durumunda meydana gelir. Böyle bir kadın diğer özür sahipleri gibi her namaz vakti için abdest alır. Zira Hz. Peygamber (s.a.s.), özür sahibi bir kadına böyle yapmasını bildirmiştir. (Buhârî, Vudû’, 63 [228])

Dış gebelik sürecinde görülen kanın hükmü nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Cünüp olup da henüz gusletmeden önce âdet görmeye başlayan bir kadının hemen gusletmesi şart değildir, guslü âdetinin bitimine kadar geciktirebilir. (Haddad, el-Cevhera, 1/31-32; İbn Nüceym, el-Bahr, 1/63) Ancak bu durumdaki kadınların gusül abdesti alması uygun olur.

Cünüp iken âdet olan bir kadının ayrıca gusletmesi gerekir mi?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.