Fetva Meclisi
Soru
Lohusalıkta 41, 42. günlerde ya da devam eden günlerde ara ara kanamalar gelirse hüküm açık, belli özür, ama lohusa kanı olduğu da belli bu durumda, özür deyip namazlarımızı kılmalı mıyız? Özür kanı da bittikten sonra da gusül abdesti almak gerekir mi? Bir de özürlü hükmünde iken eş ile münasebet kurulur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Lohusalığın en fazla müddeti olan kırk gün bittikten sonra on beş gün temizlik dönemi geçmeden gelen kanama devamlı kanama hükmündedir. Lohusalığınız bittikten sonra hamileliğinizin öncesinde en son ne kadar temizlik müddetiniz olduğunu hesaplayıp o kadar gün beklemeniz gerekmektedir. Misal; daha önceki temizlik müddetiniz yirmi iki gün ise lohusalığınız bittikten sonra gelen kanın hayız sayılabilmesi için en az yirmi iki gün geçmesi gerekmektedir. Yirmi iki gün geçtikten sonra hâlâ daha kanamanız devam ediyorsa bu durumda artık hayızsınız diyebiliriz. Ancak lohusalık bittikten bir hafta sonra gelen kan sizin için istihaze yani özür kanıdır. Her hâlükârda doktora gözükmenizi ve durumunuzu onunla da istişare etmenizi tavsiye ederiz.
Lohusalık, doğum veya düşük yapan ya da kürtaj olan bir kadının belli bir süre gördüğü kanamadır. Bu durumdaki kadına da lohusa denir. Her kadın için farklı lohusalık süreleri olabilir. Bu, kadınların fiziki bünyelerine, kalıtım ve çevre şartlarına göre değişir. Lohusalık süresinin alt sınırı yoktur. Üst sınır ise Hanefî mezhebine göre kırk; Şâfiî mezhebine göre altmış gündür. Bu üst sınırlar geçtikten sonra görülen kan, lohusalık değil, özür kanıdır. Ayrıca lohusalık günlerindeki kanama bir süre kesilip sonra devam ederse, kanamanın kesildiği günler de lohusalık hâlinden sayılır. (Aliyyü’l-Kârî, Fethu bâbi’l-‘inâye, 1/148; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 1/294) Kadınlar âdet ve lohusalık hâllerinde cinsel ilişkide bulunamayacağı gibi bu dönemlerindeki kadınla cinsel ilişki kurmak da haramdır. Ayrıca âdet ve lohusa olan kadınlar namaz kılamaz, oruç tutamaz (Buhârî, Hayız, 6 [304]; Müslim, Hayız, 67-69 [335]) ve Kâbe’yi tavaf edemezler. (Buhârî, Hayız, 1, 7 [294, 305]; Müslim, Hac, 111, 119-120 [1211]) Kadınlar âdet ve lohusalık hâllerinde kılamadıkları namazları daha sonra kaza etmezler, ancak tutamadıkları oruçları kaza ederler. (Müslim, Hayız, 67-69 [335]) Kırk gün dolmadan lohusalık kanaması kesilen kadın, boy abdesti alır ve ibadetlerini yapmaya başlar.
Selamünaleyküm. Lohusalık, lohusalık kanı bitinceye kadardır. Kan bitmezse KIRK GÜN sondur. Kırkıncı gün bitince kan bitti kabul edilir. Ondan sonra kanama olursa özür durumuna geçilir. Bundan sonra gusülle beraber cima da serbesttir.
Öncelikle geçmiş olsun, yavrunuzu en güzel şekilde yetiştirmenizi Rabbim nasip eylesin. Sezaryenle doğum gerçekleştikten sonra kırkıncı güne kadar gelen kanama lohusalık kanamasıdır. Kırk gün dolmasına rağmen kanamanız devam ediyorsa kırkıncı gün gusül abdestinizi alıp namazlara başlayıp günlük hayatınıza devam edebilirsiniz. Ancak kanama devam ettiği için istihaze/özür hükmünde olacağınız için her namaz vakti girdiğinde yeni bir abdestle namazlarınızı kılmalısınız. Allah'a emanet olun.
Çok geçmiş olsun. Allah Teâlâ eşinize de size de afiyetler ihsan etsin. Eşinizin kanaması ile alakalı durum ise şöyledir: - Eğer düşen cenin 4 aylıktan (120 günlükten) küçük ise gelen kanama istihazedir (özür kanı), nifas değildir. Kadın eski hayız takvimini hatırlıyorsa bu dönem de eski hayız takvimine rastlıyorsa gelen kanamayı hayız sayar. - 120 günlükten büyük ise yani organları oluşmaya başlamış ise gelen kanama nifastır. Nifas hükümünü göre amel edilir. Allah’a emanet olunuz.
Hanefî mezhebine göre âdet ve lohusalığın azami müddetleri (âdetin azami müddeti on, lohusalığın kırk gün) bitince, herhangi bir şart aranmaksızın eşler arasında cinsel ilişki helal olur. Ancak âdet veya lohusalık bu müddetten önce bitmiş ise kadının gusül abdesti alması veya bir namaz vaktinin geçmesi durumunda cinsel ilişki helal olur.
cinsel ilişki konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. 'Karıkoca olamamakla' kastettiğiniz şey, cinsel ilişkide bulunamamak ise durum şudur: a- Erkek ve kadının evlilikte en önemli haklarından biri belki de en önemli hakkı cinsel ilişkidir. Nikâh öncelikle bunu helalleştirmek için vardır zaten. Bu hakkı kullanmamak, ya da kullanılmasına mani olmak iki taraftan birinin diğerine zulmetmesidir. Eğer eşlerden birinin böyle bir hakkı kullanmamasına, kullandırtmamasına diğerinin itirazı yoksa böyle bir durumun nikâha zararı yoktur. Bu da şu demektir: Aradan yıllar bile geçse cinsel ilişki yapılmadığı/yapılamadığı için nikâh zarar görmez. Öyle veya böyle nikâh devam ediyordur. b- Böyle bir durumda eşlerden birinin ayrılmayı talep etmesi kesinlikle günah değildir. Zira evlilik bunun içindir. Eşlerden biri 'cinsel ilişki yoksa ben ayrılırım senden' demekle günaha girmez. Belki bir süre verip o süre zarfında sabretmesi beklenir. O süre de asla beş yıl olamaz. En fazla bir yıl beklenebilir. Bu bir yıl da tıbben yapılacak bir tedavi sürecini beklemek için olabilir. c- Sizin ve eşinizin yaptığı hatadır. Bu duruma razı iseniz, birbirinizin aleyhinde iş yapmayın. Geçin evinize hayatınızı yaşayın, halinize şükredin. Razı olmayan ise ayrılmayı talep etsin. Erkek boşasın. Boşamadığı takdirde kadın boşanmanın diğer mubah yöntemlerinden birini kullansın. Allah yardımcınız olsun.
Aleykümselam. İkinci eş tavsiyemizi neye göre belirlediğinizi merak ettik. Yürüyen bir aile ortamında sıkıntıdan ötürü 'ikinci eş tavsiyesi' ispat edilmesi gereken bir iddia olur. Buna dikkat ediniz. Sorunuzdaki kadın istediği hâlde eşi yanaşmazsa şeklindeki sıkıntıda kadın açısından bu durum mesela yıl boyu sürmesi durumunda bir boşanma talebi nedeni olabilir. Duygusallıktan ve bunu diğer sorunların maskesi yapmaktan kaçınarak karar verilebilir.
Selamunaleyküm. Nikah açısından bunun bir sakıncası yoktur. Size söylenen doğru değildir. Sizin özeliniz açısından ne kadar gerçekçi bir karar verdiğinizi iyi düşünmelisiniz.
Erkeğin, evlenmeden önceki hayatından kalma bir hastalık olarak bu devam ediyor olabilir. Nedeni siz olmadıktan sonra vebaliniz olmayacaktır bundan. Bunu bir tür hastalık kabul edebilirsiniz. Zamanla düzelmesi mümkündür ve düzelir de. Yalnız, yapmanız gereken şey şudur: BU DURUMU HİÇ GÜNDEM YAPMADAN aranızdaki muhabbeti artırın. Sizsiz bir hayat onun için olmayacakmışa inansın. Bunu yapabilirseniz tedavisine yardım etmiş olursunuz. Böyle yapmaz da onunla bunu tartışırsanız yara derinleşir ve gitgide başka bir konu üzerinden aileniz sarsılır. Şeytan için bu, bulunmaz bir fırsattır, unutmayasınız. Bu arada sizin cinsel ihtiyacınızı tatmin için de onu zorlamadan dolaylı olarak işinizi çözmeye çalışın. Onu bir bilene danışmaya ikna edebilseniz çözüm daha çabuk olabilirdi ama böyle bir teklif sizi itmesine neden olabilir, dikkatli olun. Özet olarak, olmamış gibi davranmanızı doğrudur, unutmayın, ihmal etmeyin ama irdelediğinizi hissettirmeyin sakın. Allah yardımcınız olsun.
Aybaşı veya lohusalık kanının nasıl bittiğine dair karar bayanın özel durumuna göre belirlenebilir. Beyaz sıvı ile beraber bitti kabul ederiz. Gusletmeden önce normal duruma geçilmiş kabul etmeyiz. Bittikten sonra gusül ile normale geçilir.
Aleykümselam. Yatak odasında böyle bir ilişkinin hiçbir sakıncası yoktur. Yeter ki eşiniz bunu bir zulüm olarak görmesin. Bir de size tavsiyemiz, bu durumun sizde bir kayma belirtisi olup olmadığından emin olun. Normal zevk almak başka şey, bir sapıklık denebilecek takıntı sahibi olmak başka şey. Bunu da tespit edebilmek için bakın, eğer başka türlü hiç zevklenemiyorsanız risk var demektir. Gerekiyorsa doktora çıkarsınız.