Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Düşük yapan bir kadından gelen kanın hükmü nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Düşük yapan bir kadının oruç tutup tutamayacağı konusundaki hüküm, düşüğün lohusalık sebebi sayılıp sayılmaması ile ilgilidir. Hanefî ve Hanbelîlere göre; el, ayak veya parmak gibi uzuvları belirmiş cenin düşüren kadından gelen kan, lohusalık kanıdır; bu kadın da lohusadır. El ve ayak gibi uzuvlar belirmeden meydana gelmiş düşükten sonra görülen kan ise istihâza (özür) kanıdır. (bk. Merğînânî, el-Hidâye, 1/35; İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/253) Hanefî ve Hanbelîlerin verdiği bu hükmün, rahimden gelip düşen/dışarıya çıkan maddenin cenin mi yoksa başka bir şey mi olduğunun ancak el-ayak gibi uzuvların belirmesiyle anlaşılabildiği zamanlarda verilmiş olduğu dikkate alınmalıdır. (bk. Kâsânî, Bedâ’i, 1/43) Bu konu ile ilgili olarak âlimler kendi dönemlerindeki tıbbi bilgilerden hareketle farklı içtihatlarda bulunmuşlardır. Bu sebeple günümüzdeki tıbbi veriler dikkate alınmalıdır. Bu itibarla düşenin cenin olduğu tıbben tespit edildiğinde düşükten sonra görülen kan da lohusalık kabul edilmelidir. Nitekim Şâfiî ve Mâlikîlere göre de her durumdaki düşük lohusalık sebebidir. (Remlî, Nihâyetü’l-muhtâc, 1/211-212; Desûkî, Hâşiye, 1/174-175) Sonuç olarak organları belli olsun ya da olmasın düşenin, cenin olduğu biliniyorsa söz konusu kadın, lohusalık hükümlerine tâbi olup oruç tutamaz.
Organları oluşmamış düşükten sonra gelen kanama lohusalık değildir. Gelen kanama istihaze/özür kanamasıdır. Ancak hamilelik öncesinde tam bir temizlik müddeti geçirildiyse sonrasında gebelik olduysa ve şu an gelen kanama tamamen adet kanamasına benziyorsa (özellikleri bakımından) adet de kabul edebilir. Bu durumu doktoruna da sorabilir adet midir değil midir diye. Ama lohusalık olarak kabul edilemez.
Uzmanlardan alınan bilgiye göre, döllenmiş yumurtanın rahim içine değil de fallop tüplerine, nadiren de rahim ağzı ve karın içi gibi farklı bölgelere yerleşmesine dış gebelik denildiği bilinmektedir. Bugünkü tıbbi imkânlarla birkaç haftalık süre içinde fark edilebilecek olan dış gebelik, anne için hayati risk oluşturduğundan çeşitli tıbbi müdahalelerle sonlandırılır. Normal gebelikte rahim içinde meydana gelen değişiklik dış gebelikte de belli ölçüde gerçekleşir. Dış gebelik ameliyatından sonra rahimden gelen kan, özür değil; lohusalık kanıdır. Dolayısıyla bu durumda olan bir kadın lohusalık hükümlerine tâbi olur.
Selamünaleyküm. Düşük veya kürtajda, İNSAN ŞEKLİ ALMIŞ BİR CENİN, çıkmasından sonra akan kanı lohusalık kanı yapar. Bu da yaklaşık kırk günden sonraki dönem içindir. Bu durum oluşmadan ortaya çıkan düşük veya kürtaj gibi durumlarda gelen kan özür kanıdır, lohusalık kanı değildir. Sizin durumunuz, insan şekline benzer bir cenin oluşmadığı yönünde olduğuna göre kanamanız lohusalık kanaması değildir. Özürlü kabul edilebilirsiniz. Kendinizi de başka çocuğu olmayacak gibi irdelemeye inandırmayın. Sabredin, ayakta kalın, anneliğe adaylığa devam edin. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Lohusalığın kırk gün sürmesi şart değildir. Daha önce de bitebilir. Normal temizlenme denebilecek bir temizlenme oldu ise ondan sonra bir temizlik döneminin en az on beş gün sürmesi gerekmekte idi. On beş günden önceki kirlenmeleri özür kabul edebilirsiniz.
Hamile bir kadının gördüğü kanama âdet değil, istihâze kanıdır. İstihâze kanı, vücudun herhangi bir yerinden akan kan hükmündedir. Bu kanın akmasıyla yalnız abdest bozulur, gusül gerekmez. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/29-30) Hamile iken gelen kanamanın süreklilik arz etmesi hâlinde özür hükümleri geçerli olur. Bu durumdaki hamile bir kadın her namaz vaktinin girmesi ile yeni bir abdest alır; başka bir sebeple bozulmadıkça bu abdest o vakit çıkıncaya kadar geçerli olur. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/29) Mâlikî mezhebine göre ise özür sahibinin abdesti, vaktin girmesi veya çıkması ile değil, özrün dışında abdesti bozan bir şeyin meydana gelmesi ile bozulur. (İbn Rüşd, Bidâyetü'l-müctehid, 1/40-41; Desûkî, Hâşiye, 1/116) Dolayısıyla bir kimsede bulunan özür hâlinin, kişiyi ileri derecede sıkıntıya sokması ve abdest almada ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakması durumunda Mâlikî mezhebinin bu görüşü ile amel edilebilir.
KADINLARA ÖZGÜ HALLER konusundaki diğer fetvalar
Bazı fıkıh kaynaklarında âdet, lohusalık ve cünüplük hâlinde gusletmeden saç ve tırnakları kesmenin, koltuk altı ve kasık temizliğinin tenzihen mekruh olduğu değerlendirilmesi yapılmıştır. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 5/358) Ancak bu konuda sağlam bir delil bulunmamaktadır. Nitekim diğer bazı fıkıh kaynaklarında ise yapılan bu değerlendirmenin uygun olmadığı ifade edilmiştir. (Büceyrimî, Tuhfe, 1/256; Dimyâtî, Hâşiye, 1/77-85) Bu sebeple âdet, lohusalık ve cünüp hâlinde olanların gusletmeden saç ve tırnaklarını kesmesinde, koltuk altı ve kasık temizliği yapmasında bir sakınca yoktur.
Lohusalık, doğum veya düşük yapan ya da kürtaj olan bir kadının belli bir süre gördüğü kanamadır. Bu durumdaki kadına da lohusa denir. Her kadın için farklı lohusalık süreleri olabilir. Bu, kadınların fiziki bünyelerine, kalıtım ve çevre şartlarına göre değişir. Lohusalık süresinin alt sınırı yoktur. Üst sınır ise Hanefî mezhebine göre kırk; Şâfiî mezhebine göre altmış gündür. Bu üst sınırlar geçtikten sonra görülen kan, lohusalık değil, özür kanıdır. Ayrıca lohusalık günlerindeki kanama bir süre kesilip sonra devam ederse, kanamanın kesildiği günler de lohusalık hâlinden sayılır. (Aliyyü’l-Kârî, Fethu bâbi’l-‘inâye, 1/148; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 1/294) Kadınlar âdet ve lohusalık hâllerinde cinsel ilişkide bulunamayacağı gibi bu dönemlerindeki kadınla cinsel ilişki kurmak da haramdır. Ayrıca âdet ve lohusa olan kadınlar namaz kılamaz, oruç tutamaz (Buhârî, Hayız, 6 [304]; Müslim, Hayız, 67-69 [335]) ve Kâbe’yi tavaf edemezler. (Buhârî, Hayız, 1, 7 [294, 305]; Müslim, Hac, 111, 119-120 [1211]) Kadınlar âdet ve lohusalık hâllerinde kılamadıkları namazları daha sonra kaza etmezler, ancak tutamadıkları oruçları kaza ederler. (Müslim, Hayız, 67-69 [335]) Kırk gün dolmadan lohusalık kanaması kesilen kadın, boy abdesti alır ve ibadetlerini yapmaya başlar.
Uzmanlardan alınan bilgiye göre, döllenmiş yumurtanın rahim içine değil de fallop tüpüne yerleşmesi durumunda oluşan dış gebelikte, zamanla tüpte gelişen embriyo, bölgedeki damarlardan birinin veya birkaçının yırtılmasına ve kanamaya neden olabilir. Rahim içinden olmayıp damar yırtılmasından kaynaklandığı için dış gebelik esnasında görülen kanama istihâze (özür) sayılır. Özür hâli, kanamanın bir namaz vakti boyunca kesilmeden devam etmesi ve her namaz vaktinde en az bir defa tekrarlaması durumunda meydana gelir. Böyle bir kadın diğer özür sahipleri gibi her namaz vakti için abdest alır. Zira Hz. Peygamber (s.a.s.), özür sahibi bir kadına böyle yapmasını bildirmiştir. (Buhârî, Vudû’, 63 [228])
Düzenli âdeti olan bir kadının âdet dönemi öncesinde gördüğü lekelenmeler âdet hükmünde kabul edilir ve o andan itibaren âdet günü sona erene kadar âdetli sayılır. Dolayısıyla lekelenmelerin olduğu günlerde de namaz kılınmaz ve oruç tutulmaz. Ancak on gün geçtiği hâlde kanama devam ediyorsa mutat olan âdetten sonraki kanamalar âdet değil özür kanıdır. Kanaması on günden fazla devam eden bir kadın, “özür sahibi” kimselerin yaptığı şekilde abdest alır ve namazını kılar. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/30) Fıkıh kaynaklarında yer alan genel hüküm bu olmakla birlikte, âdet döneminden önce görülen lekelenmelerin âdet öncesi hormonal değişikliklerden kaynaklandığı bilinir ve doktor kararıyla bunların âdet kanaması olmadığı tespit edilirse, âdet günleri sabit olan kadınların bu günlerinden önce ve sonra görecekleri lekeler, özür kanaması sayılır.