Fetva Meclisi
Soru
Tunus, Mısır ve diğer Ortadoğu ülkelerinde diktatörlere karşı halkın ayaklanması bu hafta Suudi Arabistan'da bazı camilerde hutbe konusu oldu ve mealen şu hadisi söylediler: "Gerçek şu ki sizin üzerinize birtakım idareciler getirilecek ki onların dine uygun olan işlerini takdir eder, uygun olmayanlarını ise hoş karşılamaz, tenkit edersiniz. Kim bunu yaparsa günahtan korunmuş olur. Kim de tenkit eder, kötülüklerine engel olmaya çalışırsa kurtuluşa erer. Fakat kim de bu gayrimeşru işlere razı olup, onlara uyarsa günahkardır, azaptan kurtulamaz. Ashap şöyle dedi: "Onlarla savaşmayalım mı?" "Aranızda namaz kıldıkları sürece hayır." buyurdu. (Hadis) Bu hadisin günümüzdeki yöneticilere isyanı gayri meşru gösteren bir yanı var mı?
Cevap
Benzer fetvalar
İfade edeceğim başlıklara dikkat etmenizi rica ediyorum. Haricî zihniyetine sahip kimseler genellikle katı, kesin ve uzlaşmaz bir düşünce yapısına sahiptir. Onlarla doğrudan tartışmaya girmek çoğu zaman sonuç vermez. Bilakis, onları daha da keskinleştirebilir. Bu yüzden, faydasız münakaşalardan kaçınmak gerekir. Cemaatimize bu tür zihniyetlerden etkilenmemeleri için doğru İslam anlayışını sağlam bir şekilde öğretmek en etkili yoldur. Bunun için de ilmihal bilgilerini ve akideyi sağlamlaştırmak; Müslümanlar arasındaki birliği ve merhameti vurgulamak; Sahabe, Tâbiûn ve Müçtehid imamların anlayışlarını anlatmak önemlidir. Haricî zihniyet genellikle ihtilaf çıkarmak ve insanları bölmek üzerine kurulur. Cemaati ve halkı bu tür insanlarla fazla muhatap olmamaları konusunda bilinçlendirmek gerekir. Özellikle dinde hassas ama ilmî altyapısı zayıf gençler, Haricî söylemlerden etkilenebilir. Onlara daha fazla rehberlik ve sohbet ortamı sunmak önemlidir. Haricî anlayış, şiddete ve toplum içinde fitneye yönelmişse, bu durumda sadece ilmî mücadele yetmez, resmî mercilerle irtibata geçmek gerekebilir. Çünkü bu tür zihniyetler bazen silahlı hareketlere dönüşebiliyor. Peygamberimiz aleyhisselamın dinde aşırılığa düşenlerle olan tavrında olduğu gibi kararlı ama sert olmayan bir üslupkullanmak gerekir. Mücadele, birebir tartışma ile değil, ümmeti sahih ilimle bilinçlendirerek yapılmalıdır. Allah yardımcınız olsun, vazifenizde muvaffak eylesin.
Selamünaleyküm Allah'a ve ahiret gününe iman etmiş olan her mümin Suriye'deki durumun, İslam'ın ve insanlığın aleyhine olduğunu ve git gide de durumun daha da ağırlaştığını anlar, bilir. Buna göre de hiç bir mümin, oradaki durumu sıradan bir olay, 'beni ilgilendirmez bir durum' olarak göremez. Ahirete iman ile böyle düşük bir anlayış kesinlikle aynı kalpte birleşemez. Suriye için bir şeyler yapmak imanımızın gereğidir. Yapılacak şeyin ne olacağına karar vermek ise en az o yapılacak iş kadar önemli olmalıdır. Bugün, bizim şehirlerimizden oralara cihat maksadı ile gidenlerin binlerce kere daha fazlası oradan buralara gelmiş durumdadır. Oradaki gençlerin buraya gelenlerinin yerine buradan oraya gidenlerin bulunması, oturulup müzakere edilmesi gereken bir durum olmalıdır. Özellikle tekit ederek söylüyorum: Suriye'deki durum tam anlamı ile bir cihat durumudur. Cihat ise mümin insanın kulluğu ile alakalıdır, asla savsaklanamaz! Bunu bir kenarda bekleterek şu tespitleri yapmak isterim: 1- Suriye'de büyük bir cihat ortamı vardır. Küfür dişlerini göstermiş, Müslüman insanın kanı akmıştır. Durum cihat açısından nettir. 2- Suriye'de maalesef diş gösteren küfürle beraber bir iç fitne de kök salmıştır. Müslümanlar arasındaki Şiilik fitnesi orada bir yayılma ve kökleşme dönemine girmiştir. Suriye öncesine göre bugün Şiilik, daha düşmanca bir yayılma ve imha hamlesi içindedir. Suriye, önümüzdeki yakın dönemde unutulması zor Şiilik facialarına sahne olmuştur. Oraya gidenler için bu ayrıntı, gitmenin önemi ve riski bakımından önemlidir. 3- Bir başka sorun da şudur: Suriye'de Müslümanlar arasındaki gruplaşmalar kök salmış ve özellikle Selefîlikle tesmiye edilenler ile diğer gruplar arasında, birbirlerinin kanı pahasına da olsa derin sürtüşmeler süregelmiştir. Bunun doğurduğu sonuçlardan biri olarak da ne yazık ki, 'fiili cihadı sadece Selefi akımın yapabileceği, onlar yapınca da ölçüsüz cihat yapar ve zarar verirler' şeklindeki algı da derinden derine inandırılmaya başlanmıştır. Gidecek kardeşlerimizin böyle bir saplantıya alet olmaları, yapmayı murat ettikleri cihada ters düşeceklerini bilmeleri gerekecektir. 4- Suriye'de bugün, savaşacak insandan çok desteği işe yarayacak insana ihtiyaç vardır. Bilhassa siyasi kimliği olanların desteği daha da önemli durmaktadır. Bizi ziyarete gelenlerle yaptığımız istişarelerde, bunu açıkça beyan ettiklerine şahit olduk. Netice olarak şu noktaya gelmek isteriz: Gençlerimizin Türkiye'den oraya cihat etmek için gitmelerinin FARZ-I AYN diyebileceğimiz bir düzeyde olmadığını düşünüyoruz. Yerinde ve işe yarar bir iş yapmak için gidilebilir belki ama bu, bütün FARZ-I AYN olmayan ibadetler hükmündedir. Mesela ebeveyn izni olmadan gidilmesini caiz görmüyoruz. Burada yapmaları gerekenlerle orada yapabilecekleri arasında makul bir denge olması ise ayrı bir zarurettir. Gençlerin heyecanla iş yapıp en azından daha faziletli olandan mahrum olmamalarını tavsiye ediyoruz. Heyecanla aklı, akılla realiteyi birleştirmemiz gerekir. Bu da ciddi bir istişare ile mümkündür. Selamünaleyküm. Nureddin YILDIZ facebook.com/nureddinyildiz twitter.com/nurettinyildiz İnstagram.com/nureddinyildiz
Bir yolda araç süren trafiğin bütün ihtimallerine hazır olmalıdır. Biz iman imtihanına talip olduk. Her türlü imtihana hazır olmak zornudayız. İmtihanların en ağırlarından biri mü'minin kendisi gibi din kardeşleri tarafından taciz edilmesidir. Bu gayet ağır biri mtihandır. Ashabı kiram üzerinden edebini bozanlar bu ümmetin laneti ile sabahlayacaklardır. Size tavsiyem katiyetle onlarla tartışmayın, onun yerine kendinizi yetiştirin. Daha iyisini yaparsınız. Bizim HADİSLERLE DİRİLİŞ derslerimiz arasından ashabı kiramla ilgili dersleri izleyebilirsiniz.
Müslüman isek bizim, Sahih bir hadis ile amel etmek veya etmemek gibi bir seçeneğimiz olamaz. Fakat henüz insanlar, o hadisi anlayacak kapasitede değillerse, onları o hadisi anlayacakları eğitimde tutmamız vazifemiz haline gelir.
Allah, bizi her zaman için farklı denebilecek alanlarda imtihan ediyor. Belirttiğiniz durum da bu zamanın imtihanı olsa gerek. Size şunu tavsiye ederim: Asla bu konularda tartışmaya girmeyin. Bugüne kadar onları ikna eden yoktur. Bu, tedavisi olmayan bir kanser gibidir. Hatta bulaşıcı bir hastalıktır, kendinizi koruyun. Birilerini ikna etmeye çalışırken kendinizi şeytanın dişlerine kapılmış olarak görebilirsiniz maazallah. Aman dikkat edin. Bir de, onlar neyi inkâr ediyorsa sen de ondan rahatsız oluyorsan, onların yıkmaya çalıştığını yap. Hadis ezberle. Hadis derslerine katıl. Onlar bir yıkıyorsa sen bin yapmış olursun böylece. Gerisi kuru kavga olarak kalabilir. Bir de çok dua et, Allah seni dininde fitneye düşürmeden ruhunu kabzetsin.
Belirttiğiniz hadis sahih bir hadis değildir ama hadisin muhtevası Kur'an'ın ve Peygamber aleyhisselamın getirdiği dinin özüdür. Ümmetiz biz, ümmet olma kabiliyetimizi yitirdikten sonra neyimizle öne çıkabiliriz ki? Allah sana ve senin gibi dertli mü'minlere sabır ve sebat ihsan etsin. Şunu unutmayalım: Allah Teâlâ, herkese takatı kadar yük yükler. Münferit bir mü'min olarak sen, bir kişilik kalbinle mesulsün. Bir vakıf başkanı vakfının kapasitesi kadar mesuldür. Bir devletin başındaki mü'min de o devletin gücü kadar sorumludur. Herkes hesabını Rabbine verecek; kimin ne kadar takatı vardı, kim de ne kadar tembel davrandı, bunu sadece o bilebilir. Hesabını da o soracaktır. Buna göre biz çalışırız. Malımızı, bedenimizi ve nefeslerimizi feda etmeye hazır oluruz. 'Haydi' sesini ezan sesi gibi duyarız. Gayret ederiz, sabrederiz, dik dururuz, yürürüz, koşarız, takatımız bitin, kaslarımızda mecal kalmayınca da çömelir anamızın kucağında çığlık attığımız gibi ağlarız, çığlığımız Arş'a erene kadar ağzımızdan ve ellerimizden, ayaklarımızdan hatta gözlerimizden çığlıklar yükseltiriz, dualar ederiz, Allah'ın yardımını getirecek fecri bekleriz. Bütün bunlara da melekler şahit olur. Gerisi.. Yok gerisi bunun.