Fetva Meclisi
Soru
Ana- baba doktor olarak çalışan (dinen zengin olduklarını sanıyorum) ancak nadir görünen tehlikeli bir hastalığa (kas erimesi) yakalanmış bebekleri olan ve sosyal medyada onun için yardım kampanyası başlatmış bir aile var. Çocuğun alması gereken ilaç yurtdışından geliyor ve sürekli alınması gerekiyor, her bir kutusu milyon TL'leri buluyor. Bunu karşılayacak güçleri yok. O yüzden kampanya başlatmışlar, ünlülerden de destek olan var. Acaba zekâtımı bu çocuğun ilaç parasına katkı amacıyla verebilir miyim? Bu şekilde zekât verilebilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Sadece hasta olmak zekât için yeterli değildir. Fakir kimseye zekât verilebilir. Genelde bu tür hastalar fakir oldukları için zekât rahatlıkla verilebiliyor ama ailenin durumu bilinmeden zekât verilmemelidir. Zira küçük bebek için toplanıyor olsa da zekât bebeğin velisine teslim edilmektedir. Aile fakir olarak biliniyorsa zekât notu düşmeden verilmesinde bir sakınca yoktur.
Böyle bir aile zekât alabilir durumda ise devlet verse de vermese de onun zekât alabilirliği devam ettiği için siz zekât olarak vermek istediklerinizi verebilirsiniz. Allah Teâlâ kabul buyursun.
Zekât, temel ihtiyaçlarını karşılayamayan fakir Müslümanlara verilir. Eğer bu aile gerçekten fakirse, yani nisap miktarının altında mal varlığına sahipse, zekât verilebilir. Ancak zekâtın verileceği alanlar bellidir. Tüp bebek gibi tedavi amaçlı masraflar, kişinin fakirliği devam ederken onun lehine olabilir. Yani bu masraf, onların temel bir aile ihtiyacına yönelikse ve gerçekten ihtiyaçtan dolayı yapılamıyorsa, zekâtla desteklenebilir. Kısacası, aile dinen fakirse, başka maddi imkânları yoksa ve bu harcama onların doğrudan yararına olacaksa zekâttan verilebilir. Ama her hâlükârda en güzel olanı, zekât gibi değil sadaka ya da hediyeyle desteklemektir.
Selamünaleyküm. Verilen zekât paralarını veya yardımları çocuğun hesabına alabilirsin. Harcarken de ona harcarsın. Allah size sabırlar ihsan etsin.
Bu hastalara yardım etmenin faziletini gizleyemeyiz, mübarek bir iştir ancak sömürü ve suiistimale açık bir alan olduğu da bellidir. Böyle yardımların bilinen bir vakıf veya derneğin nezaretinde yapılmasını tercih ederiz. Zekât ve fitrelerimiz üzerinden şeytanın kazançlı çıkmasını istemeyiz.
Devletten aldığınız yardımda devletin yardım alacaklar için ortaya koyduğu şartlara riayet etmeyerek, bilgi saklayarak o yardımı aldı iseniz yardım size helal olmaz, onu iade etmeniz gerekir ya da bir fakire vermelisiniz. Sizin beyanınız doğru ise buna rağmen devlet size yardım etti ise o para sizindir, onunla malınızın zekâtını verebilirsiniz.
bağış konusundaki diğer fetvalar
Kurban ibadetinde vekalet caizdir. Bir mümin, kesmesi gereken kurbanı bir başka mümine kesmesi için vekaletle devredebilir. Bu bir kişi olabileceği gibi kurum da olabilir. Kurumun vakıf veya devlet olmasında sakınca yoktur. Kurumlara ne kadar itimat ettiğiniz ise sizin bilmeniz gereken bir husustur.
Dinimiz yeryüzünde haram kaynaklı bir kuruş bulunmasın diye gelmiştir. Müslüman ve haram mal bir arada bulunamaz/bulunmamalıdır. Ne yazık ki gitgide faiz toz şeklinde küçük hücreler gibi midemize inmeye başlamıştır. Midemize inmeden de beyinlerimizdeki onu haram eden Allah’tan takvayı zedelemiştir. Allah’tan akıbetimizi hayır etmesini dileriz. Faiz başta olmak üzere rüşvet, gasp açık/gizli hırsızlıkla elde edilen mallar acilen elden çıkarılması gereken ateş parçalarıdır. Bunun için bu malların sahipleri: • Vakit kaybetmeden tevbe edecekler • O malı ellerinden çıkaracaklar • Haram malın sahibi belli ise mesela birisinden çalınmış ise ona geri verilecek. Sahibi belli değilse ya da faiz gibi geri verilmesini bekleyen birinin olmadığı bir mal ise bu durumda yapılacak olan şudur: Haram mal elden çıkarılacak. Çıkarmak için önümüzde üç yol vardır: a. Kamuya açık alanlarda kullanılır. b. Fakirlere verilir. c. Devlete hazineye aktarması için verilir. İmam Nevevi, devletin bunu iyi işlerde kullanacağını biliyorsa devlete verir, der. Şu andaki düzen içinde devlete bunu teslim edebileceğimiz bir birim yoktur. Bu sebeple önümüzde iki seçenek kalmaktadır. Bunlar da kamuya açık alanlarda kullanmak veya fakirlere devretmek. Fakirlere devredilmesi şeriatımızın ruhuna daha yakın durmaktadır. Sadece fakirlere tahsis edilmesi ile zengin fakir herkesin ortak olduğu bir alana tahsis edilmesi arasında ciddi bir fark vardır. Bu noktada vakıf ve derneklerin devrede olması gayet güzel bir sonuçtur. Vakıflar ve dernekler bu tür paraları alabilir ve kullanabilirler. Şu kadar ki, genel bütçelerine karıştırmadan özel bir ödenek şeklinde kullanmaları gerekir. Hayır kurumları, kendilerine verilen haram ve şüpheli paralar için şu inceliklere dikkat etmelidirler: 1. Hiçbir vakıf, HARAM PARA TOPLAMA MERKEZİ gibi görmemelidir kendisini. Bir olağanüstü durum olarak görülmelidir bunların kabul edilmeleri. 2. Vakfın/derneğin zekât ve sadaka gibi temiz paraları ile bu paralar aynı havuzda tutulmamalıdır. Aynı makbuz kesilse de pratikte farklı tutulmalıdır. Zira bu paralar sadece fakirlere verilebilir paralardır. 3. Vakıf ve dernek insanların bu paralarla bir KAÇAK PARA AKLAMA İŞİ yapmasına alet olmamalıdır. Şu kadar büyük bir kaçak paranın şu kadarlık bölümünü bir vakıf üzerinden aklamaları durumunda vakfın kanun önünde ve insanların gözünde en azından prestij kaybetmesi mümkündür. 4. Bu paralar CAMİ YAPIMI ve Kur'an BASIMI, DAĞITIMI için kullanılmamalıdır. Bu inceliklere riayet edildiğinde biiznillah hem parayı getiren vebalden kurtulmuş olur hem vakıf/dernek bir hayır yapmış olur.
Mehir, yüzde yüz bayanın hakkıdır. O hakkını istemeyebilir de. 'İstemiyorum' demesi de caizdir. 'Hakkımı filan yere ver' demesi de caizdir. Böylece bayan o imkânla bir sevap kazanmış olur.
Faizli işlemden ötürü samimi bir tevbe ettikten sonra inşaallah o eşyalardan kurtulmanız şart olmaz. Yalnız aynı eşyaları bir fakire devrederek tamamen temizlenmek isterseniz daha da iyi olur. Öncelikli meseleniz samimi ve korunmuş bir tevbe olsun. Allah’a emanet olunuz.
Vakıfların hizmetlerinin reklamının yapılması sizin açınızdan bir iştir ve helaldir. Samimi bir çalışma yaparak ücretinizi de alabilirsiniz, umarız bundan sevap da kazanırsınız. Vakıfların böyle bir reklam yaptırırken: a. Asla yalan ve aldatma olmayan bir reklam yapmaları, b. Gerçek olmayan projeleri sunmamaları, c. Ayıracakları fonun zekât ve şartlı bağışlardan olmaması, d. Şeffaf ve kayıtlı bir harcama yapmaları onların dikkat etmesi gereken inceliklerdir. Siz, bu şartlarda bir sapma ve yanlış görüyorsanız öyle bir işi almamanız takvaya yakın olmanızı sağlar.
Bu mesele kadim kitaplarımızda direkt geçmeyen bir meseledir, yeni gelişen tıp imkânları ile yapılabilmektedir. Muasır fakihlerin bir bölümü böbrek naklini caiz görmüşlerdir ama özellikle bazı şartların gerçekleşmesini de şart koşmuşlardır. Böbrek kaybı yaşayan için bütün tıbbi alternatifler bitmiş ve nakil son çare olarak kalmış olmalıdır. Bu nakille elde edilecek yarar muhtemel zararlardan fazla olmalıdır. Nakille beraber iyileşme ihtimali uzmanlarca yüksek görülmelidir. Böbrek verecek olan için bir tehlike söz konusu olmamalıdır. Böbrek, mükellef (akıllı ve baliğ) birisinin olmalıdır. Baskı ile alınmamalı, hür iradesi ile vermelidir. Böbrek nakli asla böbreği alınana ücret verilme şeklinde olmamalıdır. Ölüm veya kaza nedeniyle birisinden nakil yapılacağı zaman ölümü kesinleşmiş olmalı, ondan sonra böbrek alınmalıdır. Ölenden nakil yapılacaksa kendisinin ölmeden önce resmi bir bağış yapması ya da varislerinin bağış yapmaları şarttır.