Fetva Meclisi
Soru
Bir bayan mehir olarak belli bir miktar parayı eşinden bağış (bir vakıf ya da kuruma) yapmasını isteyebilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Mehir kadının tabii hakkıdır; hakkından vazgeçmek de bir başka hakkıdır. O zaman mehir olan şey size helal olur.
Mehir kadının hakkıdır. Babasından aldığı bir harçlık, çalışıp aldığı maaş ne ise bu da odur ve sadece kadının hakkıdır. Kadın ne zaman nasıl isterse öyle kullanır. Eşi dâhil kimsenin mihre dokunma hakkı yoktur. Dilediği zaman dilediği gibi kullanır.
Mehir kadının hakkıdır. Kadın ne isterse onu alır. Erkek pazarlık eder, kabul ederse verir, etmezse kadın nikâhtan vaz geçebilir. Mehirin kadının hakkı olması şu demektir: Kadın o hakkından vaz geçebilir. Az veya çok ölçüsünü kendisi belirler. Kimsenin kadına karşıma hakkı yoktur. Aldığını daha sora eşine hibe eder, bu da onun bileceği bir iştir.
Kızın kazancında babanın direkt bir hakkı olmaz. Babasına birazını veya tamamını ikram eder o ayrı bir meseledir, öylesi mümkündür.
Mü'min sözünün esiridir; verdiğiniz sözde durmalı idiniz. Onun da nafakaya rağmen bunu istemesi onun yanlışı olabilir. Önceden mehir konuşmadı iseniz, onun kız kuzenlerinin aldığı mehri mesela örnek görüp aynısını verebilirdiniz. Netice olarak mehir diye anlaştığınız ne ise siz onu verirseniz daha iyisini yapmış olursunuz.
Normal bir durumda sadece mehrinizi alabilirsiniz. Mehir de hiçbir şekilde pazarlık konusu edilemez, o bir borçtur. Onu kesin olarak almanız hakkınızdır. Çocuğun nafakası da onun görevidir. Evin durumuna gelince: - “Ortak” çalıştı iseniz yani “ben ve sen” mantığı ile çalıştı iseniz ev de o çalışmadan elde edilen her şey de ortaktır. Evli iken de ortaktı, ayrıldığınızda da ortak olacak. - Çalışırken siz “eşine yardım eden bir kadın” durumunda idiyseniz şu andaki durum ortaklık değildir, ev eşinize kalacaktır. Bu gerginliğin giderilmesi için ya bir aile büyüğü ya da boşanmayı yürütecek avukatın hakemliğine başvurun.
bağış konusundaki diğer fetvalar
Öncelikle size bu tür kampanyalara karşı dikkatli olmanızı tavsiye ederiz. Ciddi bir sömürü ve hile alanı olarak yaygınlaşmış bulunmaktadır. Sosyal medya üzerinden inanmamalısınız bu tür bilgilere. Çocuğun tedavisi için zekât vermek yani çocuğa zekât vermek mümkündür.
Kurban ibadetinde vekalet caizdir. Bir mümin, kesmesi gereken kurbanı bir başka mümine kesmesi için vekaletle devredebilir. Bu bir kişi olabileceği gibi kurum da olabilir. Kurumun vakıf veya devlet olmasında sakınca yoktur. Kurumlara ne kadar itimat ettiğiniz ise sizin bilmeniz gereken bir husustur.
Dinimiz yeryüzünde haram kaynaklı bir kuruş bulunmasın diye gelmiştir. Müslüman ve haram mal bir arada bulunamaz/bulunmamalıdır. Ne yazık ki gitgide faiz toz şeklinde küçük hücreler gibi midemize inmeye başlamıştır. Midemize inmeden de beyinlerimizdeki onu haram eden Allah’tan takvayı zedelemiştir. Allah’tan akıbetimizi hayır etmesini dileriz. Faiz başta olmak üzere rüşvet, gasp açık/gizli hırsızlıkla elde edilen mallar acilen elden çıkarılması gereken ateş parçalarıdır. Bunun için bu malların sahipleri: • Vakit kaybetmeden tevbe edecekler • O malı ellerinden çıkaracaklar • Haram malın sahibi belli ise mesela birisinden çalınmış ise ona geri verilecek. Sahibi belli değilse ya da faiz gibi geri verilmesini bekleyen birinin olmadığı bir mal ise bu durumda yapılacak olan şudur: Haram mal elden çıkarılacak. Çıkarmak için önümüzde üç yol vardır: a. Kamuya açık alanlarda kullanılır. b. Fakirlere verilir. c. Devlete hazineye aktarması için verilir. İmam Nevevi, devletin bunu iyi işlerde kullanacağını biliyorsa devlete verir, der. Şu andaki düzen içinde devlete bunu teslim edebileceğimiz bir birim yoktur. Bu sebeple önümüzde iki seçenek kalmaktadır. Bunlar da kamuya açık alanlarda kullanmak veya fakirlere devretmek. Fakirlere devredilmesi şeriatımızın ruhuna daha yakın durmaktadır. Sadece fakirlere tahsis edilmesi ile zengin fakir herkesin ortak olduğu bir alana tahsis edilmesi arasında ciddi bir fark vardır. Bu noktada vakıf ve derneklerin devrede olması gayet güzel bir sonuçtur. Vakıflar ve dernekler bu tür paraları alabilir ve kullanabilirler. Şu kadar ki, genel bütçelerine karıştırmadan özel bir ödenek şeklinde kullanmaları gerekir. Hayır kurumları, kendilerine verilen haram ve şüpheli paralar için şu inceliklere dikkat etmelidirler: 1. Hiçbir vakıf, HARAM PARA TOPLAMA MERKEZİ gibi görmemelidir kendisini. Bir olağanüstü durum olarak görülmelidir bunların kabul edilmeleri. 2. Vakfın/derneğin zekât ve sadaka gibi temiz paraları ile bu paralar aynı havuzda tutulmamalıdır. Aynı makbuz kesilse de pratikte farklı tutulmalıdır. Zira bu paralar sadece fakirlere verilebilir paralardır. 3. Vakıf ve dernek insanların bu paralarla bir KAÇAK PARA AKLAMA İŞİ yapmasına alet olmamalıdır. Şu kadar büyük bir kaçak paranın şu kadarlık bölümünü bir vakıf üzerinden aklamaları durumunda vakfın kanun önünde ve insanların gözünde en azından prestij kaybetmesi mümkündür. 4. Bu paralar CAMİ YAPIMI ve Kur'an BASIMI, DAĞITIMI için kullanılmamalıdır. Bu inceliklere riayet edildiğinde biiznillah hem parayı getiren vebalden kurtulmuş olur hem vakıf/dernek bir hayır yapmış olur.
Faizli işlemden ötürü samimi bir tevbe ettikten sonra inşaallah o eşyalardan kurtulmanız şart olmaz. Yalnız aynı eşyaları bir fakire devrederek tamamen temizlenmek isterseniz daha da iyi olur. Öncelikli meseleniz samimi ve korunmuş bir tevbe olsun. Allah’a emanet olunuz.
Vakıfların hizmetlerinin reklamının yapılması sizin açınızdan bir iştir ve helaldir. Samimi bir çalışma yaparak ücretinizi de alabilirsiniz, umarız bundan sevap da kazanırsınız. Vakıfların böyle bir reklam yaptırırken: a. Asla yalan ve aldatma olmayan bir reklam yapmaları, b. Gerçek olmayan projeleri sunmamaları, c. Ayıracakları fonun zekât ve şartlı bağışlardan olmaması, d. Şeffaf ve kayıtlı bir harcama yapmaları onların dikkat etmesi gereken inceliklerdir. Siz, bu şartlarda bir sapma ve yanlış görüyorsanız öyle bir işi almamanız takvaya yakın olmanızı sağlar.
Bu mesele kadim kitaplarımızda direkt geçmeyen bir meseledir, yeni gelişen tıp imkânları ile yapılabilmektedir. Muasır fakihlerin bir bölümü böbrek naklini caiz görmüşlerdir ama özellikle bazı şartların gerçekleşmesini de şart koşmuşlardır. Böbrek kaybı yaşayan için bütün tıbbi alternatifler bitmiş ve nakil son çare olarak kalmış olmalıdır. Bu nakille elde edilecek yarar muhtemel zararlardan fazla olmalıdır. Nakille beraber iyileşme ihtimali uzmanlarca yüksek görülmelidir. Böbrek verecek olan için bir tehlike söz konusu olmamalıdır. Böbrek, mükellef (akıllı ve baliğ) birisinin olmalıdır. Baskı ile alınmamalı, hür iradesi ile vermelidir. Böbrek nakli asla böbreği alınana ücret verilme şeklinde olmamalıdır. Ölüm veya kaza nedeniyle birisinden nakil yapılacağı zaman ölümü kesinleşmiş olmalı, ondan sonra böbrek alınmalıdır. Ölenden nakil yapılacaksa kendisinin ölmeden önce resmi bir bağış yapması ya da varislerinin bağış yapmaları şarttır.