İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam, Allah nimetini kulunun üzerinde görmek ister diye bir hadis var. Siz de fetvalarınızda bu hadisten bahsediyorsunuz ve müminlerin lüks bir hayat yaşayabileceklerini söylüyorsunuz. Efendimiz Hz. Aişe'ye “Ya Aişe cennette benimle birlikte olmak istiyorsan bir kıyafetin eskimeden ikincisini alma” derken Müslümanların dolaplarında onlarca ayakkabısının olması ve dolapların kıyafetlerle dolu olması normal midir? On bin liraya bir çanta almak normal midir? Efendimiz aleyhisselam “sade yaşamak imandandır” derken bize ne anlatmak istiyordu o zaman? Evlerimiz o kadar lüks ki yoksul insanları sırf gözleri kalmasın diye evlerimize almıyoruz. O yoksul insanların bizim evimize rahmet olması, misafir olması gerekmez mi?

Cevap

Şunu bilmeliyiz: Fakirliğin bir imtihan olduğu kadar zenginlik de bir imtihandır. Sadece zekât vererek malla alakalı imtihanlar bitirilmiş olamaz. Elbette ortada bir imtihan vardır. Bu imtihanı kazanmakla zühd ile israf arasında bir denge çizgisi korunması gerekmektedir. Zühd takva için şarttır ama imanın şartlarından değildir. Sizin belirttiğiniz zafiyetimiz ise bir afetin öncü bilgileri olarak ne yazık ki hepimizi bir rengi ile kuşatmıştır. Toplu ret ile batıp gitme arasında itidali buluncaya kadar gayret edeceğiz. Rabbim muinimiz olsun.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Din, duygularımız üzerinden değil ölçülerimizin üzerinden yaşanır. Ölçülerimiz de haramlar/helaller şeklinde dizilmiştir. Allah Tela, zekâtını ve diğer mali görevlerini yerine getiren mü'min kuluna dünya nimetlerini bütün lükslüğü ve çekiciliği ile mübah kılmıştır. Yani helal tutmuştur. Duygusallıkla din yaşamak zordur. Evet, bir mü'min, daha mütevazı yaşamayı prensip edinebilir. Edinmesi de hoştur. Ama lüks nimetler kullanması uygun değildir, diyemeyiz. Dünyanın imtihan yeri olduğunu unutmayalım. Altı ölü dolu bir toprağın üstünde diriler olarak gezindiğimiz gibi, fukaranın ortasında da zenginler gezinecektir. Vardır bir hikmeti bu işlerin.

Hocam, Müslüman’ın meşru şartlar altında lüks arabaya ve villaya sahip olabilece
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Onun Züleyha olarak kalması için senin de Yusuf olarak kalman gerekir. Esasen eriyen veya kabaran imanımızdır. Vazifemiz, imanımızı canlı tutmaktır. Dünya heveslerinin bizi esir etmesinin neticeleri olarak aile içinde sıkıntılar yaşıyoruz. Eşlerin birbirlerine karşı yapacakları fedakârlıkların karşılığını Allah'tan beklemeleri gerekir. Allah'tan bekleyen nefsinin kışkırtmalarına karşı basiretli davranabilir. Yaptığının karşılığını eşinden bekleyeni ise şeytan doyumsuz ve nankör biri yapabilir. Özellikle dikkat edilmesi gereken bir husus da çevreyi temiz tutmaktır. Eşi varken başka bayanları izleyen birinin yaptığı bile bile nefsi kışkırtmaktır. TV, internet, medya ve serpilmiş insanlar ortamı böyle bir felaket tellallığı yapmaktadır. Buna dikkat etmek gerekiyor. Üçüncü bir husus da dolu dolu bir hayat yaşamak zorunda olduğumuzu bilmemizdir. Nefse boşluk bırakıldığında o, o boşluğu doldurur. Hayatı cihat şuuru ile yaşamak gerekiyor. İbadetler başta olmak üzere, kültürel kabiliyetlerin geliştirilmesi gibi konularla hayatı aktif duruma getirip yaşamamız şarttır. Zikir ve duayı da unutmayalım.

İlk gördüğümüz ve evlenmiş olduğumuz Züleyha’nın bir ömür boyu aynı Züleyha olma
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu değerlendirme isabetli değil. Biz mesela evlat acısına bir ağırlık veriyoruz ve arabasını kaybedeninki kolaydır diyoruz. Dışarıdan bakıldığında bu doğrudur çünkü biz sadece bize yönelik olan direkt etkiyi hissediyor ve değerlendiriyoruz. Allah Teâlâ ise bize göre çok basit gibi duran bir imtihan konusunda bizim için en ağır olan gibi imtihan sonucu çıkarabiliyor. Bu nedenle de kimin imtihanının ağır kiminkinin de hafif olduğu kararını bize göre değil bize imtihan gönderene göre tartmaya mecburuz. Şöyle bir örnek de ele alabiliriz: Bir kere mesela “suphanallah” diyen cennetler dolusu sevap elde edebilirken bir cüz Kur'an okuyan hiç sevap elde edememiş olabiliyor. Niyetten ihlasa kadar pek çok etken burada etkili olur. İmtihan da böyledir. Büyük bir başlıktan kazanamayan bir kul olarak çıkabileceğimiz gibi herkese göre basit bir başlıktan da çok şey kazanmış olabiliriz. Allah Teâlâ akıbetimiz hayır kılsın. Âmîn

Rabbimiz bize çeşitli imtihanlar veriyor. Bu imtihanlara sabredip isyan etmezsek
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu hayatta imtihan için bulunuyoruz. İmtihan ise hayatın her alanı ve her dakikası ile ilgili bir durumdur. Rabbimizin bizi imtihanını sadece dışımızdaki odaklar, fakirlik, hastalık, eş ile sınırlayamayız. Kendi içimizdeki gelgitler, zayıflamalar, erimeler de bir imtihandır. Bu tür imtihan da oldukça ağırdır. Bir mü'min hanım olarak sizin bu ve benzeri iç problemler hissetmeniz imanınızdan kaynaklanıyor. Maazallah imanınız olmasa böyle şeyler hissetmezdiniz. Demek ki sizde imanî bir hayat var, kalbiniz çalışıyor, gözünüz görüyor, kulağınız duyuyor da mevsimler, çevre, ihtiyaçlar, nefis ve benzeri etkenler altında zorluk hissediyorsunuz. Sakın yılmayın, yıkılmayın. Aksine kendinizi daha güçlü tutmaya çalışın. Nefsiniz veya başka bir etken sizi mesela açılmaya zorladıkça siz bir tık daha yukarı çıkarak o baskıdan imanını güçlendirmiş olarak çıkmalısınız. Neticede biiznillah cennete ayak basınca bitecek bu sıkıntılar. Cennetten önce asla bitmesini beklemeyin. Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Âmîn.

Hocam ben yirmi sekiz yaşındayım ve tarih öğretmeniyim. Çarşaflıyım ve hassasiye
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hayatı yanlış anlamak, baştan hata ile yol almak gibidir. Biz bu dünyada, bir nevi tatil yapmak için bulunan kimseler değiliz. Kâfirler öyle anlayabilir ve bize de onu aşılamaya çalışabilirler ama hayat öyle bir şey değildir. Hayat olduğu gibi imtihandır. İmtihan da onu yapanın iradesine göre gerçekleşir. Bizim irademize göre bir imtihan olmasını nasıl bekleyebiliriz? İmtihan bir kere, ana rahmi gibi bir yerden hayata başlamamızla kendini gösteriyor. O bile başlı başına bir derstir anlayabilen için. Yaşayabilmek için verdiğimiz mücadele bir imtihandır. Bizim gibi insan olanlarla hatta yakınımız olanlara olan geçinme mücadelemiz bir imtihandır. İbadet yapıp ahireti kazanma gayretimiz bir imtihandır. Sağlığı korumak bir imtihandır. Mal kazanmak, mala esir olmamak bir imtihandır. Hayat namına ne biliyorsak o bir imtihandır. Ve biz, bu imtihan için varız burada, sadece ve sadece bu imtihan için! Gerçeği görmezden gelmek kimseye bir şey kazandırmaz, kabul etsek de etmesek de gerçek budur. Allah Teâlâ büyük oranda imtihan sonuçlarını ahirete ertelediği için biz, kâfirleri keyfi yerinde görüyoruz. Eğer hayat, bu yedi kıtalı dünyadan ibaretse diyecek bir şey yoktur. Hayat asıl bu yedi kıtadan sonra başlayacaksa o zaman kâfirler sonsuzluğa kadar battı, bitti demektir. İmanın ne büyük bir nimet olduğunu takdir etmemiz lazımdır. Allah Teâlâ haşa, kullarının yaptıklarından gafil değildir, görüyor ve biliyor. Ama her şeyi hesap gününe erteliyor. Aman dikkat edelim de şeytan dalgın bir anımızı yakalamasın. Aman ha!

Hocam, söyler misiniz ne oluyor üzerimizde, kâfirler bizden daha rahat iken bizi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. 'Üzerinde görmek' ifadesini, verdiği nimetleri kullanması olarak anlamalıyız. Allah Teâlâ bir kuluna mal vermiş ise o kul, o malı kullanabilir, kullanmalıdır da. Elindeki mala rağmen fakir yaşaması doğru olmaz. İfade budur. Sizin örneğinizdeki durum ise yapılabilir bir şeydir. Kul, riyaya kaçmadıkça öyle bir hayat yaşayabilir ama bunu dengeli yapmak gerekir. Dengeyi nasıl oluşturacağı hususunda ise ehli ile istişareler eder.

Zengin Kim adlı konuşmanızı izledim. Bu konuşmada “Allah verdiği nimeti kulunun

elbise konusundaki diğer fetvalar

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.