Fetva Meclisi
Soru
Hocam, söyler misiniz ne oluyor üzerimizde, kâfirler bizden daha rahat iken bizim çektiğimiz ne oluyor, ne anlayalım bu gidişattan?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu hayatta imtihan için bulunuyoruz. İmtihan ise hayatın her alanı ve her dakikası ile ilgili bir durumdur. Rabbimizin bizi imtihanını sadece dışımızdaki odaklar, fakirlik, hastalık, eş ile sınırlayamayız. Kendi içimizdeki gelgitler, zayıflamalar, erimeler de bir imtihandır. Bu tür imtihan da oldukça ağırdır. Bir mü'min hanım olarak sizin bu ve benzeri iç problemler hissetmeniz imanınızdan kaynaklanıyor. Maazallah imanınız olmasa böyle şeyler hissetmezdiniz. Demek ki sizde imanî bir hayat var, kalbiniz çalışıyor, gözünüz görüyor, kulağınız duyuyor da mevsimler, çevre, ihtiyaçlar, nefis ve benzeri etkenler altında zorluk hissediyorsunuz. Sakın yılmayın, yıkılmayın. Aksine kendinizi daha güçlü tutmaya çalışın. Nefsiniz veya başka bir etken sizi mesela açılmaya zorladıkça siz bir tık daha yukarı çıkarak o baskıdan imanını güçlendirmiş olarak çıkmalısınız. Neticede biiznillah cennete ayak basınca bitecek bu sıkıntılar. Cennetten önce asla bitmesini beklemeyin. Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Âmîn.
Biz Allah’ın kullarıyız. Bizi yaratan, kaderimizi yazan odur. Böyle inanıp böyle yaşayan için hayat kısa bir imtihandır. O imtihanda elinden geleni yapar, gerisini Rabbine bırakır kul. Böylece de her durumda kalbi huzur içinde olur. Asla bugünkü durumunuza size son on dakikanızdır denecek durum arasında fark görmeyin. Şimdi de o on dakikada da siz Allah’ın kulusunuz, sizin için bir şey değişmemelidir. Allah tamam demedikçe sizi kimse bu dünyadan çıkaramaz. Adına hastalık dönemi demeyin, hayatınızın bir anı deyin, öyle görün, şeytan sizinle oynamasın, ona fırsat olacak dalgınlıklar içine girmeyin. İşinizi ve meşguliyetinizi hiç bırakmayın. Gücünüz yettikçe çalışın. Doktor izin vermeyince kenara çekilin. İbadetler ve sadaka için son nefes engeldir. Son nefesinize ise sizin bilmediğiniz kadar uzun bir zaman vardır. İki şeye dikkat edin. Birincisi size moral kırıcı telkinlerde bulunacak arkadaştan uzak durun. İkincisi de, başta Kur'an ve zikir olmak üzere manevi takviyeyi eksik etmeyin. Kur'an okuyun. Hayat sizi sıkıştırdıkça Kur'an’a sarılın. Dua edin. Allah Teâlâ’dan size afiyetler dilerim, sıhhatiniz için dua ederim.
Bacı, ne yaparsan yap ama asla Allah'ın rahmetinden, seni ve amellerini kabulünden şüphe etme, asla! Şöyle düşün: Şu anda sen yaşıyorsun. Yaşadığın da nefes almandan belli. Nefes dediğin neredeyse bir saniye kadar küçük bir şey. O küçücük nefesle yıllarca yaşadığın hayatın ölçülüyor. Bir tek nefesi yok edersen hayatın bitebilir. Ameller de böyledir: Küçüğü ve önemsizi olmaz. Nefes gibi... Devam et, yılmadan yıkılmadan devam et. Allah seni görüyor, melekleri şahit oluyor, meraklanma.
Aleykümselam. Öncelikle ve özellikle şunu bilmelisiniz: Rabbimizin bizi imtihanı, bizim imtihanın bütünü olarak gördüğümüz fakirlik, düşman baskısı ve benzeri başlıklarla sınırlı değildir. Bu başlıklar genellikle imtihan olarak dikkatimizi çeker ve Allah'ın imtihanı dendiğinde hemen akla gelen başlıklar olur. Biraz daha derin düşündüğümüzde ise imtihanın çok daha geniş alanlarda olabileceğini anlarız. Mü'min insanın kendisi gibi mü'min ailesi içinde imtihan ediliyor olması da bir imtihandır. Belki de en ağır imtihanlardan biridir öyle bir imtihan. İman konusunda herkes iddia sahibi olur ama imanı yaşamaya gelince biri o tarafa öbürü bu tarafa çeker ve özellikle gençleri ortada bırakırlar. Ashabı kiram üzerinde bile bunu görmek mümkündür. Eğer iman etmeyi bir imtihan kazanmak olarak görüyorsak buna dikkat edeceğiz. Böyle bir dikkatiniz olursa çevrenizde olup bitenleri daha iyi kavrar ve kalbinizdeki huzuru daha kolay korursunuz. Şimdi sorunuzdaki ne yapmanız gerekene geçebiliriz: a- İmana ait ve açık olan, herkesin anlayabileceği hususlarda kimseye hiçbir taviz verme sakın. Kim ne derse desin ve o kim, kim olursa olsun! İmanımız pazarlık konusu değildir. b- Allah'ın farzları ve bilhassa farzı ayın olan emirleri hususunda da kimse ile pazarlığın olmasın. c- Haram olduğu açık olan ve tartışılamaz bulunan konularda da kimseye esnek davranma sakın. d- İhtilaflı konularda yani bir şeyin haram mı olduğu mekruh mu olduğu gibi ihtilaf bulunan konularda muhataplarına esnek davranabilirsin. Bazen onların dediğini yaparken bazen da kendi kararına bağlı kalabilirsin. e- Mubah olan konularda ise yani haram olmayan veya farz olmayan bir şeyde ailenin büyüklerini üzmemeye önem ver. f- Şüpheli şeylerde ise kendini korumakta haklısın. g- Bütün bu kararları uygulamada en tatlı söz ve davranışların sahibi olarak bilinmelisin. Senin hırçın ve kaba tutumun muhataplarının dinden kopmasına neden olmamalıdır. Allah yardımcın olsun.
Hepimiz bu hayatı imtihan için yaşıyoruz. Rabbimiz bizi imtihan edecek ve kazanacak ya da kaybedeceğiz. Şunu unutmayınız: İmtihanımız bir anlık değildir. Vaktini bilmediğimiz son nefesimize kadar sürecektir imtihanımız. İnşaallah iman sahibi olarak öldüğümüzde, bu imtihan boyunca yaptığımız ve yapmadığımız artı eksi ne varsa hepsinin ortalaması ile karşılık bulacağız. Şeytan ister ki biz, bir iki düşme ile düştüğümüz yerde çöküp kalalım. Allah Teâlâ da ister ki kulu yılmasın; düştüğü yerden kalksın ve yürüsün. Siz Allah Teâlâ'nın istediği gibi yapın, düşseniz de yılıp çökmeyin, devam edin yürüyün. Bin kere düşseniz de bin birinciye kalkın ayağa. Yol böyle yürünüyor endişeye gerek yok. O iman enerjisi varken korkmayacaksın, umutlu olacaksın. Allah yardımcın olsun.
Sizin bu şikâyetiniz neredeyse her Müslüman'ın öyle veya böyle şikâyetidir. Çünkü biz, bir kulluk savaşı veriyoruz. Şeytana mağlup olmadan Rabbimize kavuşmayı diliyoruz. Kesinlikle bu bir mücadeledir; temenni ile, umutla elde edilir bir şey değildir. Sizi bu hâlinizle, başkasını da bir başka şey ile oyalayacaktır şeytan. Biz ise, imtihanımız her ne ise onu başarmak için uğraşacağız. Peygamberlerden bir peygamber bile olsak durum bu olacaktı. Siz, 1- İmanınızı tartışma konusu yapmayın, öyle bir ortamda bulunmayın, 2- Asla, Allah'tan ve rahmetinden umut kesmeyin. 3- Fasıklarla beraber bulunmayın, onların gündemlerine katılmayın. 4- Yaptığınız ibadetleri az bile olsa asla küçük ve basit görmeyin. Bir kere 'Sübhanellah' demenin cennet demek olduğunu bilin. 5- Sizden daha iyi olduklarına itimat ettiğiniz bir grubun içinde bulunun. Onlarla programlı bir şekilde işler yapın. 6- Dengeli işler yapın; sadece zikir, sadece siyaset, sadece oruç gibi işler yapmayın. Farzların bütününü, nafilelerin de yapabildikleriniz kadarını yapmaya çalışın. Gerisini de Allah'a bırakın; şeytan, tevazu kılıfı ile sizi tuzağa düşürmesin. İyi haberlerinizi bekleriz. Allah'a emanet olunuz.
ahiret konusundaki diğer fetvalar
Çünkü kapitalizm, • Din ve ahlakı hatta insanlığı yok kabule etmeye mecbur eder. Kapitalizmde ahirete yer yoktur. • Bir azınlık grubu sürekli besler ve toplumun gerisini onlara hizmet ettirir. • Büyük şirketleri hayatın bütünü gibi tutar, başkasının büyümesine izin vermez. • İnsanları sürekli borçlanmaya sürükler, işsizliği körükler. Biz de bu nedenlerle kapitalizme karşı dururuz.
Allah yardımcınız olsun. Her Müslüman muhakkak bir işin görevlisidir, Allah Teâlâ kimseyi boş ve gereksiz yaratmamıştır. İnsan kendi ağırlığının oturacağı yeri bulamayınca gereksiz ve yersiz gibi kalır. Siz de bulunduğunuz yeri bu mantıkla değerlendirmeye bakınız. Asıl vazifeniz ve sorumluluğunuzun ÖNCE KENDİNİZİ iman ve ahlâk olarak muhafaza etmek olduğunu bilmelisiniz. Bulunduğunuz ya da bulanabileceğiniz yer şeytanın erkeği ile kadını ile insanı parçaladığı bir yer olabiliyor. Zaman ahiret zamanı denebilecek bir açılım içindedir, bu bir risk. Makamın getireceği rehavet ve “gereğini yapmaya mecbur kalma ezilmişliği” bir risktir. Bu risklere karşı adeta mücadele ederek bir ömür geçireceksiniz. Kendinizi bir an bile boşlukta bırakırsanız şeytan o anı sizin kayma anınız olarak yakalar ve bir daha geri dönmeniz olmayabilir maazallah. Size şunları tavsiye edebilirim: a- Önceliği kendiniz olarak görün. Dünya ve ahiretiniz olarak siz siz olmadıkça kime ne yararınız olacak da kalbiniz ondan huzur bulacak? Mum gibi eridikten sonra vereceğiniz mini bir ışık için “aydınlatma” demenin anlamı yoktur. b- Evliliğinizin bir iş uğruna heba olmasına izin vermeyin. Fıtratla ters düştüğünüz yerde kesin kaybedersiniz. c- Bulunmanız muhtemel görev neticede bir beşerî düzeni besleme görevi olacaktır. Dikkat edin, ahireti verip dünyayı almayasınız. Kerhen ve bin bir tedbirle bulunun orada. d- Bir bayan olarak erkeklerle bulunabileceğiniz ortam, çarşı pazarda bulanabileceğiniz kıyafet ve şartların ortamı olacaktır. Bu ciddiyetinizi asla gevşetmeyin. e- Beşerî bir sistemin ayrıntılarını öğrenirken dininize ait bilgileri ihmal etmeyin. f- Açık bir şekilde şirk veya haram olan sözler, teoriler ve benzeri sakıncalarla karşılaştığınızda imanınız sizi hareketlendirsin. En azından kalbinizden “Allah’ım ben bu sözleri, teorileri, maddeleri beğenmiş değilim, reddediyorum, ben senin dininden yanayım, beni affet” deyin. g- Bulunduğunuz noktada en iyiye talip olun, sürekli öğrenin. Orada bulunmanıza değecek bir gayret ve çalışma içinde olun. h- Bir istişare edilir kimseler listeniz olsun. İstişare etmeye çekinmeyin. Fıkıhta, Kur'an ilimlerinde veya benzeri ilimlerde istişare ederek kendinizi canlı ve aktif din bilgisi ile ayakta tutmaya çalışın. i- Çok dua edin. İbadetlerinizi ihmal etmeyin. Allah yardımcınız olsun.
Kabre konan insana: • Rabbin kimdir? • Dinin nedir? • Peygamberin kimdir? Şeklinde soru sorulacağına dair hadis mütevatir gibi bir hadistir. Bu hadisi Buharî, Müslim, Ebu Davud, Nesaî, Tirmizî, İbni Mace, Ahmed, İbni Hibban, İbni Ebi Şeybe, Hakim, Beyhaki gibi büyük muhaddisler rivayet etmişlerdir. Kabirde soru sorulacağına dair bilgi bu ümmetin ilk gününden itibaren bir din bilgisidir ve bu bilgiden hiçbir şüphe yoktur.
İnsanlarla alay etmek haramdır. Haram bir günah olarak tevbe edilmedikçe kıyamet günü ateşle karşılık bulacaktır. Bu işi yapan biri muhakkak o kimseleri bulup onlarla helalleşmelidir. Onları bulamaz veya helallik vermezlerse çok istiğfar edip çok dua etmeli, onlar için çok sadakalar vermelidir. Bu bir kul hakkıdır, ahirete taşınırsa helalleşmek ibadetler üzerinden olacağı için durum vahimdir, bu biline!
Hayır, aksine daha çok derdi olur kimi zaman, derdi olmaz sözü geçerli değildir. Fark olarak ne olur? O salih insan, asıl hayat olarak ahireti hedeflediği için, dünya hayatının başına getirdiği acılar ve sıkıntılardan dolayı çökmez. Şöyle anlamaya çalışın: Evinden çıkıp iki km yürünecek bir yola gidenin yorulacağı nokta kaç metredir, iki yüz km yürümek için evinden çıkan birinin yorulacağı nokta kaç km olur? İkisi de aynı yolu aynı bedenlerle yürürler ama biri, iki yüz km gitmek için girdiği yolda beş yüz metrede iken mola vermez. Verse yolu bitmez. Ama iki km gitmeyi planlayan, her iki yüz metrede bir çay molası verebilir. Bizim durumumuz aynen böyledir. Rabbi ile buluşmayı, Firdevs cennetinde olmayı samimi bir şekilde arzu eden için ara yerlerdeki levhalara takılmak olmaz. Elbette mü'min, “ben dünyada kalmak istiyorum” diyen insan değildir, herkesin derdi cennette olmaktır ama Allah’ın bazı kulları bu arzularını adeta evlerinin duvarlarına bile inandırdılar, bazı kulları da kendileri bile ne istediklerinin farkında değildirler. Allah yolunda iken bu dünyanın çilelerine takılıp kalmak veya yola devam etmek böyle bir şeydir. Bu da bir eğitim meselesidir. Ve çok yüksek oranda bir çevre meselesidir. Kimlerle oturup kalktığından, soluduğun havaya kadar her şey buna etki eder. Rabbim hepimize kolay etsin.
Kardeşim, bir kadına zina ettiğini söylemek ahireti batırabilecek kadar ağır bir iddiadır. DÖRT ŞAHİT ile ispatlanmayan veya kendisinin itiraf etmediği bir zina isnadı dünyanızı ve ahiretinizi bitirebilir. Dört şahit bulmak ise neredeyse imkânsız gibidir. Zira bu konudaki şahitler sıradan bir şahit gibi tutulmazlar. Size tavsiyemiz şudur: Böyle bir şeyi gündeme getirmeden, başka sebeplerle ayrılmanın bir yolunu bulun. Siz de kurtulun o da ve muhtemel çocuklarınız da geleceğinizi bulandırmaktan kurtulsun, herkes kurtulsun. Ama şunu unutmayın: Zan üzerine bu iddiayı yaptı iseniz bile bile kendinizi helak ettiniz gibi bir şey yaşarsınız. Allah yardımcınız olsun.