İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Kıymetli Hocam, ben hukuk fakültesinde doktoramı bitirmek üzereyim. Bundan sonra nasipse inşallah hoca olup kürsülerde ders vereceğim. Ümmete nasıl faydalı olabilirim? Diğer sorum ise, Rabbimiz, ahirette "yaşadığın ülkenin hukukunu öğrendin, fıkıh (İslam hukuku) hususunda ne getirdin, oku defterini” buyurduğunda mahcup olmamak için ne yapabilirim? Bugünün şartlarında zor bir soru olabilir, lakin akademik çalışma adı altında her alanda çalışma imkânımız olabilir.

Cevap

Allah yardımcınız olsun. Her Müslüman muhakkak bir işin görevlisidir, Allah Teâlâ kimseyi boş ve gereksiz yaratmamıştır. İnsan kendi ağırlığının oturacağı yeri bulamayınca gereksiz ve yersiz gibi kalır. Siz de bulunduğunuz yeri bu mantıkla değerlendirmeye bakınız. Asıl vazifeniz ve sorumluluğunuzun ÖNCE KENDİNİZİ iman ve ahlâk olarak muhafaza etmek olduğunu bilmelisiniz. Bulunduğunuz ya da bulanabileceğiniz yer şeytanın erkeği ile kadını ile insanı parçaladığı bir yer olabiliyor. Zaman ahiret zamanı denebilecek bir açılım içindedir, bu bir risk. Makamın getireceği rehavet ve “gereğini yapmaya mecbur kalma ezilmişliği” bir risktir. Bu risklere karşı adeta mücadele ederek bir ömür geçireceksiniz. Kendinizi bir an bile boşlukta bırakırsanız şeytan o anı sizin kayma anınız olarak yakalar ve bir daha geri dönmeniz olmayabilir maazallah. Size şunları tavsiye edebilirim: a- Önceliği kendiniz olarak görün. Dünya ve ahiretiniz olarak siz siz olmadıkça kime ne yararınız olacak da kalbiniz ondan huzur bulacak? Mum gibi eridikten sonra vereceğiniz mini bir ışık için “aydınlatma” demenin anlamı yoktur. b- Evliliğinizin bir iş uğruna heba olmasına izin vermeyin. Fıtratla ters düştüğünüz yerde kesin kaybedersiniz. c- Bulunmanız muhtemel görev neticede bir beşerî düzeni besleme görevi olacaktır. Dikkat edin, ahireti verip dünyayı almayasınız. Kerhen ve bin bir tedbirle bulunun orada. d- Bir bayan olarak erkeklerle bulunabileceğiniz ortam, çarşı pazarda bulanabileceğiniz kıyafet ve şartların ortamı olacaktır. Bu ciddiyetinizi asla gevşetmeyin. e- Beşerî bir sistemin ayrıntılarını öğrenirken dininize ait bilgileri ihmal etmeyin. f- Açık bir şekilde şirk veya haram olan sözler, teoriler ve benzeri sakıncalarla karşılaştığınızda imanınız sizi hareketlendirsin. En azından kalbinizden “Allah’ım ben bu sözleri, teorileri, maddeleri beğenmiş değilim, reddediyorum, ben senin dininden yanayım, beni affet” deyin. g- Bulunduğunuz noktada en iyiye talip olun, sürekli öğrenin. Orada bulunmanıza değecek bir gayret ve çalışma içinde olun. h- Bir istişare edilir kimseler listeniz olsun. İstişare etmeye çekinmeyin. Fıkıhta, Kur'an ilimlerinde veya benzeri ilimlerde istişare ederek kendinizi canlı ve aktif din bilgisi ile ayakta tutmaya çalışın. i- Çok dua edin. İbadetlerinizi ihmal etmeyin. Allah yardımcınız olsun.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Birincil gayeniz kendinizi korumak ve o ortamlarda erimemek olsun. Siz sağlam kalırsanız o kalışınız biiznillah ümmetinize hayır getirir. Bunun ötesinde de şeriatımızın temel haramlarını gözeterek yaşamayı ilke edinin. Erkeklerin bulunduğu bir ortamda da zorunlu bir durumda ders verebilirsiniz mesela. Bu dersinize çıkarken sizi izleyecek erkeklerin gözüne cazip gelmeyecek bir kıyafetle çıkarsınız ve adeta sokakta yürür gibi olan kıyafetinizle bunu yaparsınız ve sorun olmaz. Bu da şüphesiz birincil göreviniz olması gereken kendinizi koruma ciddiyetinizle sağlanabilir. Devam edin ve çalışın. Onların fikirlerinden korkmayın, muhtemel kendi gevşekliğinizden korkun. Allah yardımcınız olsun.

Hocam, ben yüksek lisans öğrencisiyim. Hedeflerim arasında öğretim görevlisi olm
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Mühendislik alanları bayanların, genç yıllarının yıpranması için zorunlu alanlardan görmüyorum. Bunun yerine okuma ve öğrenme heyecanınızı dünya için de ahiret için de BİRİNCİ DERECEDE zorunlu alanlardan birinde kullanın. Şimdiki huzursuzluğunuz, yıllarca sürer ve hiçbir teselli sizi rahatlatamaz. Allah yardımcınız olsun. Hayır üzere sizi de bizi de muhafaza buyursun.

Selamünaleyküm hocam. Lisans ve yüksek lisansı mühendislik alanlarında okumuş ev
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ sizi muvaffak kılsın. Size güzel ve bereketli bir ders halkası oluşturabilmeniz için şu prensipleri tavsiye edebilirim: Yapacağınız işin ibadet olarak kabul edilebilmesi ve size sevap kazandırması için niyetiniz önemlidir. Ne kadar niyetiniz varsa ya da niyetiniz ne ise o kadar sevap bulacaksınız, o kadar bereketiniz olacak. Niyeti önemli bulun. Gerçek niyet şudur: “Allah’ın dinini öğreneceğim, Peygamberimin izinde gitmeye çalışacağım.” Gerisi boş veya yararsız niyetlerdir. Yüzde yüz bunu yakalamaya çalışın. Bu kolay değildir; şeytan ve şeytana ayak uydurmuş çevreniz sizi zorlayabilir. Muhakkak bir hoca ile okuyun, oturun. Hoca muhakkak akademik kimliği veya büyük icazetleri olan birisi olmalı değildir. Öyle olursa ne güzel ama sizden önce bir bilenden o kitabı okumuş ve anlamış birisi sizin için hoca demektir. İnsanlar on kişi bir araya gelip sağlık dersleri yapıyorlar mı, yapsalar bir yararı olur mu? Elbette olmaz. Doktor olmadan sağlıkta ileri geri konuşmak cana zarar verir. Din neden herkesin bilip rahatça konuştuğu bir alan olsun, olabilir mi? Bu notu unutmamaya çalışın. Dersin başlama ve bitiş saatleri muhakkak sabit olmalı. Ne ileri geri oynamamalıdır. Yaptığınız iş bir kültür çalışması olmadığına göre ibadet ağırlığı ile yapacaksınız. Bunun için de: Sadece İslam konuşulacak. Ticarete direkt veya dolaylı girilmeyecek. Bid’atlerden uzak kalınacak. Şahıslar öne çıkmayacak. Bencillik yapılmayacak. Ben değil ders şuuru olacak. Öğrendiğimizi saklamak için değil yaşamak ve yaymak için öğreneceğiz. Bir kere veya beş kere aynı şeyi okumak ve öğrenmekten kaçınmayacağız. Biz namaza çok kıldık demiyoruz çünkü ibadettir. Bu da ibadettir. Ne okuyacağız sorusunun cevabı şudur: Önce güzel bir ilmihal. İlmihal okumadan yaptığımız hiçbir okuma veya ders gerçek ilim olamaz. Çünkü ilmihal farz bilgilerden oluşur. Tefsir, hadis gibi büyük isimler tuzak olabilir. Sonra Kur'an kıraati. Üç dakikada hatasız bir sayfa okuyana kadar Kur'an tilaveti görevimiz devam ediyor demektir. Bu seviyeye gelince de günlük virde geçeceğiz. Sonra siyer okuyabilir. Sonra da Riyâzü’s Salihin veya diğer hadis kitaplarından biri. Ders yapılacak zamanı iyi belirlemek gerekir. Kadınların uygun olacağı zaman dilimi ile erkeklerin uygun olacağı zaman dilimi aynı olmaz. Derse katılanların zaman ve zihin bakımından uygun ortalamasını bulmak gerekir. Çocukları yok kabul ederek ders yapamayız. Onların dağıttığı dersin de anlamı olmaz. İkisinin ortalamasını bulmak her gruba göre farklı olacaktır. Kısa bir Kur'an tilaveti ile ders başlayabilir. Namaz saati gelince cemaatle namaz kılınsın. Herkesin anlayacağı; Dil, Hız bulunmalıdır. Tekrardan kaçınılmamalıdır. Okunacak kitabın herkeste olması ciddiyet kazandırır. Her derse başlandığında kısa bir geçmiş konuların özeti yapılmalıdır. Önemli görülen ve anlaşılmayan konular tekrar edilmeli, vurgulanmalıdır. Zor konular için bilen birinden destek alınmalıdır. Ayet ve hadisle ilgili konularda kimse kanaat kullanmamalıdır ki ibadet kalitemiz düşmesin. Herkes o grupta kimliği ne olursa olsun kendisini öğrenci kabul etmekten kaçınmamalıdır. Tıpkı sosyal kimliğimiz ne olursa olsun camiye birey olarak girip namaz kıldığımız gibi. Herkes soru sorabilmeli, kimsenin sorusuna gülünmemelidir. Cevabı da kafadan atmaca değil, bilenin bildiğini söylediği, bilinmeyenin de bilene sorulduğu şeklinde olmalıdır. Gıybet, siyaset, günlük dedikodular ve paralı işler ders yapılan yerde konuşulmamalıdır. Bir kereliğine de olsa o kapı açılmamalıdır. Allah, Peygamber aleyhisselam, sahabe isimleri geçtiğinde gerekli saygı gösterilmelidir. İhtilaflı konulara asla girilmemelidir. İhtilafa düşülen konu da terk edilmelidir. Zamanla bir tartışma ortamı oluşursa yani bir gruplaşma belirtisi oluşursa o gün o ders halkası dağıtılmalıdır. Dağıtılmıyorsa öyle bir derse devam edilmemelidir. Takip ettiğimiz dersten yararlanıp yararlanmadığımızı test etmek için de şuna dikkat ederiz: Allah için ve ibadet maksadı ile takip ettiğimiz bir ders bir zaman sonra bizde Allah’a karşı saygıyı, dinini yaşama heyecanını, haramlardan kaçınma ciddiyetini, mü'min kardeşliği artırmalıdır. O ders sanki bizim nefes aldığımız bir bahçeye dönüşmelidir. Meleklerin bizi kuşattığını hissettirmelidir. Bu gerçekleşmiyorsa biz daha dikkatli olmalı veya o dersin işlenişinin hatalı olabileceğini düşünmeliyiz. Mesela derse giriş çıkışlarda selam yerleşti mi? Ders dua sebebi oluyor mu, katılanlar birbirlerine dua ediyorlar mı? Zikir içerikli oluyor mu? Birbirimize saygıya dikkat ediyor muyuz? Dilimiz ve nezaketimiz ilerliyor mu? Âlime saygı, ilme hürmet yayıldı mı? Saç baş ile oynanıyor mu? Cep telefonu ve benzeri cihazlar terk edilebiliyor mu yoksa herkesin o anda çalan telefonu hayatın en acil işi mi? Derse bir kişinin daha fazla katılması mutluluk veriyor mu? Ders sebebiyle bir gruplaşmaya kaydık mı? Dersi yazarak ve sonra da okuyarak mütalaa ediyor muyuz? Derse katılamamak üzüyor mu? Ders esnasında yaslanılacak bir yer bulup oraya yaslanarak mı ders dinliyoruz? Ders işlenen mekânı temiz tutuyor muyuz? Bir okul talebesi gibi zaman zaman öğrendiklerimizden imtihan edilmeyi biz istemeliyiz. Ve… Bu dersle beraber cennet umudumuz, cehennem korkumuz ne kadar yükseldi ne kadar pratik oldu?

Hocam sizden bir RİYÂZU’S SALİHÎN dersi yapmak için takip etmemizi uygun gördüğü
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslam ile idare edilmeyen yerlerdeki meri hukuk ilminin öğrenilmesi ve ardından da elde edilen diplomanın verdiği hâkimlik ve benzeri mesleklerin icra edilmesi meselesini bu asırdaki ilim adamlarımızın ihtilaf ettiği konular arasında görüyoruz. Tamamen reddedenlerin yanında, değerlendirilebilir bulanlar da vardır. Erkek veya kadın ayrımı yapmadan önce bu yönünü ele almamızda yarar vardır. Şahsi kanaatimiz; itikat açısından kabul etmiyor olmamıza rağmen, şerden emin olmak açısından bu bölümlerin, dinine vâkıf gençlerimiz tarafından tahsil edilmesi ve diplomasının da kullanılması yönündedir. Evet, ortada bir risk vardır ama bu risk belki de camideki imam efendi için de vardır. Hiçbir meslek, İslam’ı merkeze almayan böyle düzenlerde el kol sallanarak icra edilebilir nitelikte değildir. Kadınların hukuk tahsilini ve tahsilin neticesi olarak hâkimlik ve savcılık gibi meslekleri icra etmelerini ise risk içinde risk taşıyan bir alan olarak görüyoruz. Çok özel yetiştirilmiş, koruma altında tutulmuş, mü'min çevresinden hiç koparılmamış ve orada bulunma maksadını imanı ile alakalı gören bir kadın için “ümmet adına kullanılmış bir zaruret” olarak değerlendirebiliriz. Avukatlık ise biraz daha olabilirliği bulunan bir alandır. Dikkat ederseniz ağır bir sorumluluğun ifadesi olan şartlardan söz ediyoruz. Bu da herkesi imanı ile baş başa bırakıp karar vermeye sevk etmektedir. Allah Teâlâ rızasına muvafık amellere hepimizi muvaffak kılsın. Yine Nureddin Hocamızın benzer bir soruya vermiş olduğu cevabı da sizinle paylaşayım; Evet, hukuk alanı “içeriği itibariyle” risklidir. Yaşadığımız ülkedeki durum itibariyle bir kere daha risklidir. Üçüncü bir risk de kadının o dikenlikte çekeceği mesleğe mahsus sıkıntılar olacaktır. Buna rağmen imanını ve Müslümanca duruşunu koruyabilen ve iyi bir çevrede kendini muhafaza edebilen bir hanım için “o işi yapamaz” diyemeyiz ama kim neye güvenerek o riski alabilir onu herkes kendi takdir etmelidir.

Hocam bir kadının hukuk okuması ve avukat veya savcı olması caiz midir? Savunduğ
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Böyle düşünmen ve akıntıya kapılıp gitmeyen bir mümine olmak istemen çok güzel, Allah yardımcın olsun. Özet olarak sana şunları tavsiye edebilirim: İyi düşünmek yetmez; iyiyi çevre olarak, ortam olarak oluşturmalısın veya onun için uğraşmalısın. Yoksa herkes iyi olmak isteyecektir. Madem tıp biliminde iş göreceksin, hedefin “en verimli, en faydalı doktor” olmalıdır. “Doktor” değil, “en iyi doktor” hedefi ile yol al. Allah Teâlâ’nın yarattığı kabiliyeti keşfederek mesleğinde en faydalı en değerli bölümü doldurmaya bakacaksın. İmanın ve ahlakın damarlarındaki kanın gibi değerli olmalı senin için. Planlama yaparken, tercihte bulunurken bu çizgiyi kolla. Allah’ın haramlarına asla yaklaşma. Haramdan arınmış bir hayat planla. Bir kaza olur da harama bulaşırsan hemen tevbe ile kendini arındır. Allah’ın kuluna emrettiği farzları başta namaz olmak üzere arızasız olarak uygulamaya azimli ol. Mesela işini namaz ekseninde kalmaya göre ayarla. Huzurlu bir hayat için evliliğin önemini ve etkisini hiçbir zaman küçümseme. Bütün emeklerine ve ulaşabileceğin akademik kimliğe rağmen başarısız bir evlilik seni çökertebilir. Bunu bilerek evlen. Bizim müşahede ettiğimiz kadarıyla şunu tespit ettik: Doktorun evliliğinde onun beyaz önlüğü ile evlenen bir eş sıkıntı kaynağıdır. Önlüğünle değil senin şahsınla evlenen birini bulmaya çalış. Gerekiyorsa bunun için evlenmeyi ertele ama önlüğünle değil seninle evleneni bul. Arkadaş çevren, ne yaparsan yap seni etkiler. Onlar ne ise bir zaman sonra sen de o olursun. Tıpkı virüs gibidir insan; bulaşır ve yatağa yatırır hatta mezara bile sokabilir. Zorunlu olarak bir arada durman gerekenler dışında ahiretine ve dünyana faydası olmayan bir arkadaşı arkadaş olarak görmemelisin. Doktorluk ziyadesiyle mübarek bir meslektir. Diyebilirim ki namaz kadar elbette değil ama nafile herhangi bir ibadet kadar değerlidir. Sürekli sevap yazılır sana. Para kazanıyor, koltuk sahibi oluyor olsan da durum böyledir. Doktorluk bir cami imamlığı gibi başkalarına kazandırırken kazanılacak bir meslektir. Şüphesiz bu çapta değerli bir meslek beraberinde sıkıntılar da getirecektir. İnsanların canları üzerinde iş yapan birinin yaptığı işin değeri ve önemi beraberinde maddi manevi sıkıntılar getirebilir. Bu sıkıntıların maddi olanlarını siz zaten biliyorsunuz. Manevi olanlarından sadece birini burada zikredebilirim. O da şudur: Önlüğü giydikten bir zaman sonra şeytan sinsi sinsi senin içine sanki hastaları sen yarattın, sen olmasan onlar ölecekmiş gibi hisler sokuşturabilir. Bu kimi zaman tepeden bakma, kibir olarak yansıyan uygulamalar getirir beraberinde. Allah muhafaza buyursun, böyle bir tutum sözünü ettiğimiz bereketi ve sevabı eritip bitirebilir. Bunun sizi etkilememesi için de mü'min insanların içinde insan olarak bulunmak, bir ders halkası takip etmek, nefsi azdıracak işlerden uzak durmak pratik çözümler üretmek olarak görülebilir. Doktor olarak imzanız bir mülki amirin imzasından kimi zamanlar daha etkili ve güçlüdür. İnsanların hayatına ve huzuruna etki eden kaşenin sahibi olabilirsiniz. Asla imanınıza ve kalbinize ters bir iş yapmayın. Size maaş veren kurumun yasalarını, kurallarını kollayın. Bir kaşe sizi cehenneme sürükleyebilir maazallah. Hiçbir imzayı, kaşeyi basit görmeyin. Değeri bir kibrit kutusu kadar basit bile olsa bir ilacı doktorluğunuz size emretmedikçe yazmayın, onaylamayın. Sabır ve dua sizin reçetesini yazamayacağınız ama huzurunuzu size getirecek fırsatlarınızdır. İkisini de masanızın üstünde, kalbinizin en yakınında saklı tutun. Besmele ile başlayın, dua ile bitirin. Muvaffak olmanız için dualar ederim. Allah Teâlâ sizi mahcup olacağınız işlerden muhafaza buyursun, akıbetinizi hayır kılsın. Âmîn.

Hocam ben TUS’a hazırlanan bir hekimim. Ancak bu günlerde ne yazık ki dini gerek
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bu hususta toplumumuzun bütününde bir sıkıntı vardır. Belki de en ağır tavizlerimizden biridir bu husus. Mümkün olduğunca kendimizi şeytana teslim etmeyeceğiz. Bu birinci ilkemiz olsun. İkincisi de, insanların ne dediğine dikkat edersek nefes bile aldırmazlar bize. Üçüncü ilkemiz de, konuyu farzlar, sünnetler diye ayırabiliriz. Farzları hiç taviz verilemezler olarak görürüz, diğerlerinde ise pozisyon kollarız. Sabırlı olun, adım adım yol almaya çalışın. Kendinizi kollarken ise bir bütün olmaya çalışın.

Selamünaleyküm. Değerli hocam kadın-erkek ilişkileri hususundaki fetvaları biliy

ahiret konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kabre konan insana: • Rabbin kimdir? • Dinin nedir? • Peygamberin kimdir? Şeklinde soru sorulacağına dair hadis mütevatir gibi bir hadistir. Bu hadisi Buharî, Müslim, Ebu Davud, Nesaî, Tirmizî, İbni Mace, Ahmed, İbni Hibban, İbni Ebi Şeybe, Hakim, Beyhaki gibi büyük muhaddisler rivayet etmişlerdir. Kabirde soru sorulacağına dair bilgi bu ümmetin ilk gününden itibaren bir din bilgisidir ve bu bilgiden hiçbir şüphe yoktur.

Kabirde insana sorular sorulacağı ne kadar gerçektir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Çünkü kapitalizm, • Din ve ahlakı hatta insanlığı yok kabule etmeye mecbur eder. Kapitalizmde ahirete yer yoktur. • Bir azınlık grubu sürekli besler ve toplumun gerisini onlara hizmet ettirir. • Büyük şirketleri hayatın bütünü gibi tutar, başkasının büyümesine izin vermez. • İnsanları sürekli borçlanmaya sürükler, işsizliği körükler. Biz de bu nedenlerle kapitalizme karşı dururuz.

Biz Müslümanlar olarak kapitalizme neden karşıyız?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hayatı yanlış anlamak, baştan hata ile yol almak gibidir. Biz bu dünyada, bir nevi tatil yapmak için bulunan kimseler değiliz. Kâfirler öyle anlayabilir ve bize de onu aşılamaya çalışabilirler ama hayat öyle bir şey değildir. Hayat olduğu gibi imtihandır. İmtihan da onu yapanın iradesine göre gerçekleşir. Bizim irademize göre bir imtihan olmasını nasıl bekleyebiliriz? İmtihan bir kere, ana rahmi gibi bir yerden hayata başlamamızla kendini gösteriyor. O bile başlı başına bir derstir anlayabilen için. Yaşayabilmek için verdiğimiz mücadele bir imtihandır. Bizim gibi insan olanlarla hatta yakınımız olanlara olan geçinme mücadelemiz bir imtihandır. İbadet yapıp ahireti kazanma gayretimiz bir imtihandır. Sağlığı korumak bir imtihandır. Mal kazanmak, mala esir olmamak bir imtihandır. Hayat namına ne biliyorsak o bir imtihandır. Ve biz, bu imtihan için varız burada, sadece ve sadece bu imtihan için! Gerçeği görmezden gelmek kimseye bir şey kazandırmaz, kabul etsek de etmesek de gerçek budur. Allah Teâlâ büyük oranda imtihan sonuçlarını ahirete ertelediği için biz, kâfirleri keyfi yerinde görüyoruz. Eğer hayat, bu yedi kıtalı dünyadan ibaretse diyecek bir şey yoktur. Hayat asıl bu yedi kıtadan sonra başlayacaksa o zaman kâfirler sonsuzluğa kadar battı, bitti demektir. İmanın ne büyük bir nimet olduğunu takdir etmemiz lazımdır. Allah Teâlâ haşa, kullarının yaptıklarından gafil değildir, görüyor ve biliyor. Ama her şeyi hesap gününe erteliyor. Aman dikkat edelim de şeytan dalgın bir anımızı yakalamasın. Aman ha!

Hocam, söyler misiniz ne oluyor üzerimizde, kâfirler bizden daha rahat iken bizi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Size İslam âlimlerinden İbni Kayyım’ın güzel bir sözünü aktarayım, siz onun üzerine düşünün. Bu söz yaklaşık yedi asır önce söylenmiştir. Diyor ki: “Lider olmanın alkoldeki gibi bir sarhoşluğu vardır hatta ondan da beterdir. Lider olmanın verdiği bir sarhoşluk olmasaydı liderler ebedi ahiretlerini verip dünyayı almaya çalışmazlardı.”

Hocam, insanlar siyasi bir görev aldıklarında ya da bir koltuk sahibi oldukların
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mü'min, bu hayatta ne varsa hepsinin bir imtihan olduğuna iman eder; nimetler de belalar da. İmtihanın ne olduğunu anlamadan önce imtihan sonuçlarının ahiret üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini anlamalıdır. Bu anlayışa sahip olmayan, malı ve çocukları ile yaşadığı imtihanı anlamadan ömrünü bitirebilir. Mal ve evladın imtihan olması, imtihanın fitneye dönüşmesi şu sonuçlardan birinin ortaya çıkması ile olabilir: a- Mal ve evlat yüzünden ahiretine zarar geliyorsa imtihan kaybediliyor demektir. En azından direkt cennete girme fırsatını ağır bir hesap yüzünden erteletmek bile kaybetmektir. Bunun bir de cenneti kaybederek ahireti tamamen kaybetmek sonucu da olabilir. b- Mala ve çocuklara düşkünlük haramlara kayma nedeni olabilir. Bu bir imtihan kaybı olur. v c- Mal ve çocuk yüzünden düşmanlıklar olabilir. Bu da bir kayıptır. d- Cimrilik ve korkaklık nedeni olabilir ki bunların her biri insanın imtihan kaybetmesinin nedenlerindendir. e- Mal da evlat da kibir nedenlerindendir. Kibir de neticede imtihan kaybettirir.

Kur'an’ımızda insanın mal ve çocukları ile imtihan olacağı vurgulanıyor, bu imti
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İnsanlarla alay etmek haramdır. Haram bir günah olarak tevbe edilmedikçe kıyamet günü ateşle karşılık bulacaktır. Bu işi yapan biri muhakkak o kimseleri bulup onlarla helalleşmelidir. Onları bulamaz veya helallik vermezlerse çok istiğfar edip çok dua etmeli, onlar için çok sadakalar vermelidir. Bu bir kul hakkıdır, ahirete taşınırsa helalleşmek ibadetler üzerinden olacağı için durum vahimdir, bu biline!

İnsanlarla (arkadaşları ile) çok alay eden biri aklı başına gelince ne yapacak?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.