İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 5365

Supporting the Family

Arapça metin

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا ابْنُ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، وَأَبُو الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ خَيْرُ نِسَاءٍ رَكِبْنَ الإِبِلَ نِسَاءُ قُرَيْشٍ ـ وَقَالَ الآخَرُ صَالِحُ نِسَاءِ قُرَيْشٍ ـ أَحْنَاهُ عَلَى وَلَدٍ فِي صِغَرِهِ، وَأَرْعَاهُ عَلَى زَوْجٍ فِي ذَاتِ يَدِهِ ‏"‏‏.‏ وَيُذْكَرُ عَنْ مُعَاوِيَةَ وَابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Ebu. Hureyre r.a.'den rivayete göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Deveye binen kadınların en hayırlıları Kureyş kadınlarıdır" diye buyurmuştur. Diğer ravi (İbn Tavus) da şöyle demiştir: "Kureyş kadınlarının iyisi küçüklüğünde çocuğuna en şefkatli olan, sahip olduğu malda kocasını en çok koruyup gözetendir. " Ayrıca Muaviye'den ve İbn Abbas'tan da Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den diye (bu hadis) zikredilmiş bulunmaktadır. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kadının kocasını elindeki malları ve nafakası hususunda koruması." Görüldüğü gibi burada (hadisteki lafzı manasıyla) elinde bulunandan kasıt, maldır. "Deveye binen kadınların en hayırlıları Kureyş'in kadınlarıdır. Diğeri (İbn Tavus) ise: Kureyş kadınlarının iyisi. .. diye rivayt2t edilmiştir." Müslim de ez-Zührı yoluyla Said b. el-Müseyyeb'den, o Ebu Hureyre'den diye gelen rivayetin baş taraflarında hadisin sebebi de açıklanmış bulunmaktadır. Lafz! şöyledir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Taliblin kızı Ümmü Hani'ye talip oldu. O: Ey Allah'ın Rasulü, ben yaşlandım ve benim çoluk çocuğum var, diye cevap verdi" diyerek hadisin geri kalan bölümünü zikretti. "çocuğa karşı en şefkatlisi" yani çocuğa en çok şefkat ve merhamet göstereni, "en çok riayet edeni" kelimesi de onun varlığını korumak demek olan riayetten gelmektedir. İbnu't-TIn der ki: Dilcilere göre el-Haniye (şetkatli anne), kocası öldükten sonra çocuğunun başında duran ve evlenmeyen kadına denilir. Eğer evlenecek olursa o kadın haniye (şetkatli anne) değildir

Sahîh-i Buhârî, 5365

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ خَيْرُ نِسَاءٍ رَكِبْنَ الإِبِلَ صَالِحُو نِسَاءِ قُرَيْشٍ، أَحْنَاهُ عَلَى وَلَدٍ فِي صِغَرِهِ وَأَرْعَاهُ عَلَى زَوْجٍ فِي ذَاتِ يَدِهِ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'dan Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Deve sırtına binmiş kadınların en hayırlısı Kureyş'in saliha kadınlarıdır. (Çünkü) onlar küçüklüğünde çocuklarına karşı en şefkatli, kocasının elinde bulunanları en iyi kollayıp gözetenleridir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "En şefkatlisi" anlamındaki "ahna", çocukların yetim kalmaları halinde kollayıp gözeten ve evlenmeyen kadın demektir. Eğer kocası öldükten sonra (çocuklarının bulunmasına rağmen) evlenirse şefkatli kadın sayılmaz. "Kocasının elindeki mala en çok riayet edenleri. .. " Güvenilir oluşları, onu korumaları, harcamalarda bulunurken saçıp savurmaktan uzak oluşları bakımından böyledirler. Kocalarına ait malı kollar, gözetirler. Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- Soylu kadınlarla, özellikle Kureyşli kadınlarla evlenmek teşvik edilmektedir. Bunun muktezasına göre nesebi itibariyle ne kadar yukarı olursa (Kureyş'in ilk atasına ne kadar yakın olursa) müstehablık daha da pekişir. 2- Nesepte denklik göz önünde buh.mdurulur. Kureyşli olmayan kadınlar, Kureyşli kadınlarla denk değildir. 3- Çocuklara karşı şefkatli, merhametli olmak (babalarının ölümünden sonra) evlenmeyip, onları himaye etmeye devam etmek, kocanın malını güzelce koruyup, onu saçıp savurmamak üstün bir fazilettir. 4- Kocanın hanımının nafakasını karşılamasının meşru olduğu (şeriatçe öngörülen bir husus olduğu) da anlaşılmaktadır

Sahîh-i Buhârî, 5082
HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالَ ابْنُ رَافِعٍ حَدَّثَنَا وَقَالَ عَبْدٌ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، ح وَحَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ خَيْرُ نِسَاءٍ رَكِبْنَ الإِبِلَ صَالِحُ نِسَاءِ قُرَيْشٍ أَحْنَاهُ عَلَى وَلَدٍ فِي صِغَرِهِ وَأَرْعَاهُ عَلَى زَوْجٍ فِي ذَاتِ يَدِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bana Muhammed b. Râfi' ile Abd b. Humeyd rivayet ettiler. İbni Râfi: Haddesenâ, Abd ise: Ahberanâ tâbirlerini kullandılar. (Dedilerki): Bize Abdürezzak haber verdi. (Dediki): Bize Ma'mer, İbni Tâvus'dan, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen haber verdi. H. Bize Ma'mer de Hemmam b. Münebbih'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Deveye binen kadınların en hayırlısı Kureyş kadınlarının elverişlisidir. Küçüklüğünde çocuğa karşı en şefkatli, kocasına elindeki İş hususunda en ziyade riayetkar (o) dır.» buyurdular

Sahîh-i Müslim, 6460
HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِ��ٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالَ عَبْدٌ أَخْبَرَنَا وَقَالَ ابْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ ابْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم خَطَبَ أُمَّ هَانِئٍ بِنْتَ أَبِي طَالِبٍ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي قَدْ كَبِرْتُ وَلِيَ عِيَالٌ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ خَيْرُ نِسَاءٍ رَكِبْنَ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ ذَكَرَ بِمِثْلِ حَدِيثِ يُونُسَ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ ‏"‏ أَحْنَاهُ عَلَى وَلَدٍ فِي صِغَرِهِ ‏"‏ ‏.‏

{m-201} Bana Muhammed b. Râfi' ile Abd b. Humeyd rivayet ettiler. Abd: Ahberanâ, İbni Râfi' ise: Haddesenâ tâbirlerini kullandılar. (Dedilerki): Bize Abdürrezzak rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'mer, Zühri'den, o da İbni Müseyyeb'den, o da Ebû Hureyre'den naklen haber verdiki, Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ebû Tâlib'in kızı Ümmü Hâni'yi istemiş. O da : — Yâ Resûlallah! Ben yaşlandım, çocuklarım da var! demiş. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Deveye binen kadınların en hayırlısı.-..» buyurmuşlar. Sonra râvi Yûnus'un hadisi gibi nakletmiş. Yalnız o: «Küçüklüğünde çocuğa karşı en şefkatlisi» demiştir

Sahîh-i Müslim, 6459
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ كَانَتِ امْرَأَتَانِ مَعَهُمَا ابْنَاهُمَا، جَاءَ الذِّئْبُ فَذَهَبَ بِابْنِ إِحْدَاهُمَا فَقَالَتْ لِصَاحِبَتِهَا إِنَّمَا ذَهَبَ بِابْنِكِ‏.‏ وَقَالَتِ الأُخْرَى إِنَّمَا ذَهَبَ بِابْنِكِ‏.‏ فَتَحَاكَمَتَا إِلَى دَاوُدَ ـ عَلَيْهِ السَّلاَمُ ـ فَقَضَى بِهِ لِلْكُبْرَى، فَخَرَجَتَا عَلَى سُلَيْمَانَ بْنِ دَاوُدَ ـ عَلَيْهِمَا السَّلاَمُ ـ فَأَخْبَرَتَاهُ فَقَالَ ائْتُونِي بِالسِّكِّينِ أَشُقُّهُ بَيْنَهُمَا‏.‏ فَقَالَتِ الصُّغْرَى لاَ تَفْعَلْ يَرْحَمُكَ اللَّهُ‏.‏ هُوَ ابْنُهَا‏.‏ فَقَضَى بِهِ لِلصُّغْرَى ‏"‏‏.‏ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ وَاللَّهِ إِنْ سَمِعْتُ بِالسِّكِّينِ قَطُّ إِلاَّ يَوْمَئِذٍ، وَمَا كُنَّا نَقُولُ إِلاَّ الْمُدْيَةَ‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "İki kadın ve kadınların beraberinde iki oğlan çocukları vardı. Bir kurt geldi ve bunlardan birisinin oğlunu kapıp götürdü. Bunun üzerine kadın diğer kadına "Kurt senin çocuğunu götürdü" dedi. Diğeri de "Hayır, kurt senin çocuğunu götürdü" dedi. Nihayet bu iki kadın davalarını Hz. Dauud Nebie arzettiler. O da aralarında büyük kadının lehine hükmetti. Bu iki kadın çıkıp Davud'un oğlu Süleyman Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gittiler ve davalarına yeniden baktırmak için meseleyi ona haber verdiler. Süleyman Nebi a.s.: "Bana bir bıçak getirin, çocuğu iki kadın arasında yarıp paylaştırayım" dedi. Bunun üzerine küçük kadın 'Aman öyle yapma! Allah sana merhamet etsin! Çocuk bu kadının oğludur" deyince, Süleyman da çocuğun küçük kadına ait olduğuna hükmetti. Ebu Hureyre "VAllahi ben o güne kadar 'sikkiyn' kelimesini asla duymamıştım. Ancak o gün işittim. Bizler sadece "müdye" kelimesini kullanırdık" demiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buhari, her biri bir oğlana sahip olup, bunlardan birini kurt kapınca, onun hangisi olduğu yolunda ihtilaf eden, sonra anlaşmazlıklarını Davud Nebi s.a.v.'e arz edip, ardından Süleyman Nebi s.a.v.'in hüküm verdiği bu iki kadının kıssasına yer vermiştir. Bu hadisin açıklaması Enbiya bölümünde Süleyman'ın aleyhisselam hayatı verilirken genişçe geçmişti. İbn Battal şöyle demiştir: Fıkıh bilginleri, kadının çocuğunun nesebini onu inkar eden kocasına veremeyeceği noktasında görüş birliği etmişlerdir. Kadın bu konuda herhangi bir beyyine getirebilirse bu kabul edilir. Çünkü kadın o erkeğin nikahı altındadır. Buna karşılık evli değilse ve babasının kim olduğu bilinmeyen bir çocuk için "Bu benim oğlumdur" deyip, bu konuda kendisiyle hiç kimse çekişmeye girmezse kadının ifadesine göre hareket edilir. Kadın o çocuğa, çocuk da ona mirasçı olur. Ayrıca o çocuğun ana bir kardeşleri de kendisine mirasçı olur. Ancak İbnü't-Tın, İbn Battal'a itiraz etmiş ve İbnü'l-Kasım'dan bir kadın buluntu çocuğun nesebinin kendine ait olduğunu iddia ettiğinde, sözünün kabuledilemeyeceğine dair bir görüş nakletmiştir. Nesai, es-Sünenü'l-Kübra'da bu hadisten çok nefis sonuçlar çıkarmış ve şöyle bir başlık atmıştır: "Hakimin kendisi gibi veya kendisinden daha yüksek mertebede bir başkasının verdiği hükmü -durum bunu gerektirdiğinde- bozması

Sahîh-i Buhârî, 6769
HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَعَنِ ابْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ خَيْرُ نِسَاءٍ رَكِبْنَ الإِبِلَ - قَالَ أَحَدُهُمَا صَالِحُ نِسَاءِ قُرَيْشٍ ‏.‏ وَقَالَ الآخَرُ نِسَاءُ قُرَيْشٍ - أَحْنَاهُ عَلَى يَتِيمٍ فِي صِغَرِهِ وَأَرْعَاهُ عَلَى زَوْجٍ فِي ذَاتِ يَدِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize İbni Ebi Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Ebû'z-Zinad'dan, o da A'rac'dan, o da Ebû Hureyre'den, bir de İbni Tâvus'dan, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Develere binen kadınların en hayırlısı (Burada râvilerin-biri Kureyş kadınlarının elverişlisi demiş, diğeri sadece Kureyş kadınları demiştir) yetime küçüklüğünde en ziyade şefkat gösteren ve kocasına elindeki iş hususunda en ziyâde riayetkar olandır.» buyurdular

Sahîh-i Müslim, 6456
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّ أَبَا حُذَيْفَةَ بْنَ عُتْبَةَ بْنِ رَبِيعَةَ بْنِ عَبْدِ شَمْسٍ،، وَكَانَ، مِمَّنْ شَهِدَ بَدْرًا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم تَبَنَّى سَالِمًا، وَأَنْكَحَهُ بِنْتَ أَخِيهِ هِنْدَ بِنْتَ الْوَلِيدِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ رَبِيعَةَ وَهْوَ مَوْلًى لاِمْرَأَةٍ مِنَ الأَنْصَارِ، كَمَا تَبَنَّى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم زَيْدًا، وَكَانَ مَنْ تَبَنَّى رَجُلاً فِي الْجَاهِلِيَّةِ دَعَاهُ النَّاسُ إِلَيْهِ وَوَرِثَ مِنْ مِيرَاثِهِ حَتَّى أَنْزَلَ اللَّهُ ‏{‏ادْعُوهُمْ لآبَائِهِمْ‏}‏ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏وَمَوَالِيكُمْ‏}‏ فَرُدُّوا إِلَى آبَائِهِمْ، فَمَنْ لَمْ يُعْلَمْ لَهُ أَبٌ كَانَ مَوْلًى وَأَخًا فِي الدِّينِ، فَجَاءَتْ سَهْلَةُ بِنْتُ سُهَيْلِ بْنِ عَمْرٍو الْقُرَشِيِّ ثُمَّ الْعَامِرِيِّ ـ وَهْىَ امْرَأَةُ أَبِي حُذَيْفَةَ ـ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا كُنَّا نَرَى سَالِمًا وَلَدًا وَقَدْ أَنْزَلَ اللَّهُ فِيهِ مَا قَدْ عَلِمْتَ فَذَكَرَ الْحَدِيثَ‏.‏

Aişe r.anha'dan rivayete göre Ebu Huzeyfe, Utbe İbn Ebi Rebia İbn Abdi Şems -ki Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Bedir'de bulunanlardan idi- Salim'i evlatlık edinmiş, kardeşinin oğlu el-Velid İbn Utbe İbn Rabia'nın kızı Hind ile onu evlendirmişti. O sırada kendisi de ensardan bir kadının mevlası idi. Nitekim Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de Zeyd'i evlatlık edinmişti. Cahiliye döneminde bir adamı evlatlık edinen kimseye insanlar, o evlatlığı ona nispet eder ve evlatlığı ona mirasçı olurdu. Nihayet yüce Allah: "Onları babalarına nispet edip, çağırın ... Dinde kardeşleriniz ve dostlarınızdırlar. "(Ahzab, 5) buyruğunu indirdi. Bunun üzerine evlatlıklar (nesebi belirtilerek çağrılmak hususunda) babalarına geri döndürüldüler. Babasının kim olduğu bilinmeyen kimseler de Mevla (dost) ve dinde kardeş oldular. Süheyl İbn Amr el-Kuraşi, sonra da eı-A.mirl'nin kızı Sehle -ki bu Ebu Huzeyfe İbn Utbe'nin hanımıdır- Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: Ey Allah'ın Rasulü, biz Salim'i bir çocuğumuz olarak görüyorduk. Allah da onun hakkında bildiğin buyrukları indirmiş bulunuyor... deyip, hadisin geri kalan bölümünü zikretti

Sahîh-i Buhârî, 5088

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.