İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 5702

Medicine

Arapça metin

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبَانَ، حَدَّثَنَا ابْنُ الْغَسِيلِ، قَالَ حَدَّثَنِي عَاصِمُ بْنُ عُمَرَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ إِنْ كَانَ فِي شَىْءٍ مِنْ أَدْوِيَتِكُمْ خَيْرٌ فَفِي شَرْبَةِ عَسَلٍ أَوْ شَرْطَةِ مِحْجَمٍ أَوْ لَذْعَةٍ مِنْ نَارٍ، وَمَا أُحِبُّ أَنْ أَكْتَوِيَ ‏"‏‏.‏

Cabir b. Abdullah'tan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Eğer sizin tedavi için kullandığınız ilaçlarınızda hayır namına bir şey varsa, bu ya bir içim balda yahut bir hacamat neşteri darbesinde ya da bir ateş dağlamasındadır. Bununla birlikte ben dağlanmayı sevmiyorum." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Yarım baş ve tam baş ağrısından dolayı hacamaİ." Bu, iki hastalık sebebiyle hacamat yaptırmak anlamındadır. Yarım baş ağrısı (şaklka) başın iki tarafından birisinde ya da ön tarafında görülen bir ağrıdır. Tıp bilginlerinin naklettiklerine göre bu, müzmin hastalıklardan birisidir. Sebebi ise dimağa yükselen sıcak buharlar yahut sıcak ya da soğuk ihtilMlardır. Eğer bunlar dışarı çıkacak bir yer bulamazlarsa baş ağrısı meydana gelir. Eğer bu baş ağrısı, başın iki tarafından birisine meyledecek olursa, yarım baş ağrısı (şakika/migren) ortaya çıkar. Eğer başın tepe kısmına yerleşirse kafatası hastalığı (veremi) ortaya çıkar. Yarım baş ağrısından sonra tam baş ağrısının söz konusu edilmesi, özelden sonra genelin zikredilmesi kabilindendir. Baş ağrısının sebepleri gerçekten çoktur. Bunların bir kısmı az önce yazıldı. Diğer bazıları da şunlardır: Midedeki ya da mide sinirlerindeki şişkinlikten; midedeki katı denecek kadar ağır gazdan, midenin fazla dolmasından, dma, kusmak, istifra, uykusuzluk yahut çokça konuşmak gibi zor hareketlerden dolayı meydana gelen baş ağrıları; üzüntü, keder, sıkıntı, açlık, sıtma gibi psikolojik arazlardan dolayı meydana gelen baş ağrıları; başa isabet eden bir darbe, beyin zaı'ının iç tarafındaki şişkinlik, başa baskı yapacak türden ağır bir şeyi taşımak, normalin dışında oldukça hararet veren bir şey giyinmek yahut rüzgara karşı durmak gibi başı üşüten ya da soğuk zamanlarda su içmek gibi başa etki eden sebepler dolayısıyla meydana gelen ağı"ılar. .. Özelolarak, şakika denilen yarım baş ağı"ısı (migren) ise o genelde sadece başın damarlarında görülür ve özellikle başın en zayif yerinde ortaya çıkar. Bunun tedavisi de başı sıkıp bağlamaktır. Ahmed, Bureyde yoluyla gelen şu hadisi zikretmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'İ bazen bir yarım baş ağrısı alırdı ve bu yarım baş ağrısı, bir iki gün kalır ve gitmezdi." Hadisten Çıkan Sonuçlar Hadisten, ihramlı bir kimsenin hacamat yaptırmasının caiz olduğu ve vücudundan kan çıkartmasının ihramını bozmadığı anlaşılmaktadır. Buna dair açıklamalar daha önce Hac bahsinde (1836.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. Bundan anlaşıldığına göre; ihramlı bir kimse bir mazereti sebebiyle başının ortasında hacamat yaptıracak olursa, mutlak olarak caizdir. Eğer saçlarını keserse fidye vermesi gerekir. Şayet mazereti olmadığı halde hacamat yaptırıp saçlarını da keserse haramdır. Doğrusunu en iyi bilen Allah/tır

Sahîh-i Buhârî, 5702

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَارِمٌ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، قَالَ قُرِئَ عَلَى أَيُّوبَ مِنْ كُتُبِ أَبِي قِلاَبَةَ، مِنْهُ مَا حَدَّثَ بِهِ وَمِنْهُ مَا قُرِئَ عَلَيْهِ، وَكَانَ هَذَا فِي الْكِتَابِ عَنْ أَنَسٍ أَنَّ أَبَا طَلْحَةَ وَأَنَسَ بْنَ النَّضْرِ كَوَيَاهُ، وَكَوَاهُ أَبُو طَلْحَةَ بِيَدِهِ‏.‏ وَقَالَ عَبَّادُ بْنُ مَنْصُورٍ عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ أَذِنَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لأَهْلِ بَيْتٍ مِنَ الأَنْصَارِ أَنْ يَرْقُوا مِنَ الْحُمَةِ وَالأُذُنِ‏.‏ قَالَ أَنَسٌ كُوِيتُ مِنْ ذَاتِ الْجَنْبِ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَىٌّ، وَشَهِدَنِي أَبُو طَلْحَةَ وَأَنَسُ بْنُ النَّضْرِ وَزَيْدُ بْنُ ثَابِتٍ، وَأَبُو طَلْحَةَ كَوَانِي‏.‏

[– 3720 - 3721-] Enes'ten rivayete göre, "Ebu Talha ve Enes b. en-Nadr kendisini dağlamışlardı. Onu Ebu Talha kendi eliyle dağlamıştı." Enes b. Malik'ten, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, ensardan bir ev halkına zehirden ve kulak ağrısından dolayı rukye yapmalarına İzin vermiştir." Enes dedi ki: "Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hayatta olduğu halde zatu'lcenb'den dolayı dağlandım, Ebu Talha, Enes b. en-Nadr, Zeyd b. Sabit de benim bu dağlanışıma şahit oldular. Beni dağlayan da Ebu Talha idi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Zatu'l-cenb", kaburga kemiklerinin iç tarafındaki zarda anz olan sıcak bir şişkinlik (iltihap)dir. Göğsün ve kaburga kemiklerinin adalelerinde ve iç taraflarında sıkıŞıP kalan rlhler (iltihabi havalar) dolayısı ile böğrün çeşitli yerlerinde arız olan ve bundan dolayı da ağnlara sebep olan hastalık hakkında da kullanılır. Birincisi doktorların söz konusu ettiği gerçek zatu'l-cenb'dir. Doktorlar derler ki: Bunun beş tane arazı (belirtisi) vardır: Yüksek ateş, öksürük, bir şeylerin battığını hissetmek, nefes darlığı ve yüksek nabızdır. Zatu'l-cenb'e aynı zamanda böğür ağrısı da denilir. Bu da korkutucu hastalıklardan birisidir. Çünkü kalp ile ciğer arasında meydana gelir ve en kötü hastalıklardan birisidir. Bundan dolayı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allah onu bana musallat edecek değildir" diye buyurmuştur. Huma ise zehir demektir. Buna dair açıklamalar "dağlama yaptıran kimse" başlığında geçmiş bulunmaktadır

Sahîh-i Buhârî, 5721
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَارِمٌ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، قَالَ قُرِئَ عَلَى أَيُّوبَ مِنْ كُتُبِ أَبِي قِلاَبَةَ، مِنْهُ مَا حَدَّثَ بِهِ وَمِنْهُ مَا قُرِئَ عَلَيْهِ، وَكَانَ هَذَا فِي الْكِتَابِ عَنْ أَنَسٍ أَنَّ أَبَا طَلْحَةَ وَأَنَسَ بْنَ النَّضْرِ كَوَيَاهُ، وَكَوَاهُ أَبُو طَلْحَةَ بِيَدِهِ‏.‏ وَقَالَ عَبَّادُ بْنُ مَنْصُورٍ عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ أَذِنَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لأَهْلِ بَيْتٍ مِنَ الأَنْصَارِ أَنْ يَرْقُوا مِنَ الْحُمَةِ وَالأُذُنِ‏.‏ قَالَ أَنَسٌ كُوِيتُ مِنْ ذَاتِ الْجَنْبِ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَىٌّ، وَشَهِدَنِي أَبُو طَلْحَةَ وَأَنَسُ بْنُ النَّضْرِ وَزَيْدُ بْنُ ثَابِتٍ، وَأَبُو طَلْحَةَ كَوَانِي‏.‏

[– 3720 - 3721-] Enes'ten rivayete göre, "Ebu Talha ve Enes b. en-Nadr kendisini dağlamışlardı. Onu Ebu Talha kendi eliyle dağlamıştı." Enes b. Malik'ten, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, ensardan bir ev halkına zehirden ve kulak ağrısından dolayı rukye yapmalarına İzin vermiştir." Enes dedi ki: "Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hayatta olduğu halde zatu'lcenb'den dolayı dağlandım, Ebu Talha, Enes b. en-Nadr, Zeyd b. Sabit de benim bu dağlanışıma şahit oldular. Beni dağlayan da Ebu Talha idi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Zatu'l-cenb", kaburga kemiklerinin iç tarafındaki zarda anz olan sıcak bir şişkinlik (iltihap)dir. Göğsün ve kaburga kemiklerinin adalelerinde ve iç taraflarında sıkıŞıP kalan rlhler (iltihabi havalar) dolayısı ile böğrün çeşitli yerlerinde arız olan ve bundan dolayı da ağnlara sebep olan hastalık hakkında da kullanılır. Birincisi doktorların söz konusu ettiği gerçek zatu'l-cenb'dir. Doktorlar derler ki: Bunun beş tane arazı (belirtisi) vardır: Yüksek ateş, öksürük, bir şeylerin battığını hissetmek, nefes darlığı ve yüksek nabızdır. Zatu'l-cenb'e aynı zamanda böğür ağrısı da denilir. Bu da korkutucu hastalıklardan birisidir. Çünkü kalp ile ciğer arasında meydana gelir ve en kötü hastalıklardan birisidir. Bundan dolayı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allah onu bana musallat edecek değildir" diye buyurmuştur. Huma ise zehir demektir. Buna dair açıklamalar "dağlama yaptıran kimse" başlığında geçmiş bulunmaktadır

Sahîh-i Buhârî, 5720
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَارِمٌ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، قَالَ قُرِئَ عَلَى أَيُّوبَ مِنْ كُتُبِ أَبِي قِلاَبَةَ، مِنْهُ مَا حَدَّثَ بِهِ وَمِنْهُ مَا قُرِئَ عَلَيْهِ، وَكَانَ هَذَا فِي الْكِتَابِ عَنْ أَنَسٍ أَنَّ أَبَا طَلْحَةَ وَأَنَسَ بْنَ النَّضْرِ كَوَيَاهُ، وَكَوَاهُ أَبُو طَلْحَةَ بِيَدِهِ‏.‏ وَقَالَ عَبَّادُ بْنُ مَنْصُورٍ عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ أَذِنَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لأَهْلِ بَيْتٍ مِنَ الأَنْصَارِ أَنْ يَرْقُوا مِنَ الْحُمَةِ وَالأُذُنِ‏.‏ قَالَ أَنَسٌ كُوِيتُ مِنْ ذَاتِ الْجَنْبِ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَىٌّ، وَشَهِدَنِي أَبُو طَلْحَةَ وَأَنَسُ بْنُ النَّضْرِ وَزَيْدُ بْنُ ثَابِتٍ، وَأَبُو طَلْحَةَ كَوَانِي‏.‏

[– 3720 - 3721-] Enes'ten rivayete göre, "Ebu Talha ve Enes b. en-Nadr kendisini dağlamışlardı. Onu Ebu Talha kendi eliyle dağlamıştı." Enes b. Malik'ten, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, ensardan bir ev halkına zehirden ve kulak ağrısından dolayı rukye yapmalarına İzin vermiştir." Enes dedi ki: "Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hayatta olduğu halde zatu'lcenb'den dolayı dağlandım, Ebu Talha, Enes b. en-Nadr, Zeyd b. Sabit de benim bu dağlanışıma şahit oldular. Beni dağlayan da Ebu Talha idi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Zatu'l-cenb", kaburga kemiklerinin iç tarafındaki zarda anz olan sıcak bir şişkinlik (iltihap)dir. Göğsün ve kaburga kemiklerinin adalelerinde ve iç taraflarında sıkıŞıP kalan rlhler (iltihabi havalar) dolayısı ile böğrün çeşitli yerlerinde arız olan ve bundan dolayı da ağnlara sebep olan hastalık hakkında da kullanılır. Birincisi doktorların söz konusu ettiği gerçek zatu'l-cenb'dir. Doktorlar derler ki: Bunun beş tane arazı (belirtisi) vardır: Yüksek ateş, öksürük, bir şeylerin battığını hissetmek, nefes darlığı ve yüksek nabızdır. Zatu'l-cenb'e aynı zamanda böğür ağrısı da denilir. Bu da korkutucu hastalıklardan birisidir. Çünkü kalp ile ciğer arasında meydana gelir ve en kötü hastalıklardan birisidir. Bundan dolayı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allah onu bana musallat edecek değildir" diye buyurmuştur. Huma ise zehir demektir. Buna dair açıklamalar "dağlama yaptıran kimse" başlığında geçmiş bulunmaktadır

Sahîh-i Buhârî, 5719
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ عِمْرَانَ أَبِي بَكْرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عَطَاءُ بْنُ أَبِي رَبَاحٍ، قَالَ قَالَ لِي ابْنُ عَبَّاسٍ أَلاَ أُرِيكَ امْرَأَةً مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ قُلْتُ بَلَى‏.‏ قَالَ هَذِهِ الْمَرْأَةُ السَّوْدَاءُ أَتَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ إِنِّي أُصْرَعُ، وَإِنِّي أَتَكَشَّفُ فَادْعُ اللَّهَ لِي‏.‏ قَالَ ‏ "‏ إِنْ شِئْتِ صَبَرْتِ وَلَكِ الْجَنَّةُ وَإِنْ شِئْتِ دَعَوْتُ اللَّهَ أَنْ يُعَافِيَكِ ‏"‏‏.‏ فَقَالَتْ أَصْبِرُ‏.‏ فَقَالَتْ إِنِّي أَتَكَشَّفُ فَادْعُ اللَّهَ أَنْ لاَ أَتَكَشَّفَ، فَدَعَا لَهَا‏.‏ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنَا مَخْلَدٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي عَطَاءٌ، أَنَّهُ رَأَى أُمَّ زُفَرَ تِلْكَ، امْرَأَةٌ طَوِيلَةٌ سَوْدَاءُ عَلَى سِتْرِ الْكَعْبَةِ‏.‏

Ata b. Ebi Rebah'tan, dedi ki: "İbn Abbas bana: Ben sana cennet ehlinden bir kadını göstereyim mi, dedi. Ben, göster dedim. İbn Abbas: İşte şu siyahi kadın. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna gelerek: Ben bayılıyorum ve üstüm başım açılıyor. Benim için Allah'a dua et, dedi. Allah Rasulü: Dilersen sabredersin ve sana cennet verilecektir, dilersen Allah'a sana afiyetvermesi için dua ederim, dedi. Bunun üzerine kadın: Sabredeyim, dedi. Daha sonra şunları ekledi: Ama gerçek şu ki, üstüm başım da açılıyor. Benim için Allah'a, üstümün başımın açıl-' maması için dua et, dedi. Nebi de ona dua etti." Fethu'l-Bari Açıklaması: "(Beyinde bazı bölgelerde hapsolan) rüzgardan dolayı 'sara'ya düşen kimsenin fazileti." Rüzgarın hapsolması bazı hallerde 'sara'ya sebep olabilir. Sara temel organların kısmen faaliyetlerini göstermesine engelolabilir. 'Sara'nın sebebi ise beyin menfezlerinde hapsolup kalan kesif bir rüzgardır. Yahut bazı organlardan beyne doğru yükselen adi bir buhar türüdür. Bunun peşinden azalarda bir dengesizlik ortaya çıkabilir. Bu halde de artık kişi dimdik ayakta duramaz. Aksine yere düşer. Vücudundaki nemin kesifliğinden ötürü de (ağzından) dışarıya köpükler çıkar. Bazı hallerde sara, cinlerin etkisi ile de olabilir. Ancak bu, yalnız onların nefisleri kötü ve murdar alanlarının yaptığı bir iştir. Bunun da sebebi ya bazı insanların suretlerini güzel bulmalarıdır yahut o insana eziyet vermek istemeleridir. Bütün doktorların kabul edip ilacını da zikrettikleri birinci çeşittir. İkinci türünü ise onların çoğu kabul etmez, bazıları kabul etmekle birlikte ona dair bir ilaç bilmez. Bildikleri tek ilaç süm ve şerli ruhların etkilerini bertaraf etmek ve faaliyetlerini iptal etmek üzere ulvi ve hayırlı ruhların direniş göstermesini dilemekten ibarettir. "Ve üstüm başım açılıyor." Yani kadın farkında olmadan avretinin açılmasından korkmuştu. Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- 'Sara'ya düşen kimsenin fazileti. 2- Dünyanın belaları na karşı sabretmek, cenneti miras almaya sebeptir. 3- Zor olan yolu seçmek, -kendisinin buna güç yetireceğini ve zora katı anmakta zaaf göstermeyeceği ni bilen kimse için- ruhsatlı olanı seçip ruhsatla amel etmekten daha faziletJ.idir. 4- Bü~ün hastalıkları dua ve yüce Allah'a sığınarak tedavi etmek, çeşitli ilaçlar ve şuruplarla tedaviden daha başarılı ve daha faydalıdır. Vücudun dua ve Allah'a sığınmaktan etkilenmesi, bedeni ilaçların etkisinden daha büyüktür. Ancak bunun faydalı olması iki şarta bağlıdır: Birincisinin hasta tarafından gerçekleştirilmesi gerekir, bu da doğru ve samimi bir niyet ve maksattır, diğeri ise tedavi edeni ilgilendirir. Bu da onun yüce Allah'a güçlü bir şekilde yönelmesi, kalbinde de güçlü bir takva ve tevekkülün bulunmasıdır. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır

Sahîh-i Buhârî, 5652
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ تَلِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَمْرٌو، وَغَيْرُهُ، أَنَّ بُكَيْرًا، حَدَّثَهُ أَنَّ عَاصِمَ بْنَ عُمَرَ بْنِ قَتَادَةَ حَدَّثَهُ أَنَّ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ عَادَ الْمُقَنَّعَ ثُمَّ قَالَ لاَ أَبْرَحُ حَتَّى تَحْتَجِمَ فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ إِنَّ فِيهِ شِفَاءً ‏"‏‏.‏

Asım b. Ömer b. Katade'den rivayete göre, "Cabir b. Abdullah r.a., hastalığı dolayısıyla el-Mukanna'ı ziyaret etti, sonra da: Sen hacamat yaptırıncaya kadar buradan gitmem. Çünkü Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i: Muhakkak onda bir şifa vardır derken dinledim, dedi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Hastalıktan dolayı hacamat", yani hastalık sebebiyle hacamat yaptırmak. el-Muvaffak el-Bağdadı dedi ki: Hacamat, bedenin sathını, derinden kan aldırmaktan daha çok temizler. Hacamat, çocuklar için ve sıcak şehirlerde derinden kan aldırmaktan daha iyidir ve daha tehlikesizdir. Bazen birçok ilaca da ihtiyaç bırakmaz. Bundan dolayı hadislerde derinden kan aldırmak değil de hacamat söz konusu edilmiştir. Diğer taraftan Araplar da ancak hacamatı biliyorlardı. "el-Hüda" adlı eserin müeııifi de şunları söylemektedir: Fasd (denilen derinden kan aldırmak) ile hacamat arasında -tahkike göre- farklılık vardır. Bu da zaman, yer ve mizaca göre farklılık arzeder. Hacamat, sıcak zamanlarda, sıcak yerlerde ve kanları oldukça sıcak kimseler için daha faydalıdır. Derinden kan aldırmak (el-fasd) ise bunun aksidir. Bundan dolayı hacamat çocuklar için ve fasda güç yetiremeyenler için daha faydalıdır. "Ve: Kendisi ile tedavi olduğunuz en mükemmel şey, hacamattır, diye buyurdu." Bu alanda bilgi sahibi olanlar şöyle demişlerdir: Burada hitap Hicazlılar ile onlar gibi sıcak bölgelerde yaşayan kimseleredir. Çünkü bunların kanları ince olup vücudun üst taraflarına, görünen kısımlarına doğru bedenin yüzeyindeki harareti kendisine doğru çekmek için yönelir. Buradan anlaşıldığına göre yine hitap yaşlı olmayanlaradır. Çünkü onların bedenlerindeki hararet düşüktür. Taberı sahih bir sened ile İbn Sırın'den şöyle dediğini rivayet etmektedir: Adam kırk yaşına ulaştı mı hacamat yaptırmasın. Taberi dedi ki: Çünkü bu yaştan itibaren kişinin ömrü eksilmeye başlar, bedenindeki güçler zayıflar. O halde kanı (hacamat ile) çıkartmak suretiyle bedeninin gücünü daha da azaltmamalıdır. Onun bu sözleri muayyen olarak hacamata ihtiyaç duymayan ile hacamat yaptırmaya alışmamış kimseler hakkında yorumlanır. Bu hadis, hacamatın meşruiyetini ve özellikle ona gerek duyan kimseler için " de hacamat yoluyla tedaviye teşvik etmeyi, hacamat yapan kimsenin kazancının hükmünü kapsamaktadır. Buna dair açıklamalar da İcare bölümünde(2281.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. Ayrıca hadis kust ile tedaviyi de ihtiva etmektedir ki, bu da az önce(5692.hadiste) geçmiş bulunmaktadır

Sahîh-i Buhârî, 5697
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنِي أَخِي عَبْدُ الْحَمِيدِ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بِلاَلٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ رَأَيْتُ كَأَنَّ امْرَأَةً سَوْدَاءَ ثَائِرَةَ الرَّأْسِ، خَرَجَتْ مِنَ الْمَدِينَةِ، حَتَّى قَامَتْ بِمَهْيَعَةَ ـ وَهْىَ الْجُحْفَةُ ـ فَأَوَّلْتُ أَنَّ وَبَاءَ الْمَدِينَةِ نُقِلَ إِلَيْهَا ‏"‏‏.‏

(Salim b. Abdullah'ın babasından nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Rüyamda şöyle gördüm: Sanki siyah, başı saçı dağınık bir kadın Medine'den çıktı da nihayet Mehyea'ya -Cuhfe'ye- varıp orada durdu. Ben bu rüyamı Medine vebasının Mehyea'ya sıçrayacağı şeklinde tabir ettim." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ben bu rüyamı Medine vebasının Mehyea'ya sıçrayacağı şeklinde tabir ettim." Mühelleb şöyle demiştir: Bu rüya, tabir edilmiş ve örnek verilen rüyalar kısmındandır. Örnek vermenin hangi açıdan olduğuna gelince; Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "........." kelimesinden " .......''= kötülük" ve " .......'' = hastalık" şeklinde iki kelime türetmiştir ve bunların çıkışını, isimlerini bir araya getirmek suretiyle tabir edip bulmuştur. Gördüğü kadının saçının dağınıklığını kötülük yapıp, bunu yayacak olanın Medine'den çıkacağı şeklinde tabir etmiştir. Bazıları şöyle demiştir: Saçın dağınıklığı vücudun titremesinden kaynaklanır. Çünkü "ip\ll" uzak durma, tekin olmama aı:ılamınadır. Bundan dolay.ı ruhların tiksinti duyduğu şey, tıpkı sıtma hastalığında olduğu gibi bundan çıkar. Biz de şunu ekleyelim: Mühelleb'in ".......... =tiksinti duyma" kelimesinden maksadı, onu görmenin' insanda tiksinti uyandırmasıdır. Aksi takdirde sözlükte ")'p\lI" saçın toplanması ve büzülmesi anlamına gelir. Kendi asli biçiminden değişen her şey için "'........." fiili kullanılır. Mesela "............" denir ki "Yeryüzü kuraklıktan, bitki susuzluktan dolayı bzzuldu" demektir. Tabirci el-Kayrav 2101 şöyle demiştir: çoğu biçimlerinde kendisine karalık hakim olan her şey sevimsizdir. Bir başkası şöyle demiştir: Saçın dağınıklığı sıtma ile tabir edilir. Çünkü sıtma bedeni titreme ve başı yukarı kaldırma ile sarsar, özellikle siyah kadın daha çok sarsar. Çünkü o daha fazla ürküntü ve yabanilik verir

Sahîh-i Buhârî, 7038

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.