İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 5716

Medicine

Arapça metin

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي الْمُتَوَكِّلِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنَّ أَخِي اسْتَطْلَقَ بَطْنُهُ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ اسْقِهِ عَسَلاً ‏"‏‏.‏ فَسَقَاهُ‏.‏ فَقَالَ إِنِّي سَقَيْتُهُ فَلَمْ يَزِدْهُ إِلاَّ اسْتِطْلاَقًا‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ صَدَقَ اللَّهُ وَكَذَبَ بَطْنُ أَخِيكَ ‏"‏‏.‏ تَابَعَهُ النَّضْرُ عَنْ شُعْبَةَ‏.‏

Ebu Said'den, dedi ki: "Bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: Benim kardeşim ishal oldu, dedi. Allah Rasulü: Ona bal içir, buyurdu. O da ona bal içirdi. Daha sonra adam: Ben ona bal içirdim. Ama bu onun ishalini artırmaktan başka bir işe yaramadı, dedi. Bunun üzerine Allah Rasulü: Allah doğru söylemiştir. Senin kardeşinin karnı ise yalan söylemiştir, buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Karın hastalığına yakalanmış kimsenin tedavisi." Karın hastalığına yakalanmış olan (el-mabtCın), aşırı ishalden dolayı karnından rahatsız olan kimse demektir. Bunun birçok sebebi vardır. "Ona bal içir, buyurdu." Kasıt, arı balıdır. Araplarca meşhur olan da budur. Emrin zahirinden anlaşıldığına göre balın katıksız olarak içilmesini istemiştir. Ancak karışım halinde (şerbet olarak) içirilmesini kastetmiş olma ihtimali de vardır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "kardeşinin karnı yalan söylemiştir" buyruğuile bu ilacın faydalı olduğuna, hastalığın devam etmesinin ise ilacın özü itibariyle kusurlu olmasından kaynaklanmadığına, ancak hastalığın sebebi olan o bozucu maddenin çok yoğun olduğuna bir işarettir. Bundan dolayı bu bozucu maddenin büsbütün boşaltılması için kardeşine tekrar bal içirmesini emir buyurmuştur. Nitekim böyle olmuş ve Allah'ın izniyle hasta iyileşmişti. "Kitabu'l-Mieti fı't-Tıb" adlı eserin müellifi der ki: Bal bazen damarlara hızlıca sirayet eder ve bal ile birlikte gıdaların büyük bir bölümü de kana nüfuz eder. İdrar söktürür ve kabz da yapabilir. Bazen de midede kalarak mideyi harekete geçirip yemeği iter ve ishal yapar. Dolayısı ile ishal olan birisine tedavi için tavsiye edilmesini mutlak olarak kabul etmemek, bunu kabul etmeyenin anlayışsızlığındandır. Başkaları da şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in tıbbının iyileştirid olduğu kesindir. Çünkü o vahiyden sadır olmuştur. Başkasının tıbbının ise çoğunlukla kaynağı, tahmin ya da deneydir. Nebevı tıbbı kullanan bazı kimselerin iyileşmesi gecikebilir. Buna sebep ise o tıbbı kullanan kimsenin o yolla şifa bulacağına dair inancının zayıflığı ve onu kabul ile karşılamasındaki yetersizliğidir. Bunun en açık misali ise kalplerde bulunanlara şifa olan Kur'an-ı Kerim'dir. Bununla birlikte bazı insanların kalplerinde bulunanlara şifa olmayabilir. Buna sebep ise o kimsenin itikadındaki ve onu kabul ile karşılayışındaki eksikliktir. Hatta münafık olan kimsenin murdarlığına murdarlık, hastalığına hastalık katmaktan başka bir şey de yapmaz. O halde Nebevı tıp, ancak hoş ve temiz bedenlere uygundur. Nitekim Kur'an-ı Kerim'in şifası da .ancak iyi kalpler ile uyum arz eder. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır

Sahîh-i Buhârî, 5716

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَيَّاشُ بْنُ الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي الْمُتَوَكِّلِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّ رَجُلاً، أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَخِي يَشْتَكِي بَطْنَهُ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ اسْقِهِ عَسَلاً ‏"‏‏.‏ ثُمَّ أَتَى الثَّانِيَةَ فَقَالَ ‏"‏ اسْقِهِ عَسَلاً ‏"‏‏.‏ ثُمَّ أَتَاهُ فَقَالَ فَعَلْتُ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ صَدَقَ اللَّهُ، وَكَذَبَ بَطْنُ أَخِيكَ، اسْقِهِ عَسَلاً ‏"‏‏.‏ فَسَقَاهُ فَبَرَأَ‏.‏

Ebu Said'den rivayete göre "Bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: Benim kardeşim karnından rahatsız, dedi. Allah Rasulü: Ona bal içir, dedi. Daha sonra adam ona ikinci defa gelince, yine: Ona bal içir, dedi. Sonra yanına üçüncü defa geldi. Yine ona: Ona biraz bal içir, dedi. Daha sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip: Yaptım, dedi. Bunun üzerine Allah Rasulü: Allah doğru söylemiştir. Fakat kardeşinin karnı yalan söylemiştir. Sen ona bal içir dedi, ona bal içirdi ve iyileşti. " Bu Hadis 5716 numara ile de geçiyor. Diğer tahric eden: Tirmizî, Tıp Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bal ile tedavi ve yüce Allah'ın: 'Onda insanlar için bir şifa vardır.'''(Nahl, 69) buyruğu." Buhari ayet• i kerimeyi söz konusu ederek ayette geçen zamirin bala ait olduğuna işaret etmek istemiş gibidir. Aynı zamanda bu, cumhurun görüşüdür. Ama bazı tefsir bilginleri bu zamirin Kur'an'a ait olduğunu iddia etmiştir. "el-Asel: Bal" hem müzekker, hem müennes olarak kullanılır. Yüzden fazla ismi vardır. Balda el-Muvaffak el-Bağdadı'nin ve başkalarının özetlediği üzere pek çok faydalar vardır. Onlar şöyle derler: Damarlardaki ve bağırsaklardaki pislik ve lüzumsuz maddeleri yıkar. Gereksiz fazlalık/arı uzaklaştırır. Mide üzerindeki pürtüklü tabakayı yıkar ve onu itidalli bir şekilde ısıtır. Damarların ağzını açar, mideyi, karaciğeri, böbrek/eri, mesaneyi ve diğer çıkış yerlerini güçlendirir. Yemek, içmek ve gıdalardan nemli şeylerin çözülmesini sağlar. Yapılan macunların korunmasını sağladığı gibi, hoş olmayan ilaçların bu özelliklerini giderir. Karaciğeri ve göğsü arıtıp temizler. İdrarı ve ay halini söktürür. Balgamın oluşturduğu öksürüğe faydalı olduğu gibi, göğsünde balgam bulunanlara ve soğuk mizaçlara da faydalıdır. Bala sirke katıldığı takdirde safralılara fayda sağlar. Diğer taraftan bal gıdalardan bir gıdadır. Devalardan bir devadır. İçeceklerden bir içecektir, tatlılardan bir tatlıdır. Arındırıcılardan bir arındırıcı, ferahlatıcı şeylerden de bir ferahlatıcıdır. Balın faydaları arasında şunlar da vardır: Eğer bal gül yağı ile sıcak olarak içilirse hayvan ısırmasına karşı faydalı olur. Bal, tek başına su ile içildiği takdirde köpek ısırmasına ve kuduza karşı da faydalı olur. Balın içine taze et konulduğu ta'kdirde üç ay boyunca et tazeliğini korur. Aynı şekilde salatalık, kabak, patlıcan, limon ve benzeri meyve ve sebzeler de böylece korunur. Vücuda bal sürüldüğü takdirde pireleri ve pire sirkesini öldürür. Saçı uzatır, güzelleştirir ve yumuşatır. Bal sürme olarak çekilirse gözün kararmasını önler ve göze parlaklık verir. Dişler bal ile fırçalanacak olursa dişleri parlatır ve diş sağlığını korur. Ölü cesetleri korumakta hayret verici bir özelliğe sahiptir. Bu gibi cesetler çabucak çürümez. Bununla birlikte balın zararlarından yana güven altında olunur, zararları pek azdır. Eski tabipler, yaptıkları ilaç terkiplerinde en çok bala güvenmişlerdir. "Hastalığa uygun gelirse." Bu ifadede dağlamanın hastalığı giderecek biricik yolalarak ortaya çıkması halinde meşru olacağına ve bunun için ise tecrübeye gerek olmadığına emin olduktan sonra ancak kullanılacağına işaret vardır. "Uy_ gunluk" ile uygun miktarın kastedilme ihtimali de vardır

Sahîh-i Buhârî, 5684
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُخْتَارٍ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ عَلَى أَعْرَابِيٍّ يَعُودُهُ ـ قَالَ ـ وَكَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا دَخَلَ عَلَى مَرِيضٍ يَعُودُهُ فَقَالَ لَهُ ‏"‏ لاَ بَأْسَ طَهُورٌ إِنْ شَاءَ اللَّهُ ‏"‏‏.‏ قَالَ قُلْتَ طَهُورٌ، كَلاَّ بَلْ هِيَ حُمَّى تَفُورُ ـ أَوْ تَثُورُ ـ عَلَى شَيْخٍ كَبِيرٍ، تُزِيرُهُ الْقُبُورَ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَنَعَمْ إِذًا ‏"‏‏.‏

İbn Abbas r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bedevi bir Arabın yanına hasta ziyaretinde bulunmak üzere girdi. (İbn Abbas) dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de bir hastanın yanına ziyaret maksadı ile girdiği vakit ona: Bir beis olmaz (geçmiş olsun!) İnşallah günahlardan temizlenmene bir sebep olur, derdi. (Bedeviye bu sözlerini söyleyince, bedevi) dedi ki: Sen günahlarından bir temizlenme sebebi midir, dedin? Asla, aksine bu oldukça bir yaşlının aleyhine kabarıp taşan bir sıtma nöbetidir ve bu humma onu kabirleri ziyarete gönderecektir. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: O halde öyle olsun, buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Beis yoktur (geçmiş olsun!)." Yani hastalık, günahlara keffarettir. Eğer hastalıktan iyileşme olursa her iki fayda da elde edilmiş olur. Olmasa bile günahlara keffaret karı elde edilmiş olur. "Temizlenme sebebidir (tahlirun)" lafzı, hazfedilmiş bir mübtedanın haberidir. Yani bu hastalık senin için günahlarından bir temizlenmedir. Yani temizleyicidir anlamındadır. Hadisten "tahlir" lafzının sadece tahir (temiz) anlamında olmadığı da anlaşılmaktadır. "İnşallah" buyruğu da "tahlir" sözünün haber değil, bir dua olduğunu göstermektedir. el-Mühelleb dedi ki: Bu hadisten çıkan sonuç şudur: İmam'ın yönetimi altındakilerden hasta olan bir kimseyi -kaba bir bedevi dahi olsa- ziyaretinde bir eksiklik yoktur. Alimin cahil bir kimseyi ona öğretmek, fayda verecek şeyleri hatırlatmak, Allah'ın kaderine kızıp bunun sonucunda Allah'ın da ona gazap etmemesi için sabrıemretmek, acıları dolayısıyla ona teselli vermek, hatta hastalığı dolayısıyla imrenilecek bir halde olduğunu ona söylemek ve buna benzer onun da, yakınlarının da gönlünü hoş edecek şeyleri hatırlatmak üzere ziyaret etmesinde de bir sakınca yoktur. Hadisten anlaşıldığına göre hasta kimsenin kendisine yapılan bu öğütleri kabul etmesi ve bu gibi hatırlatmalarda bulunanlara güzel bir cevap vermesi de gerekir

Sahîh-i Buhârî, 5656
HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي الْمُتَوَكِّلِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنَّ أَخِي اسْتَطْلَقَ بَطْنُهُ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اسْقِهِ عَسَلاً ‏"‏ ‏.‏ فَسَقَاهُ ثُمَّ جَاءَهُ فَقَالَ إِنِّي سَقَيْت��هُ عَسَلاً فَلَمْ يَزِدْهُ إِلاَّ اسْتِطْلاَقًا ‏.‏ فَقَالَ لَهُ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ ثُمَّ جَاءَ الرَّابِعَةَ فَقَالَ ‏"‏ اسْقِهِ عَسَلاً ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ لَقَدْ سَقَيْتُهُ فَلَمْ يَزِدْهُ إِلاَّ اسْتِطْلاَقًا ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ صَدَقَ اللَّهُ وَكَذَبَ بَطْنُ أَخِيكَ ‏"‏ ‏.‏ فَسَقَاهُ فَبَرَأَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Müsennâ ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. Lâfız İbni Müsennâ'nındır. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Cafer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Katâde'den, o da Bbu'l-Mütevekkil'den, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti. Şöyle de­miş: Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: — Kardeşim ishal'e tutuldu, dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de: «Ona bal içir!» buyurdu. O da içirdi. Sonra tekrar ona gelerek: — Ben kardeşime bal içîrdim. Ama onun ishalini artırmaktan başka birşey yapmadı, dedi. Ve bunu ona üç defa (gelip) söyledi. Sonra dördüncüde tekrar geldi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (yine) : «Ona bal içir!» buyurdular. Adam : — Vallahi içirdim ama onun ishalini artırmaktan başka birşey yapmadı, dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah doğru söyledi. Kardeşinin karnı ise yalan yaptı.» buyurdular. Müteakiben adam ona bal içirdi. Kardeşi hemen iyileşti

Sahîh-i Müslim, 5770
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلاَمٍ، أَخْبَرَنَا مَخْلَدُ بْنُ يَزِيدَ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ ابْنُ شِهَابٍ أَخْبَرَنِي يَحْيَى بْنُ عُرْوَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ عُرْوَةَ، يَقُولُ قَالَتْ عَائِشَةُ سَأَلَ أُنَاسٌ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْكُهَّانِ فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَيْسُوا بِشَىْءٍ ‏"‏‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ فَإِنَّهُمْ يُحَدِّثُونَ أَحْيَانًا بِالشَّىْءِ يَكُونُ حَقًّا‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ تِلْكَ الْكَلِمَةُ مِنَ الْحَقِّ يَخْطَفُهَا الْجِنِّيُّ، فَيَقُرُّهَا فِي أُذُنِ وَلِيِّهِ قَرَّ الدَّجَاجَةِ، فَيَخْلِطُونَ فِيهَا أَكْثَرَ مِنْ مِائَةِ كَذْبَةٍ ‏"‏‏.‏

Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Bazı kimseler Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kabinlerin durumu hakkında soru sordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de onlara: Onlar bir şey değildir, buyurdu. Soruyu soranların: Ey Allah'ın Rasulü, onlar bazen bir şeyi söylüyorlar, sonra o gerçek çıkıyor demeleri üzerine, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: İşte o söz, cinlerden olanın kapıverdiği haktandır. O, bunu tavuğu n gıdaklaması gibi dostu olan (insan)ın kulağına bırakır. Onlar da (bu kahinler de) ona yüz yalandan fazla yalan katarlar." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Adamın bir şey için: O hak değildir, kasıt ve niyeti ile bir şey değildir demesi." el-Hattabi dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in: "Onlar bir şey değildir" buyruğu, gayb ilmi ile ilgili olarak söylediklerine dairdir. Yani onların sözleri, Nebi sallaııiihu aleyhi ve sellem'in vahye dayanarak ha.ber verdiği sözlerine güvenilip dayanıldığı gibi güvenilecek doğru şeyler değildir. Bu da sağlam olmayan bir iş yapan yahut doğru olmayan bir söz söyleyen bir kimse için: Sen bir şey yapmadın ya da bir şey söylemedin, demeye benzer. İbn Battal da buna yakın bir açıklamadan sonra şunları eklemektedir: Araplar bu sözleriyle olumsuzlukta mubalağa etmeyi kastederler. Bu da yalan değildir. Müfessirlerin bir çoğu da yüce Allah'ın: "İnsan üzerinden öyle uzun bir süre geçti ki o anılmaya değer bir şey değildi."(İnsan, 1) buyruğu hakkında şöyle demişlerdir: Burada anılmaktan maksat, değer, üstünlük, şeref demektir. Yani o varlık olarak vardı, ama anılmasına değer bir durumda değildi. E..ından kasıt, ya Adem'dir diyenlerin görüşlerine göre suret verilmiş bir çamur idi, yahut bundan maksat insan türüdür diyenlerin göruşlerine göre, annesinin karnında bulunuyordu. (Her iki halde de o, anılmaya değer bir şey değildi)

Sahîh-i Buhârî, 6213
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدٍ، أَنَّ أَبَاهُ، قَالَ عَادَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ مِنْ شَكْوَى، أَشْفَيْتُ مِنْهَا عَلَى الْمَوْتِ، فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ بَلَغَ بِي مَا تَرَى مِنَ الْوَجَعِ، وَأَنَا ذُو مَالٍ، وَلاَ يَرِثُنِي إِلاَّ ابْنَةٌ لِي وَاحِدَةٌ، أَفَأَتَصَدَّقُ بِثُلُثَىْ مَالِي قَالَ ‏"‏ لاَ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ فَبِشَطْرِهِ قَالَ ‏"‏ الثُّلُثُ كَثِيرٌ، إِنَّكَ أَنْ تَذَرَ وَرَثَتَكَ أَغْنِيَاءَ، خَيْرٌ مِنْ أَنْ تَذَرَهُمْ عَالَةً يَتَكَفَّفُونَ النَّاسَ، وَإِنَّكَ لَنْ تُنْفِقَ نَفَقَةً تَبْتَغِي بِهَا وَجْهَ اللَّهِ، إِلاَّ أُجِرْتَ، حَتَّى مَا تَجْعَلُ فِي فِي امْرَأَتِكَ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ أَأُخَلَّفُ بَعْدَ أَصْحَابِي قَالَ ‏"‏ إِنَّكَ لَنْ تُخَلَّفَ فَتَعْمَلَ عَمَلاً تَبْتَغِي بِهِ وَجْهَ اللَّهِ، إِلاَّ ازْدَدْتَ دَرَجَةً وَرِفْعَةً وَلَعَلَّكَ تُخَلَّفُ حَتَّى يَنْتَفِعَ بِكَ أَقْوَامٌ، وَيُضَرَّ بِكَ آخَرُونَ، اللَّهُمَّ أَمْضِ لأَصْحَابِي هِجْرَتَهُمْ، وَلاَ تَرُدَّهُمْ عَلَى أَعْقَابِهِمْ، لَكِنِ الْبَائِسُ سَعْدُ ابْنُ خَوْلَةَ ‏"‏‏.‏ قَالَ سَعْدٌ رَثَى لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِنْ أَنْ تُوُفِّيَ بِمَكَّةَ‏.‏

Said İbn Ebi Vakkas şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem veda haccında beni ölüme yaklaştıran hastalığım sebebiyle ziyaret etmişti. Ona şöyle dedim: "Ey Allah'ın Resulü! Gördüğün üzere hastayım; malımın çok olduğunu biliyorsun. Benim yegane varisim, biricik kızımdır. Malımın üçte ikisini tasadduk edeyim mi?" olumsuz cevap verince yarısını bağışlamayı teklif ettim. Bunun üzerine "Üçte bir bile çoktur; varislerini zengin bırakman onlan insanlara avuç açar bırakmandan daha iyidir. Allah nzası için verdiğin her nafakanın karşılığını göreceksin, Hatta hanımına yedirdiği yemek sebebiyle bile sevap alacaksın" buyurdu. Ben "Arkadaşlarımdan geriye mi kalacağım?" diye sordum. Şöyle cevap verdi: "Asla geri kalmayacaksın. Allah rızası için yaptığın her amel seni bir derece yükseltecek. Senin bir kısım insanlara fayda n bazılanna (İslam düşmanlanna) ise zarann dokunacaktır. Allahım! Ashabımın hicretini tamamla. Onlan topuklan üstünde geri çevirme. Sa'd İbn Havle'ye ise üzülmek gerekir", Said İbn Havle Mekke'de öldüğü için Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem üzüntü duymuştu, Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu babda genel olsun özel olsun insanlara bulaşan hastalıkların yok oimasıyla ilgili rivayetler ele alınmak istenmiştir. Veba konusu tıp bölümünde işlenmişti. Veba taun hastalığından daha geneldir. Buna göre veba hastalığı havanın kötüleşmesinden ortaya çıkan genel bir hastalıktır ve ona taun denmesi mecazendir. Tıp bölümünde taun ve veba kelimelerinin eş anlamlı olduğunu iddia edenlere gerekli cevabı vermiştim. Benim bu konudaki dayanağım Medine'de veba hastalığının görülebilir olmasına rağmen, taun hastalığının oraya giremeyece ği yolunda ki rivayettir. Uranllerle ilgili haberde de bu gerçek bildirilmiştir. Nebi s.a.v.'in "Allah'ım ashabımın hicretini tamamla onları topukları üstünde geri çevirme" sözü Sa'd'ın Medine'ye dönmesi ve hasta olduğu için Mekke'de kalamayacağı için ona afiyet dilediğine işaret etmektedir. Yine "Said İbn Havle'ye ise üzülmek gerekir" sözü de buna işaret etmektedir. Sa'd İbn Havle'yle ilgili durum vasiyetler bölümünün başında açıklanmıştı

Sahîh-i Buhârî, 6373
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحِيمِ، أَخْبَرَنَا سُرَيْجُ بْنُ يُونُسَ أَبُو الْحَارِثِ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ شُجَاعٍ، عَنْ سَالِمٍ الأَفْطَسِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الشِّفَاءُ فِي ثَلاَثَةٍ شَرْطَةِ مِحْجَمٍ، أَوْ شَرْبَةِ عَسَلٍ، أَوْ كَيَّةٍ بِنَارٍ، وَأَنْهَى أُمَّتِي عَنِ الْكَىِّ ‏"‏‏.‏

İbn Abbas r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Şifa üç şeydedir: Kan aldırmak için bir neşter vurmakta yahut bir içim bal (şerbeti)nde ya da ateş ile dağlamaktadır. Ama ümmetime ateşle dağlamayı yasaklıyorum." Fethu'l-Bari Açıklaması: el-Hattabi dedi ki: Bu hadis, insanların genelolarak tedavide kullandıkları . usulleri ihtiva etmektedir. Şöyle ki; kan aldırmak ile kanın dışarı akması sağlanır .. Kan da en büyük karışımlardandır. Kanın coşup kabarması esnasında kan aldırmak (hacamat), en başarılı bir şifa yoludur. Bal ise balgam türü karışımları dışarı çıkarmak için bir müshildir. Çeşitli ilaçların güçlerini koruyup bunların bedenden dışarıya çıkmasını sağlaması için yapılan macunlara bal da katılır. Dağlamaya gelince, dağlamak kökü ancak bu yol ile kaldırılabilen, haddi aşan karışımlarda kullanılır. Bundan dolayı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem önce onu tavsiye etmiş, sonra da o yolu kullanmayı yasaklamıştır. Bunu mekruh görmesindeki sebep, ileri derecede acı vermesi ve pek büyük tehlike ihtiva etmesi dolayısı iledir. Bundan dolayı Araplar mesellerinde: "Tedavinin en son şekli dağlamaktır" demişlerdir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de Sa'd b. Muazfı ve başkalarını dağladığı gibi, ashab-ı kiramfdan birden çok kişi de kendisini dağlatmıştır. Derim ki: Bununla birlikte Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem tedavi yollarının münhasıran bu üç tanesi olduğunu söylemek istememiştir. Çünkü bunların dışındaki tedavi yollarıyla da şifa bulunabilir. Ama bunları söz konusu ederek, tedauinin esaslarına dikkat çekriıiş bulunmaktadır. Şeyh Ebu Muhammed b. Ebi Cemra da şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemlin dağlamaya dair sözlerinin genelinden, onda (dağlamada) bir miktar fayda ve bir bakıma da zarar olduğu anlaşılmaktadır. Bu yolu denemeyi yasakladığı için bundaki zarar yönünün daha fazla olduğunu da öğrenmiş oluyoruz. Buna benzer ve yakın bir ifade tarzı da şanı yüce Allah/ın, içkide bazı menfaatlerin olduğunu haber vermesi, sonra da onu haram kılmasıdır. Çünkü içkinin zararları, faydalarından çok daha büyüktür

Sahîh-i Buhârî, 5681

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.