İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 6807

Limits and Punishments set by Allah (Hudood)

Arapça metin

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي بَكْرٍ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ عَلِيٍّ‏.‏ وَحَدَّثَنِي خَلِيفَةُ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا أَبُو حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ، قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ تَوَكَّلَ لِي مَا بَيْنَ رِجْلَيْهِ وَمَا بَيْنَ لَحْيَيْهِ، تَوَكَّلْتُ لَهُ بِالْجَنَّةِ ‏"‏‏.‏

Sehl b. Sa'd es-Saidl'nin nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kim bana iki bacağı arasındaki ile iki çene kemiği arasındakini günahtan korumayı garanti ederse, ben de o kimseye cenneti garanti ederim." Fethu'l-Bari Açıklaması: Yukarıdaki hadiste çirkinlik anlamına kullanılan "fevahiş", "fahişe" kelimesinin çoğuludur. Fahişe -gerek mı, gerek söz- çok çirkin olan günahlardır. "elFahşa" ve "el-fuhş" kelimeleri de aynı anlamadır. "el-kelamu'l-fahiş" deyimi bu kökten türemedir. Genellikle zinaya "fahişe" denir. Nitekim Allahu Teala "velCi takrabu'z-zina innehu kCine fahişe= zinaya yaklaşmayın. Zira o, birhayasızlıktır ve çok kötü bir yoldur"(İsra 32) ayetinde kelimeyi bu manada kullanmıştır. İmam Buhari daha sonra bu konuda iki hadise yer vermiştir. Bunlardan birisi YüceAllah'ın kendi gölgesi altında gölgelendirecek olduğu yedi kişi hakkındaki Ebu Hureyre hadisidir. Bu hadiste konumuzia ilgili olan kısım "Mevki ve güzellik sahibi olan bir kadın kendisini nefsini tatmin etmeye çağırdığı zaman 'ben Allah'tan korkarım' diyen erkek" cümlesidir. Bu hadisin açıklaması Zekat bölümünde daha önce geniş şekilde yapılmıştı. Hadiste geçen "tevekkele li" ifadesi "bana tekeffül etti, garanti etti" demektir. ".J lo = iki bacağı arasındaki" den maksat cinselorgandır. "...... " sakal bitimi anlamına olup, iki çene demektir. Bundan maksat dildir. Bazıları konuşmadır demişlerdir. İmam Buhari Rikak bölümünde bu hadise "Dilini muhafaza" başlığını atmıştı. Hadisin geniş bir açıklaması orada geçmişti

Sahîh-i Buhârî, 6807

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنَّا عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي مَجْلِسٍ فَقَالَ ‏"‏ بَايِعُونِي عَلَى أَنْ لاَ تُشْرِكُوا بِاللَّهِ شَيْئًا وَلاَ تَسْرِقُوا، وَلاَ تَزْنُوا ‏"‏‏.‏ وَقَرَأَ هَذِهِ الآيَةَ كُلَّهَا ‏"‏ فَمَنْ وَفَى مِنْكُمْ فَأَجْرُهُ عَلَى اللَّهِ وَمَنْ أَصَابَ مِنْ ذَلِكَ شَيْئًا فَعُوقِبَ بِهِ، فَهْوَ كَفَّارَتُهُ، وَمَنْ أَصَابَ مِنْ ذَلِكَ شَيْئًا، فَسَتَرَهُ اللَّهُ عَلَيْهِ، إِنْ شَاءَ غَفَرَ لَهُ، وَإِنْ شَاءَ عَذَّبَهُ ‏"‏‏.‏

Ubade b. es-Samit şöyle anlatmıştır: Bizler bir mecliste Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında idik. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizlere 'Allah' a (ibadette) hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık etmemek ve zina etmemek üzere bana bey'at ediniz" dedi. Bundan sonra "Ey Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem! İnanmış kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek ... hususunda sana bey'at etmeye geldikleri zaman biatlarını kabul et"(Mumtehine 12) ayetini okudu. Sonra şöyle dedi: "İçinizden bu ahd ve sözünde duran ın ecri Allah'a aittir. Bu dediklerimden birini yapıp da ondan dolayı dünyada cezaya uğratılırsa bu ceza ona kefarettir. Bunlardan bir suçu yapıp da yaptığı fiili Allah Teala örterse (onun işi de Allah'a aittir.) Allah dilerse onu mağfiret eder, dilerse onu azaplandırır." Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buhari burada Ubade b. es-Samit hadisine yer vermiştir. Ahmed b. Hanbel'in, Huzeyme b. Sabit'ten nakline göre Resulullah s.a.v. "Kim bir günah işler ve bu günahın cezası kendisine uygulanırsa bu ona kefarettir" buyurmuştur. (Ahmed b. Hanbel, V, 214) Hadisin senedi hasendir. Yukarıdaki hadisi Sahih-i Buharinin baş tarafında iman bölümünün onuneu kısmında uzun uzadıya açıklamıştık

Sahîh-i Buhârî, 6784
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لِرَجُلٍ ‏ "‏ أَمَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ شَىْءٌ ‏"‏‏.‏ قَالَ نَعَمْ سُورَةُ كَذَا وَسُورَةُ كَذَا‏.‏ لِسُوَرٍ سَمَّاهَا‏.‏

Sehl b. Sa'd'ın nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem birisine "Kur'an'dan ezberinde bir şey var mı?" diye sordu. O zat da "Evet,ezberimde şu sure, şu sure vardır" diye birtakım surelerin isimlerini saydı. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi s.a.v. de Kur'an'a 'şey' ismini vermiştir." İmam Buhari burada Sehl b. Sa'd hadisine yer vermiştir. Bu hadiste "Kur'an'dan ezberinde bir şey var mı?" diye bir cümle vardır. Bu, Nebi s.a.v.'e mehir istemeksizin evlenme teklif eden kadınla ilgili uzunca hadisten kısaltılarak alınmış bir cümledir. Hadis uzun haliyle açıklamasıyla birlikte Nikah bölümünde geçmişti. Kur'an'a neden "şey" denmesine gelince, Kur'an'ın bir kısmı Kur'an'dan sayılır ve Yüce Allah o parçaya "şey" adını vermiştir. "Yüce Allah 'Onun zatından başka her şey yok olacaktır' diye haber vermiştiL" İbn Battal, İmam Buhari'nin yukarıdaki başlığı Abdulaziz b. Yahya el-Mekkl'nin ifadesinden çekip aldığını işaret etmiştir. Çünkü o Kitabu'l-Hiyede isimli eserinde şöyle demektedir: Yüce Allah varlığını ispat ve yokluğu kendisinden uzak kılmak için kendi nefsine "şey" ismini vermiştir. Aynı şekilde kendi nefsine icra ettiği şeyi kelamına da etmiştir ve "şey" sözcüğünü kendi isimlerinden kılmamış, aksine kendisinin "bir şey" olduğunu ifade etmiştir. Böylece çeşitli milletlerin içinde varolan dehrileri ve ilah inkarcılarını yalanlamayı hedeflemiştir. Allah'ın ezeli ilminde ileride isimlerini inkar edecek, insanların kafasını karıştıracak ve kelamını yaratılmış şeylerin arasına katacak kimseler geleceği mevcuttu. Bundan dolayı "Onun benzeri hiçbir şey yoktur"(Şura 11 buyurmuştur. Böylece o kendi nefsini ve kelamını yaratılmış olan şeylerin dışında tutmuş, sonra kelamını nefsini vasfettiği şeylerle niteleyerek şöyle buyurmuştur: "Allah'ı layık olduğu şekilde tanımadılar. Çünkü 'Allah hiçbir beşere bir şey indirmedi' dediler. "(En'am 91) Ve ''Allah'a karşı yalan uydurandan yahut kendisine hiçbir şey vahyedilmemişken 'bana da vahyolundu' diyenden ... daha zalim kim vardırf"(En'am 93) Böylece Yüce Allah nefsine delalet eden şeyle kelamına da delalet etmiştir ve kelamının zat! sıfatlarından birisi olduğunun bilinmesini istemiştir. "Şey" diye isimlendirilen her sıfat "mevcuttur" manasındadır. •

Sahîh-i Buhârî, 7417
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ مَا خُيِّرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَيْنَ أَمْرَيْنِ إِلاَّ اخْتَارَ أَيْسَرَهُمَا، مَا لَمْ يَأْثَمْ، فَإِذَا كَانَ الإِثْمُ كَانَ أَبْعَدَهُمَا مِنْهُ، وَاللَّهِ مَا انْتَقَمَ لِنَفْسِهِ فِي شَىْءٍ يُؤْتَى إِلَيْهِ قَطُّ، حَتَّى تُنْتَهَكَ حُرُمَاتُ اللَّهِ، فَيَنْتَقِمُ لِلَّهِ‏.‏

Aişe r.anha şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem dünya işlerinde iki iş arasında muhayyer kılındığında, -o iş günah olmadığı sürece- muhakkak durumların en kolay olanını tercih ederdi. Eğer söz konusu şey, günah türünden olursa Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onların ikisinden de insanların en uzak bulunanı olurdu. Allah'a yemin ederim ki o, kendisine getirilen hiçbir şeyde kendi nefsi için intikam almazdı. O ancak Allah'ın haramlarının çiğnenmesi durumunda Allah için (öfkelenir), intikam alırdı." Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buhari, attığı bu başlık altında Aişe r.anha hadisine yer vermiştir. Bu hadis Menakıb bölümünde Nebi s.a.v.'in niteliği başlığı altında geniş bir biçimde açıklanmıştı. İbn Battal şöyle demiştir: Buradaki muhayyer kılma, Allahu Teala tarafından yapılmış değildir. Çünkü Allahu Teala Nebi s.a.v.'ini birisi günah olan iki şey karşısında muhayyer kılmaz. Ancak dinde iki seçenek olur ve bunlardan biri -haddi aşma örneğinde olduğu gibi- kişiyi günaha sürükleyici nitelikte bulunursa, bu müstesnadır. Çünkü haddi aşmak kınanmıştır. Mesela bir kimse kendisini çok ağır bir ibadet i yapmakla yükümlü tutsa ve sonra da onu yapmaktan aciz kalsa bu, haddi aşmaya örnek olur. Buradan hareketle Nebi s.a.v. sahabilerine dünyadan el etek çekmelerini yasaklamıştır. İbnü't-TIn şöyle demiştir: Hadiste muhayyer bırakmaktan maksat, dünya ile ilgili meselelerde sözkonusudur. Ahiretle ilgili işlere gelince, bunlar ne kadar zor olursa o kadar sevabı fazla olur. Ancak İbn Battal'ın söylediği daha iyidir. Bu iki görüşten daha uygun olanı, bunun dünya işleri konusunda olduğudur. Çünkü dünyanın bazı işleri insanı çoğunlukla günaha sürükleyebilir. Akla en yakın ihtimal muhayyer bırakanın insanoğlu olduğudur. Bunu anlamak gayet açıktır. Örnekleri çoktur. Özellikle muhayyer bırakma bir kafir tarafından yapıldığında sonucu ve uygulaması gayet açıktır

Sahîh-i Buhârî, 6786
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ زِيَادٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الْوَلَدُ لِلْفِرَاشِ، وَلِلْعَاهِرِ الْحَجَرُ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre'nin nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem" Çocuk kimin döşeğinde dünyaya geImişse onundur ve zina eden için ancak mahrumiyet vardır" buyurmuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buhari bu konuda Zem'a'nın oğlunun oğlu olayı hakkında Aişe r.anha hadisine yer vermiştir. Bu hadisin açıklaması Feraiz bölümünün sonlarında geniş bir şekilde yapılmıştı. Hadisin burada başlık olarak kullanılması, İmam Buharl'nin hadiste geçen "el-hacer" kelimesi için zina edene atılan taş anlamını tercih ettiğine işaret etmek içindir. Bu konu daha önce geçmişti. Bundan maksat, recmin her zina edene değil, şartlarını taşıyan kişilere yapılacağını vurgulamaktır

Sahîh-i Buhârî, 6818
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَزْنِي الزَّانِي حِينَ يَزْنِي وَهْوَ مُؤْمِنٌ، وَلاَ يَشْرَبُ الْخَمْرَ حِينَ يَشْرَبُ وَهْوَ مُؤْمِنٌ، وَلاَ يَسْرِقُ حِينَ يَسْرِقُ وَهْوَ مُؤْمِنٌ، وَلاَ يَنْتَهِبُ نُهْبَةً يَرْفَعُ النَّاسُ إِلَيْهِ فِيهَا أَبْصَارَهُمْ وَهْوَ مُؤْمِنٌ ‏"‏‏.‏ وَعَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، وَأَبِي، سَلَمَةَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ، إِلاَّ النُّهْبَةَ‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Zina eden kişi zina ettiği sırada mu'min olduğu halde zina edemez. İçki içen de içki içtiği sırada mu'min olarak içemez. Hırsız da hırsızlık yaptığı sırada mu'min olduğu halde hırsızlık edemez. Yağmacılık yapan kimse de insanların gözleri önünde yağmacılık ettiği zaman mu'min olarak yağmacılık ve çapulculuk edemez." Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buhari'nin kullandığı bu başlık, zina etme ve şarap içmeden kaçın dırma anlamına gelmektedir. İbn Abbas'ın sözünü EbU Bekir b. Ebi Şeybe, Kitabu'l- iman'da Osman b. Ebu Safiyye vasıtasıyla mevsul olarak şöyle rivayet etmiştir: "İbn Abbas kölelerine gulam, gulam diye hitap eder ve şöyle derdi: Seni evlendireyim mi? Zina eden hiçbir köle yoktur ki Allahu Teala ondan iman nurunu çekip almasın."(İbn Ebi Şeybe, Musannef, VI, 160) Bu hadisi Ebu Cafer et-Taberi Mücahid vasıtasıyla İbn Abbas'tan merfu olarak şöyle rivayet etmiştir: "Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizi şöyle derken işittim: 'Kim zina ederse Allah onun kalbinden imanın nurunu çekip alır. Eğer bu nuru ona geri vermek isterse geri verir. ,,, Bu hadisin Ebu Davud'da, Ebu Hureyre'den nakledilen şahidi bulunmaktadır. Yukarıdaki hadiste Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, imanın bulunmamasını zina fiilinin işlenmesi durumuyla kayıtlamıştır. Bunun gereği, kişi o fiili bitirdikten sonra imansızlık durumunun devam etmemesidir. Doğru olan da budur. Hadisin manası, imansızlık durumunun sona ermesi kişinin o fiilden tam olarak vazgeçmesi durumunda sözkonusudur şeklinde de olabilir. Buna karşılık kişi sözkonusu günahta ısrarlı olduğu halde bu fiili bıraksa onu işleyen gibi olur. Bu gibi kimseden imansızlık durumunun devam etmesi daha isabetli olur. Muharibun bölümünde geleceği üzere hadisin bazı rivayet yollarında yer alan İbn Abbas'ın "Tövbe ederse imanı kendine döner" şeklindeki ifade de bu görüşü desteklemektedir. Fakat Taberi'nin Nafi b. CUbeyr b. Mut'im vasıtasıyla nakline göre İbn Abbas şöyle demiştir: "Zina eden kişi zina ettiği sırada mu'min olduğu halde zina edemez. O fiili bitirdiğinde imanı kendisine geri döner. Bu rivayette "tövbe ettiğinde" şeklinde bir ifade mevcut değildir, fakat o fiili işlemeye ara vermesi sözkonusudur. Bu yaklaşımı günahta ısrarlı olan kimsenin durumunu söz konusu etmektedir. Bir fiili işlemekte ısrarlı olan kimsenin günahı her ne kadar sürekli olsa bile bu günah, mesela hırsızlık fiilinde olduğu gibi onu doğrudan doğruya işleyen kimsenin ki gibi değildir. Hadiste geçen "nühbe" yağma edilmiş mal demektir. Bundan maksat, insanların elinden açıktan açığa ve cebren alınan mal demektir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "insanların gözleri önünde" ifadesiyle malları ellerinden alınan mağdurların durumuna işaret etmektedir. Çünkü onlar mallarını ellerinden yağma eden kimselere bakmakta ancak buna mani olamadıkları gibi yalvaramamaktadırlar. Bu ifadenin yağmanın gizlenmeden yapılmasının kinaye olarak anlatım olması da muhtemeldir. Bu durumda ifade yağmanın vazgeçilmez bir niteliği olmaktadır. Hırsızlıkla, hile ve düzenbazlıkla malı zimmetine geçirmek (ihtilas) böyle değildir. Çünkü bu fiiller gizlice yapılır. Yağmacılık ise hırsızlıktan daha beterdir. Zira bunda daha fazla bir cüret ve pervasızlık sözkonusudur. Nevevi şöyle demiştir: Bilginler bu hadisin manası üzerinde ihtilaf etmişlerdir. Araştırmacı bilginlerin ifade ettikleri isabetli ve doğru mana şudur: Bir kimse kamil bir iman halinde iken bu masiyetleri işleyemez. Burada kullanılan ifade bir şeyin olmadığını belirten ifadelerdendir. Maksat ise onun kamil manada olmadığını ifade etmektir. Bu ifadenin benzeri şudur: Fayda veren hariç hiçbir ilim yoktur, ürün verip verimli olan hariç hiçbir mal yoktur, ahiret hayatı hariç hiçbir yaşantı yoktur. Hadisi bu şekilde açıklamamız, Ebu Zerr'in rivayet ettiği şu hadisten dolayıdır. "La ilahe illAllah diyen kimse zina etmiş ve hırsızlık yapmış bile olsa cennete gider." Bir diğer hadis ise meşhur ve sahih olan Ubade hadisidir. Onun nakline göre "İnsanlar Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e hırsızlık yapmamak ve zina etmemek üzere bey'at etmişlerdir." Bu hadisin sonunda "Bu fiillerden herhangi birini işleyen kimse dünyada cezasını görür. Bu ona kefaret olur. Dünyada ceza görmeyen kimsenin durumu ise Allahu Teala'a kalmıştır. Allah dilerse onu bağışlar, dilerse azap eder" cümlesi yer almaktadır. Bunun yanında bir de "Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; Bundan başkasını, dilediği kimse için bağışlar"(Nisa 48) ayet-i kerimesi de vardır. Ayrıca ehl-i sünnetin büyük günah işleyen kimseler, şirk günahını işlemedikçe katir olmaz şeklinde icmaları vardır. Burada yer verdiğimiz iki hadis, ayet-i kerime ve icma bizi bu ve benzeri hadisleri yukarıdaki şekilde açıklamak zorunda bırakmaktadır. Yaptığımız, doğru ve dil açısından uygun bir açıklama olup, dilde çok başvurulan bir yöntemdir. Nevevi son olarak şöyle der: Bazı alimler hadisi "Her kim haram olduğunu bile bile helal olduğuna inanarak zina ederse" şeklinde açıklamışlardır. Hasan-ı Basri ve Muhammed b. Cerir et-Taberi şöyle demişlerdir: Hadisin manası o kişiden Allahu Teala'ın dostlarını isimlendirmiş olduğu övgü ismi çekilip alınır demektir. DQlayısıyla onun hakkında mu'min denemez. O kınanma ismini almaya layıktır. Bu yüzden ona hırsız, zinakar, facir ve fasık denir. İbn Abbas'ın "Böyle bir kişiden imanın nuru çekilip alınır" dediği nakledilmiştir. Bu konuda merfu bir hadis bulunmaktadır. Mühelleb'in "Ondan Allah'a itaat noktasında basireti çekilip alınır" şeklinde mana verdiği nakledilmiştir. Hadisten Çıkan Sonuçlar ı. Zina eden bir kimse ister bekar, ister muhsan, ister zina ettiği kadın yabancı, ister mahremi olsun hadiste belirtilen tehdide dahil olur. Zinanın mahrem olan kadınla yapılmasının daha iğrenç, evli kimse tarafından yapılmasının daha büyük bir günah olduğunda hiç şüphe yoktur. 2. Haram olan dokunma gibi adına zina denilen fiiller hadiste belirtilen zina kavramına dahil değildir. Aynı şekilde haram olan öpme ve bakma da böyledir. Çünkü bunlara dinimizin örfünde her ne kadar zina denilse de burada zikri . geçen zinaya dahildeğildir. Sebebine gelince; bu fiiller "el-lemem" kelimesinin tefsirinde daha önce geçtiği üzere küçük günahlardandır. 3. Az veya çok çalan, hadiste sözü edilen tehdide dahildir. Yağmacılık yapan da böyledir. Ancak bu konu bizce tartışılır. Aralarında bazı Şafii alimleri olmak üzere bir grup bilgin gasbın büyük günah olması için gasbedilen maun nisab miktarı olmasını şart koşmuşlardır. Hırsızlıkta da bazıları kayıtsız şartsız olduğunu söyleseler de durum böyledir. Mutlak ifade meşhur anlayışa paralel yorumlanmıştır. Sözkonusu anlayışa göre hırsızlıkta el kesmenin gerekliliği -nisap miktarından daha azı bile haram olmakla birlikte- nisap miktarının bulunmasına bağlıdır. 4.Başkasının malını haksız yere almak çok büyük bir günahtır. 5. Şarap içen kimse içtiği çok veya az olsun hadiste belirtilen tehdit kapsamına dahildir. Çünkü az miktardaki şarap büyük günahlardan sayılmıştır. Gerçi yasak edilmiş içkinin doğurduğu akıl sakatlığı, aklı bozmayan şeyleri içmekten daha ağırdır. Düğünlerde gelinin başına saçılan şeyler örneğinde olduğu gibi sahibi izin verse bile yağma tümüyle haramdır diyen bilginler bu hadisi delilolarak göstermişlerdir. Fakat Hasan-ı Basri, İbrahim en-Nehai ve Katade, İbnü'l-münzir'in kendilerinden yaptığı bir nakle göre haramlığın şartı, yağmanın "mal sahibinin izni olmaksızın yapılmasıdır" demişlerdir. Ebu Ubeyde bu meselede hüküm onların dedikleri gibidir demiştir. İhtilaflı olan yağma ise, hediyeleri saçan kişinin herkese eşit veya eşite yakın vermek maksadıyla izin verdiği yağmadır. Yağmacılardan güçlü olan zayıf olana galip geldiğinde ve mal sahibinin buna rızası olmadığında sözkonusu yağma mekruhtur ve bu harama kadar gider. Maliki, Şafii ve çoğunluğu oluşturan fıkıh bilginleri bunun mekruh olduğunu açıkça belirtmişlerdir. Böyle bir fiilin mekruh olduğunu belirtenler arasında sahabilerden Ebu Mesud el-Bedri, tabiundan İbrahim en-Nehai ve İkrime bulunmaktadır

Sahîh-i Buhârî, 6772
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا وَرْقَاءُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تَحْلِفُوا بِآبَائِكُمْ، وَمَنْ كَانَ حَالِفًا فَلْيَحْلِفْ بِاللَّهِ ‏"‏‏.‏

İbn Ömer'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Babalarınızın isimleriyle yemin etmeyiniz. Her kim yemin etmek zorunda kalırsa Allah'ın adına yemin etsin" buyurmuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Yüce Allah'ın isimleriyle istemek ve bunlarla Allah'a sığınmak" İbn Battal şöyle demiştir: İmam Buharl'nin bu başlıktan gayesi, ismin müsemmanın aynısı olduğunu ifade etmektir. Bundan dolayı Yüce Allah'ın zatına sığınmak nasıl sahihse, adına sığınmak da aynı şekilde sahih olmuştur. İmam Buhari Allah'ın ismiyle teberrük edip, onu vesile ederek bir şey isteme ve ona sığınma konusunda dokuz hadis zikretmiştir. Birinci sıradaki Ebu Hureyre hadisi yatağa gireceği sırada okunacak dua ile ilgilidir. Bu hadisin etraflı bir açıklaması Daavat bölümünde geçmişti. Hadiste "Bismike Rabbi vadatu cenbi ve bike erfauhu=Rabbim ancak senin isminle yan tarafımı yatağıma koydum, senin sayende de kaldırırım" ifadesi yer almaktadır. İbn Battal şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanını yatağa koymayı Allah'ın adına izafe ederken, yataktan doğrulup kalkmayı zatına izafe etmiştir. Bu da isimden maksadın zat olduğunu ve yataktan. doğrulurken ve yatarken lafza değil, onun zatından yardım dileneceğini göstermektedir. "Elbisesinin kenarıyla üç kere yatağını silkelesin." Bu ifadede yer alan "essanife" kelimesi için en-Nihaye'de elbisenin uç kısmındaki kenarıdır denilmektedir. Biz de şunu hatırlatalım: Daavat Bölümünde bu ifade "dahilete izarih1" şeklinde geçmişti ve manası da orada yer almıştı. Burası için en uygun olanı, her iki rivayeti birbiriyle uzlaştırmış olmak için en uygun olanı, bundan maksat, elbisenin içten kenarıdır demektir

Sahîh-i Buhârî, 7401

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.