İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sünen-i İbn Mâce · 410

The Book of Purification and its Sunnah

Arapça metin

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَامِرِ بْنِ زُرَارَةَ، حَدَّثَنَا شَرِيكُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ النَّخَعِيُّ، عَنْ ثَابِتِ بْنِ أَبِي صَفِيَّةَ الثُّمَالِيِّ، قَالَ سَأَلْتُ أَبَا جَعْفَرٍ قُلْتُ لَهُ حُدِّثْتَ عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ تَوَضَّأَ مَرَّةً مَرَّةً قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قُلْتُ وَمَرَّتَيْنِ مَرَّتَيْنِ وَثَلاَثًا ثَلاَثًا قَالَ نَعَمْ ‏.‏

Sabit bin Ebi Safiyye es-Sümali (Radiyallahu anh)'den:şöyle söylemiştir: Ben Ebu Ca'fer (Muhammed El-Bakır) Radiyallahu anh)'a: Cabir bin Abdillah (Radiyallahu anhüma) tarafından sana: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (abdest uzuvlarını) birer defa (yıkayarak) abdest aldı, diye tahdis edildi (mi ?) diye sordum. Ebu Ca'fer : Evet. dedi. Ben Ebu Ca'fer'e : Ve Resulullah'ın (başka bir zaman) ikişer kere (ve diğer bir defa) üçer kere (abdest uzuvlarını yıkayarak abdest aldığı da Cabir tarafından sana tahdis edildi mi?) dedim. Ebu Ca'fer : Evet, dedi." AÇIKLAMA : Hadis, Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in bir defasında abdest alırken abdest uzuvlarını birer defa yıkadığına, başka bir zaman abdest aldığında uzuvlarını ikişer defa ve bir başka vakit abdest alırken uzuvlarını üçer defa yıkadığına delalet eder. Keza, abdest alınırken meshedilmesi matlup olan uzuvları da aynı şekilde birer, ikişer ve üçer defa meshettiğine delalet eder. Çünkü hadiste yıkama ve mesh diye bir ayırım yapılmamış Vudu' (abdest) tabiri kullanılmıştır. Birer, ikişer ve üçer defa abdest almak demek yıkanacak uzuvları ve meshedilecek uzuvları bir vakit birer defa, başka zaman ikişer defa ve bir başka zaman üçer defa yıkamak ve meshetmektir. Mesh ve yıkamanın toplamına abdest denilir. Meshin bir defa yapılması matlubtur, bunun ikişer veya üçer defa yapılması matlub değildir, diyen alimlere göre hadiste geçen ikişer ve üçer defa tabiri yıkanan uzuvlara Aittir. Bu uzuvlar çoğunluğu teşkil ettikleri için «İkişer ve üçer defa abdest aldı. ifadesi kullanılmıştır. Sindi bu yorumu beyan ettikten sonra şöyle der: Bazı alimler: Abdest uzuvlarını üçer defa yıkamak en mükemmel şekildir. Resul-i Ekrem'in bir ara birer veya ikişer defa yıkamakla yetinmiş olması bunun caiz olduğunu beyan etmek içindir, demişlerdir. Bence şöyle de olabilir; Birer defa veya ikişer defa yıkamanın caizliği Kur'an-ı Kerim'in abdestle ilgili ayetinde yıkamanın bir sayı ile kayıtlanmamasından ve mutlak olmasından anlaşılıyor. Peygamber'in birer veya ikişer defa yıkamakla yetinmesi hususu suyun az oluşu veya acele etmeyi gerektiren bir halin bulunuşu dolayısıyla olmuş olabilir. Sindi bu yorumu yapmıştır.' Fakat 47'nci bab'da gelen 419 ve 420 nolu hadisler ilk yorumun daha isabetli olduğunu gösterir. Baş ve kulak meshinin sayısı hakkındaki alimlerin görüşü 51 ve 52 nolu bablarda inşaaIlah Tirmizi de hadisi rivayet etmiştir. Yalnız seneddeki Şerik'in çok yanılgan olduğunu söylemiştir. Tirmizi ayrıca Ebu İsa ve Veki'in aracılığı ile hadisi rivayet ederek bunun daha sahih olduğunu ifade etmiştir. Veki'in rivayetinde Resul-i Ekrem'in abdest uzuvlarını birer defa yıkadığı keyfiyeti var. İkişer ve üçer defa yıkadığına ait kısım yoktur. Tirmizi şerhi Tuhfe yazarı bu hadisi açıklarken ravi Sabit bin Ebi Safiyye Es-Sümali'nin zayıf ve Rafizi olduğunu söylemiş ve Aliyyu'l-Kari, EI-Mırkat'ta senedin sahih olduğunu beyan etmiş ise de senedde Şerik ve Sabit'in bulunduğunu, bu nedenle senedin zayıf sayılması gerektiğini, ancak bu bab'da sahih hadislerin bulunduğunu ifade etmiştir. Rafiziler, Şiilerin bir kolu olup hilafetin Hz. Hüseyin'den sonra sırayla oğlu Ali Zeyne'l-Abidin'e, Zeynel Abidin oğlu Muhammed El-Bakır'a ve El-Bakır'ın oğlu Cafer-i Sadık'a ... intikal ettiğine inanırlar. Hulasa'nın 56'ncı sahifesinde Sabit bin Ebi Safiyye hakkında şu kısa bilgi var: Künyesi Ebu Hamze'dir. Kufe'lidir. Enes ve Şa'bi'den rivayette bulunmuştur. Onun ravileri ise Hafs bin Gıyas ve Şerik'tir. Kendisi Rafizi'dir. Nesai onun sika olmadığını söylemiştir. El-Mansur'un hilafeti zamanında vefat etmiştir

Sünen-i İbn Mâce, 410

Benzer hadisler

HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الْقَطَّانُ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ تَوَضَّأَ غُرْفَةً غُرْفَةً ‏.‏

İbn-i Abbas (Radiyallahu anh)'den, şöyle dediği rivayet edilmiştir : (Bir defa) Resulullah (Salllallahu Aleyhi ve Sellem)'in (abdest uzuvlarını) birer avuç su ile (yıkayarak) abdest aldığını gördüm." AÇIKLAMA : AbduIIah İbn-i Abbas'ın bu hadisinin, Müslim'den başka diğer sahih hadis kitaplarında rivayet edildiği, Tirmizi'nin şerhi Tuhfe'de belirtilmiş, Tirmizi de; Bu babta rivayet edilen hadislerin en hasen ve sahih hadisi, İbn-i Abbas'ın hadisidir, demiştir. Tirmizi'nin şerhi Tuhfe'de hadisin izahı yapılırken ezcümle şöyle deniliyor ; Hadis, abdest uzuvlarının bir defa yıkanmasının vacib olduğuna delalet eder. Bunun için Peygamber (s.a.v.) birer defa yıkamak ile yetinmiştir. Eğer ikişer veya üçer defa yıkamak vacip olmuş olsaydı birer defa yıkamakla yetinmezdi. Nevevi demiştir ki; Müslümanlar abdest uzuvlarını birer defa yıkamanın vacip olduğu ve üçer defa yıkamanın sünnet olduğu hususunda icma etmişlerdir. Abdest uzuvlarının birer defa, ikişer defa ve üçer defa yıkandığına, keza bazı uzuvların üçer ve diğer uzuvların ikişer defa yıkandığına dair sahih hadisler gelmiştir. Bu hadislerden anlaşılıyor ki bu şekillerin hepsi caizdir, en üstünü üçer defa yıkamaktır ve birer defa yıkamak da yeterlidir

Sünen-i İbn Mâce, 411
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ، عَنِ الرُّبَيِّعِ بِنْتِ مُعَوِّذِ بْنِ عَفْرَاءَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ تَوَضَّأَ ثَلاَثًا ثَلاَثًا ‏.‏

Er-Rubeyyİ Bint-i Muavviz bin Afra (Radiyallahu anha)'den: şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (abdest uzuvlarını) üçer defa (yıkamak suretiyle) abdest alırdı. AÇIKLAMA : (413, 414, 415, 416, 417, 418) Burada geçen hadisler, Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in abdest uzuvlarını üçer defa yıkadığına delalet ederler. Tirmizi de aynı başlık altında açtığı babta Nebi (s.a.v.)'in böyle abdest aldığına dair Hz. Ali (r.a.)'in hadisini senedi ile beraber zikrettikten sonra, konu hakkında Osman, Er-Rubeyyi, İbn-i Ömer, Aişe, Ebu Ümame, Ebu Rafi', Abdullah bin Amr, Muaviye, Ebu Hureyre, Cabir, Abdullah bin Zeyd ve Ebu Zer' (r.anhum) hazretlerinden rivayetler bulunduğunu ifade eder. Bu arada Tirmizi şöyle der: 'Konu hakkında rivayet olunan en hasen ve en sahih hadis Hz. Ali'nin hadisidir. Bütün alimler şunda müttefiktirler ki, uzuvları birer defa yıkamak yeterlidir, ikişer defa yıkamak daha iyidir. En faziletlisi üçer defa yıkamaktır. Daha fazla yıkamak ise yoktur.' Tirmizi'nin şerhi Tuhfe'de, Hz. Ali 'nin hadisinin Ebu Davud, Nesai ve İbn-i Maceh (413 nolu) tarafından da rivayet edildiği bildiriliyor

Sünen-i İbn Mâce, 418
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا خَالِي، يَعْلَى عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مُوسَى بْنِ أَبِي عَائِشَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ جَاءَ أَعْرَابِيٌّ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَسَأَلَهُ عَنِ الْوُضُوءِ فَأَرَاهُ ثَلاَثًا ثَلاَثًا ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ هَذَا الْوُضُوءُ فَمَنْ زَادَ عَلَى هَذَا فَقَدْ أَسَاءَ وَتَعَدَّى أَوْ ظَلَمَ ‏"‏ ‏.‏

Amr bin Şuayb'ın dedesi (baba babası Abdullah bin Amr bin el-As) (Radiyallahu anhum)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Bir a'rabi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelerek abdestin nasıl alınacağını sordu. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), (abdest uzuvlarını) üçer defa (yıkayarak) ona abdest almayı gösterdi. Sonra buyurdu ki: «Abdest budur. Bundan fazla yapan kimse, isae etmiş veya taaddi etmiş veya zulüm etmiş olur.» Diğer tahric: Ebu Davud, Nesai, Ahmed, Beyhaki, Tahavi ve İbn-i Huzeyme AÇIKLAMA : Resul-i Ekrem'e gelen adamın ismi bildirilmemiştir. Burada ve Nesai'nin rivayetinde a'rabi diye geçmekte; Ebu Davud ve diğer bazı rivayetlerde 'recul = adam' diye geçer. Adamın a'rabi yani bedevi olması muhtemeldir. Adam'ın, abdest nasıl alınır? sorusu da rivayetlerde değişik cümlelerle ifade edilmiş ise de mana bakımından bir farklılık teşkil etmez. Soru üzerine Resul-i Ekrem (s.a.v.) uygulamalı olarak abdest almayı öğretmiştir. Abdest uzuvlarını üçer defa yıkadığı anlaşılıyor ise de bunun tafsilatı anlatılmıyor. Fakat Ebu Davud'un rivayetinde şöyle tafsilat var; «Resulullah (s.a.v.) önce iki elini bileklerle beraber üçer defa yıkadı, sonra yüzüriü üç defa, daha sonra iki kolunu (dirseklerle beraber) üçer defa yıkadı. Bundan sonra başına meshetti. Bunu takiben şahadet parmaklarını (n uçlarını) kulaklarına sokarak baş parmakları ile kulaklarının dışını (= arkasını) ve içini (= önünü) meshetti. Sonra ayaklarını (aşık kemikleriyle birlikte) üçer defa yıkadl. .. » El-Menhel yazarı diyor ki; Hadiste mazmaza ve istinşaktan bahsedilmiyor. Resul-i Ekrem. (s.a.v.} bunları yapmamanın caiz olduğunu beyan etmek için bırakmış olabilir. Yahut O, bunları da yapmış olup ravi yüz yıkamayı anlatmak ile. yetinmiş olabilir. Sindi, Buhari'nin şarihlerinden İbn-i Hacer el-Askalani'den naklen beyanına göre hadisteki üçer defa tabiri yıkamaya aittir. Mesh işi böyle değildir. Nitekim Said bin Mansur'un rivayetinde meshin bir defa yapıldığı belirtilmiştir. Şayet mesh'in üçer defa yapıldığı subut bulursa delillerin uzlaştırılması için üç mesh'ten maksad başın her tarafının meshedilmesidir. Hadisin «Bundan fazla yapan ... » fıkrasına gelince, El-Menhel müellifi şunu söyler: Mesela, uzuvları üçer defa'dan fazla yıkamak veya yıkanması emrolunan uzuvlardan başka uzuvları da yıkamak bu parça ile yasaklanıyor. Parçadaki İsae ve zulüm kelimelerinin açıklaması hususunda El-Menhd'in beyanına göre El-Ayni şöyle demiştir: İsae etti. Yani şer'i şerifin adabına karşı teedüb ve sünneti's-seniyyeyi terk etmekle kötü yaptı. Zulüm etti. Yami meşru sayıdan fazla yapmak sebebi ile sevabını azaltarak nefsine zulmetti. Bazılarına göre «zulmetti» tabirinden maksad şudur: Üçer defa yıkamakla sünnetin hasıl olmadığını itikad etmekle zulmetmiş, haksızlık etmiştir. EI-Menhel yazarı da: İsae ve zulümü birleştirerek şöyle manalandırır: O kimse, Resul-i Ekrem'e muhalefet etmekle, sevapsız yere fazla yıkamak süretiyle nefsini yormakla ve faydasız olarak suyu zayi etmekle kötü yapmış, haksızlık etmiştir. «Taaddi etti» cümlesine gelince, bu cümle Ebu Davud' un rivayetinde yoktur. Taaddi etmek sınırı aşmak demektir. Böyle yapan kimse meşru sayıdan fazla yıkamakla sınırı aşmış olur. Nesai'nin rivayetinde bu cümle vardır. Şunu da belirteyim: Nesai'nin rivayetinde bu fiiller; ve iledir. Yani « İsae etmiş ve taaddi etmiş ve zulmetmiştir.» Halbuki kitabımızda .... = ev ile geçtiği, için tercemede«isae etmiş veya taaddi etmiş veya zulm etmiş ... » dedik. Sindi diyor ki, musannef'in rivayetinin zahirine göre ''veya ... veya ... " tabiri ravinin tereddüdünü ifade eder. EI-Menhel müellifi. Peygamber'in böyle yapanı kınaması, onun bu işten vazgeçirilmesİ içindir, dedikten sonra EI-Mirkat'a atfen verdiği malumat'a göre İmam Nesei: Şüphe halinde kalbin tatmin olması için üçten fazla yıkamakta beis yoktur, demiştir. Fakat EI-Menhel yazarı diyor ki, üçer defa yıkadıktan sonra doğacak şüpheye mahal kalmaz. Bu vesvesenin kapısını açabilir. Bunun için İbnü'i-Mubarek hadisin zahirini tutarak: Üçer defa'dan fazla yapanın günah işlediğinden emin değilim, demiştir. Ahmed ve İshak da: Deli'den başkası üçten fazlasını yapmaz, demişlerdir. İbn-i Hacer de: Elini yüzlerce defa yıkadıgı halde, abdestsizliğinin kalkmadığını itikad eden vesveselileri gerçekten, müşahede ettik, demiştir. HADİsTEN ÇıKARıLAN HÜKÜMLER 1. Kişi bilmedigi hususları bilenlere sormalıdır. 2. Bilenler bilmeyenlere anlıyacakları şekilde anlatmalı ve gerekirse uygulamalı olarak göstermelidirler. 3. Yıkanacak abdest uzuvları üçer defa yıkanmalıdır. 4. Baş ve kulaklar birer defa meshedilmeli ve kulağın her tarafı meshedilmelidir. 5. Abdest alınırken sünnete uyulmalı, fazla veya eksik yapılmamalıdır. 6. Sünnet olana muhalefet etmek kötü, sınırı aşmak ve zulümdür. Kınanmayı müciptir

Sünen-i İbn Mâce, 422
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ نَافِعِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِيهِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ خَرَجَ لِحَاجَتِهِ فَاتَّبَعَهُ الْمُغِيرَةُ بِإِدَاوَةٍ فِيهَا مَاءٌ حَتَّى فَرَغَ مِنْ حَاجَتِهِ فَتَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَى الْخُفَّيْنِ ‏.‏

Muğtre bin Şu'be (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) abdestini bozmaya çıktı. Muğire de içinde su bulunan bir matara ile Onu izledi. Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) ihtiyacını giderdikten sonra (gelip) abdest aldı ve mestler üzerine meshetti." AÇIKLAMA : Bu hadisi Buhari, Müslim ve, Sünen sahipleri' uzun ve kısa metinler halinde rivayet etmişlerdir. Bazı lafızlarda değişiklik varsa da hepsi Peygamber (s.a.v.)'in abdest aldığında mestler üzerine meshettiğini bildirmektedirler. Bu hadisde mestler üzerine meshetmenin meşruluğuna delalet eder. İmamiye mezhebine mensub olanlar ile hariciler ve Ebu Bekir bin Davud Ez-Zahiri. mestler üzerine meshetmenin caiz olmadığını söylemişlerdir. Bunlarabdest almaya dair Maide suresinin 6. ayetini delil göstererek; bu ayette ayakların yıkanması emredilmiştir, derler. Ayrıca Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in abdest almayı öğrettiği şahsa: ''... Ve ayağını yıka .'' buyurması ve mestler üzerine meshetmekten bahsetmemesine dayanırlar. Bir de: 'Abdestte yıkanmayan topuklara azab olsun.' ile ayakları yikadıktan sonra: 'Ayakların yıkanması olmaksızın, Allah namazı kabul etmez.' mealIerindeki hadisleri mesned gösterirler ve meshe aİt hadislerin abdestayetiyle mensuh olduğunu söylerler. Alimlerin cumhüru mestler üzerine meshetmenin caizliğine hükmetmişlerdir. Hanefi alimlerinden İbnü'l-Himan Fethu'l-Kadir'de: 'Meshe ait hadisler çoktur. Ebu Hanife: Gün ışığı gibi apaçık delilleri bulduktan sonra mestler üzerine meshetmeyi caiz gördüm. Bunu caiz görmiyenin küfre gitmesinden endişelenirim. Çünkü bu hususta gelen eserler, tevatür haddini bulmuştur, demiştir. Ebu Yusuf da; Meshe ait haber meşhur olduğu için bununla ayetin neshi caizdir, demiştir' diye nakleder. El-Ayni de : Meshetmenin caizliğini hiç kimse inkar edemez. Ancak sapık bid'atçı inkar edebilir, demiştir. Hasan-i Basri de: 'Ben, yetmiş sahabiyle görüştüm. Hepsi mestler üzerine meshetmeyi meşru sayıyorlardı.' demiştir. Şafiiler'den Nevevi: İcma'ın oluşmasında sözü muteber olan bütün alimler hazarda ve seferde, ihtiyaç olsun olmasın mestler üzerine meshetmenin caizliği husüsunda, icma' etmişlerdir. Hatta. evinden çıkmayan kadın ve yürüyemeyen sakat kimse bile meshedebilir. Yalnız, Şiiler ve Hariciler, meshin caizliğini inkar etmişler ki, bunların muhalefeti muteber değildir. Malik'in mezhebi de meşhur rivayete göre cumhurun mezhebi gibidir. Sayılamıyacak kadar çok tabii bu hususu sahabilerden rivayet etmişlerdir. Ali, Aişe, İbn-i Abbas ve Ebu Hureyre (r.anhum)'un mestler üzerine meshetmeyi kabul etmediklerine dair yapılan isnad sabit değildir. Hz. Ali (r.a.)'e «Kitab. mestleri geçti.» şeklinde izafe edilen eser muttasıl bir isnad ile rivayet edilmemiştir. Hz. Aişe (r.anha)'nın: Mestler üzerine meshetme hükmü Ali bilir, diyerek mes'eleyi Hz. Ali'ye havale ettiği sabittir. İbn-i Abbas ise, abdest ayetinin inişinden sonra Peygamber (s.a.v.)'in meshetmesi sabit olmadığı zaman bundan kerahat ettiği, bilahare Peygamber (s.a.v.)'in meshettiği sabit olunca buna rücu' ettiği sabittir. Ahmed bin Hanbel; Meshin inkarı hakkındaki Ebu Hureyre'nin hadisi sahih olmayıp batıldır, demiştir. Menhel yazarı yukarıda verilen bilgiyi naklettikten sonra şöyle der: «Yukarıda işaret edilen abdest ayetine ve hadislere dayanarak meshin caiz olmadığını söyliyenlerin sözü reddedilmiştir. Şöyle ki; Ayetin hadisleri nesh ettiğine dair sözleri tutarsızdır. Çünkü Ayet Müreysi savaşında nazil olmuş, halbuki Muğire'nin bu hadiste anlattığı olay, Müreysi' savaşından sonra vuku bulan Tebuk savaşında meydana gelmiştir. Cerir (r.a.)'in (543 nolu) hadisi, Peygamber (s.a.v.)'in bu ayetin inişinden sonra meshettiğini ispata kafidir

Sünen-i İbn Mâce, 545
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنِي مَرْحُومُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ الْعَطَّارُ، حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحِيمِ بْنُ زَيْدٍ الْعَمِّيُّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ قُرَّةَ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ تَوَضَّأَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَاحِدَةً وَاحِدَةً فَقَالَ ‏"‏ هَذَا وُضُوءُ مَنْ لاَ يَقْبَلُ اللَّهُ مِنْهُ صَلاَةً إِلاَّ بِهِ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ تَوَضَّأَ ثِنْتَيْنِ ثِنْتَيْنِ فَقَالَ ‏"‏ هَذَا وُضُوءُ الْقَدْرِ مِنَ الْوُضُوءِ ‏"‏ ‏.‏ وَتَوَضَّأَ ثَلاَثًا ثَلاَثًا وَقَالَ ‏"‏ هَذَا أَسْبَغُ الْوُضُوءِ وَهُوَ وُضُوئِي وَوُضُوءُ خَلِيلِ اللَّهِ إِبْرَاهِيمَ وَمَنْ تَوَضَّأَ هَكَذَا ثُمَّ قَالَ عِنْدَ فَرَاغِهِ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ فُتِحَ لَهُ ثَمَانِيَةُ أَبْوَابِ الْجَنَّةِ يَدْخُلُ مِنْ أَيِّهَا شَاءَ ‏"‏ ‏.‏

(Abdullah) İbn-i Ömer (Radiyallahu anh)'den: şöyle söylemiştir: Resülullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem (abdest uzuvlarını) birer defa (yıkayarak) abdest aldı ve : - «Bu, o kimsenin abdestidir ki Allah hiç bir namazını bunsuz kabul etmez.» buyurdu. Sonra (abdest uzuvlarım) ikişer defa (yıkamak suretiyle), abdest aldı ve : - «Bu, değerli ve kıymetli abdesttir.» buyurdu ve (mübarek uzuvlarını) üçer defa da (yıkayarak) abdest aldı ve: - «Bu, abdestin en mükemmel olanıdır. Ve bu (şekil), benim ve Halilü'l-llah İbrahim'in abdestidir. Kim böyle abdest alıp tamamladıktan sonra: «Eşhedu en la ilahe İllallah, ve eşhedu enne Muhammeden Resulullah,» Derse o kimse için Cennetin sekiz kapısı (beraber) açılır. Onlardan dilediğinden girer.» buyurdu." Not: Zevaid'de isnadın zayıf olduğu belirtilerek nedenleri şöyle anlatılıyor: Ravilerinden Zeyd EI-Ammi zayıftır, ravi Abdurrahim ise metruk, hatta kezzabtır. Ravi Muaviye bin Kurra ise İbn-i Ömer'e ulaşmamıştır. İbn-i Hatim bu durumu EI-İlel'de söylemiş EI•Hakim de EI-Müstedrek'te açıklamıştır. AÇIKLAMA : Hadis, Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in abdest uzuvlarını birer defa, ikişer defa ve üçer defa yıkamak suretiyle üç türlü abdest aldığını bildirmektedir. Birer defa yıkamak, namazın sıhhatinin şartı olduğu, bunsuz namaz kılınamıyacağı ve kabul olunmayacağı hükmü veriliyor. Abdest uzuvlarını ikişer defa yıkamak suretiyle alınan. abdes iin Allah katında değerli ve kıymetli olduğu ifade buyurul uyar. Sindi diyor ki, fıkradan maksad, abdestin bizatihi değerli ve kıymetli olmasını veyahut böyle bir abdestle kılınan namazın değerli ve kıymetli olmasını belirtmektir. İki yorum şekli de uygundur. Hadisin son kısmında ise Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in, uzuvları üçer defa yıkamak suretiyle alınan abdestin en mükemmel abdest olduğunu ifade buyurduktan sonra, bu çeşit abdestin, Zat-ı Nebevilerinin ve dedesi Hz. İbrahim (a.s.)'ın abdest şekli olduğu belirtilmiştir. Sindi'nin Suyuti'den naklen beyan ettiğine gqre, Tabarani'nin rivayetinde; .....ve vuduil enbiyai min kabli = ''....Ve benden önceki NebiIerin abdestidir.'' cümlesi de bulunur. Sindi, diyor ki: Hadislerden anlaşıldığı gibi peygamberimizin ümmeti, abdest eseri olarak ahirette yüzleri, kolları ve ayakları nurla parlar halde haşrolunacak ve bu parıltı onlara mahsustur. Sair ümmetlerin böyle bir durumu olmayacaktır. Ama peygamberlerin hepsinin bu durumda haşrolunması muhtemeldir. Böyle yorum yapılınca bu hadisin, abdest eseri olarak görülecek parlamaya ait hadislere aykırı düşecek bir yönü kalmaz. Çünkü netice şu olur: Bütün peygamberlerin abdest almış olmaları, ÜmmetIerinin de abdest aldıklarını gerektirmez. Abdest eseri olarak ümmetimizde bulunacak ve ",Gurre ile Tahcil'' denilen nur parıltısının peygamberlerde bulunması, bunun ümmetimize mahsus olduğuna engel değildir. Çünkü hadisler diğer ümmetlerde gurre ve tahcil bulunmayacağını ifade ederler. Fakat peygamberlerde bulunmayacağına dair bir kayıt yoktur. Şayet, diğer peygamberlerin ümmetIerinin de böyle abdest aldıkları kabul edilirse şöyle denilecek: Onlar da abdest almışlar ise de gurre ve tahcil durumu onlarda bulunmayacaktır. Allah Teale. Ümmet-i Muhammediyye'ye özel bir ikram mahiyetinde gurre ve tahcili verecektir. Abdestin isbağı (= mükemmel bir şekilde alınması) ve abdest'in bitiminde kelime-i şahadet okunuşu halinde cennet kapılarının açılması ile ilgili fıkra. Müslim'de ve Ebu Davud'un süneninde Hz. Ö mer (r.a.)'den ve Hz. Ukbe bin Amir El-Cuheni (r.a.)'den müteaddit senedlerle rivayet edilmiştir. Abdest sonunda okunan kelime-i şehadetin baş kısmında; -vahdehu la şerike leh- parçası da bulunur. Tabarani ise daha uzun bir ilave yaparak şöyle nakleder: -vahdehu la şerike leh lehul mulk ve lehul hamd ve huve ala kulli şey'in kadir- Tirmizi'rıin rivayetindeki dua ise şöyledir : -Eşhedu en la ilahe illallah vahdehu la şerike leh ve eşhedu enne muhammeden abduhu ve resuluhu Allahumme’c-alnî mine’t-tevvabîne ve’c-alnî minel mutetahhirîn” TİRMİZİ’NİN BU HADİS’İ İÇİN BURAYA TIKLAYIN Ömeı ve Ukbe (r.a.)'nın isbağ ve dua ile ilgili hadisleri kitabımızın 60'ıncı babında da. Yukarıdaki hadis'in senedi zayıf olsada içerdiği hükümler ve yer alan dua ve mükafatı sahih hadislerde, Müslim Tirmizi ve Ebu Davud gibi muteber kitaplarda sabittir. Yani hadis'in metni muteber, geçerli ve sabittir, senedi zayıftır

Sünen-i İbn Mâce, 419
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُمَرَ بْنِ هَيَّاجٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ صُبَيْحٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُوَيْسٍ، عَنْ شُرَحْبِيلَ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ سُئِلَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنِ الْجُنُبِ هَلْ يَنَامُ أَوْ يَأْكُلُ أَوْ يَشْرَبُ قَالَ ‏ "‏ نَعَمْ إِذَا تَوَضَّأَ وُضُوءَهُ لِلصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏

Cabir bin Abdillah (Radtyallahü d»A«w4/dan şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e t Cünüp, uyuyabilir mi, veya yiyebilir mi, yahut içebilir mi? diye soru soruldu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dei «Evet, namaz abdesti gibi abdest aldığı zaman (bunları yapabilir.)» buyurdu. AÇIKLAMA : Hz. Aişe (r.anha)'nın hadisini Müslim. Nesai. Ebu Davud ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. Bu hadis bundan sonraki babda gelen Hz. Aişe (r.anha)'nın hadisine muhalif değildir. Orada, Peygamber (s.a.v.)'in yalnız ellerini yıkamakla yetindiği bildiriliyor. Bazen öyle yaparak caizliğini beyan buyuran efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Seııem) çoğunlukla abdest alarak bunun daha efdal olduğunu göstermiştir .. Sindi: . Cabir bin AbdiIIah (r.anh)'ın hadisinde cünüp için sorulduğu bildirilen sorudan maksad, cünübün bu işleri yapmasının uygun ve güzel olup olmadığıdır. Çünkü, cünübün abdest aldıktan sonra böyle yapması menduptur, şart değildir. Nitekim bundan sonra gelen hadisten, cünübün yalnız ellerini yıkamakla yetinmesinin caizliği anlaşılır, der. Hulasa cünüp, ğusletmeden uyuyabilir, yiyebilir, içebiir ve hanımına yaklaşabilir. Nevevi, Müslim'in şerhinde: 'Bu hususta icma' vardır. Keza cünübün bedeni ile terinin temizliğine alimler icma' etmişlerdir.' der. Cünübün anılan işleri yapmadan önce avret mahallini yıkaması ve abdest alması müstehaptır. Nevevi: 'Abdest almadan bu işleri yapmanın rnekruh olduğunu arkadaşlarımız kesinlikle belirtmişlerdir. Hadisler buna delalet eder. Bu abdestin vacib olmadığı hususunda bizce ihtilaf yoktur. Cumhur'un görüşü de budur ... ' demiştir

Sünen-i İbn Mâce, 592

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.